Avatar
Hüseyin Vodinalı

Yeni bir dünya kurulurken

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Matbaayı 300 yıl geç almanın, kürekli kadırgadan yelkenliye geçememenin acısı koca bir imparatorluğu kaybetmek oldu.

Osmanlı 600 yıl boyunca Avrupa’nın içinde oturdu ama bir gram bilim, teknoloji almadı.

Batı’dan tek aldıkları saraya cariye olacak yabancı esir kadınlardı.

Dünya haritası yapan Piri Reis’i 80 yaşında idam ettiler, Hezarfen Cezayir’de sürgünde öldü, kafayı kaldıranı indirdiler.

Abdülhamit desen, darbe yaparlar korkusundan donanmayı Haliç’e hapsetti, bir nokta altı milyon kilometre kare vatanı kaybetti.

Sonunda Avrupa’nın hasta adamı olarak birinci dünya savaşı pastası oldu Osmanlı.

Hain Vahdettin’in İngiliz zırhlısıyla kaçışıyla hayata gözlerini yuman Osmanlı, son 300 yıl boyunca tüm yenilikleri ıskalayarak tarih sahnesine veda etmiş oldu.

Yeni bir dünyanın kuruluşuna sadece tanıklık değil, önderlik de eden Mustafa Kemal Atatürk sayesinde ölümden döndük, biz geri kalanlar.

Ama ne yazık ki Atatürk’ün vefatıyla birlikte eski hastalıklar hortladı.

“Biz adam olmayız”cı Tanzimat kafaları, sapısilik mütareke aydınları saklandıkları yerlerden çıktılar.

Belki de hiç saklanmamışlardı zaten etraftaydılar.

Atatürk’ün yalnızlığını, mutsuzluğunu şimdi o kadar iyi anlıyorum ki!

Bence erkenden ölmesi de bu bedbahtlığın bir sonucu idi.

Türkiye Cumhuriyeti onun ölümünden sonra maalesef Sivas kongresinde Amerikan mandasını savunanların eline kaldı.

Atatürk’ün en sona sakladığı toprak reformundan ölüm gibi korkan ağalar, beyler ve kompradorlar, Batı’nın güdümüne girmekte hiç gecikmediler.

Ata’nın ölümünün hemen 9 ay sonrası İngiltere ve Fransa ile anlaşmalar imzaladılar, savaş sonrası da ABD’yi getirip Ankara’nın göbeğine yerleştirdiler.

Tabuta son çivi Demokrat Parti iktidarı ve 1952’de NATO’ya girmekle çakıldı.

Oysa dünya değişiyordu, Avrasya’da Afrika’da Güney Amerika’da mazlum milletler uyanıyordu, SSCB 27 milyon kayıp verse de dünyanın en güçlü ülkesiydi.

1960 Ankara anlaşmasıyla önümüze bir Avrupa Birliği havucu konuldu.

Asla gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz ama kendimizi kandırmalara doyamadığımız o Avrupa yolculuğumuz!

Hadi soğuk savaştaki dehşet dengesinde Batı’ya yanaşmakla bir süre kazandık sayalım ama sonrasında okkanın altına doğru hızlıca gittik.

1980 ve 90’lar adeta Türkiye Cumhuriyeti’nin ölüm fermanının yazıldığı dönemlerdi.

1980 sonrası önce ahlakı (sahte Atatürkçü Kenan Evren ve tarikatçı Özal), sonra 90’larda (küreselci Tansu ve Mesut dönemleri) öz saygıyı ve 2000’ler sonrası ise laik demokratik sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizi ve neticede fiziki olarak ülkemizi kaybettik.

Ordu dağıtıldı, satılmadık bir fabrikamız, şirketimiz kalmadı, en son sıra maden ayağına topraklarımıza kadar geldi.

İnsanlarımız aç ve işsiz, eğitimliler iş bulamadıkları içi ülkeden kaçıyor, üzerine bir de 13 milyonluk bir göçmen işgal ordusu getirilmiş durumda.

Hala Batı’dan medet umuyorlar.

Batı ise hızla batmakta.

Bugün dünya yeniden kurulmakta.

Ama ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında!

İktidarı ile ana muhalefeti ile hala sandık tiyatrosu oynanıp Batılı sömürgecilere “Beni al onu alma” tiradları okunuyor.

Siyasetiyle, medyasıyla, akademisiyle, hele de komprador iş dünyası ile hala “Amerika Amerika senden güzeli var mı kurbanın olam?” türküleri söyleniyor.

Bakınız çok kez yazdım kısa özetleyeyim; ABD’nin iki dayanağı vardır, çok kabaca söylüyorum, biri dolar, diğeri donanmasıdır.

Dolar hegemonyası artık sona geliyor, üretmiyor çünkü, sadece askeri baskısıyla dünyayı elinde tutmaya çalışıyor ama dünya ellerinden kayıp gidiyor.

Diğer ülkelerdeki ortalama dolar rezervi yüzde 50’lere doğru iniyor.

Dolarsızlaştırmayı programına alan BRICS+, Ekim ayında 10 üyeden belki 20-30’a çıkacak.

Çin’i, Rusya’sı, Hindistan’ı ve tüm diğer ülkeler artık altın topluyor.

ABD 35 trilyon borcu olan bir ülke olarak dolarını yitirirse batar.

Donanması da yok artık ABD’nin, dünya boğazlarını tutacak mecali kalmadı.

Ukrayna’da net yeniliyor, Rusya’nın mühimmat üretim hızına tüm NATO toplandı yetişemedi.

Filistin’de oyununu bozan Netanyahu’ya sözünü geçiremiyor.

Çin’e uyguladığı yaptırımlar bir bir geri tepiyor.

Çin artık mikroçipini üretiyor, elektrikli araçlarda tüm dünya piyasalarına hakim konumda, üretimden gelen gücünü yeni ticaret ve işbirliği yolları açmaya harcıyor.

ABD’nin Tayvan ve Güney Çin denizindeki kuşatmasına da yine ordusu ve üretim gücüyle meydan okuyor.

Bugün en ileri füze teknolojisi Rusya ve Çin’de, hipersonik füzeleri durduracak bir Batılı sistem henüz yok.

Bunu İran bile İsrail’in kızlığını bozarak ıspatladı.

Ama gel sen bak bir de bizim Türkiye’deki Hacivat karagöz oyununa…

Osmanlı’nın hastalığı nüksetmiş, dünya değişiyor bizimkiler hala aynı yerdeler.

Eller (Çin ve Hindistan aya gitti ABD’nin izini bulamadı bu arada) aya biz yaya (pardon bir tane 50 milyon dolara uzay turisti gönderdik!)…

Neo Osmanlıcı AKP’si Amerika’ya dönüyor, Neo Anaplı CHP’si hala AB diyor.

Sarayda bir ılıklaşmalar filan.

NATO’da birleşiyorlar, Savunma Bakanımız Avrupa ordusuna yazılmayı bile dile getirdi yahu!

Ekonomi desen, neoliberalizm tüm dünyada ölmüş bizim çakma Kemal Derviş’imiz bile var.

Batmanlı İngiliz Mehmet Şimşek ekonomiyi kurtaracak.

Bataktan kurtulmak için yeniden Kıbrıs’ı verelim, yeni anayasa yapalım diye dört dönüyorlar.

Oysa yeni kurulmakta olan dünyada artık yeniden Mustafa Kemal zamanı, Kemalist olma zamanı.

Üretmeden bir kurtuluş yok.

Ülkenin bedenini satmakla varılacak bir menzil yok artık.

Sandıktan kafasını kurtaramayan seçmenimiz ise bu ortaoyununda figüran.

Kendi ötenazisini hazırlıyor hala bu sistem partilerine oy vererek.

Yeni bir dünya kuruluyor efendiler.

Ve bu yeni dünyada artık Batılı soytarılara, saray şaklabanlarına, İngiliz tarikatçılarına ve neoliberal fındıklara yer yok.

Yeniden Kemalist olma zamanı.

Bir umudum var. ‘Umudum gençliktedir’ diyorum Atam gibi.

Bunu gençler görüyor neyse ki, yaşlılar zaten görmediler yıllarca.

Yeni bir dünya kurulurken

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. 1 Temmuz 2024, 14:30

    En vahim durumlarımız bile Ümitsizliğe kapılmamak olgusunda anlatan, çıkılacak yollara ışık sunan yazınız için Minnet ve Şükranlarımı iletiyorum. Bütün Yazılarınızı Aydınlıkta yazdığınız zamanlardan buyana takip ediyorum. İyiki varsınız, kendinizi lütfen çok ama çok çok iyi koruyunuz….

    Cem Gürdeniz Paşaya saygılarla..

  2. Yani bu kadar berrak ve ahlaklı yazı.Teşekkür ederiz!

  3. 13 Mayıs 2024, 17:42

    Acı gerçeğimizi moral bozmadan ,etkileyici şekilde ortaya koyan yazı, varolunuz, selamlar, saygılar.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!