Yalpalamanın faturası ağır!

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Yalpalamanın faturası ağır!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nasıl bir dış politika izlediğini anlamak çok zor.

Hatta imkansız.

Çünkü tamamen tutarsızlıklarla dolu bir diplomasi ve dış politika yürütüyor Türkiye.

Yüksek irtifa hava savunması olmayan bir ülkeyiz.

“Patriot alamadığımız için S400 aldık...”

Soçi’de görüşürken Ukrayna’ya İHA bakım ve eğitim merkezi inşa edilmesi için protokol imzalanıyor.

Kırım konusunda Rusya’yı gereksiz yere rahatsız eden açıklamalar, Suriye’deki askerlerimizi tehlikeye atıyor, Rusya’nın PYD’ye yanaşmasına yol açıyor.

Tam Soçi öncesi...

“Bush ile başladım bir sürü başkanla çalıştım Biden ile iyi başlamadık.”

Putin ile görüşmede, Biden’dan söz ederken; “Malum zevat”

Ne Biden ne de Putin ile görüşürken Dışişleri Bakanlığı zabıt tutmuyor.

Kim kime ne dedi, kim kime ne sözler verdi belli değil.

Hafızasız, yalpa ve kolpa bir dış siyaset.

Öte yandan çöken Batı Emperyalizmi yanında Türkiye’yi de götürüyor.

Türkiye, ABD ve NATO müttefikliğinin faturasını öylesine ağır ödüyor ve ödemeye devam ediyor ki.

Bunu kelimelerle, rakamlarla anlatmak çok ama çok zor.

En basitinden Suriye macerası.

Bir ülke kendisine ne kadar daha fazla kötülük yapabilirse o kadar yapıldı.

1998 Adana Mutabakatı ve “kardeşim Esad”dan, “zalim diktatör Esed”e dönüşte en az Suriye kadar Türkiye de zarar gördü.

Son dönemde Türkiye Suriye’den de çok zarar görüyor.

Hem ülkemizde ne idüğü belirsiz 5 milyon Suriyeli sığınmacı var, hem de sınırımızın dibinde bir küçük Afganistan ile bir PKK’istan var.

Suriye ve Rusya İdlib’de harekete geçmeye hazırlanıyor.

Afganistan’da Taliban hakim olurken kutlamalar İdlib’de yapıldı.

ABD İdlib’deki tüm yabancı köktendinci terör örgütlerini destekler durumda.

Burayı küçük bir Afganistan olarak görüyor.

1980’lerde SSCB’ye karşı kullandığı mücahit politikasını şimdi benzer şekilde Suriye’de Rusya’ya karşı İdlib üzerinden kullanmaya çalışıyor.

Gerektiğinde Türkiye’ye karşı da bir terör ve göç kozu olarak İdlib bombasını elinde tutuyor.    

Biden aynı zamanda Fırat’ın doğusundaki PKK oluşumlarını desteklemeye devam ediyor, onları terk etmeyeceği sözü veriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise inatla bu konuda ortak noktada durduğu Suriye Cumhurbaşkanı Esad ile barışmıyor.

Tüm somut olgular dayatırken, “masaya oturmam” diye ısrar ediyor.

Rusya bu kez hem Fırat’ın doğusundan, hem Azerbaycan üzerinden Türkiye’ye tehdit kapılarını açıyor.

İran’ı da unutmayalım.

Tarihinde ilk kez Azerbaycan sınırında askeri tatbikat yapıyor.

Rusya ise İdlib ve çevresini havadan bombalıyor. 

Suriye ordusu da kara harekatına hazırlanıyor.

Sebep öncelikle Rusya ve İran’ın, Batı ile Avrasya arasında sürekli zik zak çizen Türkiye’ye mesaj verme çabası, ikincisi de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in örtülü Rus desteği ile Karabağ’da kazandığı zafer ile paralel olarak İsrail’i Kafkasya’ya sokma çabası.

Avrasya güçleri Ankara’ya ayrıca şu mesajı da iletiyor: Orta Asya’ya giden Zengezur’u kapatır, aslında bir Türk koridoru olan Orta Koridor yani Çin’in Kuşak ve Yol hattıyla bağlantınızı keser atarız!

Ankara aslında oturup bir salim ve sakin kafayla düşünebilse, NATO ve AB’nin sınırlarını artık Türkiye’nin batısına çektiğini ve Türkiye’yi düşman cepheye açık seçik net olarak koyduğunu görebilir.

Frontex sınırları artık Yunanistan’dadır.

ABD’nin yeni askeri yığınağı Yunanistan, Romanya, Bulgaristan ve Polonya’da mevcut.

Avrupa Birliği, yeni sınıflandırmasında Türkiye’yi Afrika ülkelerinin yanına koyarak, bağların çoktan koptuğu Ankara’yı üye müye yapmayacağını açıkça ilan etti.

Artık Brüksel ve Washington’dan Ankara’ya hayır yoktur.

Türkiye’nin yeri Asya’dadır, Batı Asya’dadır.

Ve Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri’nin deniz bağlantısı (Pakistan’ı saymazsak) Türkiye üzerinden olacaktır.

Türkiye’nin Asya’ya dönmesi için öncelikle Rusya, Çin ve İran ile ilişkilerini iyileştirmesi lazım.

Enerji ve ticaret güvenliği için de bu şart.

Ayrıca “1998 Adana Mutabakatı’na dönelim” diyen Putin mi haksız, yoksa “Esad ile illa da masaya oturmam” diyen Erdoğan mı?

Türkiye’de PKK bitme noktasına gelirken sınırımızda ABD güvencesiyle bir Kukla Kürt Devleti koridoru oluşuyor.

Bir sözüm de muhalefet cephesine.

Hadi AKP sırtında 20 yıllık Müslüman Kardeşler ve BOP yüküyle ezildi kaldı.

Siz ne demeye hala Batı’dan medet umuyorsunuz?

Çöküşte olan ABD ve gerileyen AB mi iktidarı verecek size?

Bakınız Avrupa geçen sene doğalgazın metreküpünü Rusya’dan 100 dolara alırken, şu an karışan piyasalarda bu rakam 1000 dolara çıktı.

10 kat arttı.

Biz ise Batı muhiplerinin demediğini bırakmadığı Türk Akımı sayesinde 240 dolara alıyoruz.

Şimdi bu sözleşmenin de süresi doluyor.

Sizin hala Ukrayna’da, ABD’de ne işiniz var?

KKTC’nin Girit gibi elimizden çıkıp gitmesini istemiyorsanız, düşman NATO’yu Karadeniz’e sokmazsınız, Kırım lafları etmezsiniz, Beşar Esad ile barışır 5 milyon mülteciyi ülkelerine geri yollarsınız.

Türkiye, İran, Suriye, Irak ve Rusya ile bir olup İdlib ve Fırat’ın doğusunu halledersiniz.

Biden’a zevat demekle, 3 günde bir 180 derece zıt şeyler söylemekle bu olmuyor.

Atatürk gibi yapmadan olmaz da.