Türkiye’nin Mısır ile imtihanı

Barış Adıbelli yazdı...

featured

Son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan hem Suriye ile ilgili hem de Mısır ile ilgili önemli çıkışlar geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Katar’da düzenlenen dünya kupasının açılış töreninde Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile tokalaşması hatta Mısır basınına göre ikili ilişkilerin ele alındığı mini bir zirve düzenlenmesi Türkiye’de hızla gündemin başına oturdu. Doğal olarak destek ve  eleştirileri de beraberinde getirdi.

Dünya hızla değişiyor özellikle Pandemiden bu tarafa bu değişim daha da hızlandı. Klişe bir söz olacak ama dünyada değişmeyen tek şey değişimin bizzat kendisidir. Bu değişim uluslararası ilişkilere, uluslararası politikaya, dış ilişkilere de yansıyor. Doğu Akdeniz’de de jeopolitik iklim an be an değişiyor. Uluslararası ilişkiler ve  dış politika; canlı, dinamik, an be an değişen, sürekli yaşayan aktif halde olan süreçlerdir ve asla boşluk, durağanlık kabul etmez. Devletlerin bir anlık gafleti veya tereddüt etmesi  anında başka devletlerin fırsatı haline gelir. Oluşan jeopolitik  boşluklar anında başka aktörler tarafından doldurulur. Böyle durumlarda da geçirdiğiniz her saniye her dakika sizin aleyhinize karşı tarafın ise lehine işler. Devletlerin uluslararası sistemde tek motivasyon kaynağı vardır; o da ulusal çıkarlarıdır. Devletler he zaman ulusal çıkarları doğrultusunda uluslararası politikada pozisyon alırlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Katar dönüşü yaptığı açıklamada Mısır ile üst düzey görüşmelerin olması gereğine işaret, özellikle Mısır ile görüşmelerin Türkiye’ye karşı Akdeniz’de tavır içinde olanlara yönelik barışın ikame edilmesi olarak  vurguladı. Bu açıklamadan anlaşıldığı kadar Türkiye’nin önümüzdeki dönemde ana hedefi Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı Mısır, İsrail, Lübnan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan tarafından kurulan “Şer İttifakını” Mısır ve İsrail ile “Barış İttifakına” çevirmek. İsrail ile ilişkiler normalleşti, sırada Mısır var gibi görünüyor; ancak Mısır’ın Yunanistan ile ittifakını bozması o kadar kolay değil.

Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi kolaydı. Zira bu ülkeleri dışarıdan etkileyebilecek aktörle yoktu. Fakat Mısır ile  ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinde Yunanistan her zaman önemli bir faktör oldu. Çünkü diğer nedenler bir tarafa bırakıldığında Yunanistan’ın Mısır ile ilişkilerinde elinde öyle bir silah var ki bu silah Türkiye’de yok. Bu silah Yunanistan’ın AB’deki veto gücü. Mısır, AB ile ilişkilere önem veriyor. Bu ilişkilerin iki boyutu var: Birinci boyut ticaret, ikinci boyut ise siyasi ilişkiler. Darbe ile göreve gelen Sisi her şeye  rağmen yine de  AB nezdinde demokrasi ve insan hakları bakımından sabıkalı bir lider imajına sahip. Zaman zaman insan hakları ve demokrasi ihlalleri  nedeniyle AB’nin gündemine gelen Mısır olası yaptırım ve öteki kınama kararlarını Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin  vetosu ile aşılabileceğini düşünüyor. Böyle düşünmekte haklı zira önünde bir Çin örneği duruyor.

Çin, bugüne kadar AB’nin insan hakları nedeniyle kınama hatta yaptırım kararlarından Yunanistan vetosuyla kurtulmuş durumdadır. Çin, bunu karşılığını Yunanistan’ın Pire limanını alarak ve Kuşak ve Yol girişiminde Yunanistan’ı Avrupa’nın terminali haline getirerek verdi. Fakat Miçotakis yönetimi ABD ile hareket ederek Çin’i Yunanistan’da sınırladı. Buna rağmen Çin’in Yunanistan’a yönelik aşkı hiç bitmedi. Çünkü AB’de veto gücü bu aşkın temeliydi. Ancak bu rüya da fazla gitmeyecek gibi. Ukrayna savaşıyla birlikte vetolar nedeniyle AB de hızlı karar alamaması ve birlik görüntüsü verememesi nedeniyle kararların oybirliği ile alınmasının değiştirilmesi gündeme gelmiş durumda. Bu değişene kadar Mısır, Yunanistan’ın yanında durur.

Sonuç olarak, değişen jeopolitik iklim nedeniyle Türkiye’nin bölgesindeki tüm ülkelerle ilişkileri normalleştirilmesi kendi ulusal çıkarları için gereklidir. Dış politikada duygusallığa yer yoktur. Dış politikada çıkarlarınız ne zaman gerektirirse o anda istediğiniz yerden dönersiniz. Örneğin ABD, 1949’dan beri kanlı bıçaklı olduğu Komünist Çin ile 1971’de ilişkileri normalleştirdi. Yine 2021’de  20 yıl savaştığı Taliban’la bir anda müttefik oldu. Hepsinde gerekçe ulusal çıkarlardı.

Türkiye’nin Mısır ile imtihanı

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 1 hafta önce

    İvedi olarak, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün vasiyetine ihanet sürecinden dönerek, Rusya karşıtı ittifak olan NATO’dan çıkılmalıdır. Hemen ardından ise Sadabat Paktı içine Rusya da alınarak canlandırılmalı ve Adalar Denizi’nde ve Karaman Denizi’nde (Doğu Akdeniz) operasyon yapılarak bizim olana sahip çıkılmalıdır. Gerisi kendiliğinden gelir.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!