Türkiye’nin sorunu

Türkiye’nin sorunu

Kime sorsak, “Türkiye’nin sorunları nelerdir veya en önemli sorunu nedir?” diye mutlaka yanıtı/yanıtları vardır.

Yanıtlar herkesin kendi düşünce yapısı, hayat görüşü ve ideolojisine göre değişecektir.

Hangi ülke olursa olsun sorunlar yumağı içerisinde bocalıyor, ülke ve ulus çıkarına uygun çözümler üretemiyorsa sorunun merkezinde yönetim vardır.

Kanımca Atatürk sonrasından itibaren Türkiye’nin ana sorunu yönetimlerdir.

Son yirmi yılda sorun zirve yapmıştır.

Kurtuluş ve kuruluş yıllarında, yokluklar içinde sarp dağları aşan ülke, olanaklar bolluğunda dereciklerden geçemez olmuştur.

SORUNLAR YUMAĞI

Son yıllarda yaşamakta olduğumuz sorunlardan önemli olanları şöyle bir sıralayalım;

Ekonomik çöküş, yolsuzluk,  işsizlik, pahalılık-yoksulluk,

PKK ve diğer terör örgütleri (FETÖ dahil) ile mücadele,

Niteliksiz ve çoklu eğitim,

Bağımlı ve taraflı yargı,

Suriye ile; çatışma,

Irak ile; terör örgütünün üslenmesi,

Yunanistan ile; Kıbrıs, Ege adaları, münhasır ekonomik bölge, mülteciler,

Rusya ile; Suriye, doğal gaz,

ABD ile; terör örgütlerine yaklaşım, Suriye-Irak’ta çıkar çatışması, S-400 ve NATO,

Libya ile; iç işlerine karışma…

Unuttuklarım veya geri plana attıklarım olabilir ama daha ne olsun ki?

TUTARSIZ, İLKESİZ SİYASET

Siyaset, sorunlara çözüm bulma yöntemidir.

Türkiye yıllardır bu sorunların içinde boğuluyorsa siyaset iyi işlemiyor demektir.

Siyaset iyi işlemiyorsa, siyasi otorite yani ülkeyi yönetenler yetersizdir.

İşte can alıcı nokta budur.

Özellikle AKP’nin iktidar olduğu son 18 yılda; tutarsız, ilkesiz, seviyesiz bir siyaset izlenmiş ve ülke hiç hak etmediği yerlere sürüklenmiştir.

Oysa her siyasi parti gibi AKP de sorunları çözmek, komşularıyla sıfır sorun seviyesine ulaşmak ve ülkeyi çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmak vaadiyle iktidar olmuştur.

Hiçbir hedef tutturulamayınca, 15 yılın sonunda, sorun siyasi sistemde bulunarak hızlı çözümler üretmek gerekçesiyle “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” diye ucube bir sisteme geçilmiştir.

Ne acıdır ki hızlı çözümler yerine sorunlarda hızlı artışlar sürüp gitmektedir.

SINAMA- YANILMA, GEL-GİT

AKP iktidarı ve onun lideri RTE’nin ilk günden bu güne kavrayamadığı veya üstesinden gelemediği önemli yanlış, sınama yanılma yolu ile devleti yönetmeye kalkmasıdır.

Yukarıda sıraladığım her sorunda bunun örnekleri görülmüştür.

En kolay anımsanacak olanlar terörle mücadeledeki ve dış politikadaki gel-gitlerdir;

  • PKK terörünü bitirmek için bedelini siyasi gelecekleri ile ödemeyi göze alarak “çözüm” adı altında terör örgütü ile pazarlığa giriştiler.

2015 Haziran seçiminde düşüşü görünce 180 derece dönüşle yüzlerce evladımızın canına mal olan hendek savaşlarını başlattılar.

  • “Libya’da; NATO’nun ne işi var”  diye doğru çıkış yaptılar, ardından ABD’nin kuyruğuna takılıp ülkenin iç sorununa müdahalede başı çektiler.  Ülkenin parçalanmasında pay sahibi oldular. Hala taraf olmaya devam etmekteler.
  • Suriye’de; Esad’la kankalığa varan dostluk girişimlerinden ani bir dönüşle ABD gemisine binerek ülkenin iç savaşa sürüklenişinde ateşleyici oldular.

ABD’nin “Kürt koridoru” oluşturma, dolaysıyla Kürt devleti kurma oyununa gelip peşmergelerin Suriye’ye girişine yardımcı oldular. PYD’yi desteklediler. Sonra uyanıp Suriye’ye girdiler.

Terörle mücadelenin başarısı ve güney sınırımızın güvenliği için Suriye ile iş birliğinin ön koşul olduğunu görmeyerek “İhvancılık ve Esed düşmanlığı takıntısından” vaz geçemediler. Çıkmaz içinde bocalamaktalar.

  • Suriye’de ikili oynayarak hem ABD’den hem Rusya’dan yararlanma kurnazlığına soyundular.

İki taraftan da darbe üstüne darbe yediler.

Ruslar vurdu, 33 şehit verdik. Kapıda bekletilip aşağılandılar.

ABD ‘ye diz çöküp yalvarmadıkları kaldı.

  • Irak’ta; merkezi hükümet ile peşmergelerin yerel hükümeti arasında salınıp durdular. PKK’nın bu ülkedeki üslenmesini engelleyemediler.
  • Yunanistan ile; TSK’yı saf dışı bırakıp “İstikşafi görüşmelerle” sorunları çözme iddiası ile yola çıktılar.

Geçmişten gelen sorunlara Ege’deki ada, adacık ve kayalıklarımızın işgalini ve münhasır ekonomik bölge sorunu eklediler.

GKRY, AB’ye girdi. Kıbrıs’ta elimizi zayıflattılar.

Birer cümle ile bile değinsem sabır taşıracak uzunlukta bir yazı olacağını biliyorum. İlerdeki yazılarımda bu konulara tekrar değinmek üzere noktalıyorum.

ÇÖZÜM

Her yanından iyice yontulmuş olsa da ülkemizde demokratik bir sistem olduğuna göre çözüm de sistemin içindedir.

Mevcut yönetimi benimsemeyen, Anayasamızdaki değişmez ilke ve esaslar çerçevesinde görüş birliğinde olanlar güç birliği oluşturarak bu iktidara son verecektir.

2023’e kadar kalan üç yıllık süre devlet hayatında çok kısa bir süredir.

Birbirimize vurarak değil hata ve eksiklerimizi düzelterek güçlenmek tek çaredir.

Aydınlık günleri mutlaka göreceğiz.

Birlikte göreceğiz.