Ülkemizin kanayan yarası: Bilim hırsızlığı

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı...

Ülkemizin kanayan yarası: Bilim hırsızlığı

Gün geçmiyor ki basın-yayın organlarında bilim hırsızlığı haberi bulunmasın. Akademi çevrelerinde “intihal”, “akademik çalıntı” veya “plagiarism” olarak bilinen bilim hırsızlığı, hem akademik hem de idari-akademik düzeylerde görülmektedir. Önceden belirtmeliyim ki, üniversitelerimizde kendi akademik çabası ve emeği ile başarıdan başarıya koşan akademisyenlerimizi tenzih ediyorum. Tam da bu dürüst ve namuslu akademisyenlerin hak ve hukukunun korunmasına katkı olsun diye akademik hırsızlığın ne olduğunu Türk halkının da anlayacağı şekilde açıklamak gerekiyor.

Üniversitelerimizde görev yapan ya da emekli olmuş bir kısım akademisyenlerin işlediği eylemlerle sınırlı olan bu akademik ya da bilimsel hırsızlık, büyük çoğunluğu doğal olarak rahatsız etmektedir. Hırsızlığın bilimseli bilimsel olmayanı birdir; hırsızlık çok çeşitli, çok boyutlu ve farklı farklı yollardan, farklı yöntemlerden oluşur.

Bilim Hırsızlığı nedir, ona bakalım.

Geniş anlamda, Akademi çevrelerinde intihal olarak bilinen bilim hırsızlığı, bilimsel bir bulgu, kavram, yazı (her türlü yazılı belge), kitap, kitap bölümü, senaryo, öykü, isim, proje, sözlü ya da yazılı tüm eserler olmak üzere başkasına ait herhangi bir ürünü tümüyle ya da kısmen kendisine aitmiş gibi gösterip sahibinden herhangi bir izin almaksızın yayınlamak, kullanmak, üzerinden maddi ya da manevi yarar sağlamak demektir. Kişi ya da kurumlara ait olan her türlü eser ya da ürün bu kapsam içine girer. Fikri ve sınaî haklar kapsamındaki her türlü eser, sahibinin resmi izni ve yetkisi dâhilinde anılabilir. İzin, yetki ya da satış olmaksızın bunlardan herhangi birini kendi adına kullanmak, sahiplenmek ve yararlanmak, etiğe ve hukuka aykırıdır. Etik normlara aykırı olmakla kalmaz; hukuken de sorumluluk ve cezayı gerekli kılar.

Yüksek Öğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesine göre[1] bilimsel hırsızlık türleri derli-toplu bir şekilde madde madde sayılmaktadır

Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırı eylemler başlığı altında 20’den fazla bilim hırsızlığı, sahtecilik, çarpıtma eyleminden söz edilir.

Dar anlamda İntihal ya da bilim hırsızlığı, başkalarının özgün fikirlerini, yöntemlerini, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen ya da tamamen kendi eseri gibi göstermektir. En can alıcı hırsızlık eylemlerinden birisi budur.

Sahtecilik, bilimsel araştırmada gerçekte var olmayan veya tahrif edilmiş verileri kullanmaktır.

Çarpıtma, araştırma kayıtları veya elde edilen verileri tahrif etmek, araştırmada kullanılmayan cihaz veya materyalleri kullanılmış gibi göstermek, destek alınan kişi ve kuruluşların çıkarları doğrultusunda araştırma sonuçlarını tahrif etmek veya şekillendirmektir.

Haksız yazarlık, aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dâhil etmek veya olan kişileri dâhil etmemek, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olmayan bir biçimde değiştirmek, aktif katkısı olanların isimlerini sonraki baskılarda eserden çıkartmak, aktif katkısı olmadığı halde nüfuzunu kullanarak ismini yazarlar arasına dâhil ettirmektir.

Yüksek Öğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi maddeleri böylece sıralanıp gidiyor. Önemli gördüğüm ve sık sık rastladığımız örnekleri anlatan maddeleri belirtmekle yetiniyorum.

Şimdi Veryansıntv okurlarını yormadan, kolayca anlayabilecekleri şekilde bu maddeleri örneklendireyim.

Bir kitabı, kitap bölümünü ya da bir makaleyi kısmen ya da tamamen kendi ürünüymüş gibi göstermek, örneğine az rastlanan eylemlerden değildir. Yurt içinde veya yurt dışında olması sonucu değiştirmez. Yabancı dilde bir kitap ya da makaleyi, yazarından veya yayınevinden izin almaksızın, Türkçeye çevirmek bir intihal suçudur. Yine yabancı bir eseri çevirip Türkçede özgün bir telif eser, makale ya da kitap olarak yayınlatmak, aynı şekildedir. Hatta çok eski tarihli yabancı eserleri Türkçeye çevirip akademik çalışması olarak sunanlar bilim hırsızlığı suçu işlemiş olurlar. Örneklerine rastlayabilirsiniz. Türkçe bir eseri, kendi eseriymiş gibi yayımlamak yine intihal eylemidir.

Diyeceksiniz ki, bu nasıl olur?

Çalınan makale ya da kitap, çok eski tarihlidir; eserin sahibi vefat etmiş; mirasçıları da ortada görünmemektedir. İntihal avcıları, kıyıda köşede kalmış, tekrar basımı yapılmamış bu eserleri olduğu gibi alıp kendi adıyla yayınlatabilmektedirler.

Başka bir yol izleyen intihalciler de yok değildir. Bunlar, aynı ya da yakın bir konuda yazılan kitap ya da makalelerden “dilimleme” yoluyla seçki yapıp kendi adlarına bir ürün yaratırlar. Tabii ki seçtikleri paragraf ya da bölümlerde makyaj düzeyinde bir takım değişiklikler yaparlar. Ancak yarattıkları ürünün asıl sahipleri başkalarıdır.

Sahtecilikte ise, hırsız, hiç araştırmadığı ya da araştırmış gibi gösterdiği bilim dışı verileri bilimsel veriler olarak sunar. Örneğin, saha araştırmasında 2000 kişi üzerinde yaptığı araştırmadan elde ettiği verilere dayalı olarak tez ortaya koyar. Aslında böyle bir araştırma yapmamıştır. Ya da başkasının bilimsel verilerini çarpıtarak kendi tezine uyumlu hale getirmiştir.

Arkeolojik kazılarda, laboratuar araştırmalarında, deneylerde ve alet-araç kullanılmasını gerektiren bilimsel araştırmalarda, kendisine ve ekibine ödenekle tahsis edilmiş cihazları kullanmadığı halde kullanmış gibi gösterenler de bilim hırsızlığı yapmış olurlar.

Haksız yazarlık örnekleri de çoktur. Yüksek lisans veya doktora danışmanlığı yapan akademisyenlerden bazıları öğrencisine verdiği ödev, seminer, makale ya da tezin bir kısmını ya da duruma göre tamamını, kendi adıyla ve tabii ki öğrencisinin adını anmadan yayınlatmakta; bu yayınları kendi akademik yükselme puanları için kullanabilmektedir. Bireysel olarak gelen birçok şikâyet vardır ancak öğrenci danışmanının kendisine zarar vereceğine dair ortak kaygı, bilimsel gaspın hukuka intikali önünde engel teşkil etmektedir.

Bilimsel kongre ve sempozyumlarda bazı akademisyenler öğrencilerine hazırlattıkları sözlü ve yazılı sunumlara kendi adlarını da yazdırmakta; hızını alamayanlar ise, sadece kendi adlarının yazılmasına izin vermektedirler. Başka bir yöntem de, 2-7 kişilik bir akademisyen ekibi, aralarında daha alt düzeydeki akademisyen aday veya adaylarına sunum metni hazırlatıp haksız yere kendi adlarını bu metne eklettirmektedirler. Benzer eylemlerle bireysel olarak çok karşılaştığımı belirtmeliyim.

Bunları önlemek mümkün mü?

YÖK, intihal programlarının kullanımını yaygınlaştırmıştır. Bu programlar hemen her üniversitemizde vardır. Ancak ilkel bir yapay zeka ürünü olan bu denetim makineleri, belirttiğimiz hırsızlık, sahtecilik ve çarpıtmalara tamamen engel olamamaktadır. Bir de ahlaktaki çürüme, bu programları istediği gibi yönlendirmenin yollarını bulmada gittikçe yeni yöntemler yaratabilmektedir. Ancak bu programlar bile büyük ölçüde intihali engelleyebilmekte, ama sahtecilik, haksız yazarlık ve tedavülden kalkmış ürünlere ulaşımı engellemede etkili değildir.

Bütün bu suçlar hakkında,  “2547 sayılı Kanun'un 53/5 maddesine göre intihal suçunun karşılığı verilecek ceza üniversite öğretim mesleğinden çıkarmadır. ... Aynı maddenin 5 inci bendinde “Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişinin, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılacağına” hükmedilmektedir” denilmektedir. Madde çok açıktır ve YÖK bu konuda gerekli duyarlılığı göstermekten geri durmamalıdır.

Akademik ve bilimsel araştırmalar, bir ülkenin namusudur. Bilimi çalınan bir akademi düşünülemez. Bilimsel hırsızlık, her türlü hırsızlığın önünü açar ve sıradanlaştırır. Bütün üniversitelerimiz ve akademisyenlerimizi zamanla haksız yere zan altında bırakacak olan bu etiğe ve hukuka aykırı eylemler hiçbir gerekçe ile hoş görülmemeli; etiğin ve hukukun gerekleri yerine getirilmeli, yapanlar teşhir ve tecziye edilmelidir.

Peki, başka ne yapmalı?

Sıralayalım:

İntihal denetim programları güçlendirilmelidir.

Üniversitelerimizin her fakülte ve bölümlerinde “yazma merkezleri” (Writing Centers) kurulmalı; bu merkezlerde, akademik alanda rüştünü ispat etmiş akademisyenler akademik ve bilimsel denetimler kapsamında, yazılan tez ve makaleleri okuyup değerlendirmelidir.

Bilim tarafsızdır. Bu yüzden cemaat, tarikat, aşiret, siyasi parti referansları hiçbir şekilde akademisyen olmak için ölçüt olmamalıdır.

Bölüm Başkanlığı, Yüksek Okul Müdürlüğü, Dekanlık ve Rektörlük gibi, akademiye yön veren idari görevlere, bilimsel masumiyeti ve tarafsızlığı müşkül olan kişiler atanmamalıdır. Atanmışsa, kanıtlar ortaya çıkınca, derhal görevden alınmalıdır.

Lisansüstü akademik danışmanlar, bilimsel ve ahlaksal olgunluğu ile tanınan kişilere öncelik verilerek atanmalıdır.

Akademide yükselme ve atanma ölçütleri, ilgili üniversitedeki en kıdemli ve en üretken akademisyenler aracılığıyla, adayları yüz yüze mülakat tabi tutarak, güçlendirilmelidir.

Akademik hiyerarşi, bilimsel hırsızlığın tanımını değiştirmemelidir. Örneğin, öğrencisinin çalışmasını kendi adıyla yayımlayan bir öğretim üyesi, unvanı sayesinde bu eylemin sorumluluğundan kurtulamamalıdır.

İntihal yapan ya da diğer etik ve hukuk ilkelerine aykırı eylemlerde bulunan akademisyen ya da araştırıcı, yeterli kanıtlarla tespit edildiğinde üniversitedeki akademik ve idari görevden uzaklaştırılmalıdır.

Her üniversitede, üniversite öğretim elemanlarının ürettiği çalışmaları akademik olarak denetleyecek “Akademik Çalışmalar Denetim Merkezleri” kurulmalıdır.Ancak bu merkez, idari değil, tamamen akademik kaygılarla kurulmalıdır.

Her üniversite, kendi elemanlarının çalışmalarını yayımlamayı akademik politika haline getirmelidir.

Bilim hırsızlığında “zaman aşımı” söylemi hukuksal değildir. Çünkü bilim hırsızlığı başka hırsızlıklar gibi kolayca tespit edilmez. Süre ister. Bu demektir ki, geriye dönük araştırma ve soruşturmalar yapılmalıdır.

Üniversitelerimiz, en büyük bilim, akıl, ilerleme ve araştırma düşmanı olan çevrelerin etkisine karşı korunmalı; bilimsel özerklikleri genişletilmelidir.

İntihal iddiaları YÖK tarafından etik ve hukuk maddeleri gereğince, mutlaka izlenmeli, incelenmeli ve soruşturulmalıdır.

Bilim bir ülkenin beyni demektir; beyin kanarsa bütün toplumsal dengeler bozulur.

[1] https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Kurumsal/mevzuat/bilimsel-arastirma-ve-etik-yonetmeligi.aspx