Nihat Genç

Türk Milleti’nin milli bir iradesi var mı?

featured

Nihat Genç yazdı…

PKK’nın tarihi boyunca en büyük başarısı CHP’yi ele geçirmesidir, tez ve dayatmalarını kabul ettirerek!

Fetö’nün tarihi boyunca en büyük başarısı CHP’yi ele geçirip üstelik kendini ‘muhalif’ olarak aklayıp temizleyip meşrulaştırmasıdır!

AKP’nin tarihi boyunca en büyük başarısı çok uzun yıllar bir zamanlar koyun koyuna olduğu PKK ve Fetö’yü CHP’ye kakalamasıdır!

Ve milletçe oturmuş elimiz kolumuz bağlı büyük felaketi (seçimi) bekliyoruz!

Tayyip Erdoğan: alt yapıyı yapan bizler üst yapıyı da inşa edeceğiz, diyerek…

Muhalefet bu gidişle artık 2073 hedefi gibi bir yüzyıl değil altı asır daha beklemek zorunda!

PKK’nın pek tabii kendi hayalleri var, bir seçim arifesinde azami hedefine ulaşabilmek için kendileri için en doğru şeyi yapıyorlar ve CHP’yi kendilerine sıçrama tahtası ve kalkan yapıyorlar!

Seçim sonrası ortaya çıkacak büyük hezimeti (büyük facia) PKK neden düşünsün? Seçim sonrası Türkiye yeniden kurulur ve PKK kurulan yeni Türkiye’ye karşı eskiden olduğu gibi AKP’ye yanaşıp ya da yeni taktiklerle tavrını rolünü yeniden belirler!

Olan, tertemiz idealist Cumhuriyetçi kitlelere olur!

Altılı masa da anayasayı Cumhuriyet’in en temel ilkeleri hilafına değiştirmek istiyor AKP de istiyor! Ve iki taraf da hazırlıklarını çoktan yapmış, elimiz kolumuz bağlı büyük felaketi yani ebediyyen sesimizi çıkartamayacağımız ebedi bir boşluğa sürükleniyoruz!

Her gün düzenli olarak Habertürk ve muhalif ekranlarda boy gösteren Babacan ve Davutoğlu yüzde 1’i dahi hala aşamadıkları halde bu partilere neden bu kadar büyük güven hissediliyor, çünkü bu partiler dışardan dayatılıyor, yani dışardan ‘milli irade’ dışlanıp yok sayılıyor! Türkiye siyaset oyununu PKK, Fetö ve Babacan vs. gibilerle kurmalı, başka bir alternatif yok’u artık kabul ettirdiler, itiraz edebilen yok!

Ki, AKP’nin yeni anayasasıyla diyelim tarikatlara yasal bir zemin sağlandığı takdirde artık ekranlarda rahatça konuşacak milyonların temsilcisi şeyh ve yobaz şeriatçılarla siyaseten baş edebilmek imkansız!

Ne tarikatlara ne içimize yerleşmiş on milyon göçmene dur diyecek milli bir irade ortalıkta görünmüyor! Öyle ki Atatürkçü Derneği Babacan’ı ziyaret edebiliyor, Babacan herhalde CHP’den sadece vekil değil aşamadığı Cumhuriyetçi kesimin kendisine karşı yumuşatılmasını da istiyor, tıpkı HDP’nin CHP’ye sızıp kendini meşrulaştırması gibi.

Ki, muhalif anket şirketleri onlarca hile oyun tezgah algı kurmasına rağmen an itibariyle hiç biri seçimi kazanabileceklerini hiç sanmıyorlar, yani, binmişler bir alamate göz göre göre gidiyorlar kıyamete!

Poster Atatürkçülüğün feriştahları Emin Çölaşan ve Uğur Dündar dahi felaketin ancak Akşener’le aşılabileceği propagandasına çoktan başladılar!

Boğulup sıkıştığımız ve imha edilmekte olduğumuz yeri anlatamayacağımız anlatsak dahi sesimizi duyuramayacağımız bir yere geldik!

Artık ne desek nafile, felaket yola çıktı geliyor!

İşte Hablemitoğlu cinayeti aktörleri içine sürüklendiğimiz yolu ta başından bize ne güzel anlatıyor!

İşte Hablemitoğlu cinayeti, baş aktörler: Fetöcü Mustafa Özcan, Enver Altaylı ve Levent Göktaş. Trafikte bir de Aydın Öktem var! Enver Altaylı’nın CHP başdanışmanı Rasim Bölücek’e bin telefon görüşmesi var ve Aydın Öktem’e de yüzün üstünde telefon görüşmesi! Bu trafiği en iyi bilen ve Levent Göktaş’ın kankisi Tuncay Özkan Hablemitoğlu cinayetini içimizde detaylarıyla en iyi bilen CHP’li vekil. Tuncay Özkan’ın hapisten çıkar çıkmaz ‘HDP artı CHP eşittir seçim ittifakının kurucularından olması şaşılacak bir şey hiç değil! Hablemitoğlu’nun failleri Mustafa Özcan ve Enver Altaylı ve Levent Göktaş’ın CHP’nin PKK ve Fetö tarafından ele geçirilmesinde kritik görevlere atanan Fetö’cü ya da kendileriyle ‘derin’ irtibatlıları bu telefon trafiğinden de anlaşılacağı gibi en iyi bilen ve yoğun ilişki ve iş içinde olduğu isimler!

Yani Hablemitoğlu iddianamesi bize CHP’den Cumhuriyetçileri kovup yeniden dizayn eden şaibeli isim ve güçleri de ele veriyor!

Sonunda yakayı ele verdiler ve ancak bu ‘derin’ irtibatları deşecek medyamız yok ve derinlerde olup bitenler nedir diye bilecek anlayacak anlatacak kimsemiz de kalmadı!

İngiliz ajanı ve vatan haini Seyit Rıza’yla dahi helalleşen ve cürümleri ve kıyımları ortada Davutoğlu gibilerle dahi ittifak kurdurtan aynı ilişkiler ağının siyasetidir!

Kendine Atatürkçü diyenler dahi Enver Altaylı’nın kuruluşunda başrollerde oynadığı İyi Parti’yi ve Akşener’i AKP iktidarını devirecek tek büyük şans ve umut olarak görüyorlar, yani ellerini kollarını bağlayanların sonunda kölesi köpeği müridi haline geliverdiler!

Ki, Altılı Masa, beyannamesiyle Cumhuriyet’i ilga edeceğini zaten ilan etmişti ve tarikatlara ve etnik ve mezhep kimlikler için siyasi zemin hazırlanması için anayasa teklifleri beyanlarıyla ortada!

Cumhuriyet’in ilgası-anayasanın değiştirilmesi konusunda AKP’yle ayrı düştükleri tek bir nokta yok! Onlar için hedef sarayı-tahtı ele geçirmek!

AKP’yle işbirliği içinde uluslararası altın şirketleri ve nicesiyle ülkeyi sahilinden yaylasına madeninden borsasına yağmalayanlara ve on milyon göçmene karşı hem AKP’nin ve hem de Altılı Masa’nın sesi soluğu hiç çıkmıyor, düzen aynı düzen, sömürü aynı sömürü, işgal aynı işgal, yağma ve talan aynı yağma ve talan!

Türkiye Cumhuriyeti şeyhler ve tarikatlar ülkesi değildir ve uluslararası şirketler elini kolunu bağlayıp denetimsiz kontrolsüz at oynatamaz ve toprağımız bölünmez bir bütündür diyecek karşı bir irade yok!

Kimse iktidar ve muhalefetin aslında kardeş olduğunu aslında aynı yolun .oku olduğunu yazıp çizmek konuşmak bağırmak karşı çıkmak hiç istemiyor, çünkü, Fetö’nün Türk medyası ve akademisi ve devletinde haşa feriştah olduğu günlerde de aynı elimiz kolumuz bağlı çaresiz bir manzara vardı, aynısını tekrar yaşıyoruz! O sessizlik içinde devlet, ordu ve hukuk Fetö’nün eline geçirilmişti aynı film bugün artık bir daha sesimizi çıkartamayacağımız bir Cumhuriyet’imiz olduğunu dahi yasal zeminde söyleyemeyeceğimiz daha karanlık bir yere sürüklüyor!

Türk Milleti diye bir irade var mı?

Aydınlarınızı gerçekten kim öldürüyor soracak bir irade var mı?

Uluslararası altın şirketlerinin milyonlarca ton siyanürle kontrolsüz ülkeyi mahvetmelerine ve narko siyasetine ve yabancıların vatandaşlık alıp yaylalarımızı sahiplenmesine karşı dava açacak ses yükseltecek bir savcı bir siyasetçi var mı?

Mütareke (işgal günleri) günlerine döndük, iktidarda Mustafa Sabriler Dürrizadeler’in olduğu Hürriyet ve İtilaf ve İngiliz muhipleri ve Kürt Teali Cemiyeti bugün hem iktidarda hem muhalefette, ancak, o günlerde yola çıkan bir de Kuvayı Milliye vardı!

Bugün siyasetimizde Cumhuriyet’i kuracak kurtaracak sahip çıkacak bir Kuvayı Milliye hareketini görebiliyor musunuz?

Mustafa Kemal Bandırma vapuruna doğru giderken arkasından bakıp kulaktan kulağa bir umut ‘bu adam birşey yapacak’ diyenler vardı, bugün ‘bu adam bir şey yapacak’ dediğiniz bir siyasetçiniz var mı?

Falih Rıfkı, 1919’dan 1923’ü gören tek adam Mustafa Kemal’di diyor ve ekliyor, 1923’e kadar çok yalnız adamdı bir hayal arkadaşı dahi yoktu!

Anayasanın değişmez maddelerini yerinden oynatmayacağız diye ‘hayal kurabilen’ bir kitlemiz partimiz liderimiz var mı?

Bir hayal kuracak Cumhuriyet’e inanmış içimizde kaç kişi var?

Tarikatlar, Uluslararası şirketler ve müteahhitler ve Fetö ve PKK, idealleri ve yapıları gereği kendi çıkarlarını ülke çıkarlarından önünde tutarlar!

Memleketi kendi menfaatinden daha kutsal gören içimizde hangi siyasetçi kalmıştır, Enver Altaylı yetiştirmesi Meral Akşener ve Said Nursici Gültekin Uysal ve Suriye’de haçlı ordularının emriyle milyonlarca müslümanı müslümana kırdırtan Davutoğlu mu?

Ve AKP’nin Anadolu’da kurduğu korku ikliminden habersizler, alt yapı denilen şey, yağma talan ve çirkin vahşi bir estetik diyoruz ama milyonlarca çalışan ve esnaf bir şekilde AKP’nin yasal rasatının tehdidi altında konuşamaz düşünemez kendini siyaseten gösteremez bir hale gelmiştir! AKP karşıtı bir şeyler varsa da kendini Özal dönemi gibi çok gizlemiş ve kafa gösterecek gücü ailesi ve kendinin istikbal korkusundan hiç ama hiç ortaya koyamıyor! Yani Tayyip’in o meşhur ‘alt yapısı’ aslında hazırlanan bu eli kolu nihayet bağlanmış susturulmuş AKP’ye mecbur bırakılmış sessizliğin sağlanmış olmasıdır! Bu sahte sarı muhalefetin göremediği şey: AKP’li olmayanların AKP’ye zincirleri artık AKP’lilerden daha sıkı ve bağlı!

Bu korku duvarını yıkacak bir medyamız var mı, bu zincirleri kıracak bir siyasi gücünüz ya da meydan okumanız var mı?

Tıpış tıpış gidiyoruz işte, kıyametimize!

Milli egemenliğinden asla taviz vermeyecek bir Türk Milleti ve onun eyvallahsız bağımsız yazarları ve siyasetçileri var mı?

Türk Milleti’nin milli bir iradesi var mı?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

17 Yorum

  1. 2 ay önce

    İşte bu…., İşte bu……

    Cevapla
  2. 2 ay önce

    Bu yazdiklarinizi anlayabilecek insan sayisi o kadar az ki. Turk milleti’nin en buyuk eksikligi orgutlenme yeteneginin zayif olmasi ve hep bir lider beklemesidir. Zafer partisi bir umut ışığı yakti ama onlardan da Abd, Ve Nato’ya karsi birsey duyamamak ümit kirici oluyor.

    Cevapla
  3. 2 ay önce

    Chp şu an bana ülkenin en tehlikeli partisi geliyor.

    Cevapla
  4. 2 ay önce

    Ulus devlet gidiyor, yerine federal devlet geliyor. Cumhuriyet rejimi gidiyor, İslami rejim geliyor. Erdoğan liderliğindeki AKP ve Cumhur ittifakı mutlu. Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP ve Altılı Masa mutlu. Anadolu ve İstanbul’daki Türk egemenliğini, diğer halklarla paylaşacaklar. Bu NATO projesidir. NATO diyor ki; Anadolu ve İstanbul’daki Türk egemenliğini bırakın, size Turanı kuralım. 1000 Yılın intikamını alacaklar.

    Cevapla
  5. 2 ay önce

    İktidar zaten çok açık oynuyor. Muhalefet de sinsice diyor ki benim gücüm yetmez ben iktidarla baş edemem; anca bu kadar olur. Uzlaşmaz çelişki şurada ya tamam gücün yetmiyor mu; aciz misin o zaman istifa edin. Belki kelle koltuk gerçekten çarpışacak insanlar vardır. İşte orada o acizim diyen insanlar 10 kaplan gücünde oluyor konumlarını korumak için. Kendileri direkt demese bile birilerini öne sürüyorlar muhalefeti eleştirenlere saldırsınlar diye. İktidar o maaşları, o ödenekleri, o konumları bu yüzden veriyor bunlara gerçek muhalefetin önünü tıkasınlar diye. Hiçkimse bitli yorganı üzerine alıp mücadeleye girişmez ya da keyfinden vazgeçip istifa etmez. Utanmazlar millet aç aç diye bağırıyorlar; e millet açsa neden büyükşehir belediyelerinde neden aynı talan sistemi devam etti 2019’dan sonra da?

    Cevapla
  6. 2 ay önce

    Canımızı sıktın be Ağabeyim. Bağladın ayağımıza koca bir taş attin bizi denizin dibine.

    Milletçe oturmuş elimiz kolumuz bağlı büyük felaketi (seçimi) bekliyoruz!

    Cevapla
  7. 2 ay önce

    kuralım kendi siyasi partimizi hemen veya herkes hemen vatan partisine kaydolsun

    Cevapla
  8. 2 ay önce

    Ve diyorsunuz ki bu iyi parti kurucularından Özdağ 3 yıl sonra sokaktaki çocuğun bildiği Altaylı-Kavuncu akrabalığını söyledi ve aklandı…

    Cevapla
  9. 2 ay önce

    Yüzyıl içinde eriyip peluzeye dönen kafa ve beyin ve ruh herhalde birkaç ayda onarılamaz–kaldı ki sinir hücreleri, malum, yenilenmiyor. Eğer içimizde samimi olarak kahrolan varsa yapılacak ilk iş şu seçim saplantısından evvel emirde kurtulmak. Seçim-tv’ye sırt çevirip sessizlikte salim kafayla Kurucu Strateji düşünmek. İşte o sahada yapacak ve yapmaya gücümüzün yeteceği nice iş var. Mesela pasif eylem başlığı altında, sessiz eylem ve geri çekilme hamleleri. Dışarıda hiçbir şey yiyip içmemek gibi. Tekel’in (Monopol’ün) lokantalarını, barlarını kafelerini gördün mü? Burnun hala biraz koku alıyor mu, kokla. Bildin mi? O vakit artık bütün yemeklerini evde pişir, evden getir, bardan bistrodan pastaneden el çek. Bir piyasa perhizi dene, ve gör, bakalım kimler sarsılıyor. “Ben bu işte yokum” dediğinde kimler homurdanıyor. Bu daha pasif stratejiler alt başlığı, madde 1…

    Cevapla
  10. 2 ay önce

    Ne çare dostum ne çare
    Kim sahip çıkar nâçâre
    Et kokarsa tuzlarsın
    Tuz kokarsa ne çare !

    Tuz koktu.

    Cevapla
  11. 2 ay önce

    Tıpkı Guguk’un Saksağana yavrularını itelemesi gibi. Akapenin FETÖ ve PKK’yı Cehepenin merkezine kakaladığı çok doğru. Seçmenin bunları kendi yavrusuymuş gibi sahiplendiği de doğru.

    Cevapla
  12. 2 ay önce

    Nihat hocam at izinin it izine karıştığı bir dönem de milli bir parti ve lider bulmak zordur.Hele de fetö gibi her türlü maskeyi takan bir aşağılık örgüt varken iş daha da zorlaşıyor.Muhalefet partilerinin hiç birinden (buna sizin güvendiğiniz Zafer partiside dahil)fetöyle mücadele konusunda tek bir söz duymamak beni kuşkulandırıyor.Hele Fetöyle çetin mücadele ettiğini söyleyen Ahmet Zeki Üçok’un yüzde yüz Fetö/Nato projesi İyi Partiye üye olması bende”ne oluyor,bu adamlar gerçekte kim”sorularıyla birlikte büyük bir güvensizliğe sebep oluyor.Halbuki bu ülkenin en büyük beka sorunu Fetö’dür.Bu devletin yakın gelecekte yaşayacağı en büyük beka sorunu fetö olmasına rağmen ana muhalefetin başındaki Kılıçtaroğlu”hepsini görevlerine iade edeceğim”diyerek fetöcülere umut ve cansuyu oluyor.Fetönün panzehiri umutsuzluktur.Ancak altılı masa belirli bir periyot içersinde fetöye umut verici açıklamalar yapıyorlar.Hadi onları anladım.Peki onların dışındaki bütün muhalefet partileri de fetöyle mücadele hususunda tek kelime etmiyerek bir anlamda fetöcülere umut oluyorlar.Neden bunu yapamıyorlar anlamakta zorlanıyorum.Şu anda siz sevsenizde sevmesinizde bir tek Cumhur ittifakı ortakları ara ara fetöyü halka hatırlatıyorlar.Kör topal da olsa fetöyle mücadele ediyorlar.Siz sevmesinizde fetönün korkulu rüyası,umutsuzluk kaynağı ne yazık ki Tayyip Erdoğan.Halbuki muhalefet partileri içerisinde fetöyle mücadele konusunda topluma güven verecek parti en azından %10 alır.Ben kendimden biliyorum.Ak partiye oy verme niyetim yoksa bile sırf fetöcülerin hedefinde diye Tayyip Erdoğan’a oy veriyorum.Bu ülke lider konusunda bu kadar mı kısır.Fetöyle mücadelede tek bir adamamı işimiz kalmış.Diyelim ki yarın Tayyip Erdoğan olmadı ne yapacağız bu devleti bu şerefsiz mahluklara mı bırakacağız?

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!