Yapay zekâ gelişmelerini yeni bir algoritmayla karşılamak

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı...

Yapay zekâ gelişmelerini yeni bir algoritmayla karşılamak

Veryansın Tv okurları, dikkatli ve araştırma merakına sahip okurlardır. Bugün bambaşka bir konudan söz edeceğim. 21. yüzyıl ve sonrası için gençlerimizin geleceğini özellikle eğitim sisteminin şekli ve içeriğine ilişkin değişiklikler, gelişmeler belirleyecektir. Dünyada ve ülkemizde Yapay Zekâ çalışmaları, araştırmaları daha da hızlanmakta; böylece Yapay Zekâ gittikçe kısalan gelişme aşamalarıyla katlanarak hayatımızın hemen her yönüne girmektedir. Zarar-ziyan hesabı ayrıca yapılabilir, neler getirir, neler götürür şimdiden bazı değerlendirmeler yapılmaktadır. Ancak çok emin olduğumuz şey, Yapay Zekâ konusundaki araştırma ve gelişmelerin önü alınamaz bir şekilde sürmesidir ve insanlar bu gelişmeler karşısında nasıl bir konum alacakları konusunda belirsizlik olduğunu düşünmektedir.

Eğitim teknolojileri ve yöntemleri Yapay Zekâ gelişmelerine göre neredeyse daha kısa aralıklarla yenilenme ihtiyacı içindedir.  Ama asıl sorun bence, eğitim içeriklerini nasıl oluşturmamız gerektiği sorusuna vereceğimiz yanıttır. Kısaca gençlerimizi bu gelişmelere karşı nasıl hazırlayacağız? Sonra genel olarak toplumu zihinsel olarak Yapay Zekâya karşı nasıl donanımlı hale getireceğiz? Tek derdimiz kuşkusuz başarıya bağımlı eğitim yöntemi değil, belki ondan daha önemlisi, Yapay Zekâ karşısında insan kalabilmenin ve insanlaşmayı sürdürebilmenin bilim-felsefe işbirliği ile gerçekleştirilmesinin yollarını aramaktır.

Yapay Zekâ, bugün bile bazı klasik mesleklerin pabucunu dama atmıştır. Bu durum, hız kesmeden süreceğine göre, daha bir çok meslek ortadan kalkacak, yerine, Yapay Zekâya bağlı yeni meslekler oluşacaktır. İşte çocuklarımızı ve gençlerimizi çok yakın gelecekte yeni mesleklere, iş kollarına ve bunun için de yeni bir düşünme yöntemine hazırlamak çoktan zorunlu bir hal almıştır.

Tıp doktoru Turgay Sehil’le birlikte,  Yaklaşık altı yıldır üzerinde çalıştığım felsefe ile iyileşme yöntemini, tıpla birleştirdiğimiz yeni bir algoritmayı Veryansıntv okurlarına anlatmayı bugünün konusu olarak seçtim. Uzayzaman Rehberi adını verdiğimiz bu algoritma verimli, etkin, sağlıklı ve bilimsel düşünmenin temellerini gösteriyor. Konunun ve doğal olarak dilin ağırlığı nedeniyle, okurlarımızdan, yazıyı birkaç kez okumalarını rica ediyorum.

UZAYZAMAN ALGORİTMASI VE YAPAY ZEKA

Uzun bir geçmişe ve titiz çalışmaya dayalı olarak Tıp doktoru Turgay Sehil’le[1] birlikte oluşturduğumuz Uzayzaman Rehberi[2],  biyoloji, antropoloji, nöroloji, yeni fizik ve kimya ile felsefenin bütünleştirilmesinden oluşan bir eğitim-öğretim rehberidir. Felsefe ile pozitif bilimlerin buluştuğu bu algoritmaya göre, davranışlarımızın soy kütüğü, duygulara uzanan bir süreci kapsıyor.  Newton fiziğindeki üç boyutlu evren yerine, Etkileşimsel Evren Modelini öneriyor. Bu model, kuantum fiziğine dayanıyor. Atom parçacıklarından moleküllere, organellere, hücrelere, dokulara, organlara, bireylere ve toplumlara doğru bilişsel/bilinçsel düzeyin arttığı; geriye doğru da bilinçsel düzeyin azaldığı ama en alttan en üste ya da tersi, sürekli bir etkileşimselliğin geçerli olduğu yeni evren anlayışında, varlık, etkin ya da edilgin etkileşimsellikle ortaya çıkıyor. Felsefe Tarihinde Yeni Plâtonculuktaki taşma (emanasyon) kuramındaki etkileşimsel hiyerarşiye biçimsel olarak benzese de, içerik olarak yeni fizikteki en son gelişmeleri ve yeni kuramları (Sicim kuramı, Dolanıklık kuramı, Özel ve Genel Görecelik Kuramı, İkizler paradoksu ) gözeten bu yeni evren anlayışı, diyalektik ve evrimsel bir sürecin, insan tekleri ve toplumları için de geçerli olduğunu vurguluyor.

Uzayzaman Rehberi, her birinde altı başlığın bulunduğu üç modülden oluşmaktadır. Toplam 18 başlıktan meydana gelen bu algoritma, yaklaşık bir aydır ortaöğretimden bir sınıfa pilot eğitim olarak, orta ve yüksek öğretimdeki öğrencileri eğitecek eğitmenlere, eğitmen eğitimi olarak verilmekte; ayrıca öğrenciler dışında danışanlara sunulmaktadır.

Etkileşim, inorganik varlıkta edilgin iken canlı ve insana doğru etkinleşiyor. İnsan sinir sistemi etkin etkileşimin en çok olduğu üst sınırı temsil ediyor. Sinir sistemi evrenle etki-tepki örüntüsünün merkezi olarak, bu süreçte sürekli hem algılanan evreni var ediyor, hem de algılanan evren tarafından var ediliyor. Evren nasıl atomlardan meydana geliyor, davranışlar geliştiriyorsa ve bu şekilde etkileşiyorsa insan ve davranışları da etkileşerek meydana geliyor. Buna göre insan davranışları, tıpkı evrendeki etkileşimlerin nedeni olduğu gibi belli bir nedene bağlı olarak oluşuyor. Konum ve zaman değiştirme olmanın ötesinde olan davranış,  salt konum değiştirmekten ibaret olan harekete göre, ereksel bir özellik de taşıyor.

Etkileşimdeki etkinlik ve edilginlik, varlığın sınırlarını belirliyor. Etkin etkileşim ve dolayısıyla bilgi, canlılığı, edilgin etkileşim de cansızlığı temsil ediyor. Bu bilimsel gerçekliği insan canlılığına uyguladığımızda, edilgin bir birey ya da toplum, cansızlığa daha yakın olduğu için, bilimde, sanatta, medeniyette geri kalıyor. Etkin etkileşimde olan birey ve böyle bireylerin oluşturduğu toplumlarda bilim, sanat ve medeniyet ortaya çıkıyor.

Yapay Zekânın bu yeni evren anlayışındaki yerine bakalım.

Yapay Zekâ, yaratıcısı olan toplumların etkin etkileşimlerinin bir ürünü olmaktadır. Her şey atomlardan meydana geldiğine, her davranışımızın bir geçmişi, nedeni ve alt yapısı olduğuna göre, Yapay Zekâ tüm bu birikimsel etkin etkileşimlerin sonucu oluyor.

Şimdi Yapay Zekâ ile etkin etkileşimin merkezi olan sinir sistemini bazı kavramlar açısından karşılaştıralım:

Davranış: Asla hareket değildir. Hareket konum değiştirmedir. Davranış konum değiştirme olsa da, onda ereksellik söz konusudur. Davranış sadece konum değiştirmekten ibaret değildir. Davranış, ilişkisellik bağlamında değerlendirilir. Işık hızı bizim davranışlarımızı da belirliyor.

Yapay Zekânın hareketi, insan davranışındaki erekselliğe sahip değildir. Hareketine amaç yüklense de bu amaçlılığı, yükleyen ile kendisi arasındaki doğal etkileşimin sonucu olamaz. Amaç da, YZ’nın kendi davranışına içkin bir etkileşimselliğin sonucu değildir.

Davranış, etkileşimin kaynağına karşılık gelen durumdur.

Etki-Tepki: Mikro ve makro evren arasındaki uyumsuzluğu gidermek olgusuna etki-tepki denir. Etki-tepki, davranışla etkileşimsel sınırları tespit etmektir. Etki-tepki, varlıklar arasındaki bağlantısallık etkileşimidir. Toplumu oluşturan kurallar da etki-tepki sıralamasıyla olur. Suyun moleküler dizilimi etki-tepki olasılıklarını artırır. Thales varlığın temelini suya bağlar.

YZ etki-tepki sürecini kendi otonomluğuna bağlı olarak geliştirmez. Onu meydana getiren atomlar, kendisi ve evrenle olan aracısız etki-tepki örüntüsünün eseri değildir. Üçüncü bir unsur vardır. Oysa canlı ile evren arasında doğrudan etkileşim söz konusudur.

Başlangıç ve Son: Geçmiş ve geleceğin etkileşimsellikle ilişkilendirilmesidir. Geçmiş ve gelecek, somut ve deneyimlenebilir birer olgu değil, algımızla ilgili bir kategoridir. Buna göre, geçmiş ve gelecek yerine, alt ve üst, mikro –makro evrenin iki yönlü belirlenebilirlik bağlantısallığı söz konusudur.

YZ sayesinde elde edilecek hız, üretim, teknoloji ve veri depolama, başlangıç ve sonun olmadığını kanıtlar.

Canlı, Canlılık: Aynı etki karşısında farklı tepkiler vermektir. Canlı, tepkisi ile etki oluşturmaya çalışır. En yüksek canlılık düzeyi insanda bulunur. Canlılık bilgi demektir. Su molekülleri, canlılığın ana mekanizmasıdır. Felsefe de düşünmenin su molekülüdür.

Cansız/Cansızlık: Ne yaparsanız yapın, hangi etkide bulunursanız bulunun, bir  ölüden veya cansızdan aynı yanıtı almamızdır. En alt cansızlık düzeyi inorganik doğadadır, varlıklardadır.

Canlı ile cansız arasındaki bu farkı, uzayzaman algoritması ile çözebiliriz.

YZ canlı değildir, ama canlı davranışları göstermeye programlanabilir. Bununla birlikte, canlı gibi davranışlarda bulunmak için, belli etkilere muhtaçtır. Ne ki insanlar için de aynı şey geçerlidir. Ancak en yüksek canlılık düzeyi olan insandaki canlılık özelliklerini henüz taşıyabileceğine dair kesin kanıtlar yoktur.

Özgürlük: Newton fiziğine göre üç boyutlu evren anlayışı, uzayzaman algoritmasının temel aldığı yeni fizikte, kuantum fiziğine göre mekaniktir ve özgürlüğümüz daha kısıtlıdır. Parçacık fiziğinin evren anlayışında belirsizlik, insan için daha geniş bir özgürlük alanı yaratmaktadır. Çünkü yeni fizikteki evrene göre tanımlayan değil tamamlayan pozisyonundayız.

Sinir sistemi geliştikçe ebeveynlere bağımlılığın termodinamik yasalarına göre özgürlük ortaya çıkar. Beynin çalışması ilişkisellikle artar, bu da özgürlüğe daha fazla alan açar.

Özgürlük, ahlaksal bir değerdir. İnsan için geçerlidir. YZ özgürlük için herhangi bir etkileşime ya da etkileşim heyecanına sahip değildir.

Yeni Fiziğe göre evren: Evrenin geçmişini şimdi görüyoruz. Eşzamanlılık söz konusu değildir. Geçmiş ve gelecek birbirini sürekli etkiler. YZ ile uzayzaman birliğini daha açık görüyoruz. YZ için geçmiş ve gelecek yoktur. Buna göre uzayzaman algoritması ile uyumludur.

Algımız/Bilgimiz: Algılarımız etkileşimleri etkiler. Felsefe de bütünleştirici bağlantısal evren anlayışına uygun olarak parçalı bilgileri birbirleriyle etkileşim içinde olduğunu görerek birleştirecektir. Algı, organizma, foton, tepki canlının özelliğidir. YZ tüm bu etkileşim süreçlerini daha hızlı ve tek bir yönden gerçekleştirebilir.

İnsan:  Bütün türlerin tek etkileştiği varlık insandır. Diğerleri kısmen etkileşir. YZ bu noktada insanla yarışabilir.  Ancak insanın sinir sistemindeki karmaşık yapı YZ’de nasıl modellenecektir, onu da bilimsel gelişmeler gösterecektir.

Sinir sistemi: İlişkiselliğin özütüdür. Uzayzaman, bizim de içinde olduğumuz ilişkiselliktir.

YZ’deki matematiksel modelleme sinir sisteminin yerini almak için bilimsel araştırmalar daha fazla zamana ihtiyaç duyacaktır.

Fenomenoloji: Gerçeklik evrensel değildir. Fenomenoloji bir yöntemdir. Ada Avrupa’sı gerçekliği nicel belirleyici kavramlar olarak gösterir. Kıta Avrupa’sında gerçeklik evrensel değildir.

Husserl’e göre nasıl deneyimleriz? Bilincimizdeki özle kaotik dünyayı düzene koyarız. Buna göre kaotik bilinç düzenlemektedir. Bilinç, yönelimselliktir. Fenomenoloji bütün varlığı kapsayacak şekilde anlamlandırma edimidir. Önyargılarımız askıya almalıyız. Descartes, “düşünüyorum, öyleyse varım” derken, yalnız “düşünüyorum” demeliydi. Bilincimizle yöneldiğimiz her şey var olur. Geçmiş ve gelecek şimdide buluşur. Uzayzamana göre geçmiş gelecek karşılıklı olarak birbirini etkiler, var eder. Fenomenolojide natüralist yaklaşım yetersizdir.

YZ’nin bütünüyle bilinç modellemesi olması için henüz erkendir. YZ, yönelimselliğe sahip değil, yönelimselliğe yöneltilen robottur. YZ düşünme algoritmasına sahip olabilir ama düşündüğünü düşünemez. Düşündüğünü düşünmek felsefe yapmak demektir.  İnsanla robot arasındaki en temelli farklardan biri budur.

Varlık: Varlık ve varlığın sınırlarını etkileşimsellik belirler, varlık etkileşimselliktir. Kader kavramı buna göre anlaşılmalıdır.  Duyu araçlarıyla belirleyemediğimiz varlık sınırlarını, bu algoritma ile belirleyebiliyoruz.

YZ, kuşkusuz yüzyıllarca süren bilimsel etkileşimselliğin ürünüdür. O da varlığını, kendisiyle geliştirilen etkileşimsellikle belirleyebilir.

Etkileşim:  İsim ve anlam vermek, etkileşim içindir. Varlığın sınırlarıdır. Evrensel etkileşimi anlamak için su molekülüne bakmak gerekir. Su molekülü inorganik doğayı aşmaya çalışır; organik doğaya geçişi hazırlar.

Düşünceler arasındaki benzerlikler de RNA’nın DNA’dan aldığı molekülleri başka bir moleküle taşımasına benzer.

YZ etkileşimsel evrene katılsa da, cansızlıktan canlılığa geçen bir organizma ya da bu geçişi sağlayan su molekülleri sayesinde canlılık kazandırılan bir pre-biyotik varlık değildir.

Zaman-Mekân: Einstein, evrende mutlak konumların olmadığını söyler. Zaman-mekân kavramları ortadan kalkar. Zaman-mekân iç içedir. Evrendeki belirsizlik de konum aramaktan kaynaklıdır. Yoksa belirsizlik söz konusu değildir. Belirsizlik alışkanlıklarımızdan kaynaklanıyor.

Bu durum YZ’de daha da açıklığa kavuşacak gibi görünmektedir.

Uzay-zaman Algoritması Neyi sağlar? Bilimsel, etkili, yararlı ve sağlıklı düşünmek, duymak, bağlantı kurmak, yorumlamak, bütünleştirmek,  yeni istihdam olanaklarının yaratılması, felsefenin pratik yaşama uygulanması, felsefenin bilimle yeniden buluşturulması.  İyileşme, sürdürülebilir düşünce ve duygu sağlığı, bağlantısallık. Bilgi kirliliğini, bilgi karmaşasını önlemek, bilgiyi kullanabilme yeteneği kazandırmak, doğru-yanlış yerine, faydalı zararlı davranışları birbirinden ayırmak.

Uzayzaman algoritması, YZ olarak modellenir ve ona uyarlanırsa, eğitim-öğretimde ve duygu-düşüncede verimlilik ve yarar artacaktır.

Evren: Bulunduğumuz evrenle düşündüğümüz evren farklıdır.

YZ, Uzayzaman Rehberi’ndeki yeni evren anlayışını destekler bir teknolojinin en önemli adımıdır. İnsan, bulunduğu evrenin düşündüğü evrenden daha büyük olduğunu YZ sayesinde daha açık bir şekilde kavrayabilecektir.

Canlı: Aynı etkiye veya davranışa farklı tepkiler veren varlıktır. Canlı tepkisi karmaşık, çeşitli, bilinemez, ölçülemez ve öngörülemezdir. Moleküllerle birlikte davranışın var olmasıdır.

Cansız: Aynı etkiye veya davranışa aynı tepkiyi veren varlıktır. Cansız tepkisi, bilinebilir ve ölçülebilirdir. Ölen insanda kaybolan şey, davranıştır. Moleküller kaybolmaz.

Aralarındaki sınır, edilginlik ve etkinlik farkıdır.

Etkileşme etkinliği arttıkça, canlılar birbirinden ayrılırlar.

İnsan, yarattığı YZ’den daha canlı ve etkin etkileşim sahibi olduğunu bundan sonraki süreçte göstermek zorunda kalacaktır. Zorunda kalacaktır diyorum çünkü etkin etkileşim konusunda ondan geri kalırsa YZ, insanın elinde kalacak olan düşünsellik ve ahlaksallığı da YZ’ye devretmek riski ile karşılaşabilir.

YZ konusundaki bilimsel gelişmeleri uzayzaman algoritması ile karşılamak, etkin etkileşimin merkezinin insan sinir sistemi olmayı sürdüreceği olasılığını artıracaktır.

Daha ayrıntılı bilgi ve analizler için www.uzayzaman.com platformunu inceleyebilirsiniz.

 

[1] Turgay Sehil, Özgürlüğe Yolculuk, Duvar Yayınları, İstanbul 2019; Şahin Filiz, Felsefi Sağaltım, Pales Yayınları, İstanbul 2018.

[2] www.uzayzaman.com