Türkiye’nin Suriye için çıkış stratejisi var mı? Varsa nedir?

Nejat Eslen yazdı...

Türkiye’nin Suriye için çıkış stratejisi var mı? Varsa nedir?

11 Eylül olayından sonra ABD’nin Avrasya macerası başlamıştı. ABD, Afganistan’a ve Irak’a Genişletilmiş Ortadoğu Projesi kapsamında askeri gücü ile girmişti.

Bir süre sonra, askeri müdahalelerin yüksek maliyeti ve ABD’nin askeri gücündeki kısıtlamalar nedeni ile yöntem değiştirildi, renkli devrimler ve hedef ülkeleri içeriden karıştırarak rejimleri değiştirmeyi amaçlayan Arap Baharı başlatıldı.

ABD başlangıçta Arap Baharını Müslüman Kardeşler üzerinden gerçekleştirmek istiyordu. 

Suriye de Arap Baharının kurbanı oldu. 

2011 Yılında ABD bu ülkede başlattığı Arap Baharı ile Suriye’yi içerden karıştırarak  Esad rejimini yıkmayı, bu ülkeyi parçalamayı, parçalanan bu ülkeden PKK-YPG devleti çıkarmayı ve Suriye’yi artık İsrail’e tehdit oluşturamaz duruma getirmeyi amaçladı.

Bu süreçte ABD, demokrasiyi ve Müslüman halkı  birlikte bulunduran kimliği ve Müslüman Kardeşler yönetimi ile Arap Baharında Türkiye’yi  Ortadoğu’da model yapmak, Türkiye ile birlikte çalışmak istedi.

Türkiye’yi yönetenler o tarihte,  Arap Baharını fırsata dönüştürerek Ortadoğu’da lider ülke olma hayaline kapılmıştı.

Bu nedenle de Türkiye, Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi gayretlerinde ABD ile birlikte hareket etti.

Yine o tarihlerde, Türkiye’deki yönetimin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye Devlet Başkanı Esad karşısında bacak bacak üstüne atarak ülkesini nasıl demokratikleştirmesi gerektiğini anlattı. 

Oysa, komşu ülke Suriye’de istikrar ve bu ülkenin bütünlüğü Türkiye’nin en önemli çıkarı idi ve Türkiye bu politika hedefini destekleyecek stratejileri gerçekleştirmeliydi.

Türkiye’yi yönetenler tam aksini yaptı. Suriye’yi istikrarsızlaştıran, bölünmesini kolaylaştıran ABD politikalarına destek verdi.

Zaman içinde Türkiye, çok büyük sığınmacı sorunu ve bu ülkede PKK-YPG tehdidi ile karşı karşıya kaldı; PKK-YPG’ye karşı Suriye içinde askeri müdahalelerde bulundu. Suriye içinde, Özgür Suriye Ordusu adını taşıyan paralı askerleri kullandı.

Suriye’de Esad rejimi Rusya desteği sayesinde ayakta kalmayı başarı. Günümüzde Suriye’de en güçlü dış aktörün Rusya olduğunu söylemek mümkündür.

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ile birlikte Suriye’de hareketlilik arttı. Önümüzdeki süreçte Rusya’nın Suriye’de daha aktif olmasını beklemek gerekir.

Türkiye için Suriye’de en ciddi ve öncelikli sorun İdlib’dir. İdlib’de Türk askeri rejim güçleri ile terör örgütü HTŞ arasında gözlem noktaları ile bir çeşit tampon görevi yapmıştır. El Kaide uzantısı HTŞ, ABD’nin gözde örgütüdür. Önümüzdeki günlerde bu bölgede daha fazla hareket beklenmelidir. İdlib'deki teröristler, yakın zamanda üç askerimizi şehit etmiştir. (Terör örgütüne güven olmaz. Kim daha fazla para verirse onun düdüğünü çalar.)

ABD’nin Afganistan’da devşirmelerden oluşturduğu yandaş yönetimi terk ederek bu ülkeden hızla çekilmesi Rusya’yı ve Esad’ı İdlib’de ve Suriye’nin bütününde daha da cesaretlendirebilecektir.

Putin, Türkiye’nin Kırım, Ukrayna ve Karadeniz meselelerinde, ABD ile kayıtsız şartsız birlikte hareket etmesinin, Rusya’yı doğrudan karşısına almasının bedelini, Türkiye’ye Suriye’de ödetmek isteyebilecektir. Bu nedenle de Putin, Türkiye’yi kastederek, yabancı askeri güçlerin Suriye’yi terk etmesini istemiştir.

ABD’nin Afganistan’dan hızla çekilmesinden alınan dersler ışığında, Türkiye Suriye ile ilgili çıkarlarını, politika hedeflerini ve askeri stratejisini yeniden gözden geçirmelidir.

Bu kapsamda şu sorulara cevaplar aranmalıdır;

-Türkiye’nin, içinde bulunduğumuz şartlarda, Suriye ile ilgili gerçek ulusal çıkarları nelerdir? Türkiye bu çıkarların hangilerini gerçekleştirebilir; hangilerinden vazgeçmek zorunda kalabilir?

-Türkiye’nin güvenliğine Suriye’den yönelmiş doğrudan veya dolaylı tehditler ve riskler nelerdir?

-Türkiye gerçekten Suriye’nin siyasi birliğinden, toprak bütünlüğünde yana mıdır? Eğer, öyle ise Suriye içinde kontrol ettiği bölgelerden çıkmayı kabul edecek midir?

-Yoksa Türkiye, kontrol ettiği bölgeleri elde tutmak için Suriye’nin parçalanmasına, parçalanan Suriye’den PKK-YPG yapısı çıkmasına göz mü yumacaktır?

-Suriyeli sığınmacılar sorunu nasıl çözülecektir?

-İdlib sorunu nasıl çözülecektir; buradan sığınmacı akını nasıl önlenecektir; bu bölgedeki terör örgütleri sorunu nasıl çözülecektir?

-ABD’nin Afganistan’dan hızla çekilmesi Suriye’yi nasıl etkilemektedir?

-Türkiye için ideal Suriye nedir? Türkiye, nasıl bir Suriye arzu etmektedir? İçinde bulunduğumuz şartlar dikkate alındığında Türkiye, arzu ettiği Suriye’yi görebilir mi?

-Hangi şarlar gerçekleştiğinde, Türkiye’nin Suriye stratejisi başarılı olmuş sayılacaktır?

-Suriye’de sona gelindiğinde, Özgür Suriye Ordusu ne olacaktır?

-Türkiye’nin Suriye meselesinde çıkış stratejisi var mıdır? Varsa nedir? Hangi şartlar gerçekleştiğinde Türkiye için Suriye meselesi bitmiş olacaktır? (ABD’nin Afganistan’dan çıkış stratejisi olmadığı için nasıl prestij kaybettiğini yakın geçmişte izledik.)

-Türkiye, Suriye meselesi ile ne kazandı, ne kaybetti? Suriye meselesinin Türkiye’ye maliyeti nedir? Hesabı yapılmış mıdır?

SON SÖZ:

Bu sorulara cevaplar bulmak pek de kolay değil.

Görüleceği gibi Suriye’de şartlar zorlu ve çoğu mesele bizim kontrolümüzün dışında gelişmekte.

Zaman içinde Türkiye’nin Suriye’deki etkinliğinin giderek azalacağı söylenebilir.

ABD ile işbirliği yaparak Suriye’de başımıza ciddi bir bela aldık gibi…

ABD Afgan ordusunu modern silahlarla donatmış ancak ABD bu ülkeden hızla çıkınca Afgan ordusu silahlarını Taliban'a terkederek dağılmıştır. Suriye'de de ABD PKK-YPG'yi modern silahlarla donatmıştır. PKK-YPG Afganistan örneğinden dersler cıkarmalı, ABD'ye güvenmemeyi öğrenmelidir."