Avatar
Hüseyin Vodinalı

Taktik nükleer silah mı dediniz?

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Soğuk savaşın bitimi sonrası şimdiye kadarki savaşlar “zararsız” idi.

NATO’nun sözde altın milyar olarak nitelediği Batılı nüfusa pek dokunmuyordu.

Ta ki Amerikalı çılgın straussien neoconlar, Ukrayna’da pandora kutusunu açana dek!

Sandılar ki, Putin kolektif batı karşısında yenilecek ve bir süre sonra da iktidardan düşecekti.

ABD için cennetten çıkma bir Yeltsin dönemi başlayacak, Rusya parçalanırken kalan kısımları da Çin’e karşı kullanacaklardı.

Tilki rüyasında peynir görürmüş!

ABD’yi perde arkasından yöneten bu Siyonist kapitalistlerin insan hayatına değer vermediğini elbette biliyorduk fakat bu işi bu kadar tehlikeli bir noktaya götürebileceklerini inanın kimse tahmin etmiyordu.

Fakat yapıyorlar.

Dünyayı bir nükleer savaşın eşiğine doğru sürüklüyorlar.

Önce NATO’yu soktular Ukrayna’ya, füzeler verdiler, terörist operasyonlar düzenlediler.

Hatta nükleer santrallere saldırdılar!

Yenildikçe kudurdular, kudurdukça delirdiler.

ABD’nin son beş on yıldır yeni doktrini, taktik nükleer silahları ilk kullanan olmak.

Pentagon esas olarak düşük verimli termonükleer silahların oldukça rahat kullanımına indirgenen yeni doktrininin bir parçası olan yetenekler geliştirmeye çalışıyor.

ABD’de 2 ila 7 kiloton TNT’ye eş değer, son derece düşük güce sahip, açıklanmayan sayıda W76-2 savaş başlığı bulunuyor.

Bu silahlar, 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye atılan atom bombasının yıkıcı gücünün onda birine denktir.

Bunu esasen nükleer olmayan ülkelere karşı, mesela İran’a karşı düşünüyorlar.

Ama şimdi Avrupa’da inandırıcılığını yitirmeye başlayan NATO’nun tahta kafaları, kendilerince “kırmızı çizgiler” uydurup dünya savaşına meyil veriyorlar.

Hazal Yalın’dan aktarıyorum: “İtalyan La Repubblica’nın yazdığına göre NATO ülkeleri gizli bir toplantıyla NATO’nun Ukrayna çatışmasına olası doğrudan müdahalesi için aşılması gereken “kırmızı çizgileri” tespit etti. Birinci “kırmızı çizgi”, Rusya’nın Kiev rejiminin savunma hatlarını yarması ve çatışmaya üçüncü bir ülkenin, Belarus’un da katılması. NATO’ya göre Kiev rejimi Belarus sınırını tamamen kontrol edemiyor. İkinci “kırmızı çizgi” de Rusya’nın Baltık’ın güllerine ve Polonya’ya karşı “olası bir provokasyonu” veya Moldova’yı hedefleyen bir saldırısı”. Her iki “çizgi” de belirsiz ve bu nedenle belirli: ilkinde Belarus’un kuzeyden müdahalesi tali ve soyut bir varsayım, esas vurgu Rusya’nın rejimin savunma hatlarını yarmasına; ikincisinde Baltık’ın üç gülü ve Polonya’ya yönelik bir saldırı değil provokasyon — yani ne olduğunu sizin iddia edeceğiniz belirsiz bir şey, daha önemlisi de Moldova.”

Özetle, Rusya eğer Kiev’e doğru ilerlerse (ki ilerliyor) NATO bunu kırmızı çizgisinin ihlali sayacakmış.

E o zaman ne yapacak?

Silah verdiği kadar verdi zaten.

Rusya’nın silah sistemlerinin etkili olduğu görüldü.

Tıpkı Hitler’in ikinci dünya savaşında beklemediği T-34 tankları ve katyuşa roketleri benzeri silahlar etkili oldu.

Hipersonik füzelerle NATO komutanlarının 50 metre yer altındaki sığınakları bile vuruldu.

İngiltere kaynaklı Kırım ve Kerç köprüsü ile ABD liderliğindeki konsorsiyumun Kuzey Akım 2 sabotajları ve sonrasında Krokus konser saldırıları, Batı’nın her türlü provokasyona girişebileceğini gösteriyor.

Bugünlerde sadece ABD değil, İngiltere ve Polonya dahil ülkelerin üst düzey yetkilileri nükleer saldırı olasılıklarını ağızlarına almaktan çekinmiyorlar.

ABD Dışişleri’nin ideolojik yayın organı Foreign Affairs ise eylül sayısında “Rusya ile NATO arasında bir nükleer savaş çıkabileceğini” yazdı.

Biden da bunu onayladı.

Rusya’da ise Ukrayna harekatının başlangıcından beri nükleer tehdit nöbetçi sözcüsü eski Başbakan ve Devlet Başkanı şimdi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev oldu.

Batı’nın her cüretkar provokasyonunda nükleer yanıt tehdidini seslendiren o oldu.

Başkan Putin ise savaştan da önce, 2018’de, “Nükleer savaş tam bir çılgınlıktır. Ama bize bir saldırı olması halinde gereğini yaparız. Rusya’nın olmadığı bir dünya neden var olsun ki!?” demişti.

Burada fark ABD ve Rusya’nın nükleer doktrinlerinde yatıyor.

ABD’nin 2019 tarihli nükleer doktrini:

“Nükleer silahların çatışmaya sokulması, savaşın gidişatını radikal şekilde değiştirebilir veya hızlandırabilir. Nükleer silahlar, ABD’nin savaşı kaybettiği sonucuna varıldığında, kontrolün kaybedilmesi riskinde veya çatışmayı ABD için çok daha avantajlı şartlarda bir barışa erişmek hedefiyle tırmandırmak için, savaşın gidişatında kullanılabilir.”

Özeti, “ilk kullanan olabiliriz.”

Rusya’nın 2020 nükleer doktrini ise savunma ve caydırıcılık üzerinedir.

Ancak bu da ilk kullanan olmayacakları anlamına gelmiyor.

2020 tarihli doktrinin ikinci maddesi: “Potansiyel bir düşmanın Rusya Federasyonu’na ve (veya) onun müttefiklerine karşı saldırganlıktan caydırmanın garanti edilmesi devletin en yüksek öncelikleri arasındadır. Saldırganlığın caydırılması, nükleer silahlar da içinde olmak üzere, Rusya Federasyonu’nun askeri gücünün tamamı tarafından temin edilir.”

Rusya Savunma Bakanlığı, tam da bu madde uyarınca, dün, taktik nükleer silahların kullanımını da kapsayan askeri füze tatbikatı düzenleneceğini açıkladı.

Tatbikat talimatını Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in verdiği ve söz konusu kararın, Batılı ülkelerden gelen açıklamaların ardından alındığı belirtildi.

Şimdi Kremlin Sözcüsü Peskov’un son açıklamalarına bakalım.

Peskov, NATO’nun Ukrayna’ya müdahalesi halinde Rusya’nın da kırmızı çizgileri olduğunu vurguladı.

Dedi ki; “Bu daha önce benzerı̇ görülmemı̇ş yenı̇ bı̇r gerı̇lı̇m sarmalı, ele alınması ı̇çı̇n özel önlemler gerekı̇yor. Rusya’nın taktı̇k nükleer sı̇lah tatbı̇katları, Batı’nın Ukrayna’ya asker gönderme konusundakı̇ açıklamalarına bı̇r yanıt.”

Dünya adım adım 1962 Küba krizi benzeri, hatta ondan da daha tehlikeli bir yere doğru gidiyor.

Taktik nükleer silahlar neticede nükleer silahtır ve bu daha büyük bir nükleer savaşa giden yolu açabilir.

Biz ise topraklarımızda sayısını bilmediğimiz kadar Amerikan atom bombasını saklıyoruz ve 1962’deki gibi yine olası bir savaşta hedefiz.

NATO’dan çıkalım diye boşuna kitap yazmıyorum kardeşim!

Kamuoyu çok önemli sandığı iç politika geyikleriyle oyalanırken etrafımızda bir varlık yokluk durumu yaşıyoruz.

NATO’dan çıkmak zor biliyorum, dokunaçları devletin ve siyasetin omur iliğine kadar girmiş durumda.

Ama 1962’de bir nükleer saldırıya uğrasaydık, milyonlarca insan neden öldüğünü bile bilmeyecekti.

Çünkü o Jüpiter füzelerinden kimsenin haberi yoktu.

Şimdi en azından olaylar daha açık cereyan ediyor.

Taktik nükleer silahlar korkunç bir tehlikedir.

Taktik nükleer silah mı dediniz?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. “Sovyetler`i özlememek Vicdansizlik olur !
    Bunun tekrar gerceklesmesini düslemek AKILSIZLIKTIR ! ” – Putin

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!