Türkiye’nin stratejik önceliği: Cephe sayısını azaltmak!

Türkiye’nin stratejik önceliği: Cephe sayısını azaltmak!

Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıktığında kafasında çok net bir hedef vardı. Bu hedef, ‘’Misak-ı Milli sınırları içinde, Türk halkının egemenliğine dayanan Türk devletini kurmaktı.’’

Bu hedefe ulaşabilmesi için Mustafa Kemal’in Misak-Milli sınırları içinde çok cepheli savaş vermesi, öncelikle içeride işbirlikçiler ile mücadele etmesi, bozguncuları ezmesi, doğu cephesini ve güney cephesini sorun olmaktan çıkarması, böylece cephe sayısını azaltması, sonunda asli cephe olan Batı cephesinde kesin sonucu sağlaması gerekiyordu.

Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşı stratejisini bu esasa dayandırdı; askeri ve diplomasi gücünü kullanarak iç tehdidi bertaraf etti, doğu ve güney cephelerini rahatlattı, cephe sayısını batı cephesine, teke indirgedi.

Mustafa Kemal’in nihai hedefine ulaşabilmesi için Batı’nın Anadolu’ya sürdüğü Yunan ordusuna karşı teke indirgenen cephede kesin sonuçlu bir imha muharebesi ile bu ordunun yok edilmesi ve kalıntılarının da denize dökülmesi gerekiyordu. Öyle de oldu…

O halde, Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtuluş Savaşı stratejisinde, başarıyı mümkün kılan kilit olgunun batıda kesin sonuç için, cephe sayısını azaltmak olduğu ifade edilebilir.

Günümüzde de Türkiye Kurtuluş Savaşı’na benzer stratejik durum ile karşı karşıyadır. Mavi Vatan’ın eklemlenmesi ile Misak-ı Milli coğrafyası genişlemiştir.

Türkiye, bu coğrafyada çok cepheli bir mücadele vermektedir.

-Birinci cephede, içeride PKK ile mücadele devam etmektedir.

-İkinci cephe Irak giderek bölünmekte, Irak’ın kuzeyinde Kürt devleti inşa edilmekte, PKK bu ülkenin kuzeyinde varlığını sürdürmektedir.

-Üçüncü cephe Suriye’yi Fırat’ın batısı ve doğusu olmak üzere iki tali cepheye ayırmak gerekir. Bu ülke giderek parçalanmakta ABD, parçalanan Irak’tan PKK-YPG devleti çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu coğrafyada İdlib, ne zaman patlayacağı belli olmayan pimi çekilmiş bomba gibidir.

-Dördüncü cephe Libya, Doğu Akdeniz cephesinin tali cephesidir. Bu tali cepheyi asli cephe Doğu Akdeniz stratejisinin içinde düşünmek gerekir.

-Asli cephe Doğu Akdeniz, Trakya’da Meriç nehrinden başlar, Ege denizini içine alır, batıda Libya’ya, güneyde Mısır’a, doğuda Kıbrıs tali cephesini içine alarak Suriye’ye uzanır.

Türkiye’nin asli cephesi Doğu Akdeniz cephesidir. Türkiye bu cephede Kurtuluş Savaşı’nda da olduğu gibi Yunanistan’ı bir piyon gibi öne süren Atlantik cephesi tarafından kuşatılmaktadır.

Küresel ve bölgesel güç mücadelelerinin ivme kazandığı bu süreçte, eski ittifaklar demode olmakta, tehdit algıları değişmekte yeni güvenlik anlayışına olan ihtiyaç giderek artmaktadır.

Türkiye’nin jeostratejisinin önceliği asli cephe Doğu Akdeniz olmalıdır ve Türkiye’yi yönetenler bu coğrafyadaki çıkarlarımızı gerçekleştirebilmek için öncelikle şu sorulara cevaplar aramalıdır:

-Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızı kimler tehdit etmektedir?

-Asli cephe Doğu Akdeniz’de güçlü olmak için hangi cephelerde kuvvet tasarruf etmek mümkündür?

-Cephe sayısı nasıl azaltılabilir?

-Tali cephelerde kimlerle uzlaşarak, işbirliği yaparak cephe sayısı azaltılabilir?

-Cephe sayısını azaltmak için siyaset ve diplomasi hangi görevleri üstlenmelidir?

-Asli cephe Doğu Akdeniz olduğuna göre TSK nasıl yapılandırılmalı ve konuşlandırılmalıdır?

SON SÖZ:

Cephe sayısını azaltmanın ve Doğu Akdeniz’de güçlü olmanın reçetesi, ideolojiye değil, milli çıkarlara dayandırılan, güç-hedef dengesini dikkate alan rasyonel stratejiler geliştirerek uygulamaktır.