Yıldıray Oğur bizi koyun sanıyor

Şevket Apuhan yazdı...

Yıldıray Oğur bizi koyun sanıyor

Yıldıray Oğur geçtiğimiz gün bir yazı kaleme aldı ve “Afganlara ihtiyacımız var. Çünkü çoban bulamıyoruz” mealinde garip fikirler belirtti.

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, 150 bin çobana ihtiyaç duyulduğunu ve kendi vatandaşlarımız arasında bu işi yapacak kimsenin olmadığını geçen yıl açıklamıştı.

Yani Türkiye’nin çok sayıda çobana ihtiyaç duyduğu ve bu işi Afganların güzel şekilde yaptığı aynı zamanda bizim insanımızın çoban olmaya yanaşmadığı bir gerçek.

Peki kevgire dönmüş sınırlar bununla aklanabilir mi?

Bir ülke hayvancılığını devam ettirmek için sınırlarını mı açar?

Çoban ihtiyacı var diye koskoca Türkiye yol geçen hanına mı çevrilir?

Sanırım bu fikri dile getirenler başta Yıldıray Oğur olmak üzere bizi koyun sanıyorlar.

Hangi ülke işçi ihtiyacını sınırlarını açıp kaçakları ülkeye sokarak karşılar?

Bunun yolu bu mudur?

Maalesef Yıldıray, sen çoban değilsin biz de koyun değiliz.

Bu savunmalara zaten kimse inanmaz; ancak dikkat çekici bir nokta var: Sözüm ona AKP’ye muhalif ne kadar liberal, bölücü, sözde solcu varsa geçici sığınma statüsündeki Suriyeliler ve Afgan kaçaklar için aynı iktidarla aynı çizgide buluşuyorlar.

Bu arkadaşları Doğu Akdeniz’deki askeri varlığımız rahatsız ediyor; ama kevgire dönmüş sınırlar hiç canlarını sıkmıyor.

Bu ucuz numaraları yemiyoruz.

Ve bir kez daha hatırlatayım: Yaşlı, çocuk, kadın düşmanımız bile olsa bu insanların ekmeğini de aşını da karşılamak bizim tarihi görevimizdir; ancak bunu kendi ülkelerinde yapmanın yollarını aramalıyız. Türkiye’nin demografik yapısının bozulmaması için çaba göstermeliyiz. Yani mesele bazılarının uydurduğu gibi çocuk, yaşlı, kadın meselesi değil. Mesele taşı sıksa suyunu çıkaracak tosuncukların şehirlerimizde cirit atması.