Ukrayna’nın doğuşu: Ne savaş ne barış masalı bitiyor

Prof. Dr. Ergun Türkcan yazdı...

featured
service

Yazı dizisinin ilk bölümü: Ukrayna’nın Brest-Lıtovsk’da doğuşu ve erken ölümü

Yazı dizisinin ikinci bölümü: Nerden çıktı bu Ukrayna? Ateşkesten sonrası

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: UKRAYNA DOĞUYOR

NASIL BİR UKRAYNA

Eski ordunun yok olmasına rağmen Kızıllar bir Devrim Ordusu yani Kızıl Muhafızlar (Red Guards) yaratmağa, bir yerleri elde tutmağa çalışıyorlardı: Helsingfors’u (Helsinki) ele geçirdikleri gibi, Troçki’nin karşı hamlesi olarak Poltava’yı, Ekaterinoslav ve Donets bölgesini ele geçirmiş Kiev’e yürüyorlardı.  Harkov’daki Ukrayna Sovyet Hükümeti, Kiev Rada’sının Almanlarla yaptığı anlaşmaları geçersiz sayıp, Rada Başkanını istifaya mecbur ettiler. Harkov’dan delegeleri Brest’e gönderip, müzakerelere katılmak istiyorlardı. Troçki Brest’e yanında kendi Ukrayna delegelerini alıp geldi; Kiev Rada’sının güçlerini yenip Ukrayna’yı temsil hakkını kazanmışlardı.

Kühlmann ve Czernin, 1 Şubat’ta, üç taraflı (iki Ukrayna bir Rus delegasyonu) tartışmayı-kavgayı seyretmeğe hazırdı; halkları birbirine karşı oynamak eski bir emperyalist geleneğidir. Kiev Rada temsilcisi Sevruk kendi Ukrayna Devletinin Rusya’dan fiziki, siyasi ve manevi bakımdan tamamen ayrı, tamamen bağımsız olduğunu savundu.  Troçki de bu hükümetin bir avuç entel ile toprak sahibinin, imtiyazlarını muhafaza etmek için Rusya’dan ayrılmak istemelerinin sonucunda doğduğunu söyledi. Ancak ikinci Rada sözcüsü Liubynski daha ağır konuştu:

“Bolşeviklerin tüm Rus halkına tam bir özgürlük getirdiği şeklinde yaptıkları gürültülü propagandalara rağmen bu sadece vulgar (bayağı) bir demogojidir. Bolşevik hükümeti, Kurucu Meclis’i dağıtıp, kiralık Kızıl Muhafızlara dayanarak hiçbir şekilde ‘kendi kaderini tayin hakkını’ Rusya halkına bir seçimle vermeyecektir. Sadece Ukrayna değil, Don bölgesi, Kafkaslar, Sibirya ve hatta Rus halkı da bundan nasibini alacaktır. Çünkü Milli bir Devrimden korkuyorlar…”

Toplantının sonunda Başkan Gen. Gantcheff (Sovyet) “Rada’nın bir Hükümeti olmadığı için Brest’te oturduğu odalardan başka bir toprağı temsil etmediğini” ifade edip, Troçki’nin protestolarına rağmen son sözü Czernin’e verdi; o da, Merkezi Güçler adına, “Ukrayna Halk Cumhuriyeti’ni (Kiev Rada’sı) bağımsız, özgür ve egemen bir devlet olarak tanıdıklarını, böylece bu devletin uluslararası anlaşmalara katılabileceğini”, ifade etti ve Konferansı 7 Şubat’a erteledi.

Brest’te Ukrayna’nın doğum sancıları başlamışken Berlin’de, 4-5 Şubat’ta iki imparatorluğun hükümetleri ve Alman Yüksek Komutanlığı arasında daha genel konuları kapsayan kritik bir toplantı yapıldı. Gerginlikler her zaman düşmanla değil, müttefikler arasında da çıkar. Almanlar, sürekli yenilip kendilerine bir yük teşkil eden Avusturya-Macaristan’ı küçümsüyor (air of contempt) Avusturya da Yüksek Komutanlığın ilhakçı paranoyasından korkup nasibini alıyordu. Örneğin Ludendorff Polonya sınırını güvenceye almak için Avusturya işgalinde bulunan Dombrowa kömür madenini Reich’in sınırına katmak istiyordu.[1] Ludendorff’un düşüncesi: “Almanya bir kârı olmadan barış yaparsa, savaşı kaybetmiş sayılır.”

İşte bu mantıkla, Ludendorff Ukrayna ile barış yapılmasını, Polonya’dan alınıp Ukrayna’ya verilecek Cholm’un transferinin şimdilik gizli tutulmasını ve Troçki itiraz ederse tekrar savaş durumuna geçilmesini istiyordu. Yüksek Komutanlık için öncelik Doğu’daki askerlerin Bahar taaruzu için Batı’ya transferiydi. Paris zapt edilince savaş bitecek, ordular yerine dönecekti.

Tekrar 6 Şubat’ta açılan Brest-Litovsk traji-komedisine gelirsek, Czernin kendi Ruthenia lideri Wassilko ile Ukrayna anlaşmasının son rötuşlarını da yaparak, Rada’nın istediği Ruthenya maddesini çıkardılar; şimdi geriye kritik Rusya ile Almanya arasındaki, “kendi kaderini tayin ilkesinin” yorum farkını çözmek kalıyordu. Ruslar ayrıntılı bir prosedür ön görüp bunun, ‘geçici bir idari organ’ tarafından uygulanmasını istiyor, Almanya ise, “her yeri ve her şeyi alabilirim” noktasına geliyordu; anlaşmak mümkün değildi. Hoffmann’ın sabrı tükenmiş, bu saçma oyuna bir an önce son vermek istiyordu.

Müttefiklerin de arası düzelmemişti; Kühlmann, Czernin ve General arasında o zamana kadarki en büyük kavga yaşandı: General bu sınır düzeltmelerini hemen çözüp Ukrayna Anlaşmasını imzalayarak Ruslara ültimatom verip, Rusya’ya doğru tekrar ilerlemek ve yeniden teslim anlaşması yapmak istiyordu. Zaten Rada hükümeti 5 Şubat’ta Kiev’den sürülmüş, anlaşmayı imzalayacak yetkili bile kalmamıştı.

UKRAYNA ANLAŞMASI, 9 ŞUBAT 1918, YENİ BİR DEVLET DOĞUYOR 

Şubat 8 Akşamı Ukrayna Anlaşmasının son rötuşları yapıldı; Cholm Rada’ya verildi, Ruthenia ve Bukovina, İkili Monarşi’nin sınırlarında bir Ukrayna Eyaleti olarak kaldı. Ukrayna, 1 milyon tondan daha aşağı olmamak üzere tahıl vermeyi taahhüt ediyordu. Sadece tahıl değil, yumurtadan manganez cevherine kadar her şeyi postayla (mail order)[2] ister gibi, Berlin ve Viyana’ya gönderecekti veya müşteriler (!), (becerebilirlerse) gelip, alacaklardı. Böylece, Savaşın ilk barış anlaşması 9 Şubat 1918’de, ilk kez filme alınan bir anlaşma olarak, (Bavyera Prensi Leopold’un da doğum gününde) imzalandı. Dibaçe’de:[3]

“Ukrayna halkının Dünya Savaşı sırasında bağımsızlığını ilan ettiği, Rusya ile savaş halindeki diğer güçlerle (Merkezi güçleri sayıyor) Ukrayna Halk Cumhuriyeti hükümetinin bir Barış Anlaşması imzalayarak ebedi dünya barışına adım attığı, savaşın felaketlerini sona erdirerek halklar arasında siyasi, hukuki, iktisadi ve entelektüel alanlarda dostça ilişkiler geliştirmek istediği ifade edilip,” altında imzacı delegeler[4] ve unvanları sıralanıyordu.

Madde II.1 Ukrayna’ya komşu olan Avusturya-Macaristan ile Ukrayna sınırının, savaştan önceki Rusya sınırı olduğu belirtiliyor ve 2. Paragrafta diğer sınırlar çiziliyor. (Bu sınırları eski coğrafi adlarıyla kayda geçirmişler; bu anlaşmanın haritasını bulamadığım gibi zaten kısa süren bu anlaşmayla sınırların bir anlamı da kalmadığını ifade etmek isterim.) Önemli olan iktisadi ilişkileri belirleyen VII. Maddedir. Bunun 1. Fıkrası ticaretin hangi parayla nasıl hesap edileceğini ve ödemelerin nasıl yapılacağını ifade ediyor. Daha sonraki maddelerde, Rusya ile yapılan ticari anlaşmaların yürürlükte olduğu, ayrıca bu dört hükümetle olan anlaşmalara da referans verilerek gümrük tarifeleri vb üzerinde teknik ayrıntılar sıralanıyor; üzerinde durmuyoruz; klasik bir anlaşma mimarisi…

Sonraki iki gün çok kritiktir; işler Ludendorff’un düşündüğü gibi kolay gitmedi. Almanların Königsberg’deki (şimdi Kaliningrad) telsiz operatörleri, Rusların (Petrograd yakınındaki Tsarkoe Selo’dan) gizili haberleşmelerini deşifre edip, ‘civardaki Alman birliklerini isyan ederek hem imparatoru hem de Yüksek Komuta kademesini ve tabii kendi subaylarını da öldürerek Rusya ile bir Barış anlaşması yapmak istediklerini’ öğrendiler. İmparator çıldırdı: Yüksek Komuta Heyetinin de tahrikiyle Kühlmann’a “derhal Troçki’ye bir ültimatom çekerek, Rusya’nın sadece Kurland ve Litvanya değil, Estonya ve Letonya (Livonia) üzerindeki haklarından da 24 saat içinde vaz geçmesinin istemesini”, emretti.

Kühlmann adının (Sakin Adam demek) adamı olduğunu gösterip sakin davrandı. Brest’teki komutanların davranışları, dünyada Almanya hakkında yeteri kadar kötü bir propaganda oluşturmuştu; onun da Komutanlarla arası çok kötüydü. Troçki ise anlaşma resmen haber verildiğinde sadece protesto etmiş, ayrıntılar üzerinde müzakerelere devam etmişlerdi. Troçki, Lenin ve Stalin ile görüştükten sonra Sovyet deklarasyonunu okuyacaktı; 9 Şubat fazla vukuat olmadan geçti.

Her şey 10 Şubat’a birikmişti: Avusturya Heyetine katılan diplomat Schüller’e Troçki, “Biz tüm Rusya ile barış isteriz, siz sadece tahıl alımı için bunu yaptınız oysa bizim de tahıla ihtiyacımız var”, deyince, diplomat “eğer barış yapılmazsa Almanlar Petrograd’a yürür, sizi oradan atarlar”, diye cevap verir. Troçki’nin buna karşılığı: “Almanlar buna cesaret edemezler, çünkü Almanya’da devrim olur”. Schüller “buna hiç güvenme, savaşın tehlikesi büyüktür”, deyince Troçki bunlara akşamüstü cevap vereceğini ifade ediyor. Tüm taraflar bir araya gelince Kühlmann Bolşeviklere doğrudan saldırdı:

Bolşevikler Alman ordusunu kendi İmparatoruna ve komutanlarına karşı ayaklandırıyor, onları öldürmeye teşvik ediyordu”. Troçki “artık karar saati geldi” dedi ve devam etti: “Biz ordularımız ve halkımızı savaştan çektik. Bizim köylü-askerlerimiz, toprak ağalarından alınan topraklar üzerinde, barış içinde ekim yapıyorlar. İşçilerimiz fabrikalarında hep beraber Sosyalist Devleti yaratmağa çalışıyorlar…Şiddeti savunamayız, savaşı da bırakıyoruz, fakat bu barış anlaşmasını imzalamaya da içimiz el vermiyor”. Sonra da “hiçbir devletle savaş halinde olmadıklarını, ancak ilhak amaçlı barış anlaşmasını imzalamayı reddettiklerini” ifade eden bir yazılı not bırakıp, o akşam Konferansı terk etti.

Kühlmann da ertesi günü Berlin’e hareket etti. Komutanlar bir an önce ateşkesin bittiğini ilan edip saldırıya geçmek, daha geniş bir güvenlik sınırı oluşturmak için İmparatora baskı yapıyorlardı. Ancak her ülkede gıda sıkıntısı kitleleri artık dayanılmaz bir noktaya getirmişti. Buna rağmen savaş taraftarı baskın çıkmıştı: Hoffmann’a, 17 Şubat’ta ateşkesi reddederek, Rusya’da ilerlemesi emredildi.

Ancak Almanlar Ukrayna devletini ortaya çıkardıklarını sansalar da anlaşmanın imzasından 24 saat önce Gen. Murayev’in Kızıl Ordusu Kiev’e girip, Ukrayna Sovyet Cumhuriyetini kurunca, Rada, Zhitomir’e zor kaçmıştı. Avusturya hep pasif rol oynamaktan bıkınca İmp. Karl, 24 Şubat’ta, Ukrayna’ya girilmesini emretti; Kiev 1 Mart’ta ele geçtiği gibi, Odesa ve Kerson Avusturya elindeydi. Buna rağmen tekrar Kiev’e dönen Rada’yı oradaki Alman Komutanlığı Field-Mareşal von Eichhorn yönetiyordu; teknik olarak Kuzey Ukrayna Almanların, Güney Avusturya’nın etki alanındaydı.

Esas sorun, buradaki buğdayı ve hammaddeleri toplayıp göndermekti. 2 Mart’a kadar günde 300 kamyon tahıl göndermeyi planlamışlar, başkentlerine sadece birer kamyon gelmişti. Müttefik orduları tahıl merkezi olan Harkov’a 8 Nisan’da girdiler ve Ukrayna’da kömür olmadığını görüp, Donets Bölgesini Ukrayna’ya ilhak ettiler.[5] Mayıs’ta Güney-Doğu Rusya’da istemeseler de ilerleyeceklerdir. Doğu Cephesi Komutanı Gen. Hoffmann Ukrayna için açıkça şunları yazmıştır:

Bizim silahlarımıza dayanmasalar, buradan çekilsek Rada bir gün dayanamaz. Bu ayrılıkçı hareketin memlekette hiçbir kökü yok; halkın tamamı millet olarak kendi kaderini tayin hakkına tamamen kayıtsızdır.[6] Bir grup siyasi hayalperest, Alman süngülerine dayanarak iktidara gelmiştir.” İşte Merkezi Güçler bu kukla derme-çatma (ramshackle) Hükümetle daha başka anlaşmalar da yaptılar.

ALMANYA’NIN RUSYA’DAKİ SON SALDIRISI: ‘NE SAVAŞ NE BARIŞ’ MASALI BİTİYOR 

Bu karar Berlin ve Viyana’da kimi sevinç kimi de korkuyla karşılanırken, Rusya daha doğrusu Petrograd karar vericilerinde de çok farklı reaksiyonlara yol açtı. Bir kısmı, Troçki başta, Avrupa’da devrimin olgunlaştığını, işin sonuna doğru gelindiği sanarak seviniyor, savaş taraftarları ise, yeni devrimci savaşın bir an önce başlaması gerektiğini haykırırken Lenin sadece dinlemekle yetiniyordu.

Smolny Enstitüsünde Lenin ve Stalin’in de beraber olduğu bir konferansta, 16 Şubat öğleden sonra Brest’te kalmış olan Gen. Samoilo’dan bir telgraf geldi: “Hoffmann bugün resmi bir yazıyla ateşkesin 18 Şubat saat 12’de biteceğini ve savaşın yeniden başlayacağını, dolayısıyla benim de Brest’i terk etmemi istedi.”

Troçki eski havasında, “Hoffmann’ın saldırısın bekleyelim,” dedi ve eskiden beri belki yüz kere anlattığı hikayeleri tekrarlamağa başladı. Lenin “Hayır” diyerek ayağa kalktı: “kaybedilecek bir an daha yok. Senin teorin denendi ve başarısız oldu. Hoffmann savaşacaktır. Sorun Dvinsk’i kaybetmek değil, fakat Devrim’i kaybetmektir. Gecikme imkansız, derhal (bu barış anlaşmasını) imzalamalıyız.” Ünlü “Ne Savaş ne Barış” hikayesi sona ermişti.

Hoffmann’ın mutluluğunu anlatmak gereksiz: Almanlar Dvinsk’i alarak Kuzeye, Luck’ı alarak Güneye doğru ilerlemeğe başladılar. Buna askeri anlamda saldırı demek bile mümkün değildi: hiçbir direnç yoktu ya silah bırakıp gidiyorlar ya da hemen teslim oluyorlardı. Bir teğmen 6 askeriyle 600 Kazak savaşçısını teslim almıştı. General “hayatımda hiç bu kadar komik bir savaş görmedim” diyecektir. Eski Ordu yok oluyor ama yeni bir Kızıl Ordu da ağır ağır oluşuyordu.

Bundan sonrası çok heyecanlı siyasi-askeri bir süreçtir. Lenin ve Troçki’nin barış koşullarını içeren telgrafı Alman cephesine ve sonra Berlin’e ulaşacak, daha ağır koşullarla barış teklif eden Alman cevabı 23 Şubat’ta, Smolny’de, Lenin’in elinde olacaktır. “Eski ateşkes şartları ölmüştür, canlandıramayız. Rus heyeti Brest’e geldikten sonra 3 gün içinde barış imzalanmalıdır. İmzalanana kadar da savaş devam edecektir.” Tartışma konusu bile yapılmayan Alman şartları üzerinde durmuyorum.

Büyük bir kavganın parti ve Hükümet içinde hemen her organda yeniden daha da şiddetli başladığı anlaşılıyor. Tüm şartları reddedip yeniden sonuna kadar savaşmak isteyenlerin bir kısmı partiden ayrılıyor, barış isteyenler ‘hain’ ilan ediliyor,[7] Troçki eski hikayelerine, Avrupa Devrimine, sarılıyor. Konuşmayan Lenin sonunda söz alıyor: “Dikkat edin, kendi laflarımızın esiri olmayalım. Savaş sadece heyecanla kazanılmaz, teknik üstünlük de gerektirir. Bana düşman karşısında titremeyen 100 bin kişilik bir ordu verin anlaşmayı imzalamayım… Eğer Uralların Doğusuna çekilirsek 2-3 hafta direnebiliriz, ama sonra Almanlar bundan yüz kere daha kötü bir anlaşmayı bize imzalatırlar. Bu utanç verici anlaşmayı Dünya Devrimi ve onun şimdiki dayanağı olan Sovyet Cumhuriyetini kurtarmak için hemen imzalamalıyız.” Rusların şartları kabul mesajı Berlin’e 24 Şubat’ta ulaştı.

[1] Henüz petrol alanları için büyük kavga başlamamışken hem enerji hem de demir-çelik üretimi için kullanılan taş kömürü havzaları büyük önem taşıyordu.

[2] Günümüzde, Internet’ten sipariş vermeye benzer bir düzen

[3] Dibaçe (Preambule) diye yazılmasa da, bu eski usul bir Dibaçe veya Giriş’tir.

[4] Tabii, Ukrayna’yı ilk tanıyanlar arasında Osmanlı delegeleri de var: Sadrazam Talat Paşa, Dışişleri Bakanı Ahmet Nesimi Bey, İbrahim Hakkı Paşa ve Ahmet İzzet Paşa.

[5] Donets-Luhansk, günümüz Ukrayna’sının parçası sayılıp, Rusların oraya işgal ettiği varsayılıyor. Oysa bu Rus toprağını Almanlar 1918’de yeni cumhuriyete katmışlardı ama Ukrayna tekrar Sovyet olunca bu ayrıntı üzerinde durulmadı; şimdi tam bir uluslararası sorundur, savaş sebebidir.

[6] Anlaşılan, Ukrayna milliyetçiliği, diğer ülkeler gibi uzun kanlı bir süreçte değil, 1991’de Sovyetleri dağılması sürecinde, kendiliğinden, barış içinde doğdu ve Ruslarla gecikmiş milli mücadelesini şimdi (mi) yapıyor(?)

[7] Buharin 5 Mart’ta, Kommunist Dergisi ilk sayısında Radek’e, “Savaş şeref, barış ise şerefsizliktir”, diye yazacaktır, anlaşma imzalanmıştır bile. Stalin’in bu eski komünistleri temizlemesinin bir sebebi de Brest-Litovsk anlaşmasına karşı olmaları, daha doğrusu devrimin ek kritik zamanında hayal kurmalarıdır.

Ukrayna’nın doğuşu: Ne savaş ne barış masalı bitiyor

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 2 hafta önce

    Sayin Turkcan, Bu seri yazilarinizin ilkini okumaya basladigimda, bende cogunluk gibi uzun yazi sikici ve zaman kaybi olur diye gonulsuzce okumaya basladim. Fakat, oyle olmadi bu sefer. Cumleler, isimler ve olayin gectigi yerler (haritayi da onume alarak) gittikce beynimde ve gonlumde bicim almaya basladi. Bu ucuncu seri yazinizi iki kere okuyarak, gecmiste yasanan butun bu olaylari ozumluyerek halen gunumuzde gecerli oldugunu ve olacagina da kanaat getirdim. Beni bilinclendirdiniz icin, size (emek ve gonul) kendim adina cok tesekkur ederim. Klasik; tarih tekrarlamaz sen ders almazsan eger. Saygilar !

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!