Uyanın artık! İklim değişikliği darbeler vurmaya başladı

Uyanın artık! İklim değişikliği darbeler vurmaya başladı

Televizyon muhabiri İstanbul’u besleyen kaynaklardan birinin yanında durmuş haykırıyor ‘’Bu sene yeterince yağış olmadı, barajlardaki su seviyesi yüzde yirminin altına düştü, ciddi bir kuraklık var…’’

Daha önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu, ‘’Ben İstanbul’un su sorunun bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum’’ demişti.

Haberiniz olsun, bir gün İstanbul’u besleyen kaynakların çoğu tamamen kurayacak.

Bu daha başlangıç, akademik ifade ile iklim değişikliği, halk dili ile küresel ısınma yaşamımıza darbeler vurmaya başladı.

Bu henüz bir başlangıç.

Tedbirler almakta geç kalıyoruz.

İklim değişikliği çok ciddi bir güvenlik sorunudur.

Eğer gerekli tedbirleri zamanında almazsak iklim değişikliğinin ağır bedelleri olacak…

Bu fotoğrafta ne görüyorsunuz? Küresel ısınma nedeniyle buzlar erimiş, kutup ayıları küçük bir buz parçasının üzerinde kalmış, neredeyse birbirlerini yiyecekler. Beyaz ayılar niye bu duruma düşmüş? Çünkü onlar küresel ısınmaya karşı tedbir, strateji geliştirememiş. Zaten onlar ayı olduğu için bu mümkün değil, peki biz insalar bir strateji geliştirebildik mi? Yoksa biz insanlar da strateji geliştiremediğimiz için bu ayılar gibi birbirimizi mi yiyeceğiz?

Bundan yaklaşık on yıl önce, Haziran 2010 tarihinde, Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırmalar ve Etüd Merkezi'nin dergisinde yayımlanan ‘’ İklim Değişikliği Ve Türkiye’nin Güvenliğine Etkileri’’ başlıklı akademik makalemde konunun ciddiyetini anlatmaya çalışmış ve bir dizi öneride bulunmuştum.

Şimdi konunun ciddiyetini ve alınması gereken tedbirleri adı geçen makaledeki ifadelerle hatırlatmanın zamanıdır.

Zira, zaman aleyhimize çalışmaktadır.

Geç kalmanın bedeli ağır olacaktır…

Küresel iklim değişikliği, XXI. yüzyılın en önemli sorunlarından birisidir. Küresel iklim değişikliği, su ve gıda krizlerine, ekonomik şoklara, kıt su kaynakları ve verimli topraklar için rekabete, gerilimlere ve silahlı çatışmalara neden olabilecektir. Küresel ısınma, kitle hâlinde göçlere dolayısıyla istikrarsızlıklara da neden olabilecektir.

Bütün bu nedenlerle, küresel iklim değişikliği, hâlen zaten kırılgan olan bazı coğrafi bölgelerde jeopolitik istikrarsızlıklara yol açabilecektir ve bu nedenle de ciddi bir güvenlik sorunu olarak algılanmalıdır. Türkiye, iklim değişikliğinin potansiyel etkilerine karşı ciddi tedbirler geliştirmelidir. Bu tedbirler karbondiksit gazı salımının sınırlandırılması, çevrenin ve doğal kaynakların korunması ve yeni iklim koşullarına uyum tedbirlerini kapsamalıdır.

Türkiye aynı zamanda, küresel iklim değişikliğinin, zaten istikrarsız bir bölge olan Orta Doğu'da yapabileceği etkileri, potansiyel su ve gıda sıkıntılarının ve kitle hâlinde göçlerin yansımalarını ve bütün bunların Türkiye'nin güvenliğine etkilerini de dikkate almalıdır. Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini bir güvenlik sorunu olarak tanımlamalı ve bu sorunlara karşı stratejik tedbirler geliştirmelidir.

Küresel iklim değişikliği, çağımızın en önemli çevresel ve ekonomik sorunları arasında ön sıralarda yer alan, özellikle bulunduğumuz coğrafyada insan sağlığından, tarımsal üretime kadar, yaşamın her alanında olumsuz etkiler yaratan son derece karmaşık bir sorundur.

Türkiye, jeopolitik konumu ve özelliğinin yanı sıra yadsınamayacak bir ekopolitik öneme sahiptir. Türkiye farklı bölgelerinde farklı iklim türleri sergileyen, karmaşık iklim yapısı içinde küresel ısınmaya bağlı olarak görülebilecek iklim değişikliklerinden en çok etkilenecek ülkelerden birisidir.

Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olması ve farklı özelliklere sahip bir topoğrafyaya sahip bulunması nedeniyle, farklı bölgeler iklim değişikliğinden farklı biçimde ve değişik derecelerde etkilenecektir. Küresel iklim değişikliğine karşı tedbirler geliştirmek için öncelikle küresel ısınma bir “güvenlik sorunu” olarak tanımlanmalı, bu amaçla Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ne gerekli girdiler sağlanmalıdır.

Küresel iklim değişikliğine karşı geliştirecek tedbirleri belirlemekten ve tedbirlerin uygulamalarını koordine etmekten sorumlu bir birim oluşturulmalıdır. Siyasi karar alma kabiliyetine sahip olan en üst seviye nezdinde, iklim, güvenlik, tarım, enerji, ekonomi, deniz bilimleri, hukuk, sosyoloji, demografi ve çevre uzmanlarından bir konsey oluşturulmalıdır. Bu konsey, küresel ısınmanın potansiyel etkilerini incelemekten; kısa, orta ve uzun vadeli stratejik tedbirler geliştirmekten sorumlu olmalıdır. Bu konseyde, strateji ve güvenlik alanındaki uzmanlar ile teknik uzmanlar birlikte çalışmalıdır. Konseyde, öncelikle iklim uzmanları, Türkiye ve çevre coğrafyası ile ilgili olarak otuz, elli ve yüz yıllık millî senaryolar (projeksiyonlar) geliştirerek küresel ısınmanın Türkiye ve çevre coğrafyasında ortaya çıkarabileceği sorunları belirlemelidir.

Orta Doğu coğrafyasında ortaya çıkabilecek jeopolitik istikrarsızlıkların Türkiye’nin güvenliğini nasıl ve hangi şiddette etkileyebileceği araştırılmalıdır. Konsey tarafından benzer bir çalışma küresel ısınmadan büyük ölçüde etkilenecek Orta Doğu coğrafyası için de ayrıca yapılmalı; Orta Doğu coğrafyasında ortaya çıkabilecek jeopolitik istikrarsızlıkların Türkiye’nin güvenliğini nasıl ve hangi şiddette etkileyebileceği araştırılmalıdır.

Elde edilen sonuçlar ve öngörülen karşı tedbirler, “Küresel Isınmaya Karşı Tedbirler Stratejisi” içinde bütünleştirilerek uygulanmalıdır. Hazırlanacak strateji belgesi dört amaca hizmet etmelidir:

- Sera gazı salımının azaltılması ve temiz enerjinin kullanılmasının yaygınlaştırılması ve bu amaçla sürdürülen uluslararası çabalara Türkiye'nin kendi koşullarını da dikkate alarak katkılar sağlayacağı tedbirlerin geliştirilmesi strateji belgesinin birinci amacı olmalıdır.

- Strateji belgesi ikinci amaç olarak çevre bilincinin ve iklim değişikliğine karşı çevrenin korunması tedbirlerinin geliştirilmesini esas almalıdır.

- Geliştirilecek stratejinin üçüncü amacı iklim değişikliği nedeni ile Türkiye coğrafyası içinde ortaya çıkabilecek fırtınalar, seller, taşkınlar, kuraklık, susuzluk, eko-sistemdeki değişiklikler, göçler, hastalıklar gibi afet ve tehlikelere karşı güvenlik tedbirler geliştirmek olmalıdır.

-Strateji belgesinin dördüncü amacı ise iklim değişikliği nedeni ile Türkiye'ye komşu coğrafyalarda ve özellikle de Orta Doğu coğrafyasında ortaya çıkabilecek su ve gıda krizlerinin, göçlerin neden olabileceği jeopolitik istikrarsızlıkların Türkiye'nin güvenliği üzerine etkilerini araştırmak, potansiyel tehditleri ve fırsatları tanımlamak, tedbirler geliştirmek olmalıdır. Su kaynakları ve verimli tarım alanları, millî değerler olarak tanımlanarak koruma altına alınmalıdır. Bu kapsamda, bir bütünlük içinde şu tedbirlerin gündeme getirilmesi düşünülmelidir:

-Su havzalarının korunmasını, suyun verimli kullanılmasını sağlayacak, su kaynaklarının kirlenmesini önleyecek, tedbirler geliştirilmeli, yanlış sulama önlenmelidir. Yasal düzenlemelerle su havzaları ve kaynakları üzerinde mutlak devlet denetimi sağlanmalıdır. Bütün bu tedbirler, kurulacak ulusal su yönetimi mekanizması içinde planlanarak uygulanmalıdır.

-Su kaynakları ve verimli tarım alanları, millî değerler olarak tanımlanarak koruma altına alınmalıdır.

-Yer altı su kaynaklarının aşırı kullanım ve yanlış yönetiminden kaynaklanan sorunlar bilimsel olarak ortaya konmalı, uygulanabilir ve ciddi yasal düzenlemelerle denetim altına alınarak çözümlenmelidir. –

-Dicle Nehri dizginlenmeli (kontrol altına alınmalı), projelerle sularının çok amaçlı kullanılması sağlanmalıdır.

-Doğudaki su kaynaklarının (Fırat, Dicle, Seyhan, Ceyhan gibi) gerektiğinde Batıda da kullanılmasını sağlayacak projeler şimdiden planlanmalıdır.

- GAP sulama sistemi tamamlanmalı, güneydoğuda sulanan tarım alanları genişletilmelidir.

-Ormanlık alanlar geliştirilmeli, mevcut ormanları koruyacak tedbirler pekiştirilmeli, ormanları iklim değişikliğinin etkilerinden koruyacak tedbirler planlanmalıdır.

- Erozyonla mücadele etkinleştirilmeli, çölleşmeyi önleyecek veya yavaşlatacak tedbirler geliştirilmeli, kuraklaşan bölgelerde suya daha az bağımlı tarım ürünlerinin yetiştirilmesi planlanmalıdır.

- İklim değişikliğinin etkilerine karşı, gıda güvenliği mekanizması kurulmalı, tedbirler planlanmalı, kuraklık nedeni ile tarım dışı kalacak bölgelerde alternatif sanayi ürünleri üretimi için planlar yapılmalıdır.

- İklim değişikliğinin Türkiye’nin demografik yapısı üzerindeki potansiyel etkileri araştırılmalı, bu amaçla bir makro plan içinde tedbirler geliştirilmeli plansız şehirleşmeler önlenmeli oluşabilecek iç göçler için tedbirler şimdiden planlanmalıdır.

- Eğer gerçekleşecekse sular altında kalacak sahil kesimleri belirlenmeli, bu amaçla da planlar geliştirilmelidir.

-Sera gazı salımını azaltmak için temiz enerji kullanımı yaygınlaştırılmalı, bu amaçla ARGE, teknoloji geliştirme ve transferi çabaları hızlandırılmalı, yenilenebilir enerji potansiyeli harekete geçirilmeli, temiz enerji kullanımı ve enerjinin verimli kullanılması teşvik edilmeli, ulaştırma politikası temiz enerji tüketen araçlar teşvik edilecek şekilde düzenlenmeli, sanayide temiz enerji kullanımı yaygınlaştırılmalı, bu amaçla sürdürülen uluslararası girişimler Türkiye'nin özel şartları da dikkate alınarak desteklenmelidir.

-İklim değişikliğinin potansiyel etkileri dikkate alınarak gıda güvenliği için bir makro plan geliştirilmeli; bu plan içinde, çevre coğrafyalarda ve özellikle de Orta Doğu'da ortaya çıkabilecek gıda krizleri dikkate alınarak oluşabilecek fırsatlar ve riskler hesaplanmalıdır.

-İklim değişikliği nedeni ile ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını karşılamak için kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır.

- Halk medya aracılığı ile öğrenciler ise okullarda küresel iklim değişikliğinin etkileri ve çevrenin korunması konularında bilinçlendirilmeli üniversitelerde küresel iklim değişikliğine karşı tedbirler konusunda tez çalışmaları yapılmalı, bilimsel çalışmalar teşvik edilmelidir.

- İklim değişikliğinin Orta Doğu coğrafyası üzerindeki potansiyel etkileri ve Türkiye’ye yansımaları incelenmelidir. Bu amaçla “İklim Değişikliğinin Orta Doğu Coğrafyası Üzerindeki Etkileri ve Türkiye'ye Yansımaları” başlıklı bir çalışma başlatılmalıdır. Bu çalışma ile değişik senaryolara göre iklim değişikliğinin Orta Doğu coğrafyasında ortaya çıkarabileceği su ve gıda krizleri ile göçlerin ve jeopolitik istikrarsızlıkların Türkiye'nin güvenliği üzerindeki etkileri ile ortaya çıkarabileceği tehditler ve fırsatlar değerlendirilmelidir. İnceleme sonunda ulaşılacak sonuçlar, Türkiye'nin güvenlik stratejilerine yansıtılmalı, bu kapsamda Orta Doğu'da ortaya çıkabilecek su ve gıda krizlerine ve olası göçlere karşı alınması gereken tedbirler belirlenmelidir. İklim değişikliği nedeni ile Orta Doğu'dan Türkiye'ye yönelebilecek bireysel ve kitlesel göçlere karşı tedbirler geliştirilmelidir.

-Irak'ın kuzeyindeki zengin enerji kaynakları, bu coğrafyanın kuzeyinde Türkiye sınırları içinde kalan coğrafyada ise Orta Doğu bölgesinin en önemli su kaynakları olan Fırat ve Dicle nehirleri bulunmaktadır. Bir başka ifade ile bu coğrafya, yüz yılın en kritik iki maddesi olan enerji ile suyu buluşturmaktadır. Orta Doğu jeopolitiği bu gerçekler açısından değerlendirilmelidir. Fırat ve Dicle nehirleri sularının gerektiğinde jeostratejik bir manivela gibi kullanılması planlanmalı; bölücü terör örgütü ve eylemlerinin güneydoğu su kaynakları ile ilişkisi araştırılmalıdır.

- Fırat ve Dicle nehirlerinin bir jeopolitik hassasiyet olmaktan çıkarılması ve bir jeostratejik güce dönüştürülmesi düşünülmelidir.’’

SON SÖZ:

Ben bunları yazalı 10 sene geçti, 10 sene boşuna geçti!

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.