Türkiye’de atık suların durum analizi!

Türkiye’de atık suların durum analizi!

Dünya tatlı su kaynaklarını hızla tüketiyor. Mevcut su tüketimi verilerinden elde edilen sonuçlara göre 2030 yılında global yıllık su ihtiyacı 6900 milyar metreküp olacak ve toplam ulaşılabilir güvenilir su kaynaklarından elde edilen 4200 milyar metreküp su, total ihtiyacın ancak %64’ünü karşılayabilecek.

İklim değişimleri, hızlı şehirleşme ve turizm sektörünün büyümesi ülkemizde ciddi boyutta su tüketimine neden olmakta. Kalan temiz su kaynaklarımızı gözümüz gibi korumak zorundayız. Zira Türkiye’de içme su kaynakları büyük çapta bir kirlilik yaşanmakta; iklim değişimleri kirlenmeyi ve kıtlığı derinleştirmekte. ABD merkezli Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi (CDC), 244 ülkenin musluk suyu kalitesini inceledi. Çalışmaya göre, 244 ülkeden 187’si güvenli olmayan musluk suyuna sahip bulunurken yalnızca 57 ülke geçer not aldı. Türkiye, güvenli musluk suyuna sahip olmayan ülkeler listesinde yer alıyor.

Dünya’da birçok ülke su kıtlığı sorununa kafa yormakta ve geliştirdiği projelerle atık suyu rehabilite etmektedir. Rehabilite edilen atık suyun tarımsal amaçlı kullanımı gittikçe yaygınlaşmakta. Bazı ülkeler arıtmayı bir adım öne taşıyarak ileri teknoloji ile atık sularda içme suyu standartlarını sağladı ve artık bu suyun tadının tüketiciler tarafından fark edilip edilmediğini test etmeye başladılar. Sonuçlar son derece olumlu.

Ülkemizde musluktan akan içme suyunun kalitesizliği ve su kaynaklarının dengesiz dağılımı nedeniyle insanlar ağırlıklı olarak pet şişelerden, damacanalarda su tüketmekteler. Ülkede acilen atık suların tekrar kullanımı amaçlı kapsayıcı bir plana ihtiyaç var. Mevcut atık su arıtma tesislerinin acilen bir üst arıtma modeline geçme zorunluluğu mevcut.

Dünya’da atık su arıtma sistemleriyle elde edilen sular çoğunlukla tarımsal sulama, akiferlerin tekrar doldurulması, şehirlerdeki parkların ihtiyacının karşılanması, endüstride soğutucu etkisinden faydalanma amaçlı kullanılmakta. Ancak birçok ülke tuvaletten musluğa şiarıyla geri dönüşümü sağlayabilecek kadar atık su geri kazanımını başardı. Ancak Türkiye’de muazzam miktarda atık su olmasına rağmen atık suların tekrar kazanımı son derece düşük.

Türkiye’nin toplam mevcut teknik yöntemlerle temin edebileceği ve kullanabileceği yüzey ve yeraltı suyu miktarı 112 milyar metreküp civarında; bu suyun 96 milyar metreküpü yani % 86’sı sınırları içindeki, 3 milyar metreküpü ise sınırları dışarıda olan ırmaklardan gelmekte ve 12 milyar metreküp ise (%11) yeraltı su kaynaklarından sağlanmakta.

10 YIL İÇİNDE SU KITLIĞI YAŞANACAK

Türkiye’de yapılan bazı çalışmaların verdiği bilgilere göre Türkiye’nin yıllık su çekilmesi nedeniyle su kaynaklarından sağlanan su yıllar içerisinde %20 yıllık azalacak ve gelecek 10 yıl içinde ülkede bir su kıtlığı sorunu yaşanacak.

Mevcut durumda kişi başı düşen su miktarı 1.519 metreküp/yıl civarı. TUİK verilerine göre 2030 yılında Türkiye nüfusu 100 milyona ulaşacak ve kişi başı düşen su miktarı 1.120 metreküp/yıl’a düşecek. Farklı çalışmaların tahminlerine göre Güney Avrupa ve Akdeniz bölgelerinde yıllık yağış miktarı %12 azalacak ve bu Türkiye’deki ırmakları ağır boyutta etkileyecek.

Son 30 yılda AB ve üyeleri, sürdürülebilir su politikaları için anlaşmaya vardı. Suyun tekrar kullanım şemaları, endüstrileşmiş ve suya kıyısı olan bölgeler için tanımlandı. Halihazırda İsviçre, Avustralya, Singapur, Güney Afrika ve Güney Kıbrıs’ta kapsamlı bir şekilde atık suyun tekrar kullanımı projeleri mevcut. Yetersiz su kapasitesi olan İsrail, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt gibi ülkeler bile Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımladığı kişi başı temel su ihtiyacına hitaben başarılı bir şekilde kişi başı atık su dönüşümünü başardılar. Ancak temiz su kaynak sıkıntısı yaşayan Türkiye, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Kuzey Kıbrıs gibi ülkeler, atık suyun tekrar dönüşümü konusunda ciddi sorunlar yaşamaktalar.

Türkiye’de mevut 597 atık su arıtma tesisinde 303 tanesi sadece ikincil arıtma, 13’ü sadece birincil derece arıtma, 40 tanesi derin sulara deşarj tekniği, 40 tanesi küçük çapta terapi modeli ve 77 si ileri doğal terapi modelleri kullanmaktadır. Mevcut durumda sadece 14 milyon metreküp atık su farklı terapi modelleriyle arıtılmakta.

İstanbul dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri ve İstanbul’da sudaki azot ve fosforu kontrol etmek için yeni yeni kullanılmaya başlanan biyolojik arıtma ve ileri teknoloji arıtma tesisleri bile ağır teknik sorunlar yaşamakta. Otomasyon olmaması, boruların tıkanması, eski tip cihazların kullanılması ve ünitenin kapasitesinin üstünde atık su pompalanması nedeniyle kurulan tesisler etkin çalışmamakta. İSKİ ağırlıklı olarak içme suyu güvenliği ve temini ağırlıklı çalışmakta; ileri atık su arıtma ve suyun geri kazanımı konusunda yürütülen modeller sözde kalmakta.

Türkiye’de 69 ilde halihazırda mevcut atık su arıtma sistemlerinden elde edilen suyun geri kullanım amaçlı dönüşümü sınırlı oranda olmak üzere sadece 12 ilde mevzubahis; geri kazanılan suyun çoğunluğu tarımsal ve endüstriyel amaçla kullanılmakta. İçme boyutunda bir arıtma halihazırda mevcut değil.

Atık suların etraftaki dere ve ırmaklara verilecek kadar rehabilitasyonu ile içilecek hale getirilinceye kadar olan rehabilitasyonu farklı teknolojik yöntemleri gerektiriyor. Rehabilitasyonun başarısını etkileyen en önemli faktörlerden birisi endüstriyel atık sularla endüstriyel olmayan atık suları karıştırmamaktan geçiyor. Arıtma işleminin farklı aşamaları mevcut. Büyük ve küçük partiküllerden arındırıldıktan sonra büyük tanklarda bekletilerek katı maddelerin çökertildiği bir havuzda çökertme işlemi yapılmakta. Çökertme sonrası alınan su, suda doğal olarak bulunan oksijen kullanan bakterilerin çoğaltılması amaçlı havalandırma tanklarına alınıyor. Bu bakterilerin sudaki organik materyalleri kullanarak büyük partiküller oluşturması ve sonra dibe çökmesi sağlanıyor. 3-6 saat bu tanklarda bekletilen su, daha sonra son tanka alınıyor ve 15-20 dk boyunca çoğunlukla sodyum hipoklorite maruz bırakılarak mikroorganizmalardan temizlenmesi amaçlanıyor. Environmental Protection Agency’nin (EPA) 1998 kriterlerine göre bu işlemler çevreye bırakmak için yeterli kabul ediliyor. Ancak içme suyu ya da tarımsal amaçlı kullanıma uygun hale getirebilmek için ileri teknolojik metotlar gerekiyor.

Klasik atık su arıtma metotları koagülasyon, flokülasyon, çöktürme, kum filtrelerden geçirme, dezenfeksiyon veya ozonla muamele olarak bilinmekte. Ancak bu klasik yöntemler, sadece mikro düzeyde kirleticileri temizlemekte ve atık sulardan toksinleri, pestisitleri, ilaç artıklarını, arsenik ve herbisitleri temizlemekte yetersiz kalmaktadır.

ÜLKENİN SU GELECEĞİ KARANLIK

Türkiye’de atık su arıtma sistemlerinin kurulması, işletilmesi, kontrolü yabancı şirketlerin elinde. Kısacası birçok alanda olduğu üzere bu alanda da tamamen dışa bağımlıyız. Dışa bağımlı her alan gibi uluslararası şirketlerin eline düşüyor; aracısı olan belediyelerin ve belediyeye bağlı şirketlerin iş bağlantılarına ve tercihlerine mahkum oluyoruz. Kurulan arıtma sistemlerinin kontrolünü dahi başaramayacak durumdayız. Arıtıldığı savlanan atık suların biyolojik, kimyasal, toksikolojik verileri olmadığı gibi halka arzı da söz konusu değil. Neyin, ne kadar arıtıldığını bilmiyoruz. Ülkemdeki üniversitelerden istenen proje yok; TUBİTAK’ın kapsayıcı bir çalışması yok. Üretilen birkaç projeye ise belediyeler itibar etmiyor. Kısacası ülkenin su geleceği karanlık.

Sayın İmamoğlu’nun İstanbul atık su projesinin iptali için yaptığı gösterinin altını dolduracak bir gerekçesi olmadığı gibi yerine koyacağı ve tamamen geri kazanımı hedefleyen bir projesi yok. İstanbul gibi bir mega şehrin yakın gelecekte su sorunu ağırlaşacak görünüyor. Bütün belediyelerin takkesini önüne koyup şeffaf bir şekilde mevcut durumu ve geleceğe dair programlarını halka açıklaması gerekiyor. Belediyeler ile üniversitelerin acilen bilimsel temelli işbirliği yapması gerekiyor. Seçilen belediye başkanları geçmiş yönetimlerin hizmette eksiklerinin analizini elbette yapacaktır; elbette hesap da soracaktır; fakat özellikle tüm toplumun geleceğini ilgilendiren su gibi bir konuda “Siz ne yapacaksınız?” sorusuna nihai bir cevap gerekli değil mi?

Kaynaklar:

  1. Wastewater reclamation and reuse trends in Turkey: Opportunities and challenges Article  in  Journal of Water Process Engineering · October 2017
  2. Preference for tap, bottled, and recycled water: Relations to PTC taste sensitivity and personality. Appetite Volume 121, 1 February 2018, Pages 119-128
  3. United States EPA 833-F-98-002 Environmental Protection May 1998 Agency Office of Water (4204) Wastewater Treatment Works… The Basics