Türkiye Cumhuriyeti’nin vatansever bir evladından iktidara çağrı

Türkiye Cumhuriyeti’nin vatansever bir evladından iktidara çağrı

İstanbul’u 1453’te bizim yapan Fatih Sultan Mehmet ve askerleri de atamızdır; İstanbul dahil olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu’nun külleri üzerine çöken düşmanın esaretinden kurtarıp bu ülke topraklarını bize vatan yapan Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman askerleri de atamız ve kadınlı-erkekli yedi düvele karşı topyekün savaşan bu millet de atamız, anamız.

Bu millet, uzun bir süredir toplumu ayrıştırıp kin ve düşmanlık tohumları serpen söylemlerden çok rahatsız, çok yıldık!

Pala ile sokağa çıkıp sağa sola saldıran, kadınları kesen, yakan, betona gömen caniler; Valilik açıklamasına uyup metroyu durdurdu diye kadın makinisti linç etmeye kalkan, modern toplum hayatıyla uyumsuz ama bir o kadar da kendinde toplumu şekillendirme hakkı gören; dünyayı anlamak bir yana, kendi tarihini bilmeyen, kulaktan dolma bilgilerle yetişmiş, ama her şeyi bildiğini zannedecek kadar cesaretlendirilmiş, kendi küçük çevresi dışında karşı cinsle, halkla iletişim kuramayan bir güruh türedi. Bu dünyada kendi geleceği için neyin iyi olduğuna bile karar veremeyecek bir kesim için ahiret tek ümit.

Barolar adaletin örgütlenmesine ilişkin itirazları için yürürken, kadınlar kadın cinayetini protesto için yürürken, gençler ağacı, parkı korumak için gösteri yaparken hep polis şiddetine maruz kaldı. Ama kindar güruh, laik Türkiye Cumhuriyeti’nde şeriat çağrıştıran kızgın ve saldırgan tavrılarla tekbir getirerek sokakları terörize edip çöpleriyle sokakları kirletirken hiç güvenlik müdehalesi görülmüyor.

Devlet milletin fertlerine eşit uzaklıkta olduğu hissini hiç vermiyor!

Bu hala neyin rövanşı? Başörtüsü konusu aşılalı çok oldu... Bu mağduriyetler anlaşıldı, kabul edildi.

Erkekler de şalvar ve fes giymek istiyorsa giysinler. Neden hep kadın üzerinden politikalarınız?

Kadınları rahat bırakın! Biz 21. yüzyıl kadınları, T.C.’nin vatansever fertleri olduğumuz kadar, modern dünyanın da parçasıyız, erkek egemen vizyonla yaratılmaya çalışılan dar kafeslere asla girmeyiz, toplumun hiçbir alanında varlığımız sembolik olamaz!

Bu milletin çoğu ferdi müslüman, ama müslüman olmayan vatandaşlarımız da var, hiç dindar olmayanlar da var... Dini inanç kişinin özgür iradesine bağlıdır, öyle de kalmalıdır; hepimizin olması gereken devletin, dilinin din olması ve dinin yaşam tarzına siyaset ve eğitimle empoze edilmesi faşizmdir.

Din, cins ayrıştırmalarına artık bir son verin, 85 milyonu, bu toprakları bize vatan yapan Türkiye Cumhuriyetini kucaklayın!

Bir millet birbirine düşürülerek ayakta kalamaz, vatan bölünerek var olamaz!

Böyle bir gidişin sonu yıkımdır, yok oluştur!

Ulusun yarısını, 85 milyonun yıllar boyu sarfettiği emekle elde edilmiş kamu varlık ve araçlarını kullanarak karşınıza almak, yenmeye çalışmak, ülkeye, vatana düşmanlıktır! Sadece, o çok dile dolanan dış güçlere, emperyalizme hizmettir! Vatan ve ulus için değil, geleceği tecrübelerle apaçık karanlık olan bir hedef için 85 milyonun varlıklarını heba etmek, sadece emperyalizme hizmet, vatan evlatlarını köleleştirmektir !

Liyakatlı olmayan bürokratlarınız yanlış üstüne yanlış yaparak devlet mekanizmasına güveni zayıflatıyor, ekonominin etkinliği için elzem kurumlar kapatılıp, yerlerine konan şeyler genel kabul görmedikçe, kurumlar şeffaflık ve güvenilir olma özelliklerini kaybettikçe devlet kurumlarına saygınlık azalıyor.

Gelecek nesillerimiz özgür bireylerden oluşsun. Kamu varlıklarımızı sattığınız, yanlış politikalarınızdan dolayı verimsizleşen ekonomide gitgide borçluluğumuzun arttığı dış ülkelere bağımlı olmayalım.

İşçi ve memur hakları korunsun, devlet sendika ve meslek örgütlerinden korkmasın, tarım kooperatifleri desteklensin, kaynaklar adil ve kalkınma planları yapılarak şeffaf olarak dağılsın.

Bilmelisiniz ki, genç işsizliği yüzde 25, işgücüne katılım sadece yüzde 50 iken, belli bir grubun zenginleşmesi ve varlıklarının kat kat artması hep haksızca elde edilmiştir! Milletin hakkı gaspedilmiştir! İhalelerde ve bürokraside kayırmacılığa artık son verilsin, verilsin ki iktisadi verimlilik artsın, görevlere yandaş değil, iyi eğitimli ve liyakatlılar atansın. Sadece ülkenin 100 yıllık yerleşik kültürüne uymayan, uymadığı da bir türlü anlaşılmayan bir davanın inananları değil, vatan ve millet kalkınsın!

Örgün eğitim ve kalitesi, laik eğitime ayrılan kamu kaynakları artsın. Tarih, felsefe doğru anlatılsın, doğa bilimlerine ağırlık verilsin. İsteyen de yine imam olsun ama dini eğitim, cemaat ve tarikat yurtlarındaki anormal artışın iktidara yandaş, cemaat ve tarikatlara eleman yetiştirmekten öte, ülkenin toplumsal ve iktisadi gelişimine ne fayda getirdiği iyi tartılsın!

Bunlar olmazsa hep beraber biteceğiz.

Kapalı devre, biat temelli eğitim görmüş siyasal İslam odaklı bir grubun, bu vatan ve millete karşı neler yapabileceği, 15 Temmuz’da çok ağır bir dersle görülmüş olmalı. Bu dersin göz göre göre tekrarlanmasına izin verilmemeli!

85 milyonun en az yarısı memnun değil toplumsal ve iktisadi gidişattan ... Hiçbir parti sonsuza dek iktidar kalamaz, kalmamalı, siz de kalmayacaksınız. Açık tanımını bir türlü yapmadığınız o davanız da tüm ülkenin davası asla olmayacak, halkı buna mecbur edemezsiniz.

Kendi çevreniz dışındakilerin bu vatanın refahı ve bekası için yaptığı uyarılara hiç kulak vermediniz, bari şimdi verin:

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerleri, bu vatan ve milletin bekası için tek yoldur! T.C.’nin her vatanseverinin davası da budur.