Yırtık diploma

Ceyhun Balcı yazdı...

featured

Sağlık ortamının neredeyse kanıksanan olgusuna dönüşen şiddet hız kesmek bir yana her geçen gün boyut değiştiriyor. Bir yargıca, savcıya, polise ya da subaya benzer saldırılar yapılabiliyor mu? Onları bir yana bırakalım. Herhangi bir kamu kurumunda bu boyutta şiddete rastlanıyor mu?

Elbette hayır!

Bu önemli ve her geçen gün tırmanan soruna farklı yanından bakmakta yarar var.

“Ben bu doktorlara iğne yaptırmam!”

Yukarıdaki akıl almaz söz Recep Tayyip Erdoğan’a ait.

Bu sözle aşağıladığınız hekimler canınızı kurtarabilir. Hatta, onların bıçağının altına yatmanız söz konusu olabilir. Cumhurbaşkanı’nı ameliyat edenler hekimler değil miydi?

“Giderlerse gitsinler!”

Bu söz de Recep Tayyip Erdoğan’ın. Gidenlerin yerini asistanlarla doldururuz sözleri bu sözün şiddetini artırıcı etkinin yanı sıra dehşet de yaratıyor.

Şanlıurfa’da vahşete hedef olan hekim öldüresiye dövüldükten sonra kendi göbeğini kendisi kesercesine diplomasını yırtıyor. Hekimlik yaşamım sonlanmıştır diye de ekliyor.

Bilgiyi, emeği, birikimi ve aklı koruyup kollaması gereken ama bunu yapmak yerine anılan değerleri şiddetin boy hedefi yapan ülke yönetimi sağlık ortamındaki şiddetten birinci derecede sorumludur.

Bir yandan şiddeti önlemediği için.

Diğer yandan ise hekimleri ve sağlık çalışanlarını aşağılayarak toplum gözünde değersizleştirerek.

“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz!”

Yukarıdaki sözlerin sahibini de biliyoruz.

Kurtarıcı, kurucu, devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün bu özlü sözü emeğe, birikime ve bilgiye saygının göstergesi olmanın ötesinde yücelticilik de içeriyor.

Sağlıkta yaptıklarıyla oylarını artıran iktidar kendisine oy sağlayan bu alanda kötüye giden bir gidiş içindedir. Kötü iyiyi kovmuştur sağlıkta. Olumsuzluklar dağları aştıkça yaşadıkları olumsuzlukları sistemde değil de kişilerde arayan saldırganlar ağır suç faillerine dönüşürken utanca eşdeğer eylemlilik içinde olmakta sakınca görmüyorlar.

Son günlerin gündemdeki önemli gelişmelerinden bir diğeri hekim göçüdür. İstatistiklerle de kanıtlandığı gibi bu olumsuzluk saklanamaz boyutlara erişmiştir. Hekim Göçü olgusunda özlük haklarındaki gerileme kadar durmak bilmeyen şiddetin etkisi de tartışmasızdır.

Her yurttaş gibi hekimi de ülkeye bağlayan önemli etkenlerden birisi gönül bağıdır.

Anımsayalım!

Cumhuriyet’in ilk yıllarında yurt dışına gönderilen hekimler Atatürk’ün “Sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum. Birer ateş topu olarak dönmelisiniz.” sözleriyle uğurlanmıştı. Hiç firesiz geri döndüler. Hekimlik alanında eşsiz hizmetler sundukları gibi onlardan birisi olan Sadi Irmak ülkesine Başbakan olarak da hizmet verdi.

Sözün özü!

Her yurttaş gibi hekim de saygı ve sevgi görmek istiyor. Her şeyin başı, gönül bağının vazgeçilmezleri olan saygı ve sevgi ikilisidir.

Bu önemli ikili göz ardı edildiği için yaşanmakta şu günlerdeki olumsuzluklar.

Sağlık ortamında nitelik niceliğe yenik düştü!

Bu yanlışlığın baş sorumlusu iktidarın da yenileceği kuşkusuzdur.

Ancak, yenilenler listesine alanlara halkın da ekleneceği kesindir.

Sağlık ortamında bulunan bir hekim olarak sağlıkta kamu hizmetinin çöküş içinde olduğunun yakın tanığıyım. Bu durumda seçenek olan özel sağlık kuruluşlarına SGK bağlantılı başvurunun bile cep yaktığını görüyorum.

Devletin hemen her alanda sahneden çekildiği günümüzde sağlık gibi temel kamu hizmeti bile yokları oynamaktadır.

Yırtılan her diploma haberi, ülke sınırları dışına çıkan her hekim bilgisi bu olumsuzluğu katmerleyen etkenler olarak yaşamımızdaki yerini çoktan aldı.

Yırtık diploma

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!