Yeni CHP’nin yeni ekonomi programından notlar

Ahmet Müfit yazdı...

featured

Yeni CHP’nin ekonomi programını oluşturacak ekibin hazırlayacağı ekonomi politika önerisinin nasıl olabileceği konusundaki öngörümü, ”Yeni CHP’nin ekonomi kurmayları” başlıklı yazımda sizlerle paylaşmıştım.

Açıklanan belgenin, yazıda sizlerle paylaştığım görüşleri büyük çapta yansıttığını, hatta gerek ekibin üyeleri gerekse içerik açısından benim bu kadar da olmaz dediğim noktalara gidildiğini söyleyerek başlamalıyım.

Faik Öztrak ve devamında açıklama yapan, yeni CHP’nin yeni uzmanlarının ortak söylemleri, mevzuatta gerekli düzenlemeler yapılarak, yani ülkemize borç verecek -onlar yatırım yapacak diyorlar- yabancı şirketlere paralarını istedikleri zaman geri alabileceklerinin sınırsız güvencesi verilerek, önlerini görebilmelerinin sağlanacağı -Buna da hukukun üstünlüğünün sağlanması diyorlar-. Bu sayede, 12 Eylül darbesi destekli olarak uygulanma olanağı bulan ve devamında gelen tüm iktidarlar, iktidar ortakları tarafından tavizsiz ve daha da derinleştirilerek sürdürülen 24 Ocak 1980 kararları yani “dış kaynakla/borç parayla” büyüme politikalarının, “AKP’nin kontrolden çıkması “ öncesinde kaldığı yerden devamının mümkün olacağını söylüyor.

Açıklamalar dikkatle okunduğunda, bu programın, siyaseten bağımsız olabilmek için, bağımsız ekonomi inşa etmeyi amaçlayan Atatürk liderliğindeki CHP’nin, çizgisinin bütünüyle terki anlamına geldiği açıktır. Dolayısıyla, söz konusu programın sunuşu sırasında söylenen, -“muasır medeniyet” kavramı içeriğinden koparılarak- “Atatürk’ün vizyonunu gerçekleştirmek” sözü tam bir kandırmacadır. Bu program, Özal, Derviş programları gibi bir TÜSİAD Programıdır.

Amacı, “temiz” adı vererek borç para girişini yeniden başlatmak, tıkandığı düşünülen, sürdürülemez hale gelen bağımlılık politikalarını yeniden canlandırmaktır. Özal’ın siyaseten yıpranması sonucu tıkanmış olan Özal politikalarını sürdürebilmek için bulunmuş çözüm olan SHP-DYP koalisyonu kandırmacası, bu sefer 2002 AKP programının, yıpranmış olan Erdoğan tasfiye edilerek ve yerine 6’lı Masa monte edilerek gerçekleştirilmesi planından başka bir şey değildir. O günleri hatırlayanlar ya da merak edip okuyanların gayet iyi bildiği gibi, SHP-DYP Hükümeti, Özal yıprandığı için siyaseten yapmakta zorlandığı tüm icraatların (özelleştirmeler, ulus devletin tasfiyesini esas alan Dünya Bankası patentli Yapısal Reformlar dahil), SHP-DYP hükümetinin sağladığı Özal’dan kurtulma algısının neden olduğu, yanıltıcı “pozitif” ortamda, ivme kazarak sürdürüldüğünü hatırlayacaklardır. Bağımsız ekonominin tasfiyesindeki en önemli aşamalardan biri olan ve ülke ekonomisinin temel karar mekanizmalarından önemli kısmını, karar sürecine katılamadığı AB yönetimine devreden Gümrük Birliği Anlaşmasının da bu koalisyon döneminde imzalandığını ilave edelim.

Anketlere göre, en fazla yüzde 1-2 oy alma potansiyeli olan AKP bakiyesi iki partinin/kişinin, 6’li masa içerisinde bulunuyor, bir zamanlar AKP ekonomi politikalarının yılmaz destekçileri olan “liberal solcuların”, yetmez ama evetçilerin o dönemde savunduklarından, yaptıklarından vazgeçmiş olmaları anlamına gelmemektedir. Tam tersi olarak, bu kişilerin bu “yeni organizasyon” içerisinde olmaları, bu devamlılığın en önemli göstergesi, güvencesidir. Babacan’ın, Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı ekip, benim de görevdeyken birlikte çalıştığım ekip diyerek verdiği mesaj, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na danışman olan kumpas ve açılım destekçisi Nuşirevan Elçi’nin, “Ben geçmişte doğru şeyleri söylemiş biriyim bundan sonra da doğru şeyleri söyleyeceğim.” diyor olması boşuna değildir.

Söz konusu toplantıya ilişkin olarak dikkatimi çeken ilk belki de en önemli husus ise toplantının, Ulusal Kurtuluş Savaşının merkezi, Cumhuriyetin başkenti olan Ankara’da değil, İstanbul’da yapılmış olması. Bu durum, basın yayın organlarının çoğunluğu orada denilerek gerekçelendirilmeye çalışılsa da, böyle önemli bir konunun bu tür sudan bir gerekçeyle meşru kılınmaya çalışılması gerçekçi ve inandırıcı olmayacaktır. Toplantının Ankara yerine İstanbul’da yapılması hiçbir gerekçeyle önemsiz gibiymiş gibi gösterilemeyecek, çok önemli bir siyasi tavırdır, mesajdır.

Verilen bu mesaj, doğrudan cumhuriyetin kuruluş yıllarında yapılan, o dönem Atatürk’ün müdahalesiyle çözülen ancak, çok partili yaşama geçiş çabaları döneminde tekrardan hortlatılıp, sağ partilerce günümüze kadar alttan alta sürdürülen saltanat, hilafet ve payitaht tartışmalarıyla ilişkilidir. CHP’nin Ankara yerine İstanbul tercihi, biz artık 1930’ların CHP’si değiliz diyen günümüz CHP’sinin, o tartışmalar konusundaki tutumunun ya da tutum değişikliğinin göstergesi olarak kabul edilmelidir.

AKP’den kurtulmak, demokrasi ve özgürlük getirmek, dış kaynak yani dış borç bularak zor durumdaki ekonomiyi rahatlatmak vaadiyle açıklanan bu program; Turgut Özal, Kemal Derviş ve 2002 AKP’sinin, TÜSİAD’ın öncüsü olmakla övündüğü siyasi-ekonomik çizginin, yeni ya da yeniymiş gibi gösterilen aktörlerle kaldığı yerden sürdürülmesini amaçlamaktadır.

Bu çizginin temel özelliği, öncülleri gibi, koşulsuz batıya bağlılık/bağımlılıktır. Bu açıdan bakıldığında, 1946’da ABD’li uzmanların ülkeye çağrılması ile başlayıp, NATO üyeliği ile yeni bir boyut kazanan 76 yıllık bir deformasyon sürecinin devamı niteliği taşıdığını söylemek de mümkündür. Atatürk’ün “Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız” sözlerinden dahi “batıcılık” çıkarmaya çalışmalarının nedeni budur.

 

Yeni CHP’nin ekonomi kurmayları!


https://tusiad.org/tr/tusiad/tarihce

Baykan Günay ile Ankara Üzerine…


https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1673501

Yeni CHP’nin yeni ekonomi programından notlar

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

6 Yorum

  1. 2 ay önce

    Kılıçdaroğlu’nun sergilediği davranış, yazarın özetlediği neo-liberal ekonomi stratejisinin (aslında bu bir strateji değil, bir yok oluş gidişatıdır) yeniden ve yeniden açıklanmasından başka bir şey değildir. Sarı muhalefetin sözümona ekonomi politikası, kendilerine asla oy verilmemesi için gerek ve yeter şartı sağlamaktadır!

  2. 2 ay önce

    Ahmet bey, bir de lütfen TÜSİYAD’ın yani kalkınmamızı sağlaması gereken, özgün Türk burjuvası olması gerekirken neden Batı/ABD’nin emellerine hizmet ettiğini anlatan bir yazı yazar mısınız?

  3. 2 ay önce

    Dilerim, bu yazınızı ve çok mantıklı açıklamaları kendisini aydın sanan ve gazetelerde sürekli kk’yı ve çevresindeki bataklığı iyi bir şey gibi yutturmaya çabalayan yazar bozuntuları da okunmuştur.

    Elinize sağlık.

  4. 2 ay önce

    Doğru saptamalar.

  5. 2 ay önce

    Elinize, aklınıza sağlık, güzel analiz, aydınlandık. Benim dikkatimi çeken bir başka şey; diğer insanları “göbeğini kaşıyan adam”, “bidon kafalılar” diye küçümseyen dündar, özdil ikisinin şakşakçısı güruhun, CHP’nin bunca açığına rağmen hala şakşakçılığa devam etmeleri. Hiç biri çıkıp “yahu bu parti bizim CHP’miz olmaktan çıkmıştır, ya partiyi bunların elinden kurtaralım, ya da yeni, gerçek sol, sosyal demokrat, Atatürkçü bir parti kuralım” demiyor.

  6. 2 ay önce

    76 yıldır her gelen ulusal politikaları ortadan kaldırma işi gördü,6 lı Masa da bu konuda bir öncekini aratma görevini sürdürecek. Sayın Müfit vurgunuz çok önemli varolasınız.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!