Yunanistan tarafından düşürülen Türk F16D savaş uçağı

E. Tümgeneral Beyazıt Karataş yazdı:

Yunanistan tarafından düşürülen Türk F16D savaş uçağı

GİRİŞ:

1996-1999 yılları arasında Yunanistan’da Hava Ataşesi olarak görev yaptım. Atina’daki görevime başlamamdan yaklaşık 1,5 ay sonra 08 Ekim 1996 tarihinde çift kişilik F-16D uçağımız, Ege’nin uluslararası hava sahasında Yunan Mirage-2000 uçağı tarafından füzeyle vurularak düşürülmüştür. Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan (1984-H-47) şehit olmuş, Hava Pilot Kurmay Yarbay Osman Çiçekli paraşütle uçağı terk ederek yaralı olarak kurtulmuştur. Hava Pilot Kurmay Yarbay Çiçekli, Yunan helikopteri tarafından kurtarılarak Sakız Devlet Hastanesine kaldırılmış ve daha sonra Türkiye’ye getirilmiştir.

Şehit Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan (1984-H-47)-08 Ekim 1996

F-16D uçağımızın düşürülmesinden sonra Yunanistan Savunma Bakanı 114’üncü Hava Üssü-Tanagra’yı ziyaret etmiş, basında yer alan haberlere göre uçağımızı düşüren pilotları kutlamıştır. Kurucu sahibi öldükten sonra bir ara yayın hayatına ara veren daha sonra yine aşırı sağcıların sesi olan “Stohos (Hedef) Gazetesinde” 1996-1999 yılları arasında yer alan haberlerde uçağımızın düşürüldüğüne dair hususlar, imalı bir şekilde Mirage uçağı burun kısmında Türk Bayrağı (fotoshop) fotoğrafı ile çeşitli zamanlarda gündeme getirilmiştir. Gazetenin olaya ilişkin yayımlanan orijinal nüshası, halen ilgili makamların arşivinde olması gerekmektedir.

Stohos (Hedef) Gazetesi-Mirage Uçağı Burun Kısmında Türk Bayrağı (Fotoshop) Fotoğrafı

Yani 2003 yılından çok önce uçağımızın düşürülmesi haberi Yunan basınında yer almış ve diğer resmi belgelerle birlikte devlet arşivlerimizdeki yerini almıştır. Ayrıca Yunan basınında uzun müddet Hava Pilot Kurmay Yarbay Osman Çiçekli’nin çok iyi İngilizce konuşması nedeniyle İsrail’li pilot olabileceği konusunda haberler yer almıştır. 2003 yılından sonra ise bu olay uçağı düşürdüğü belirtilen pilot ismi ile birlikte itiraf niteliğinde tekrar Yunan basınında yer almaya başlamış, aynı haberler Türk basınında da yer bulmuştur.

GreekMilitary.Net’de Yer Alan Fotoğraf

Uçağımızın düşürülmesi ve sonrasına ait gelişmelere ilişkin Yunan tarafından istenen rapor dahil, tüm bilgi ve belgeler; Türkiye’nin en iyi arşivine sahip Dışişleri Bakanlığı’nda, Genelkurmay Başkanlığı’nda, Atina Türk Büyükelçiliği ve Atina Silahlı Kuvvetler Ataşeliği’ndedir.

UÇAĞIMIZI DÜŞÜRECEKLERDİ YALANI VE GERÇEKLER:

2010 yılında FETÖ/PDY örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik “Balyoz Kumpası” kapsamında; ”Fatih Camii Bombalanacaktı” Kendi Jetimizi Düşürecektik” başlıkları ile basında başlatılan saldırılarda Hava Kuvvetleri Komutanlığı da hedef alınmış, emekli ve görevde bulunan 43 personel soruşturmaya dâhil edilmiş, 41 personel hapis cezası almıştır. Tutuksuz yargılanan Emekli Hava İstihbarat Albay Ali Tarık Akça 09 Nisan 2012’ de intihar etmiş, bir Sivil Memur ise Yargıtay kararı sonrası beraat etmiştir.

İftira çetesinin yalanlarına göre günlerce basında yer alan saldırılarda özetle; sözde “Oraj Planı”na göre Ege’de uçuşların sayısının artırılarak gerginliğin tırmandırılacağı, gerekirse uçağımızın düşürüleceği iddia edilmiş, hayatında yolcu uçağına dahi binmemiş uzman yorumcular tarafından askeri havacılık konuları televizyonlarda tartışma programlarında değerlendirilmiştir.

İşin en acı tarafı “Fatih Camii Bombalanmasına” yönelik üretilen sahte kağıt parçasının altında yer alan ismin, fırsat bulduğunda beş vakit namaz kılan, bunu gösteriş için değil inançları doğrultusunda yapan bir arkadaşımla Hasdal Askeri Cezaevinde aynı koğuşta karşılaşıp durumu öğrenince FETÖ/PDY örgütünün hain yüzünü bir başka yönüyle görmüş oldum.

Taraf Gazetesi-20 Ocak 2010

GERÇEKTE NELER OLMUŞTU:

- 2003 yılından sonra Ege’de uçuşların sayısı artmadığı gibi aksine sayısı düşmüş,  

-   Binlerce görev ve uçuş saatine rağmen Türk tarafından gerginliği artırıcı ciddi sayılabilecek herhangi bir faaliyet yapılmamış, Türkiye’nin hak ve menfaatlerine uygun  verilen emirler doğrultusunda Ege uçuşlarına devam edilmiş,

-   23 Mayıs 2006 tarihinde Rodos güneyi 35 milde uluslar arası hava sahasında uçan bir Türk F-16C uçağına, bir Yunan F-16 uçağı gelip çarpmış, pilotumuz paraşütle atlayarak kurtulmuş, Yunan pilotu ise ölmüştür. Suçlu Yunanlılar olmasına rağmen, F-16 pilotumuz hakkında düzmece bir mahkeme açan Yunanlılar, pilotumuzu suçlayarak hakkında uluslararası yakalama kararı çıkartılmasını sağlamışlardır. Uzun uğraşlar ve girişimlerden sonra bu karar kaldırılmıştır.

Tekrar “Balyoz Kumpası” içerisinde yer alan havacılara yönelik iftiralara dönersek; Türk Milletinin menfaatlerini korumak, refahı ve huzuru için gece ve gündüz kahramanca ve cesurca görev yapan ve bu sözde davalarda yargılanan Türk Hava Kuvvetleri mensuplarının kendilerine yapılanlara rağmen, Türk vatanına olan sevgilerinde en ufak bir azalma olmamıştır. Ayrıca, bugüne kadar omuzlarına yüklenen önemli sorumluluklara rağmen havacılar, büyük bir özveri içerisinde görevlerini yerine getirmiş ve getirmeye devam edeceklerdir.

Ege’de dar bir alanda sayıca fazla uçakla yapılan yüksek risk gerektiren görevlerde çok az sayıda kazanın olması, Türk Hava Kuvvetleri’nin kendisine verilen görevi nasıl yüksek bir disiplin anlayışı içerisinde yaptığını göstermektedir.

08 Ekim 1996 tarihinde Yunanlılar tarafından uçağımız düşürülmesi konusunda Türk yetkililer ABD baskısıyla hareketsiz kalmışlardır. Bu nedenle uçak enkazının çıkartılması işlemi yarım bırakılmış, sessiz kalma yöntemi uygulanmıştır.

23 Mayıs 2006 tarihinde Yunan uçağının çarpmasından sağ kurtulan F-16 pilotumuza yine yetkililer sahip çıkmamış, pilotumuz Yunanistan karşısında yalnız bırakılmıştır.

HAVA PİLOT YÜZBAŞI NAİL ERDOĞAN’IN NAAŞININ ÇIKARTILMASI ÇALIŞMALARI:

Şehit Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın ailesinin yıllardır tekrarladıkları haklı istekleri ile zaten kamuoyunda var olan soru işaretleri sonucu 18 yıl sonra başlatılan ve 13 Nisan-06 Mayıs 2014 tarihleri arasında Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan Şehit Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın naaşını arama çalışmalarından bir sonuç elde edilememiştir.

Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan ve 07 Mayıs 2014 tarihinde yazılı basına yansıyan açıklamada; “Mevcut bilgilere istinaden belirlenen sahalarda/mevkilerde icra edilen arama faaliyetleri sonlandırılmıştır. Uçak enkazı ve naaşın mevkiine ilişkin yeni bir bilgi temin edilmesi durumunda yapılacak değerlendirmeye istinaden arama faaliyetlerine yeniden başlanabilecektir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan aramalarda iki mayın avlama gemisi, bir kurtarma gemisi, bir hücumbot görev yapıyordu. 13 Nisan 2014’te başlayan aramalar son buldu. Arama çalışmaları kapsamında 420 saat sonar araması, 67 saat uzaktan kumandalı görüntü alma yeteneğine sahip insansız sualtı cihazı ile dalış, 5 saat içerisinde dalgıç bulunan atmosferik dalış sistemi ile dalış yapıldı.” denilmiştir.

ARAMA ÇALIŞMALARINA YUNANİSTAN’IN TEPKİSİ:

16 Nisan 2014 tarihinde Yunanistan kaynaklı olarak Türk basınına yansıyan bir haber ise şu şekildedir; “Yunanistan, 08 Ekim 1996’da Ege’de bir “it dalaşı” sırasında şehit düşen Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın naaşının çıkarılması çalışmalarına katkıda bulunmaya hazır olduğunu açıkladı. Yunan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kostantinos Kutras, Türk makamlarının düşen uçak ve pilot Erdoğan’ın naaşının çıkarılması için Sakız (Hios) Adasının güneyinde uluslar arası sularda yapılan araştırmalar hakkında bilgi verdiklerini belirterek “Gerekirse uçağın ve pilotun bulunmaları ve çıkarılmaları gayretlerine katkıda bulunmaya hazırız” dedi. Kutras, “Yunan tarafının araştırmaların uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirilmesinin teminat altına alınması için gerekli diplomatik girişimlerde bulunduğunu da kaydederek, konuyu yakından takip ettiklerini belirtti. “

İNCELEME, ÖNERİLER VE SONUÇ:

18 yıl sonra çeşitli baskılar nedeniyle başlatılan Şehit Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın naaşını arama çalışmaları, önemli bir adım olmuş fakat çok geç kalındığı için başarılı olamamıştır. Daha önce Ege’de meydana gelen uçak veya helikopter kazalarında işbirliği yapmayı önermeyen ve buna yanaşmayan Yunanistan’ın, bu girişimi dikkat çekici bulunmuştur. Yunanistan’ın arama çalışmalarından rahatsız olmasının nedeni suçluluk duygusundan kaynaklanmaktadır.  

Yunan tarafının araştırmaların uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirilmesinin teminat altına alınması için gerekli diplomatik girişimlerde bulunulduğunu açıklaması bir kaygı belirtisidir.

Uçak enkaz parçalarının yıllar içerisinde akıntılarla yer değiştirme ve tahrip olma olasılığı çok yüksektir. Ayrıca, Yunan tarafının uçak enkazı üzerinde oynayıp oynamadığı hususu da ayrı bir araştırma konusudur.

En önemlisi Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın naaşı bulunamadığı için “gaip” olarak kayıtlara geçmiştir. Hukuk sistemi içerisinde; Gaip, vazife malülü, şehit ve gazi sayılanlar arasında farklı mahkeme kararları ve uygulamalar olması nedenleriyle son durumda Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan için Ailesine verilen nakdi tazminat ve aylık konusunda nasıl bir yol izlendiği tarafımdan bilinmemektedir. Aile avukatlarının mutlaka zamanında gerekli müracaatlarını yaptıklarını değerlendiriyorum.

Yunanlıların uçağını füzeyle vurup düşürdüğü “şehit” ettiği kesinleşen hatta itiraflarının ortada dolaştığı bir ortamda 22 yıl sonra 08 Ekim 2018 tarihinde Balıkesir Belediyesi öncülüğünde dikilen geç de olsa önemli bir anlam taşıyan heykelin abidesinde yer alan yazısında ve yapılan konuşmalarda bile ”… uçağın yanarak denize düşmesi sonucunda kaybolmuş..”  denilerek Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın bütün girişimlere rağmen hala “gaip” sayılmasının kabul edildiği görülmektedir.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hazırlanan “Şahadet Belgesi” içerisinde Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın şahsi bilgilerinden sonra yer alan bu sefer Şehadeti Gerektiren Olayın Özeti” olarak yazılan bölümde “9’uncu Ana Jet Üs K.lığı emrinde görevli iken 8 Ekim 1996 tarihinde Mirage-2000 uçakları ile angajmana giren 2xF-16 uçağından iki numaralı iken uçağın yanarak denize düşmesi sonucunda kaybolmuş, bütün aramalara rağmen bulunamadığından gaip sayılmıştır” denildikten sonra son paragrafta “Değerli silah arkadaşımız, vatanımız ve milletimizin bölünmez bütünlüğü uğruna ŞEHİT olmuştur” denilmiştir.

Türk Dil Kurumu (TDK)’nın güncel yazım kılavuzunda “Şehadet” kelimesi anlamı; 1. Tanıklık. 2. Yüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olmadır.  TDK’nın güncel yazım kılavuzunda “Şahadet” kelimesi yoktur.  “Şehadetname” veya “Şehadat Belgesi” anlamı ise; 1. Diploma, sertifika. 2.  Bir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge olarak geçmektedir.

Görüldüğü gibi her yönüyle anlam kargaşası taşıyan Şehitlerimize, Gazilerimize ve Vazife Malüllerine ilişkin bilgilerin, bu ve buna benzer konuların hem idari, hem de hukuki olarak düzeltilmesi ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Yetkililerin bu hususları dikkate alarak yeniden bir inceleme başlatması ve hukuki kararlar alması önerimdir.

Vatanı uğruna hayatını veren tüm Şehitlerimize Yüce Allah’tan Rahmet, Gazilerimize ise uzun ve sağlıklı ömürler dilerim.

Uçan, Uçuran ve Onları Destekleyen Çelik Kanatlara ise En Derin Şükranlarımı sunarım.

 

NOT:

- HAVA ATAŞELİĞİ GÖREVİM SIRASINDA YUNANİSTAN’DAKİ ÖNEMLİ OLAYLAR:

Yunanistan’daki görevime, 1995-1996 yıllarında Konya 3’üncü Ana Jet Üs 133’üncü Filo Komutanlığım sırasında Türkiye ve Yunanistan’ı savaşın eşiğine getiren Ocak 1996 ayında patlak veren Kardak (İmia) Krizi ile Kıbrıs’ta 08 Ağustos 1996’daki motorsikletli Rumların eylemleri ve 14 Ağustos 1996’da Yeşil Hatta meydana gelen ve bayrak direğine çıkarak Türk Bayrağını indirmeye çalışan Rum’un öldürülmesi sonrası Ağustos 1996 ayında gittim, Eylül 1999 ayında döndüm. Yunanistan’daki görevim sırasında meydana gelen tümü kitaplara sığmayacak bazı önemli olayları hatırlatmak istiyorum özetle;

08 Ekim 1996:   Balıkesir Hava Üssünden kalkan çift kişilik F-16D savaş uçağımızın 114’NCÜ hava Üssü-Tanagra Hava Üssünden kalkan Yunan Mirage-2000 uçağı tarafından Ege’nin uluslararası hava sahasında füze ile vurularak düşürülmesidir. Uçak pilotlarımızdan Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın şehit edilmesi, diğer pilotumuz Kurmay Yarbay Osman Çiçekli’nin paraşütle uçaktan atlayarak yaralı olarak kurtulması, 

Ocak 1997:  1997 yılı başında başlayan 29 Aralık 1998 tarihinde sona eren S-300 krizi, füzelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) yerine Girit’e konuşlandırılması,

10 Nisan 1997:  Yunan Parlamentosundan 186 milletvekilinin terörist başı Abdullah Öcalan’ı Yunanistan’a davet etmesi,

29 Eylül 1998:  İtalyan parlamentosundan 32 milletvekilinin çoğunluğu D’Alema Hükümetini destekleyen partilerden olmak üzere terörist başını İtalya’ya davet etmesi,

09 Ekim 1998:  Terörist başının Suriye’den sahte pasaportla çıkarak Yunanistan’a gelişi,

09 Ekim 1998-16 Şubat 1999:   Terörist başının kendisini kabul edecek yer ararken Suriye’den çıkışından yakalanışına kadar olan ülkeler; Suriye-Yunanistan (Birinci geliş 1 gün)-Rusya (Birinci geliş 33 gün)-İtalya (66 gün)-Rusya (İkinci geliş 4 gün)-Tacikistan  (9 gün)-Rusya (Üçüncü geliş 1 gün)-Yunanistan (İkinci geliş 3 gün)- Belarus (1 gün)-Yunanistan (Üçüncü geliş 2 gün)-Kenya  (14 gün)-Türkiye’dir. Terörist başının sığınacak yer aramasına ilişkin yerler, bazı ülkeler birden fazla olmak üzere toplam 12 noktadır.

06 Kasım 1998: Yunan Parlamentosundan 109 milletvekilinin ikinci kez terörist başını Yunanistan’a davet etmesi,

04 Aralık 1998:   Rusya Parlamentosunun Alt Kanadı Duma’nın, 198 Evet, 1 Hayır oyu ile terörist başının Rusya’ya iltica talebini kabul etmesi,

15 Şubat 1999: 02 Şubat’ta Kenya’nın başkenti Nairobi’ye gelen ve Yunanistan Büyükelçiliğinde saklanan terörist başının yakalanması,

16 Şubat 1999:  Terörist başının Türkiye’ye getirilmesidir.

-  TERÖRİST BAŞININ YUNAN GENELKURMAY BAŞKANI’NIN YAZLIĞINDA AĞIRLANMASI:

Yunanistan’a 29 Ocak 1999 tarihinde üçüncü kez gelen terörist başı, Belarus’a gitmek için beklerken, Atina’nın doğusunda Agio Andrea yazlık sahilinde bulunan askeri kampta 31 Ocak 1999 tarihinde Yunan Genelkurmay Başkanının yazlık villasında kısa bir süre ağırlanmıştır.

Uçakla ülke ülke dolaşan terörist başının, özel uçak kullanıldığı durumlarda Türk Savaş Uçakları tarafından düşürülmesi korkusu ile rota ve program değiştirmek zorunda kaldığı bilinmektedir.

-  TERÖRİST BAŞININ AÇIKLAMALARI NELER HATIRLATIYOR?

Terörist başının Kenya’daki Yunanistan Büyükelçiliğinde saklanırken kendisine eşlik eden ve daha önce Türkiye’de görev yapmış Yunan istihbaratında çalışan Yarbay Savvas (Savaş) Kalenderis’e yakalanmadan önce yapmış olduğu ve son yıllarda hepimize tanıdık gelecek, kimin veya kimlerin ağzı ve düşünceleriyle konuşmuş olması konusunda ayrıca fikir verecek açıklamaları, özetle şu şekildedir;

  1. Kemalizm ve derin devlet yenilmelidir.
  2. Kürtlerin bağımsızlıklarını kazanmaları halinde Türkiye, binlerce yıldır Anadolu ve tüm bölgedeki egemenliğinin stratejik temelini kaybetmiş olacaktır.
  3. Halkımızın dini duyguları ile oynayıp bir İslam toplumu kurmak istemektedirler.
  4. Kürdistan İslam devleti olmaz.
  5. Kürtler laiktir. Hiçbir zaman radikal İslam ile işbirliği yapmayacaktır.