Nihat Genç

Benim zavallı aydınsız hafızasız milletim!

Nihat Genç yazdı...

featured

BİR

Anadolu’da çok sevilen bir halk hikayesiyle giriş yapayım, kadının biri hasta kocasının başından hiç ayrılmadan tam 39 gün 23 saat 59 dakika beklemiş, derken, kapıyı bir dilenci kadın çalmış, bir dilim ekmek, demiş, kadın, dilenciye, kocamın başından ayrılıp mutfağa kadar gidemem, başka sefer gel, demiş, dilenci ısrar etmiş, kocanızın başında bir dakika ben beklerim, demiş, kadın peki demiş, kocasının başını terkedip mutfağa giderken….

Kocası uyanmış, ne görsün, başında dilenci bir kadın, bu uzun hastalık döneminde kendisine bakanın dilenci olduğunu sanıp kadını boşamış dilenciyi almış!

Dilden dile anlatılan bu meseleyi İlhan Kesici için anlattım.

İlhan Kesici, son on-onbeş yılda CHP’nin bütçe görüşmelerinde kürsüye çıkmakla ve iktidarın ekonomik programlarını istatistiklerle eleştirmeyle görevli, ki, İlhan Kesici ismini her yıl bütçe görüşmelerinde duyarsınız ve peşinden ekranlara çıkar ve bütçe görüşmeleri videoları da elden ele yayılır, geçtiğimiz on-onbeş sene…

Şimdi CHP’nin vizyon tabir ettiği ekonomik politikalarında Amerika’da yaşayan bir çok ekonomist çıktı konuştu, ancak, İlhan Kesici ortalıkta yok!

İlhan Kesici’nin uzun burnu Karadenizli’ye benzediği gerçekte Sivas Zara doğumlu olduğu için mi, oysa, İlhan Kesici Özal’dan bugüne ekonomik verilere-istatistiklere Devlet Planlama Teşkilatı’ndan geldiği için en çok hakim olan bir siyasidir ve onlarca yıl da CHP’nin ekonomideki yüzü olarak çalışmıştı!

Zavallı, hafızasız ve aydınsız milletim, tam da iktidara ramak kalmışken İlhan Kesici’ye ne oldu, diye soran hatırlatan tek kişi neden yok, kullanıldı ve sonra çöpe mi atıldı?

Bu acıklı hikayeden en çok İlhan Kesici’ye ders çıksın, kimlerle yol yürüyeceğini gününde ve zamanında çıkıp dobra dobra konuşmasını bir daha seçilmem korkusuyla bilmeyen siyasilere!

İKİ

Kılıçdaroğlu ‘vizyon’ programında ekonomi yönetimine resmen ‘kayyum’ atadı, Amerika’da yaşayan üç-dört uzman ekonominin başına getirildi!

Ayrıca, bu ekonomistlerin Türkiye’ye gelmeyeceği ve Amerika’dan çalışacaklarını da ima ederek değil açıkça şöyle söyledi, artık ekonomi için 24 saat çalışacağız, Amerika uyanırken biz uyumuş olacağız, onlar uyurken biz uyanmış olacağız, 24 saat Türkiye kesintisiz çalışacağız!

Yani ülkeye gelmeye tenezzül dahi etmeyecekler, Amerika’dan direktif verecekler!

ÜÇ

Ahh, neo-liberal politikalar Amerikasız yönetilir mi?

Amerika deyince mütareke yıllarındaki meşhur ‘Amerikan mandası’ tartışmaları aklıma geldi, öyle böyle değil, tarih gençlere tam olarak bilmem niye anlatılmaz, Sivas Kongresi’nde meşhur ‘komutanlar toplantısı’ vardır, Mustafa Kemal çaresiz bir kenardan izlemek zorunda kalır, alalı valalı rütbeli paşalar nerdeyse istisnasız günler süren oturumda ‘Amerikan mandasını’ savunur!

Amerikan mandasını savunanların kimler olduğunu hatırlatsak kafanızda yer etmiş bir çok anlı şanlı kahraman komutanımız imgesi çok zarar görür, ki, Amerikan mandasını savunan bu komutanlarımız aynı zamanda saltanatçı ve hilafetçiydi, ve sonra Mustafa Kemal’in ayağını kaydırmak için tezgahlar içindeydiler ve hatta çok sonra İzmir Suikastı’na bir şekilde ortak oldukları gerçeği de ortaya çıktı! Ve Cumhuriyet düşmanı toprak ağaları ve tarikatlarla kucak kucağa Demokrat Parti’nin ideolojik zeminini de inşa eden aynı komutanların yalan yanlış uydurma haset ve kin dolu hatıraları oluşturur!

Daha da ötesi, Cumhuriyet’in en büyük devrimci yazarlarından, ki, bir şekilde hala yeri ayrıdır, ama acı gerçeğimizdir, Atatürk’ün ölümünden sonra Falih Rıfkı Atay bile amansız bir Kuzey Atlantik Paktı taraftarı olmuş Kore’ye asker göndermemizi desteklemiştir!

Amerikan mandasını savunan o büyük komutanlar bugün yatağından kalksalar ve açtıkları yoldan patlatıp çöpe attıkları devrimler sonrası o sızıntıdan önce ticaniler sonra Süleymancılar sonra Fetöcüler ve nicesinin üreyip çoğalıp beslenip Türkiye’de Cumhuriyet rejimine son verdiklerini bir görseler, acaba, ne düşünürler? Ve en sonunda CHP’nin bile kuruluşunu kimliğini varlığını inkar edip Seyid Rızalar’dan özür dileyip ve Kemal Dervişler’i dahi kurtarıcı kahraman diye karşıladığı günleri görmüş olsalar, Mustafa Kemal’e dinmeyen kinleri devam eder miydi?

Cumhuriyet devrimleri ve kazanımları da cumhuriyeti kuran parti CHP tarafından kaldırıldığına göre Sivas Kongresi’nde Amerikan mandası kararı alınan o meşhur toplantıya kaldığımız yerden dönebiliriz! Komutanlar, manda, derken, kavram ve kelimelerle oynayarak iktisadi yardım’ı kastettiklerini çarpıtarak söylüyorlardı ve Amerika’nın acilen bir heyet göndermesini istiyordu, ki, Amerika o yıllarda Anadolu’da Rum Pontus çetelerine ayrı bir devlet ve Ermeni Taşnak’a ayrı bir devlet ve Kürt Teali’ye ayrı bir devlet, ki, bugün de değişen bir şey yok! Hem komutanlar hem de İstanbul’daki hanedanın o yıllardaki belgelerini incelediğinizde şöyle bir tablo çıkıyor ortaya, sarayımıza ve maaşlarımıza dokunulmasın, da, manda olarak kim gelirse gelsin! Döndük dolaştık aynı yere geldik! Oligarklara dokunulmazlara servetlere uluslararası şirketlere rantiyeye çevirdikleri bankalara dokunulmasın da kim gelirse gelsin!

DÖRT

Magazin basını kendi arasında markalar ve kavramlar üretip ödüller verip eğlenmeyi pek seviyor! Üç kuruşluk magazin sanatçılarına son otuz yılda yakıştırılan şu kavramlara bakın: İmparator! Kral! Diva! Ordinaryus! Süper Mega Kral!

Bu çok abartılı şöhret etiketler yetmemiş olmalı ki şimdi de ‘ikon’ icad etmişler: Yılın İkon Ödülleri!

Türkiye’de de Özal döneminde başladı, ekonomi ne zaman kötüye gitse ortaya ‘prens’ler çıkıyor!

Kemal Derviş bu ekonomi prenslerinin en ünlüsüdür!

Şimdi de Daron Acemoğlu, ve diğerleri..

Kemal Derviş bir ‘kurtarıcı kahraman’ olarak Türkiye’ye geldi, zavallı hafızasız ve aydınsız milletim, ne çabuk unuttunuz, Kemal Derviş bankaları sıkı sıkıya bağladı ve gitti, ve sonra, her ekonomik krizde ne tuhaftır bankalarımız kar eder hale geldi, öyle bir sıkı politika ki dünya batsa bankalarımız kar ediyor, oysa, dünyada mudileri en çok intihar eden Kemal Derviş’in sıkılaştırdığı bankalar! Ve dünyada ipetoklerle en çok arsa-arazi ele geçiren bankalar aynı bankalar! Yüzde otuz faizlerle geometrik katlanan girdabında intihar eden herşeyini banka kredi borç ve faizlerine kaptıran esnafımızı ne çabuk unuttunuz?

Neo-liberalizmin para maliye finans politikalarıyla geldiğimiz yer ortada, dünya batsa batmayan bankalarımız çiftçimizi esnafımızı imalat sanayimizi köleleştirmiş ve rantları kendi siyasi çevresine peşkeş çekip büyük servetleri tepedeki elli-yüz kişiye dağıtan bir oligarklar düzeni kurmuş!

Çiftçinin esnafın imalatçının kanını emip, oligarklara, dokunulmazlara, uluslararası şirketlere, İslamcı şirket ve tarikatlara, vs. aktaran bir kredi ve banka düzeni!

Yani bankalar ‘oligarşik’ uluslararası düzene ve siyasi dayatmalarına hizmet ediyor!

Halk iradesi yok milli egemenlik yok, savcısı yok, avukatı yok, sivil toplumu yok, sendikası yok, hakkını arayacak milli bir irade yok, ne var, paranın ‘sultanları’!

Paranın sarayları!

Amerika’dan bağlanan yeni ‘ikon’ prenslerimizi sabırla dinledim, Kemal Derviş’in halkı ve esnafı neyi var neyi yok soyup soğana çeviren bu banka düzenine tek lafları yok!

BEŞ

Kamu politikaları ya da karma ekonomi, programlarında usulen adı geçsin diye bir kaç cümlecik edilip görmezden gelinmiş!

Oysa dünyamız kapitalizmin doğuşundan bugüne en büyük buhranını geçiriyor ve neo-liberalizmi savunan teorisyenler dahi vahşi kapitalizmin terminal safhaya geldiğini söylüyor, yani, kamucu politikalarla bambaşka arayışlar tüm dünyada gündemde!

Özetle, İngiliz Borsası’nın İngiliz halkına hayrı yok!

Köklü kamucu politikalar olmadan faizleri indirip çıkartmak halkın ahlakını varlığını köleleştiren kısır bir döngü!

Halkın bütçesiyle narko siyasetin borsaların kara paranın faizlerin rantların zenginlikleri iki ayrı dünya, haksız ve abartılı (yatırıma:) işe yaramaz faizden geçinen bu gasp edilmiş servetleri ağzına dolayan hiç yok! Satılan kamu şirketleri stratejik şirketler ve peşkeş çekilen banka kredilerine ve yaylalara sahillere ormanlara vs. ağzını açıp tek laf eden yok!

Aynı tas, aynı hamam, o da yalan bu da yalan, gel biraz da sen oyalan!

ALTI

Şu cümleler Davutoğlu’na ait: ‘Türkiye’nin ikinci bir şansı yok, 2023’te biz bu otoriter rejimi değiştiremezsek İslamcılar da ülkücüler de devrimciler de bir daha demokratik düzen göremeyecek. Yarın Erdoğan’ın yerine daha otoriter bir laikçi veya ulusalcı biri gelecek’…

Kimmiş bu iktidara talip olan otoriter bir laikçi ulusalcı, bir söyleyiverse!

Ancak bir delinin edebileceği bu lafların arkasında nasıl ne tür paranoyak bir korku yatıyor!

Türkçesi, sıyırmış, kafayı yemiş!

YEDİ

Ve, Cumhuriyet Gazetesi, ki başta Alev Coşkun, Atatürk kitapları ve Atatürkçülüğüyle övünerek geçinen, Amerikalı ekonomi prenslerini dinledikten sonra o da milli heyecanını(!) saklayamadı ve Sözcü’den Yılmaz Özdil ve bir sürü gardolap Atatürkçüsü yeni Kemal Dervişler’imizi alkışlayarak gurur duyarak coşarak karşıladılar! Çünkü bu poster Atatürkçüler’i Hablemitoğlu zanlısı Levent Göktaş’ın iş ortağı ve avukatı İnan Kıraç’a karşı gelemez, ağızlarını açıp tek laf edemezler!

Sahi, CHP’nin vizyonunda, Cumhuriyet’i savundukları için öldürülen Muammer Aksoy’dan Taner Kışlalı’ya ve Hablemitoğlu’na karanlık cinayetlerin iddianameyle ortaya çıkan karanlık ve çok şaibeli iş ilişkileri karşısında söyleyeceği tek laf yok muydu?

Sahi bu vizyon belgesinin Fetö’ye tek bir lafı yok mu?

SEKİZ

Hadi başınızı fazla ağrıtmadan bir laf daha edip ayrılayım..

2016 yılında Davutoğlu başbakanlıktan kovuldu!

Aradan altı uzun yıl geçti ve Davutoğlu nihayet bugün kendisine ‘darbe’ yapıldığını söylüyor!

Oysa o gün aynı gün hem yazarak hem ekrandan bunun bir saray darbesi yani ‘darbe’ olduğunu bizler çığlık çığlığa bağıra çağıra söylerken hem CHP hem kendisi cesaret edip ‘darbe’ diyemedi!

Altı yıl sonra ‘darbe’ demek marifet değil korkaklığın kişiliksizliğin göstergesidir, adam olan, sıcağı sıcağına darbe olduğunu söylemeliydi! Yaka paça fare gibi kuyruğunuzdan tutulup Başbakanlık gibi bir makamdan atıldınız ve altı uzun yıl tek laf edecek cesareti kendinizde bulamadınız!

Benim zavallı aydınsız hafızasız milletim!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

15 Yorum

  1. 2 ay önce

    Insanlar gercekleri her zaman zamaninda göremiyor Nihat Abi, bu sayfalarda ben Levent Göktasin kahramanlik hikayelerini cok okudum…Cakal, ciyan, tilki devamli milli kahraman, dindar, Atatürkcü ve hatta devrimci postunu giyip saklaniyor…Sonra bir bakmissin kim kime dum duma…Umarim gercekler bir gün ama bir gün ortaya cikar…Ama hic inancim kalmadi…

    Cevapla
  2. 2 ay önce

    Cesur ve halkı aydınlatan unutmasına fırsat vermeyen Cumhuriyet sevdalıları kazanacaktır

    Cevapla
  3. 2 ay önce

    Madde 3, Doğan AVCIOĞLU ve Marko Paşa olmuş…
    Bize kakalanan o aydınlar değil mi teslimiyetimiz?

    Cevapla
  4. 2 ay önce

    TÜSİAD ve yurt dışı patronları yeni CHP ve İYİ partiye can üfledi. Birer itaatkâr bürokrata cevirdi siyasileri. Bakalım günümüz kodaman Ahileri sultanı devirip saltanatı ele geçire bilecek mi?
    Bir 20 yıl daha Demokrasiye Kalkınmaya doyacağız Yarabbi.
    Sahi bu Sultanı da onlar getirmişti FETÖ tosuncuklarının babaları…

    Cevapla
  5. Nefis bir yazı. Cumhuriyet’ de Alev Coşkun’ un bugünkü pek masum yazısını okuyup kafamız bulutlandığında yada yağmurlu havada buğulanan araba camına fanı çalıştırmayı akıl edemeyip nereye süreceğimizi bilemediğimizde (abartmıyorum başıma geldi), işte lan önünü gör yazısı..

    Cevapla
  6. 2 ay önce

    Doğru sözler, Daron Muron Duron Zıron nedir la bunlar? Daron hayatında karpuz çekirdeği ekmiş mi? Jimmy tütün nasıl yetiştirilir bilir mi? Katma değersiz bir ekonomiye firavunu getirseniz para etmez, olan halka yani bizlere olur. Sayılan isimlerin hiç birinin tarımla ilgisi yok… Oysa Cumhuriyetin sıçrama hamlesi neydi? Sümerbanklardı, şekerlerdi, tekellerdi… Niye, ekonomimizin katma değeri bu, üretmek! Madenlerimiz, doğal kaynaklarımız, tarım…

    Cevapla
  7. 2 ay önce

    Nihat bey de teyit etmiş oldu. gerek Kurtuluş Savaşı öncesi komutanlar gerekse Cumhuriyet kurulurken ve Atatürk döneminde, bürokratlar, hükümet üyeleri, genel kurmay yönetimi Atatürk’e hep karşıydı. Atatürk tek başınaydı. yani tek tabanca olarak mücadele etti. kısaca, Cumhuriyetimizi tek savunan, tek taraftarı, Devrimleri yapan Atatürk’ün bizzat ta kendisi. ayrıca F. Rıfkı Atay’dan de kuşkulanıyordum, demek ki Kuzey Atlantikçi olduğu doğruymuş. tüm bu bilgiler için teşekkürler Nihat bey.

    Cevapla
  8. 2 ay önce

    daron acemolgunun dar koridor adli kitabinin 490. sayfasinda Turkiyenin ekonomik sikinti cekmesinin sebebini PKK ve FETO karsi yapilan operasyonlar oldugunu yaziyor yani bunlarla uzlasinca ekonomi tekrar duzelecek diyor ayni 488. sayfada Ataturkun dikdatorluk kurmak icin modernlesme hareketine girisitigini yaziyor CHP lilerin cok zenginlestigi Ataturkun goz yumdugunu yaziyor.Bu kitabi dikkatli okursaniz onun aslinda Ataturk ve cumhuriyet dusmani oldugunu anlarsiniz

    Cevapla
  9. 2 ay önce

    chp şaşırtmadı zira ychp… herkes rolünü oynuyor ychp kemalizmi bitirdi o doğrultuda devam ediyor.maskeli Aatürkçülerde doğaları gereği mış gibi yapıyorlar aynı siyasal islam gibi takiyye demokrasi bizim için tramvay istediğmiiz durak ineriz.indiler de..

    Cevapla
  10. 2 ay önce

    DOKUZ..chp nin son vizyon toplantısında konuşanlardan üçünün ermeni kökenli olması tesadüfmü..daron acemoğlu -selin sayek-kılıçdaroğlu….akp ye mecbur olduk

    Cevapla
  11. 2 ay önce

    “Sıcak Para Soğuk Parayı Üter”… yok böyle değildi de… “Yabancı Para Yerli Parayı Yutar”… yok bu da değildi… hah, hatırladım:
    “Temiz Para Kara Parayı Kovar!”
    Hep öyle olmamış mıdır, mesela Tayvan’da Çin’de Bangkok’ta Malezya’da kokain papelleri yıllar içerisinde aklanıp tertemiz olmuş, ülkeler inkişaf edip egemenliğe kavuşmuştur. İş bilenin, Kılıç kılıç-daronların ve kokain baronların.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!