Yerel harcama ve transferler adil mi?

Bilin Neyaptı yazdı...

Yerel harcama ve transferler adil mi?

Bu yazıda, yaklaşık 1 yıl önce ele aldığım yukarıdaki sorunun cevabını araştıran çalışmamın[1] kesinleşen sonuçlarını paylaşacağım. Çalışmanın özü, 2008 yılına kadar sadece nüfus esasına göre merkezden yerel yönetimlere dağıtılan transferlerin, 5779 No’lu kanun ile “kısmen” yerel sosyo-ekonomik koşulların da dikkate alınması sonucunda ne derece adil olduğunun ampirik bir araştırması. 5779 No’lu Kanun[2] ile, genel bütçe gelirlerinden il özel idarelerine yüzde 50, belediyelere ise yüzde 80 oranında nüfus esasına göre pay ayrılırken, geri kalan payların belirlenmesinde esas olarak “gelişmişlik” esasının göz önüne alınması şartı yer almış.

Verilerin el verdiği ölçüde 2008-2012 yılları arası için yaptığımız araştırmada, il bazında derlediğimiz geniş bir sosyo-ekonomik göstergeler seti eğer illerdeki kişi başı transferlerin (ve merkezi ve yerel kamu harcamalar toplamının) dağılımını tek başına açıklıyorsa, kamusal kaynak dağılımında adaletin sağlandığı söylenebilir. Kalkınmakta öncelikli yöreler; büyükşehir kategorisindeki iller; nüfus; kişi başı hastane yatağı ve doktor sayısı; öğrenci başına öğretmen sayısı; kişi başı gelir; gelir dağılımı; çocuk ölüm oranı; işsizlik oranı; enflasyon; temiz suya erişim; üretimde tarımın payı gibi 20den fazla sosyo-ekonomik göstergenin yanı sıra, eğer siyasi partilerin il bazında elde ettikleri seçim sonuçları da transferler ve kamu harcamaları ile yüksek oranda ilişkili ise, kaynak dağılımının adil olmadığı ve siyasi saiklerle belirlendiği sonucuna ulaşılabilir. 

Ekonometrik yöntemlere dayanan araştırmamızın sonuçları[3], siyasi partilerin genel ve yerel seçimlerde aldıkları oy oranlarının yerel transfer ve kamu harcamaları ile belirgin biçimde ilişkili olduğunu gösteriyor. Bir başka deyişle, kamusal kaynak dağılımının tamamıyla ideal ya da adalet esasına göre değil, kısmen siyasi olduğunu bilimsel olarak göstermiş oluyoruz. Daha açık ifade ile, genel seçimlerde AKP’nin CHP’den fazla oy topladığı illere daha fazla transfer yapmış olduğu görülüyor. Bunun yanı sıra, AKP ve CHP’de olan büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illerin de kendilerine düşen ortalama payın üstünde kamu harcaması aldığını gösteriyoruz.

Özellikle aşağıdaki illerimizin sosyo-ekonomik göstergelerle açıklanabilecek düzeyden daha az transfer aldığını gözleniyor: Elazığ, Kırklareli, Mersin, Malatya. Buna karşın, mesela Kocaeli, sosyo-ekonomik seviyesinin gerektirdiğinden daha fazla pay almış görünüyor. Genel olarak kendisine düşen adil paydan daha az toplam kamu harcaması alan illere bazı örnekler ise şöyle: Bursa, Denizli, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Manisa, Tekirdağ, Uşak, Yalova ve Karabük. Bu bulguların, ortalamadan belirgin sapmalara odaklı her ekonometrik model tahmini sonucu gibi, il bazında yorumlanmaya açık olduğunu belirtmem gerekli.

İktisatta bilimsel çalışmalar veri kalitesi ve modellemenin gerektirdiği bazı soyutlamalarla kısıtlanabilir, ve dolayısıyla gerçekleri bire bir yansıtmayabilir. Ancak yukarıda çalışmanın açıkça gösterdiği, kamu transfer ve harcamalarının belirlenmesinde, sosyo-ekonomik gereksinimlerin her il bazında aynı derecede belirleyici olmadığı, ve siyasi parti oy ve aidiyetinin de önemli rol oynadığı. Özetlediğim bulguların, istatistiklere yansımamış olan belediye şirketlerine yapılan bağışları ve iktidara yakın şirketlere rekabet dışı verilen ihale ve kamu garantilerini içermediği göz önüne alınınca, kamu harcamalarının iller arası dağılımının adil olmadığı gerçeği daha da belirginleşebilir.

İller ve bölgeler arası adil kaynak dağılımına çözüm, şeffaf bir mali yapı ve istatistiksel raporlama, adil rekabet ortamı ve tabii etkin bir mali denetim sistemidir... ve tabii tüm bunları yapma isteği ve vizyonu olan bir iktidara özlemimiz, ülke kalkınması için verimlilik ve büyümenin yanı sıra temel bir diğer hedef olan eşitlik özlemimizle bire bir örtüşüyor. Bir siyasi parti liderinin cumhurbaşkanı olduğu, Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Müdürü olarak atanmış birinin de Sayıştay başkanı seçildiği bir ülkede, bu özlemlerimizin köklü bir siyasi değişime dek büyüyeceği açıktır.

[1] (şu an Eawag & The University of St.Gallen’de araştırmacı ve Doktora öğrencisi olan sevgili öğrencim Begüm Özdemir Oluk ile ortak çalışmamız)

[2] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2008/07/20080715-1.htm

[3]    Bu çalışma uluslararası bilimsel bir dergide yayımlanma aşamasındadır ve tahmin yöntemi burada özetlenemeyecek düzeyde tekniktir.