Zor oyunu bozar

featured

İsmet Hergünşen yazdı…

Tarih göstermiştir ki; sıcak veya soğuk bir harbin sona ermesi o bölgede istikrarın kendiliğinden oluşmasını sağlamamıştır.

Kısa süre öncesine kadar uluslararası ortam büyük oranda sessizliğe bürünmüştü. Silahlı çatışmalar azalmış ve büyük güçler karşı karşıya gelmekten kaçınır hale gelmişti.

Etnik farklılıkların ortadan kalkmadığı, milliyetçilik duygusunun itici güç olarak devam ettiği, dil ve kültür farklılıklarının ciddi anlaşmazlıklara neden olduğu yeni bir döneme tekrar girildi.

Milyonlarca insanın etkilendiği Ukrayna Savaşı, Avrupa Güvenlik Mimarisi ve uluslararası dengelerde yeni bir yapılanmaya yol açtı.

Ukrayna’nın geleceği şu an için belirsizliğini korumakla birlikte, savaşın uzadığı her gün istikrarsızlık ortamı yaratmakta ve dünya barışına tehdit oluşturmaktadır.

Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Ukrayna Savaşı da, Avrupa’nın kendi savunmasını sağlayacak yeterli caydırıcılığa sahip olmadığını bir kez daha göstermiştir.

Gerek Balkanlar gerekse Kafkaslar da meydana gelen olaylar karşısında Avrupalıların arzu edilen sonuca ulaşamamaları dikkate değerdir.

Dengelerin değiştiği, bölgesel çatışmaların ve ayrılıkçı politikaların arttığı yeni dönemde, dünya barışının sağlanması(!) ve muhafazası(!) için ABD gene başat konuma getirilmiştir.

Ulusararası güvenlik kavramlarında oluşan değişiklikler karşısında Kuzey Atlantik İttifakı NATO, Avrupa’nın güvenliğinde kilit taşı olmaya ve işbirliği ile kriz alanlarında öncü konumunu muhafaza edecektir.

Transatlanik bağ, meydana gelen istikrarsızlıkların çözüme ulaştırılmasında NATO desteğine ilaveten Avrupa Birliği (AB) ve İngiltere arasındaki dengenin muhafazasında da önemli rol üstlenmektedir.

NATO’nun öneminin azaldığı ve beyin ölümünün gerçekleştiği ifade edilen bir dönemde meydana gelen gelişmeler, ittifakın sadece askeri gücü ile değil politik ve ekonomik değerlerin yanı sıra dayanışma anlayışıyla işlevini arttıracağı yönündedir.

Bugün Doğu-Batı dengesi yerini çok kutuplu ve boyutlu dengelere bırakmış, dengedeki ağırlık ekonomik ve politik unsurlara doğru kayma eğilimindedir.

Bu yenilen dünya düzeninde, bölgesel silahlı çatışmaların artma temayülü göstermesi ve yeni ittifak oluşumları ülkemiz için ilave olumsuzlukları beraberinde getirecektir.

Ukrayna Savaşı, Türkiye’nin jeopolitik konumuna yeni bir görünüm kazandırdığı gibi Batı Dünyası ve Rusya ile ilişkilerini tek bir çizgide sürdürme gayretine sokmuştur.

Kaosun merkezindeki Türkiye, bölge ve dünya barışı için risk teşkil edecek ortamın büyük bir bölümünü kontrol edebilecek ve belki de yönlendirebilme fırsatı yaratabilecektir.

Zira; uluslararası andlaşmalara sadık kalan Türkiye askeri gücü ile bunları başarabilecek durumda bulunan nadir ülkelerden biridir.

NATO üyesi olma çabası içinde İsveç ve Finlandiya ile bazı dost ve müttefik görünümlü ülkelerin insan haklarını öne sürerek bölücü ve gerici örgütlere kucak açtıkları, askeri ve mali destek sağladıkları çok açık ortadır.

Ülkemiz aleyhine gösterilen tutum ve davranış, ayrıca anılan ülkelerde iç siyasette istismar konusu yapılmakta ve gene ülkemiz sırtından kişilik gösterisinde bulunmak için bir araç olarak kullanılmaktadır.

Ambargo ve yaptırımlar uygulanan, silah satışları engellenen, projelerden dışlanan, AB’ye üye yapılmayan, yurttaşlarına dolaşım hakkı verilmeyen, sığınmacılara ev sahipliğini üstlenen ve daha nicelerinde  Türkiye hep kaybeden tarafta yer almıştır.

Dünyada hiçbir dostluk ve arkadaşlık karşılıklı menfaate dayanmadıkça devamlılık arz etmiyor. İki tarafın da çıkarına olmalı ve her iki tarafta birbirine birşeyler vermeli.

Türkiye’den hep isteniyor, şunu da biz verelim ya da bunu da birlikte paylaşalım diyen yok.

Bıçak sırtı haline gelinen durum, Türk halkında infial yaratmaktadır.

Kendi nitelemeleri ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ikircilik içeren devletlerle müzakere ve bağlantı yapmamak, ülkemizin itibarı ve onurlu bir dış politika sürdürülmesi açısından en doğru hal tarzıdır.

Son sözse; Batı Dünyasına…

“Hep kazanacak değilsiniz ya…

Zor oyunu bozar

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 1 ay önce

    Komutanım biz bura’dan kazançlı çıkarmıyız bu iktidar la %60 veya 70 istediklerimizi alabilirmiyiz pkk sindirebilirmiyiz fillandiya ve İsveç üzerin den yoksa ülke,nin onur’lu şeref’li asker leri ve şehit’lerini hiçe sayarak para muhabbeti dönermi komutanım. Mürekkebiniz kurumasın elinize yüreğinize sağlık. 🇹🇷🇹🇷🇹🇷

  2. 4 hafta önce

    Caydirici askeri guc, ekonomik guc isteklerini kabul ettirecek en azindan boyun eğmeyecek bir dis politikaya sebep olabilecek en onemli iki unsurdur.
    Konumumuz dezavantajli gorunsede bize bahse konu iki gucu elde etttigimiz sürece avantaj sağlayacaktir.
    Bu anlayisla ekonomik gucumuzu sagliyabilecegimize pek inanamiyorum.
    Anlayisin kisaca kan degisimine ihtiyac oldugunu kabul etmek gerekir

    Cevapla
  3. 4 hafta önce

    ergenekon davalarının kurgucusu verbal kint keyser söze eski stv maymunu erol mütercimler mi?

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!