Avatar
Hüseyin Vodinalı

Batı’nın sağı solu

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Avrupa Parlamentosu seçimleri siyasi depreme yol açtı.

Milliyetçi muhafazakarlar, liberal, sol ve yeşillere ağır bir tokat indirdi.

Fransa’da Macron’u ikiye katlayan Le Pen (RN), tartışmasız her seçim bölgesinde birinci oldu.

Küçük Napolyon bu yeni Waterloo bozgunu sonrası seçim kararı aldı.

Almanya’da ise aşırı milliyetçi Almanya için Alternatif (AfD) partisi, milliyetçi muhafazakar Hristiyan Demokratlardan (CDU) sonra ikinci parti oldu. Milliyetçiler, Başbakan Olaf Scholz’un partisi Sosyal Demokrat Parti’yi ve koalisyonunu ezip geçtiler.

Belçika’da Başbakan Alexander De Croo, partisinin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aldığı kötü sonuçların ardından istifa edeceğini açıkladı.

30 Haziran – 7 Temmuz’da erken seçim sonrası Fransa büyük olasılıkla Le Pen hükümeti tarafından yönetilecek.

Haritadaki kahverengiler Le Pen’in partisini temsil ediyor.

Neoliberal ana akım medya seçim haberlerini: “Aşırı Sağın yükselişi” olarak verdi.

İtalya’da Meloni’nin İtalyan Kardeşliği tarihi bir heyelanla kazandı.

Avusturya’da yüzde 25,5 ile aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) sandalye sayısını ikiye katlayarak ülkedeki en büyük parti haline geldi.

İspanya’da sağ, solu %10 oranında geçti.

Hoş, tüm bunlara rağmen Avrupa Parlamentosu’nda Von Der Leyen’i destekleyen Avrupa Halk Partisi çoğunluğu sağladı.

Ama önemli olan bu değil.

Thierry Meyssan’ın da dediği gibi; “Avrupa Parlamentosu pahalı bir maskeli balodur. Ulusal parlamentoların yetkilerine sahip değildir. AB Komisyonu tarafından hazırlanan kanunlara oy vermek için orada olacaklar.”

Batılı krallar ve tacirlerin kuklaları Avrupalı siyasetçileri korkutan AP’deki dengeler filan değil.

Halkın uyanmış olması.

Bakınız Rotschild’ın bankacısı Macron (minik Napolyon-Macrolyon) sonuçlardan sonra ne demiş; “Milliyetçilerin ve demagogların yükselişi ulusumuz ve Avrupa için ciddi bir tehlikedir.”

Oysa Edward Snowden’in da dediği gibi “onlar aşırı sağ değil barış yanlıları.”

Siyasi kavramlar son 40 yılda neoliberal elit tarafından kökten bozuntuya uğratıldı.

Oligarşinin hizmetindeki liberaller, sosyal demokratlar, yeşiller, hatta LGBT’ciler bile artık savaş yanlısı oldu.

Bunu son Ukrayna-Rusya savaşında net olarak gördük. Diplomasiye şans bile tanımadılar, dünyayı nükleer felakete sürükleyecek tutumlar almaktan çekinmediler.

Bu kavram kargaşaları bana Hitler’in “Nasyonal Sosyalizm” tanımlamasını hatırlatıyor.

Düşünsenize, ırkçı, faşist, insanlık düşmanı Naziler, sosyalizm ifadesini rahatça kullanabiliyorlardı.

Tıpkı bugünkü Avrupalı neoliberaller, sözde solcular, yeşiller gibi!

Bunlar tamamen Amerikan güdümündedir.

Siyasi liderleri bile CFR, Trilateral Komisyon, Bilderberg ve Davos onaylıdır, her biri Young Global Leaders programından tescillidir.

Küresel kapitalizmin (korporatizm-faşizm) hizmetinde halklarını ve dünyayı korkunç bir felakete sürüklüyorlar.

Avrupalı sağcılar; yani milliyetçi muhafazakarlar ise bugün savaş karşıtı konumda.

Onların en büyük derdi, göçmen işgali ve ABD jeopolitiğine kurban verilen ulusal çıkarları.

Elbette aralarında ırkçı ve faşist gruplar olacaktır ama onlar çoğunluğu temsil etmiyor.

Yazımı Amiral Cem Gürdeniz’in X’te yaptığı nefis paylaşımla sanırım derdimi çok daha iyi anlatmış olacağım:

“Çok önemli jeopolitik sonuçları olan bu seçimler gösterdi ki ABD’nin Biden önderliğindeki Neocon politikalarına kayıtsız şartsız destek veren iktidarlar ciddi oy kaybetti. Kısacası ABD için bedel ödemeye, kayıtsız şartsız savaş hazırlığına uzak durduklarını gösterdiler. Avrupalılar diğer yandan göçmen istemediklerini bir kez daha oylarıyla beyan ettiler. Göçmen krizlerinin tümünün köklerinin ABD’nin tetiklediği Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesine dayandığı ortada. Halkının refahını düşünen ve Amerikan maceracılığından uzak durmayı hedefleyen kitlelerin keskin manevrayla milliyetçiliğe dönüşü çok önemli bir gelişmedir. Görünen o ki Avrupa’daki bu dönüşü ABD yanlıları aşırı sağın yükselişi olarak damgalayacak ve eleştirecektir. Gerçekte Avrupa halkı kendi çıkarlarını ABD ve NATO çıkarlarının üzerinde tuttuklarını gösterdiler.”

İşlerine sahip çıkan Sarı Yelekliler ve sendikalar, iklim değişimi bahanesiyle yok edilmek istenen çiftçilerin eylemleri, Davos pandemi kumpasına karşı toplumsal başkaldırılar, ABD’nin göç operasyonlarına karşı çıkanlar ve son olarak Ukrayna’da NATO ve ABD eliyle felakete sürüklendiklerini anlayan yığınlar vaziyete el koymuş gibi görünüyor.

ABD’deki Kasım seçimlerinin öncü dalgası Avrupa’dan geldi.

Avrupalılar sırtlarındaki Atlantik kuklalarını atmak için kıpırdandılar.

Erken seçimler ufukta görünüyor.

Darısı Türkiye’nin başına…

Cem Amiral’in X mesajında dediği gibi:

“Bu seçimlerden Türkiye’nin de çıkaracağı dersler vardır. Türkiye’de iktidar ve muhalefet halen iki elleriyle Amerikan politikalarına tutunmuştur. En önemlisi Avrupa’nın göçmen deposu olmayı finans karşılığında ve geri kabul anlaşmalarıyla kabul etmiştir. Bu politikaların Avrupa’da yarattığı tepkiler mutlak surette Türkiye’de de ortaya çıkacaktır. Türkiye bu gelişmelerden ders çıkarmalıdır. Siyasette yeni oluşumlara hazır olmak gerekir. Esas olan Mustafa Kemal rotasında ilerlemektir.”

Batı’nın sağı solu

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!