Yunan ütopyası ve Türkiye

featured

İsmet Hergünşen yazdı…

Daha barışçı ve birleştirici bir dilin kullanılmasının ümit edildiği bir dönemde, Yunan Başbakanı’nın Türkiye ziyareti sonrasında ABD Kongresi’nde yapmış olduğu konuşma, Türk-Yunan ilişkilerini bir kez daha çıkmaza sokmuştur.

Konuşmanın yapıldığı kongre salonunda, 6/7 Ocak 2021 tarihinde Amerikalıların hiçte hatırlamak istemeyeceği baskın yaşanmıştı.

Küresel salgının ağır tahribatı ile dünya çapında mücadele sürerken, Atlantik ötesinden dünyaya düşen görüntüler, Arap Baharı olaylarını anımsatır gibiydi.

Seçime hile karıştırıldığını düşünen aşırı sağcı gruplar seçim sonuçlarının iptal edilmesi için oturumun yapıldığı kongre binasını basmıştı.

Kongre üyelerinin acz içerisinde ve yerde sürünür görüntüleri ile Ulusal Muhafız Birliklerinin zaafiyeti, ABD’nin hal-i pür melalini göstermesi açısından dikkate değerdi.

Müttefiklik ruhunu zedeleyecek şekilde yaptırım içeren kararlar alan o kongre üyelerinin, Türkiye aleyhtarı konuşmayı hararetle ve ayakta alkışlamasından doğal bir şey olamazdı.

Geleceğini güç odaklarına teslim etmiş ve kendi özgü mantığını uluslararası ilişkilere uygulamak isteyen Yunan Başbakanı “Yunandan Dost Olmaz” der gibi yeni bir stratejiyi uygulama çabasına girmiştir.

“Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi, “İstikşafi görüşmeler” ve “Ayrıştırma Usulleri” gibi çeşitli mekanizmaların işletilmeye çalışıldığı bir dönemde, Yunanistan her zamanki maharetleriyle dünü unutturup, bugün ise Ege Denizi ve Kıbrıs ekseninde yeni kazanımlar elde etme peşindedir.

Zaman ve mekan gözetmeden Yunan siyaset, askeri ve din adamları ile medya tarafından yapılan ardışık saldırılar, Türk halkına gına getirdiği gibi Türk Silahlı Kuvvetleri’ni germektedir.

Türk Deniz Kuvvetleri açısından gelinen nokta mı? Hırça mapaya dayanmış durumdadır.

Takıntı haline gelmiş olan düşünce ve hayallerinden vazgeçmeyişinin temel nedeni, ABD ve AB (Avrupa Birliği) ile Almanya, Fransa ve İngiltere gibi bazı ülkelerden aldığı destektir.

Türklerle dostluk ve işbirliği ilişkilerini geliştirmekten ziyade, ABD’ye ilave üsler tahsis etmesi, AB fonlarını silahlanmaya kullanması ve ülke halklarının da bu gelişmelere sessiz kalması dikkat çekicidir.

Hayali tehdit üreterek, bunun peşinden sürüklenmek ve zamanla buna inanmak Yunan halkının da en büyük hatasıdır.

Rusya Federasyonu tarafından yüzde 20’si işgal edilmiş, Batı Dünyası’nca oyuna getirilen Ukrayna’nın halihazırdaki durumu ortadayken, Yunanistan’ın dış politika hedeflerine üçüncü ülke ve kuruluşlar nezdinde ulaşma çabaları beyhudedir.

Kendi jeopolitikasının zorunlu kıldığı koşullar içerisinde hedeflerini evrensel bir politika platformunda saptamak zorunda olan Türkiye; hak ve menfaatlerini koruma ve kollama kararlılığından asla geri adım atmamalıdır.

Artık tüm dünya ve özellikle de Yunanistan şu gerçeği görmelidir.

–  Türkiye karşıtı 16 haritayla uluslararası kampanya başlatan Yunanistan, ne Lozan Antlaşması’nın hükümlerine ne de 30 Ekim 1930 tarihli Dostluk Antlaşmasına riayet etmediği gibi Türklerin oluru ile döndüğü NATO ittifakında da karşı cephe oluşturma çabasındadır..

–  Doğu tarafı Türkiye’ye ait olan Ege Denizi güvenlik, ekonomik ve sosyolojik bir bütünlük içerisinde her iki ülke halkının yararına müştereken işletilmelidir.

–   Kıbrıs Adası’nda; iki farklı halkın oluşturduğu iki ayrı, eşit ve egemen devlet KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) ve GKRY (Kıbrıs Rum Kesimi) vardır.

– Paylaşılamayan deniz Doğu Akdeniz’de, Türkiye’siz mutabakat mümkün değildir.

–  ABD ve AB başta olmak üzere tüm ülkeler havuç-sopa diplomasisinden vazgeçerek, Türkiye’ye karşı açık, mert, dürüst ve ilkeli olmalıdır.

–  Barış İklimi; üçüncü çevrelerin dayatmalarıyla değil, Lozan Antlaşması’nın uygulanmasıyla yaratılabilir.

Son sözse; “Türk tarafı da; izahı mümkün olmayan diplomatik hatalar yapmaktan kaçınarak, uzun vadeli stratejik hesaplar dahilinde hareket etmelidir…”

Yunan ütopyası ve Türkiye

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 8 ay önce

    Çok fazla açıklamayacağım ama sadece şunu bilin, asıl savaş , Altay (Japon Kore Macar Türkler) ırkı ile arya (Hint Persler Avrupa anglo sakson) ırkı arasındadır. Türkler irfan silsilesini yeniden Allah yolunda düzenlemez ise bu savaşı kazanamaz. Her türlü bidet mezhep ayrımcılık ve düşünce sapkınlığını silerek yolu aydınlatmalıyız, karanlığı saçanlara karşı içi irfan güneşi parlayan insanlar ile mücadele vermeliyiz ve işte onu bulamıyoruz.

    Cevapla
  2. 8 ay önce

    Katılmamak mumkun degil.
    Mucadelemiz aslinda ABD ve AB ile.
    Yunan halkı ne düsunuyor acaba?
    Hirca mapaya dayanmaktadir. Ne anlama geliyor? O kısmi anlayamadim

  3. 8 ay önce

    Ulusal kurtuluş savaşında da ingilizler tarafından meydana itilip sonra yalnız bırakılmalarından da ders almamışlar .
    Kendilerine sormalılar kim itti bizi ?

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!