Yasa dışı göç/sığınmacı konusu gerçekte neyle ilgili?

featured

Ahmet Müfit yazdı 

Bu yazının konusu, siyaset kurumunun, esas olarak gündeme getirmekten kaçınıp, toplumun tıpış tıpış sindirmesi istenilen, mecbur kaldığında ise iyilik/yardımseverlik ve ırkçılık/nefret söylemi gibi soyut ve manipülatif kavramlarla tartışmayı tercih edip, gerçek nedenleri ve muhtemel sonuçları tartışmaktan kaçındığı ülkemize yönelik, başka ülkelerden kaynaklı yasa dışı göç/geçici sığınmacı konusu.

Yazıyı yazma amacım, nedenlerinden bağımsız olarak, yalnızca neden olduğu travma ve gerginlikler üzerinden ve çoklukla soyut değer yargıları üzerinden siyasi manipülasyon amaçlı olarak tartışılan yasa dışı göç konusunun, somut nedenleri üzerinde durmak.

Sorunu en ağır şekilde yaşayan ülkelerden biri olsak da, öncelikle belirtilmesi gereken husus, yasa dışı göç konusunun yalnızca bizim ülkemize yönelik olarak yaşanan, dolayısıyla işin uluslararası boyutundan bağımsız olarak tartışılabilecek bir olay olmadığı. Bu bağlamda, başlangıçta açıkça ortaya konulması gereken bir önemli husus,  ekonomik, siyasi ve sosyal/kültürel nedenlerin, herhangi bir dışsal etken/müdahale -savaşlar, darbeler, dışa bağımlı ekonomilerde tetiklenen ekonomik krizler, vb.- olmaksızın, kitlesel ve sınır aşan bir göç hareketini başlatmak ve sürdürmek için yeterli olmadığı/olamayacağı.

Unutulmaması gereken diğer bir önemli konu, son yıllarda yaşanan “büyük/kitlesel göç” dalgalarının diğer bir belirleyici özelliğinin, görünüşte “yasa dışı” olarak adlandırılsa da, göçün hedefi ülke yöneticilerinin ahlaki gerekçeler bularak ya da el altından fiili onayı/desteği olmaksızın gerçekleşmesinin olanaksız olduğu.

Kamuoyuna yansıyan/yansıtılan başlatıcı eylem ne olursa olsun, tüm kitlesel göçlerin,  ekonomik nedenlerden -hedef ülkenin “sorunları” ya da kaynak ülkenin “ihtiyaçları”- bağımsız olarak düşünülemeyeceği tartışılamayacağı.

Zurnanın “zırt” dediği nokta da, tam olarak bu.

Konuyu daha net anlatmama olanak sağlayacak iki farklı göç örnekle devam edeceğim.

Birinci örnek ABD’nin en kalabalık ve ekonomik olarak en gelişmiş eyaleti olan Kaliforniya’ya yönelik olarak yaşanan –ağırlıklı olarak Meksika, Orta ve Güney Amerika kaynaklı-  “kayıt dışı/yasa dışı” göç. Kayıt dışı/yasa dışı göçmen olarak bu eyalette “yaşayan” 2,25 milyon kişinin (eyalet nüfusunun yüzde 5,7’si) yaklaşık yüzde 55’i lise altı eğitime sahip ve yine yaklaşık yüzde 80 küsuru 44 yaş ve altında yani “verimli olarak” çalışabilecek nitelikte.

Eğitimi az ama bedenen verimli çalışabilecek olan bu insanların yaklaşık yüzde 70’i hizmetler, maden, inşaat, “üretim” ve nakliye sektöründe güvencesiz olarak istihdam ediliyorlar. Kaliforniya özelinde ve özellikle İspanyol asıllı yasa dışı göçmenler açısından bakıldığında, hizmetler derken kastedilenin ev işçiliği, konaklama, üretim derken kastedilen şeyin ise tarım işçiliği olduğunu ve bu durumun, sözde kalkmış olan, güvencesiz, kimliksiz ev ve tarım işçiliğine dayalı eski kölelik düzeniyle benzerliğine dikkat çekmek mümkün. Abartıyorsun diyebilecekler için, paragrafın altında paylaştığım linkleri tıklamalarını önerip devam edeyim.

İkinci örneğimiz, Fransa ve özellikle eski sömürgeleri kuzey ve batı Afrika ülkeleri kaynaklı göç. Paragrafın altında linkini paylaştığım dokümanlara baktığınızda, günümüzde “yasa dışı” olduğu söylenen köle emekle ilgili iç acıtan detayların, ABD’de yaşananlardan farkının olmadığını, her fırsatta insan haklarından bahsetmeyi alışkanlık haline getirenlerin, bu acımasız koşulları,  nasıl “huzur içerisinde” içlerine sindirdiklerini görmeniz/görmemiz mümkün.

Madem durum bu, öyleyse Trump, ya da Avrupa ülkeleri niçin yasa dışı göçmenlere karşı çıktılar/çıkıyorlar?

Sorunun yanıtı,  diğer krizlerden farklı olarak, neoliberal küreselleşmeci dünya düzeninin merkezi ülke vatandaşlarını da vuran 2007-2008 ekonomik krizi ya da finansal balonların patlaması olayı sonrası, bu ülkelerin sosyal ve siyasi yapılarında yaşanan radikal değişimlerle yani neoliberal ekonomik politikaların neden olduğu yoksullaşma yüzünden artan yabancı karşıtlığı ile doğrudan ilişkili.

ABD açısından bu durum Trump’ın seçimi kaybetmesi ile değişmiş gibi görünse, nispi olarak artırılan sosyal yardımlarla “koşullar” kısmen de olsa iyileştirilmeye çalışılsa da, güncel rakamlara bakıldığında yasa/kayıt dışı göçmen sayısında hızlı sayılabilecek bir gerileme olduğunu söylemek mümkün.

AB açısından da durum farklı değil. Artık yasa dışı göçmenleri kendi ülkelerinde istemiyorlar ama yasa dışı ucuz ve güvencesiz emeğin “ekonomik çekiciliğinden” de kurtulamıyorlar.

Buldukları çözüm, her konudaki ikiyüzlülüklerinin farklı bir şekilde tezahürü. Ucuz üretim için gereken şey de belli, istediğin gibi kirletebileceğin toprak, ucuza kullanabileceğin doğal kaynaklar ve göçmen işçi baskısıyla köleleştirilmiş emeği özgürce ve yeterince bulabilecekleri ülkelerde üretmek. Yasa dışı göçmen ya da güvencesiz emek deposu ülkeler, üretim üstleri yaratmak.

ABD, Meksika’yı da kapsayan gümrüksüz ticari bölge anlaşmalarıyla, ABD şirketlerine ucuz emeği kullanarak üretim yapabilecekleri olanaklar yaratırken, AB açısından en iyi örnek, Gümrük Birliği Antlaşmasıyla kendi kararlarına bağımlı kıldıkları, AB Komisyon Başkanı Michel’ın sözleriyle ifade edersek bazen havuç bazen de sopayla terbiye ettikleri, kendi şirketleriyle üretip, gümrüksüz olarak ithalat yaptıkları Türkiye.

Bilmem anlatabildim mi, Avrupalıların ülkemizdeki yasa dışı göçmenleri, toplumumuza entegre etmemizi niçin bu kadar istediklerini, geri alım anlaşması yapmaya zorlayarak niçin bize para ödediklerini, yabancı sermayeli şirketler için üretim üssü olmamızdan, Çin’den rol kapmamızdan bahsederken aslında ne demek istediklerini.

Aslına bakarsanız, bu basit ilişkiyi görmek ve göstermek için bu kadar şey söylemeye de gerek yok. İçişleri Bakanı, “Fabrikanda Suriyeliyi çalıştır, sömür, sigortasını yaptırma. Bir milyon insan gidecek. Kim isyan edecek biliyor musun? O iş sahipleri” diyerek, “yasa dışı göç” olayının altında yatan gerçeği, olayı tanımlamak için siyaset kurumunca kullanılan, başta sizlerle de paylaştığım kavramların acımasız bir sömürüyü gizlemek için paravan yapıldığını tüm açıklığıyla ifade etti aslında.

 

Kaynakça:

http://data.cmsny.org/ , https://www.cdfa.ca.gov/Statistics/
https://www.fwd.us/news/immigrant-farmworkers-and-americas-food-production-5-things-to-know/
https://calmatters.org/california-divide/2022/04/california-undocumented-immigrants/,

Examining the Economic Contributions of Undocumented Immigrants by Country of Origin


https://www.unhcr.org/49e479ca0.pdf,

Undocumented Workers: Living, Working and Mobilizing in Paris


https://publications.iom.int/system/files/pdf/wmr_2020.pdf
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6261851/
Smuggling of migrants into,through and from North Africa (unodc.org)
https://cadmus.eui.eu/bitstream/handle/1814/65986/Report_GLMM02.pdf
https://www.ilo.org/beirut/areasofwork/labour-migration/lang–en/index.htm rafficking/Migrant_smuggling_in_North_Africa_June_2010_ebook_E_09-87293.pdf
https://www.researchgate.net/publication/323426979_MULTECI_EMEGININ_TURKIYE_ISGUCU_PIYASALARINDAKI_GORUNUMU_VE_ETKILERI

Yasa dışı göç/sığınmacı konusu gerçekte neyle ilgili?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 8 ay önce

    Sayin Mufit siginmasi konusunda ki can alici temel noktayi,emperyalist ekonomik iliskiyi ortaya koymaniz cok yararli ,tesekkurler..

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!