Hüseyin Vodinalı

Rus-Çin ittifakına Polonya provokasyonu

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Tarih 4 Şubat 2022…

Pekin’deki Kış Olimpiyatları’nın açılışına katılan Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Jinping ile yüz yüze tarihi bir görüşme yaptı.

Burada iki lider atacakları adımları senkronize etme konusunda tam bir uzlaşmaya vardı.

Buna göre Çin, Rusya’nın Ukrayna harekatına destek verecek ve gelişmelere göre benzer bir desteği Tayvan konusunda isteyebilecekti.

Nitekim 24 Şubat günü başlayan büyük Rus taarruzundan bir gün sonra, iki lider yaptıkları telefon görüşmesiyle ABD tepkisinin anlaşmalarını etkilemeyeceğini teyit etti.

ABD ve AB, Rusya’ya karşı topyekûn bir 3. Dünya Yaptırım savaşı açarken, Çin başta olmak üzere tüm Asya güçleri dolaylı ya da dolaysız olarak Rusya’ya destek verdi.

Çin, NATO’ya (1999’da Yugoslavya’daki elçiliğinin bombalanmasını da hatırlatarak) ve onun saldırgan tavrına karşı olduğunu her fırsatta vurguladı ve yine her fırsatta Rusya ile stratejik işbirliğinin süreceğini bildirdi.

Şanghay İşbirliği Örgütü üyeleri ve BRICS üyeleri de Rusya’ya örtülü veya açık destek oldu.

Özellikle her iki oluşumda da yer alan Hindistan sürpriz yaparak, ABD’nin yanından Rus-Çin cephesine doğru kaymaya başladı.

Washington tarafından tek taraflı olarak kararlaştırılan Rusya’ya yönelik Batı yaptırımları, neredeyse sadece AB nezdinde kabul görüyor.

Yaptırım çizelgesine baktığımızda, ABD’nin ilk yaptırım dalgası Rusya’nın Donetsk ve Luhansk Cumhuriyetlerini tanıdığı gün geldi. 22 Şubat’taki yaptırımlara, 23 Şubat’ta AB eklendi.

Ardından Rus harekatı ile aynı gün 24 Şubat’ta ABD’nin yaptırım paketine 25 Şubat’ta AB yine katıldı.

2 Mart’ta eş zamanlı ABD ve AB yaptırımları, 8 ve 9 Mart’ta ABD ve ertesi günü AB yaptırımları geldi.

Nisan ayında da bu benzer şekilde devam etti.

Bu paralellik içinde AB-Çin ilişkileri de giderek bozuluyor.

AB, Tayvan’ı resmen tanımanın önünü açıyor.

Rusya’yı tecrit etme iddiasıyla yola çıkan ABD, pratikte müttefikleri üzerindeki hegemonyasını sürdürme umuduyla Batı’yı tecrit ediyor.

Rusya ve Çin, bunu başından biliyordu ve tüm tedbirleri aldılar.

Hızla tepki veren Rusya, BRICS ortaklarını dolar ticaretini durdurmaya ve nihayetinde borsaları için ortak bir sanal para birimi oluşturmaya ikna etti.

O zamana kadar altınla devam edecekler.

Bu para birimi, her üye devletin GSYİH’sine göre orantılı bir BRICS para birimi sepetine ve borsada listelenen bir emtia sepetine dayanacak.

Her şeyden önce, Rusya ve Çin ortaklarına Batı’dan çok daha saygı gösteriyor.

İçişlerine karışmıyorlar, ekonomik veya siyasi ‘yapısal reform’ talep etmiyorlar.

Batı’nın tek taraflı eylemleri nedeniyle dünya ikiye bölünüyor.

Neoliberalizm veya kapitalist küreselleşme dönemi bitti.

Ekonomik ve finansal köprüler yıkılıyor.

Çin (kazan-kazan anlayışına sahip Kuşak ve Yol Girişimi ve daha pek çok ekonomik birlik modelleriyle) ekonomide dünya lideri olmak üzere geliyor.

2030’a oynayan küresel batılı sermaye “Great Reset” oyunu için umutsuzca pandemi, kriz ve savaş seçeneklerine sığınsa da sonuç alamıyor.

İç kargaşasıyla zehirlenmiş olan ABD ise, Rusya ve Çin ile karşı karşıya gelmek yerine İmparatorluğuna çekilmeyi veya Pasifik’te Çin ile hesaplaşmayı tartışıyor.

Her iki olasılıkta da hegemonyasını sürdürmek için Batı’yı tecrit edecek.

Peki bu sürdürülebilir bir seçenek mi?

Kesinlikle değil, Avrupa’da pek çok çatlak ses şimdiden çıkmaya başladı.

En büyük jeopolitik kırılma Pazar günü Fransa’da Le Pen’in kazanması olur.

POLONYA SAVAŞI BÜYÜTEBİLİR

Ancak kapıda büyük bir tehlike var.

O da Biden’ın kuklası savaş kışkırtıcısı Zelenskiy’ye büyük abisi Polonya’dan gelebilecek destek.

Savaştan memnun olan ABD, Kiev’e ‘demir’ veriyor ama ‘kan’ için Ukrayna rezervlerine güveniyor.

Ukrayna ise Donbas’ta çevrilen ordusuyla yenilgiye yürüyor.

Bu noktada son dönemde saldırgan bir tutum alan eski Varşova Paktı, yeni NATO üyesi Polonya’da ilginç şeyler oluyor.

İkiz kardeşi, eski Polonya Cumhurbaşkanı Leh Kaczynski 2010 yılında Rusya’daki Smolensk kenti yakınlarında bir uçak kazasında ölen mevcut Başbakan Yardımcısı Yaroslav Kaczynski, bu olay için Rusları suçluyor.

Ve aynı Kaczynski bu düşmanlığı yüzünden tehlikeli işler çeviriyor.

25 Mart gününe dönelim.

ABD Başkanı Joe Biden sürpriz biçimde Polonya’yı ziyaret etti.

Programda yoktu.

Biden üstüne üstlük bir de Varşova’da halka hitap etti.

Bu da programda yoktu.

Biden, Varşova’ya varmadan önce aynı gün Rzeszow’da bulunan 10 bin kişilik ABD seçkin askeri birliklerinden olan 82. Hava İndirme Tümeni’ni ziyaret etti.

Üste pizzasını yerken, Ukrayna’ya müdahale konusu açılınca sırıtarak, “geldiğinde göreceksin” dedi.

Kaczynski’ye dönelim yine.

Bu arkadaş çok tehlikeli biri.

Ülkede başbakan yardımcılığının ötesinde gücü var.

Arkasında Amerikan desteği ve ordu ile bağları da bulunuyor.

İşte bu PİS isimli parti lideri Başbakan Yardımcısı, gözünü Lviv’e dikmiş durumda.

Lviv, 1939’a kadar Polonya toprağıydı.

2. Dünya savaşı sonrası Yalta sürecinde SSCB’ye verildi.

Yaroslav, hem Rusya’dan intikam, hem de eski topraklarını geri almak istiyor.

Bu amaçla Polonya sınırından 80 kilometre uzaktaki Lviv’e bir “Yardım Koridoru” açma bahanesiyle Polonya askerlerini göndermenin peşinde.

NATO ve Polonya Cumhurbaşkanı Duda, Kaczynski’nin talebini şimdilik reddediyor.

Çünkü Polonya askerinin Ukrayna’ya girmesi ve vurulması halinde, NATO’nun 5. Maddesi devreye girer ve 3. Dünya savaşı çıkar.

Kaczynski, asker sayısını 2 katına (150 binden 300 bine) çıkarmayı ve savunma harcamalarını (tabii ki ABD silah şirketleriyle) artırmayı hedefliyor.

Hedeflediği bir şey de ülkede tam iktidar olmak.

İşte böyle bir durumda korkulan şey, bu kaçık adamın kendi başına bir oldu-bittiye girişmesi ve Ukrayna’ya asker sokması.

Tabii ki bu ‘oldu-bitti’ meselesi, Joe Biden’ın savaşı büyütme hayallerinden ayrı düşünülemez.

Ama son bir not olarak şunu da ekleyelim; 19 Nisan 2022 günü İngiliz Parlamentosu’nda konuşan NATO eski Komutanı General Sir Richard Barrons, “Rusya ile karşı karşıya gelmekten kaçınmamızın temel nedeni, NATO’nun buna hazır olmamasıdır” dedi.

Sir Richard bunları söylerken, 200 ton ağırlığıyla 10’dan fazla nükleer başlık taşıyabilen ve saatte 20 bin kilometre hızla 18 bin kilometre ötedeki hedefi, savunma sistemlerini çaresiz bırakacak şekilde vurabilen Sarmat füzesinden söz ediyordu.

NATO’da bu füzenin adı boşuna “Şeytan” değil.

Evet, neden Asya çağına hoş geldik deyip duruyorum belki anlamışsınızdır!

KAYNAKLAR:

https://www.globalresearch.ca/destination-ukraine-will-poland-go-rogue/5777820

https://ca.news.yahoo.com/nato-isn-t-ready-war-014300868.html

Rus-Çin ittifakına Polonya provokasyonu

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!