Yeni Merkez Bankası politikaları başarılı olur mu?

Bilin Neyaptı yazdı...

Yeni Merkez Bankası politikaları başarılı olur mu?

Yeni Merkez Bankası Başkanı para politikası açıklamalarında sadeleşme, sıkılaşma ve rezerv artırma yoluyla enflasyonu konularını öne çıkardı.

Güzel hedefler.

Bunlardan ilki, para politikasında arka kapı politikalarından (faiz koridoru, geç likidite penceresi ve swap olanakları) vaz geçme ve şeffaflık öngörüsü içeriyor. İkincisi, TL’deki değer kaybının ve mevduatlarda dolarizasyonun önüne geçilmesi için faiz artırma politikasına devamı öngörüyor. Kur geçişkenliğinin enflasyon üzerindeki etkisini de teslim ederek oluşturulduğu görülen bu politikalar yardımıyla, yüzde 5 enflasyon hedefi ile refahın kalıcı biçimde artırılacağı ile sürülüyor.

Cumhurbaşkanı’nın programa desteğinin de altını çizmekle bereaber, Merkez Bankası Başkanı bu politika adımlarının hükümet eden parti etkilerinden ne kadar bağımsız olduğu konusuna “siyasi yorum” addedip değinmeyerek, 2023 yılı için yüzde 5 hedefine odağının altını kalınca çizen, araç bağımsızlığı olan, ve sorumluluk üstlenen bir görünüm verdi. 2021 yılı için de yüzde 9.4 enflasyon hedefini belirtti.

Fiyat istikrarı, işlem maliyetlerini azaltarak tasarruf ve yatırımcıya vereceği güven nedeniyle, sürdürülebilir büyüme ve uzun vadeli refaha katkısı açısından temel önemdedir. Bu nedenle Türkiye 2006 yılında açık enflasyon hedeflemesine geçmiş, ancak sadece Küresel Büyük Resesyonu takip eden 2009-2010 döneminde bu hedef tutturulabilmişti. 2010 sonrasında artan ve artan derecede oynaklık gösteren enflasyon gerçekleşmeleri ise, 2012’den beri yüzde 5 enflasyon hedefi belirleyen enflasyon rejimini uygulamada karşılığı olmayan bir hale getirmişti.

Türkiye ekonomisinin son 20 yılda ithal girdi bağımlılığının artışı, ve özellikle siyasi sistem değişikliği sonrası Cumhurbaşkanı’nın para politikası ve düzenleyici kurumlara empoze ettiği düşük faiz ısrarı sonucu oluşan eksi reel faiz uygulamaları kredi ve harcama artışına yol açarken, tasarrufların dolara ve altına yönelmesini, bu da artan dış borç ve faiz ödemelerine yol açmıştı. Üstüne şimdi bir de ekonominin tepesinde CAATSA yaptırımları sopası sallanırken, bugün yeni TCMB Başkanı’nın politika adımları yerinde ve önemli.

Ancak, Maliye Bakanı’nın, pardon yeni TCMB başkanın işi çok zor...

Enflasyon hedeflemesi rejimi için merkez bankasının özellikle araç bağımsızlığı gerekli; bunun altı çizildi. Ama, enflasyon hedefi rejiminin başarısı için daha temel önemde olan koşul, mali baskınlığın olmaması, yani hükümetin bütçe finansman gereğinin Merkez Bankası’nı genişlemeye zorlamaması ve siyasi baskının olmamasıdır. Bu koşulun sağlanabilmesi, neredeyse iktidarın siyasi tercihlerinden vazgeçerek, KOİ’lere vereceği garantilerin, inşaat şirketlerine akan fonların, saray ve danışmanalarının bitmez tükenmez harcamalarının; işsiz ve gelirsiz bırakılan milyonlara sosyal yardım gereğinin sağlanması gereği gerçeği ile ciddi miktarda çelişmektedir.

Uzun dönemli refah kazanımı, iktidar bekası için 2023 yılı hedefini sağlamakla değil; sürdürülebilir istihdam yaratan reel sektör yatırımları, belli çıkar guruplarının değil, tüm milletin geleceğe güvenle ve umutla bakabilmesi için eğitimde ve iş hayatında fırsat eşitliği yaratarak olur. Refah artışı, toplumun bütününün önceliklerini gözeterek olur, şiştikçe şişen ve toplumun halinden anlamaz hale gelen yüzde 1’lik zengin ile değil.

Kaliteli ücretsiz örgün eğitimle tüm çocuklarımıza, ihalelerde ve işe alımlarda siyaseti destekleme şartını kaldırarak gençlere ve iş insanlarına fırsat eşitliği sağlamadan ne yüksek katma değer üretilir ne de rezervler artar. Enflasyon hedeflemesi de bu şartlar yerine getirilmeden kısa vadede başarıya ulaşmış gibi görünse de 2010 sonrası akıbetine yeniden uğrar.