43 yıllık hakları tehlikede… Gazetecilerden Meclis’e çağrı

Gazetecilerin erken emekli olmasını sağlayan yıpranma hakkı tehlike altında. Eğer TBMM’de yasal düzenleme yapılmazsa bu hak 14 Kasım itibariyle ortadan kalkacak. Gazeteciler 43 yıl önce kazandıkları bu hakkı kaybedecek. Türkiye Gazeteciler Sendikası yıpranma hakkının yasal güvence altına alınması için Meclis’e çağrıda bulundu.

43 yıllık hakları tehlikede… Gazetecilerden Meclis’e çağrı

1977 yılında gazetecilerin çalışma koşullarının ağırlığı, yıpratıcılığı ve matbaa çalışanlarının kimyasallara maruz kalmaları nedeniyle, yıpranma hakkı tanındı. Gazetecilerin çalıştığı her yıla 90 gün eklenerek, 5 yıl erken emekli olmaları sağlanıyordu. 2008 yılında Kanun’nda yapılan düzenleme ile bu hak kaldırıldı. 5 yıl süren mücadelenin ardından 2013 yılında; bu hak budanarak yeniden getirildi. Yeni düzenlemede erken emeklilik hakkı 5 yıldan 3 yıla indirildi ve bu haktan yararlanabilmek için basın kartı sahibi olma şartı getirildi.

Basın kartı taşıma şartına Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. AYM, düzenlemeyi tümüyle iptal etti. AYM kararında, basın kartı verilme işleminin yönetmelikle düzenlediğini ancak sosyal güvenlik hakkının sadece kanun ile sınırlandırılabileceğini ifade etti. Basın kartı taşıma şartının hak ihlali olduğu yönündeki karar olumlu karşılanırken, AYM’nin düzenlemeyi tümüyle iptal etmiş olması gazetecilerin yine mağdur olmasının önünü açtı.

AYM’nin iptal kararı, “yeni bir düzenleme yapılabilmesi için” Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecek. Ancak tanınan bu 9 aylık süre 14 Kasım 2020’de doluyor ve yasal bir düzenleme yapılmazsa gazeteciler bu haklarını kaybedecek.

Gazetecilerin yıpranma hakkının halkın haber alma hakkı ile doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri İlkay Akkaya, Meclis’e çağrıda bulunarak “Düzenleme yapılmazsa gazeteciler Türkiye’de en ağır şartlarda çalışan ve en az hakka sahip çalışan grubu olacak” dedi.

Akkaya şöyle konuştu:

“Gazeteciler ayrıcalık değil zaten hakları olanı istemektedir. Halkın haber alma hakkına sahip çıkmak için gece gündüz çalışan gazeteciler diğer işkollarındaki işçilerle aynı oranda yıpranmamaktadır. Haberi ulaştırmak için savaşta, depremde, tüm doğal afetlerde, toplumsal olaylarda hatta pandemi koşullarında dahi gece gündüz çalışmaktadır.
Öte yandan gazetecilik stresli bir meslektir. Meslek hastalıkları sektörde yaygındır. Bu stres ve hastalıklar gazetecilerin hayatlarını ciddi şekilde etkilemektedir.
En önemlisi de gazetecilerin yıpranma hakkı halkın haber alma hakkı ile doğrudan bağlantılıdır. Hem zihnen hem de bedenen sağlık bir kişi ancak doğru bilgiye halka ulaştırabilir. Zaten bu yasanın çıkış amacı da budur. Basın sektörü diğer işkollarından farklıdır. Söz konusu olan, kamuoyu belirleyen, kanaat oluşturan, toplumu her yönüyle etkileyen son derece stratejik bir alan olmasıdır. Dolayısıyla medya sektöründe çalışan işçilerin maddi ve manevi bağımsızlığı, iş güvencesi toplum için önemlidir. Özetle bu yasa aslında gazeteciyi değil, gerçek haberi ve bilgiyi, halkı koruyor.

Zaten çıktığı dönemde parmakla gösterilen Basın İş Kanunu büyük ölçüde budanmıştır. Çok önemli maddeler gazeteciler aleyhine iptal edildi. Ayrı bir kanunumuz var ama elimizde tek kalan hak fiili hizmet zammı. Bunu da kaybedersek Türkiye’de en ağır şartlarda çalışan ve en az hakka sahip işçi grubu olacağız. Meclis’in bir an ev harekete geçerek yıpranma hakkını yasal güvence altına alması gerekiyor.”