Yeryüzü romancısı: Ursula K. LeGuin

Hümay Göbel yazdı...

Yeryüzü romancısı: Ursula K. LeGuin

“Eğer çocuktaki hayal gücünün kökünü gerçekten kazıyabilirseniz, o çocuk büyüyünce bir ‘patates’olur.” (Kadınlar Rüyalar Ejderhalar, Ursula K. LeGuin)

Yerdeniz Büyücüsü serisinin Tenar ve Ged’i ile büyümenin büyüsünü keşfedenler, çocuklarına büyümenin ne dallı budaklı bir yol olduğunu anlatmak için Ursula’yı kendine rehber seçenler, çocuk gözleriyle ve çocuk yürekleriyle Ged’in gözlerinden bakarak dünyayı keşfe çıkanlar, anarşist ütopya hayranları ve devrim olma yoluna baş koyanlar adına iyi ki doğdun Ursula Kreober LeGuin!

“Sabır her şeydir.” (Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke)

91 yıl önce, 21 Ekim1929’da, ABD Kaliforniya’da, antropolog bir anne-babanın kızı olarak dünyaya geldi Ursula K. LeGuin. Yazma serüvenine oldukça küçük yaşlarda başladı öyle ki o ilk öyküsünü yazdığı yıllarda onun yaşıtlarının bir kısmı okuma yazma öğrenmek için çaba veriyordu hala. Hemen her yazar gibi çok okudu, çok daha fazla yazdı. Kabul görmesi için sabretmesi gerekliydi. 1969 yılında, o tam 40 yaşındayken, Karanlığın Sol Eli kitabının yayımlanması ile dünyaca üne kavuşmasını sağlayacak kapı aralandı.

“Ulaşılacak bir sonu olan yolculuk yapmak iyidir ama nihayetinde, asıl önemli olan ‘yolculuktur’." (Karanlığın Sol Eli, Ursula K. LeGuin)

Ursula K. LeGuin, en iyi kitabının henüz yazmadığı kitap olduğunu söyleyen bir yazardı. Bu nedenle elde edilenlere değil, elde etmeyi arzuladıklarına ulaşma serüvenine odaklandı hep. Bütün edebi mirasını da bu anlayış üzerine kurdu belki de. 2018 yılında bu dünyayla vedalaşırken ardında onlarca kitap, birçok makale ve kendine özgü tarzıyla birer alameti farika olmuş güzel şiirler bıraktı. Bıraktığı bu kıymetli edebi miras, dünyanın farklı birçok köşesindeki farklı birçok insanın ortak bir şeyler bulmasını mümkün kılacak kadar renkliydi. Zaten yazma serüveninin kaldıraçlarından biri de buydu: Mutlak farklılık iddiasına direniş!

"Bütün duvarlar iki anlamlı ve iki yüzlüdür. Neyin içerde neyin dışarda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıdır." (Mülksüzler, Ursula K. LeGuin)

Mülksüzler! Ursula K. LeGuin’in birçok üniversitede ders kitabı niyetine tavsiye edilen, kimilerine göre bir bilimkurgu şaheseri, kimilerine göre bir felsefe tartışması Ursula’ya göreyse bir anarşist ütopya… Mülksüzler için içeriğiyle, işaret ettiği imgelerle dört başı mamur bir kapitalist sistem eleştirisi demek yanlış olmayacaktır ancak yeterli de olmayacaktır. Zira 60’ların devrim ruhunu olağanca coşkusuyla edebiyat süzgecinden geçirerek okuruna aktarmasının ötesinde bu hayata dair bildiğimiz yerleşik ne varsa hepsini başka ve de hayali gezegenlerin içinde ustaca bize sunmasıyla bir bilimkurgudur da aynı zamanda. Öte yandan kitabın kahramanı Shevek özelinde kurgulanan düşünsel yolculuk yalnız edebi bir kurgu değil aynı zamanda rafine felsefedir de.

Mülksüzler sanıyorum ki yazarın dünya çapında en çok okunan dolayısıyla en çok tanınan kitabı. Bu bir tesadüf ya da şans olmamalı. Mülksüzleri bu kadar bilinir yapan bir tılsım mutlaka vardır. Tüm yazdıklarının ancak okurlarıyla can bulma imkanına kavuştuğunu düşünen Ursula, bilimkurguyu mekanik düzlemden adeta organik bir düzleme taşıyarak gerçeklikle de kolay kolay sarsılmaz bir bağ örmüştür.

“Belki de insanlığın laneti budur: Birbirimizden çok farklı olmamız değil, birbirimize çok benziyor olmamız.” (Floransa Büyücüsü, Salman Rushdie)

Hemen her kitabını farklılıkları nedeniyle karşıt kutuplara yerleşen kahramanlar etrafında kurgulayan Ursula K. LeGuin, farklılıkların dengesinin yazarıdır aynı zamanda. Farklılıkları ayrıştırıcı bir silah gibi değil aksine birleştirici bir tutkal gibi kullanır ve okur olay örgüsünün sonuna geldiğinde tüm o zıtlıkların birarada nasıl bir ahenk yarattığının büyüsüyle hayata karşı vizyonunu tazeler.

Yazdıklarında mutlak farklılık iddiasına bir direniş olduğundan bahsetmiştim. Mutlak farklılık iddiası insanlığın kadim sorunlarından biri belki de. Kanımca bu sorunun kaynağını Habil ve Kabil’e ve dahi Havva ile Adem’e hatta Lilith’e kadar taşımak mümkün olsa da tartışmayı Ursula’nın ele alış biçimiyle sınırlı tutmakla yetineceğim. Belki mutlak farklılık başlı başına ayrı ve de oldukça uzun başka bir yazının teması olur…

“Yücedir ama tek değildir, yüzlercesinden biridir.

Böylesine basit bir biçimden başlar sonsuz biçimler.”

(Şimdilik Her Şey Yolunda, Ursula K. LeGuin)

Kitaplarında zıt kutupların etrafında gelişen olay örgüsünü kurarken bu zıtlıkları biraraya getirme yöntemi olarak diyaloğu kullanır. Evet, herkes farklıdır ancak bu farklılıkların tamamı seslerini duyurabildiği, kendini tanıtma fırsatı bulabildiği ölçüde anlamlıdır. Nihayetinde farklılıklar dile gelmeye başladığı vakit “ötekilerle” benzeşen yanlar da keşfedilmeye başlar. İşte bu mutlak farklılığa direniştir: tanımak, tanınmak! Bir süre için yazarın amaçladıklarını bir kenara bırakıp kendi içimize dönelim ve düşünelim: daima ötekilerden farklı olduğumuza, herkesten ayrı bir varlığımızın olduğuna inanmak etrafımızdaki herkesi birer obje haline getirmez miydi acaba? Kendimiz dışındaki herkese çok yabancı olmaz mıydık? İşte Ursula K. LeGuin kahramanları aracılığıyla yalnız fantastik bir evren sunmaz aynı zamanda farklılıklara rağmen keşfedilen küçücük benzerliklerin bizi nasıl toplumlaştırdığının, nasıl özneleştirdiğinin altını çizer… Sadece insan olmamız bile asgari düzeyde bir benzeşme temeli sayılmaz mı hem?...

“Eğer bir insanın kuvveti sadece ötekinin zayıflığıysa, korku içinde yaşar…” (Tehanu, Ursula K. LeGuin)

Ursula K. LeGuin, Yerdeniz Büyücüsü serisi ile fantastik roman anlayışında sui generis bir alan yarattı. Ergen kesimi hedefleyen bir yazın serisi gibi görünse de yetişkinler için de yeni pencereler açması muhtemel harika bir yol arkadaşı kanaatimce. Seriyi bir büyüme yolculuğu olarak tanımlamak mümkün. Doğum, büyüme ve ölüm sınırları içinde hayatın akış yolunu fantastik bir düzlemde ele alır yazar. Yerdeniz Büyücüsü serisi toyluğun, toyluğun gür isyanlarının, büyüme sancılarının, yalnızlığın sunduğu bilgeliğin, yolda olanın, yürürken düşen dizlerini kanatarak yetkinleşen bittabi böyle büyüyen yetişkin çocukların öyküsüdür. Her çocuğun kitaplığında olması gereken bilge bir yol arkadaşıdır.

“Aradığımı yolculukta buldum ben

Aldım istediğim armağanları.” (Şimdilik Her Şey Yolunda, Ursula K. LeGuin)

Üzerine sayfalarca yazılacak muazzam bir külliyatı ardında bırakarak 2 sene önce aramızdan ayrıldı Ursula K. LeGuin. Son kitabı, Şimdilik Her Şey Yolunda’yı 15 Ocak 2018’de yayıma gönderdikten tam bir hafta sonra 22 Ocak 2018’de bu dünyadaki yolculuğunu tamamladı. Yazdıklarının okuruyla can bulduğuna inanan bir yazar olarak eminim huzurlu ayrıldı. Nitekim kitaplarına sahip çıkan, onu okuyarak yaşatan hatrı sayılır kalabalıkta bir okuyucu kitlesi var. Kimileri onu anarşist, kimileri feminist, kimileri ateist, kimileri taoist, kimileri filozof olarak tanımlayarak benimsemeyi tercih ediyor. Herkes kendi dünya görüşünden ne buluyorsa onda onunla tanımlayarak benimsiyor Ursula’yı ama benimsiyor işte! Bense yeryüzü romancısı diyorum ona, kitapları vasıtasıyla açtığı geniş kucağında herbirimiz, her bir farklılığımıza rağmen bir yer bulabiliyorsak eğer; o, tüm yeryüzünün romancısıdır kanımca. İyi ki doğdun Yeryüzü Romancısı!

Sanat ve sağlık dolu günler…