Gürbüz Evren

Yunanistan’ın yaygaralarının ve Suriye’ye olası operasyonun perde arkası

Gürbüz Evren yazdı...

featured

Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğinin, Türkiye’nin veto tehdidine takılması perde arkasında birçok önemli gelişmeye neden oldu.

Perde arkasında olup bitenleri Türkiye’den bakarak anlamak pek mümkün değil.

Bu konularda yazan uzmanlar, gazeteciler ve akademisyenler için yurt dışındaki kaynaklar, ilişkiler büyük önem taşır. Eğer yabancı gazeteci, akademisyen, diplomat, stratejist çevrelerde ilişkileriniz, arkadaşlarınız yoksa anlatacaklarınız, yazacaklarınız büyük oranda havada kalacaktır.

Yurt dışında yaşadığım yaklaşık 20 yıllık süre içinde kurduğum dostlukların, bugün yaptığım işte bana ne denli büyük bir katkı sağladığını görüyorum. Yazılarımdaki farklı ve özel bilgilerin kaynağının, büyük oranda bu ilişkiler olduğunu sıklıkla vurguluyorum.

Öncelikle Yunanistan’dan başlayalım. Bilindiği üzere Yunanistan son dönemde büyük bir yaygara kopararak, Türkiye’ye karşı saldırıya geçti.

Oysa Yunanistan Başbakanı Miçotakis 13 Mart 2022 tarihinde İstanbul’da, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüş, herkes iki ülke arasında olumlu bir sürecin başlayacağını düşünmüştü.

Aynı Miçotakis, 17 Mayıs 2022 tarihinde, ABD Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’yi şikâyet etmiş, İstanbul’daki buluşmanın yarattığı havanın tam tersi bir sürecin düğmesine basmıştı.

Yunan Başbakan son olarak 30 Mayıs 2022 tarihinde, Brüksel’de düzenlenen Avrupa Birliği olağanüstü liderler zirvesinde Türkiye’ye yönelik şikayetlerini, tahriklerini zirveye taşıdı. Miçotakis her zamanki şımarık çocuk üslubuyla yaygara kopararak batılılara Türk tehlikesini anlattı, Yunanistan’ı acındırdı. ABD ve AB’yi Türkiye’ye karşı kışkırtmak için elinden geleni yaptı.

Soru şu: Yunanistan’daki bu tavır değişikliği, Türkiye’ye karşı ortalığı ayağa kaldırma çabaları nereden kaynaklanıyor? Bu ani korkunun ve yaygaranın kaynağı ne?

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği Türkiye’nin eline hiç de beklemediği, doğru kullanılırsa büyük yararlar sağlayacak bir fırsat verdi.

Öncelikle şunun altını çizelim, Türkiye, Finlandiya ve İsveç’in terör örgütüne desteklerini gündeme getirerek, bu iki ülke üzerinden aslında aralarında ABD, Fransa, Almanya, Yunanistan, Belçika, Hollanda’nın da olduğu birçok AB ve NATO üyesine mesaj verdi. Çünkü söz konusu ülkeler, terör örgütünü İsveç ve Finlandiya’dan daha çok destekliyorlar.

ABD’nin Suriye’de kendine müttefik olarak terör örgütü PKK/PYD’yi seçtiğini, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, sarayında, bu örgütün yöneticilerini ağırladığını, Almanya’nın, teröristlerin Avrupa’daki en büyük cephe gerisi ve mali kaynak merkezi olduğunu, Yunanistan’da PKK kamplarının bulunduğunu dikkate alırsak, İsveç ve Finlandiya’nın destek konusunda diğerlerinin biraz gerisinde kaldığını görürüz.

Türkiye, Finlandiya ve İsveç’in terör örgütünü desteklemekten vazgeçmesini isterken, aslında yukarıda sıraladığım ülkelerden de aynı şeyi talep ediyor. Yani “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” durumu.

Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ya da en azından bu ülkeye karşı uygulanan uluslararası tecrit politikasına son verilmesini, Kıbrıs adası çevresindeki petrol ve doğal gaz kaynaklarından KKTC’nin Rumlarla eşit pay almasını istiyor.

Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın oldu bittilere son vermesini, münhasır ekonomik bölge, karasuları, hava sahası konularındaki tek yanlı hak taleplerinden, 12 adayı uluslararası anlaşmalara aykırı olarak silahlandırmaktan vazgeçmesini istiyor.

Türkiye ayrıca Avrupa Birliği’nin Yunanistan yanlısı tavırlarından, üyelik sürecinin sabote edilmesinden, yaptırım tehditlerinden vazgeçmesini bekliyor.

Türkiye, ABD’den de silah satışındaki olumsuz tutumunu sonlandırmasını, savaş uçaklarının satışı ve modernizasyonu sürecinin önünü açmasını istiyor. ABD’nin terör örgütü ile iş birliğini sonlandırmasını ve verdiği silahları geri almasını dillendiriyor.

İşte sıraladığım tüm bu talep ve beklentiler, ABD ve NATO çevrelerinde dikkate alınmaya ve konuşulmaya başlandı.

Şimdi ilk kez okuyacağınız bir bilgiyi paylaşayım. Türkiye’nin isteklerinin değerlendirilmesi için 2 Amerikan, 1 İngiliz, 2 Fransız, 2 Alman, 1 İspanyol ve 1 de İtalyan uzmandan oluşan komisyon kuruldu. Bu komisyon yaklaşık 3 haftadır çalışıyor. Yunanistan’ı harekete geçiren ve Türkiye’ye karşı karalama kampanyasına, yaygara koparmasına iten ise bu komisyon oldu. Komisyonda yer almak isteyen Yunanistan’ın talebi, Fransa’nın desteğine rağmen bizzat ABD tarafından reddedildi. ABD tarafı Yunanlara, “Merak etmeyin biz sizi de temsil ediyoruz” diyerek, onları yatıştırmaya çalıştı.

Ama Yunanistan, o komisyonda Türkiye’nin beklentileri konusunda yapılacak olumlu değerlendirmelerin kendisine sorun yaratacağı korkusuyla hareket ediyor. İşte yaygaracı Yunan Başbakanı Miçatokis’i yollara düşüren neden bu.

Bir başka ayrıntı ise söz konusu komisyon içindeki bazı üyeler, özellikle Fransız ve Almanlar, “Ödün vermeyip sabredelim, çünkü yaklaşık 1 yıl sonra ya da erken seçimle Türkiye’de iktidar değişecek. Türkiye’nin olası yeni yönetiminin bazı sözcülerinden Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine sorun çıkarmayacağı yönünde mesajlar aldık. Bu çevrelerle görüşmelerimizi sürdürelim” diyerek farklı bir politika izlenmesi yönünde ısrar ediyor.

ABD ise Türkiye’deki seçimlerde yönetim değişikliğinin garanti olmadığını hatırlatarak, ekonomik kolaylıklar sağlanıp, Türk tarafının ikna edilmesi yönündeki bir alternatif çözümü dillendiriyor. Bu öneri tepki görse de bir köşede duruyor.

Rusya, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusunu yakından takip eden bir başka önemli aktör. Rusya, bu ülkelerin NATO’ya katılımının sekteye uğraması ya da gecikmesi için Türkiye’nin vetodan yana tutumunun sürmesini istiyor. İşte bu yüzden Türkiye’nin, Suriye’nin Tel Rıfat ve Münbiç bölgelerindeki operasyonu aniden gündeme geldi.

Hatırlayalım, Türkiye’nin 2019’daki Barış Pınarı Harekâtı sırasında bu iki bölgeye de gireceği belirtilmişti. Ama Tel Rıfat ve Münbiç ‘te Rus kuvvetleri bulunduğu için bu gerçekleşememişti. Hatta 2019’da Rusya ile Türkiye arasında imzalanan Soçi mutabakatının maddelerinden biri de Türkiye’nin Tel Rıfat ve Münbiç’teki teröristleri temizlemesi hakkını öngörüyordu.

Finlandiya ve İsveç’in veto edilmesi gündemdeyken, Rusya daha önce karşı çıktığı operasyona Türkiye’nin gönlünü almak için yeşil ışık yaktı.

ABD ise resmi ağızlardan yapılan açıklamalarda operasyona karşıymış gibi gözükse de Türkiye’yi, Rusya’nın yanına daha fazla itmemek için perde arkasında harekata çok da karşı çıkmayacağı sinyallerini verdi. Ayrıca, ABD’nin geçtiğimiz ay Suriye’ye yönelik yaptırımlardan PKK/PYD işgali altındaki bölgeleri muaf tutması Türkiye’den büyük tepki almıştı. Çünkü bu karar, PYD/PKK’ya daha büyük mali kaynaklar sağlama anlamına gelmektedir. ABD, Türkiye’nin bu konudaki tepkisini azaltmak için olası operasyona sahada sessiz kalmayı planlamaktadır.

Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusu Türkiye’ye altın tepside sunulan bir fırsattır. Yeter ki fırsatın yarattığı şansların farkında olunsun ve diplomasi masasına özgüvenle oturulsun.

ABD’nin eline ise Rusya’yı kendini rahat hissettiği kuzeyde kuşatma fırsatı geçmiştir. Bu stratejik fırsatı kaçırma lüksü olmayan ABD için Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği önemlidir. İş de dönüp dolaşıp Türkiye’de kitlenmektedir.

[email protected]

Yunanistan’ın yaygaralarının ve Suriye’ye olası operasyonun perde arkası

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

6 Yorum

  1. 8 ay önce

    Siz gerçekten Türkiyenin bugün söylediklerinizi gerçekten Natodan istediğine inanıyırmusunuz? Yoksa sizin kalbinizden geçen dileklermi? Ben istendiğine asla inanmıyorum mesela!

    Cevapla
  2. 8 ay önce

    şantaj altındaki iktidarın bu iki ülkeyi veto edeceğine inanmıyorum. mevcut zihniyetten ötürü ABD’ye karşı koyamazlar.

    Cevapla
  3. 8 ay önce

    Güzel bir analiz ama keşke Türkiye’nin olası tutumlarını da değerlendirseydiniz

    Cevapla
  4. 8 ay önce

    Gürbüz Bey ellerinize sağlık, yazınız önemli bilgiler ve yerinde yorumlar içeriyor. Avrupalıların, “Biz Kemal Kılıçdaroğlu’na istediğimizi yaptırırız,” beklentisini kamuoyunun öğrenmesi, milletimizin, kimin kime hizmet ettiğini bilmesi lazım.

    Cevapla
  5. 8 ay önce

    Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkilerde Almanya ve Fransanın birlikte istemedikleri hiçbir gelişme olmaz. 1 yılın uluslararası ilişkilerde hiçbir anlamı yoktur. Bu nedenle Türkiyede seçimler olmadan bir beklenti yaratmak boşunadır. Bu arada Amerika da ilk dürüst seçimde Türkiyedeki rejimin değişeceğini gayet iyi bilmektedir.

    Cevapla
  6. 8 ay önce

    Bu konuda Erdoğan şimdilik doğru yolda. Kazanması kuvvetle muhtemel yeni iktidarın inşallah ABD,AB ve NATO ‘ya yaranma mücadelesi içerisine girmeden bu politikayı devam ettirirler. Belli ki kapalı kapılar ardında büyük pazarlıklar yapılacak.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!