1. Haberler
  2. Gündem
  3. En tehlikeli viral hastalığı taşıyan o sivrisinek türü İstanbul’da ürüyor

En tehlikeli viral hastalığı taşıyan o sivrisinek türü İstanbul’da ürüyor

featured

İstanbul’da artan vücutta yaraya neden olan sivrisinek türüyle ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, ‘Asya Kaplan Sivrisineği, son zamanlarda İstanbul’da da popülasyonu oldukça artan bir sivrisinek türü. Aslında bu sivrisinek en tehlikeli viral hastalıklardan olan Batı Nil ateşi virüsünün taşıyıcısı’ dedi.

Güneydoğu Asya kökenli olan ve Avrupa kıtası ülkelerinde görülen Asya Kaplan Sivrisineği son yıllarda İstanbul’da da sıklıkla görülmeye başlandı. Asya Kaplan Sivrisineği’nin Batı Nil ateşi virüsünü taşıdığını hatta başka virüsleri de bünyesinde barındırdığını söyleyen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, “Asya Kaplan Sivrisineği’nden virüs bulaşması için sineğin insandan kan emmesi şart. Elbiselerimize bu sineğin konmasıyla bulaşması mümkün değil” dedi.

‘BÜTÜN SİVRİSİNEKLER POTANSİYEL OLARAK VİRÜS TAŞIYABİLİR’

Sivrisinekler ile 50’ye yakın virüs türünün insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, “Asya Kaplan Sivrisineği, son zamanlarda İstanbul’da da popülasyonu oldukça artan bir sivrisinek türü. Aslında bu sivrisinek en tehlikeli viral hastalıklardan olan Batı Nil ateşi virüsünün taşıyıcısı. Asya Kaplan Sivrisineği, Batı Nil ateşi virüsünden başka virüsleri de taşıyabiliyor ve insanlara bulaştırabiliyor. Bu virüsler ise Usutu virüsü, Chikungunya virüsü, Rift Vadisi humması, Zika virüsü, Dengue humması gibi yaklaşık 50 virüsü bulaştırabiliyor. Aynı zamanda bütün sivrisinekler potansiyel olarak virüs taşıyabilir ve insanlara kan emerek bulaştırabilir. Bu virüsler insanlarda ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir” dedi. 

‘ASYA KAPLAN SİVRİSİNEĞİ’NDE BATI NİL ATEŞİ VİRÜSÜNE RASTLADIK’

Prof. Dr. Yılmaz, “Asya Kaplan Sivrisineği Asya’da oluşan bir sinek türü. Ancak şu an hem ülkemizde hem de balkanlara doğru bir yayılım söz konusu. Yaptığımız araştırmalar doğrultusunda özellikle Asya Kaplan Sivrisineği’nde Batı Nil ateşi virüsüne rastladık. Aynı zamanda Batı Nil ateşi virüsünü kuşlarda da bulmuş durumdayız. Batı Nil ateşi virüsü göçmen kuşlarla yerli kuşlara geliyor. Batı Nil ateşi virüsünü bulunduran kuşları emen sivrisikler bünyelerinde bu virüsü çoğaltabiliyor” ifadesini kullandı.

‘ARTAN TİCARET ASYA KAPLAN SİVRİSİNEĞİ’NİN OLUŞMASINA NEDEN OLUYOR’

Asya Kaplan Sivrisineği’nin ortaya çıkış nedenine değinen Prof. Dr. Yılmaz, “2016 yılında yaptığımız çalışmada Asya Kaplan Sivrisineği’ne rastladık. O zamanlar bu kadar fazla değildi ancak şu an da bu sivrisinek oldukça artış gösterdi. Asya Kaplan Sivrisineği’nin artışına birincil etken mevsimsel değişimler. İkincil etkense artan ticaret. Örneğin, Almanya’da sivrisinek ile ilgili yaşanan bazı sıkıntıların Afrika’dan getirilen lastiklerin olduğu söyleniyor” diye konuştu.

Asya Kaplan Sivrisineği’nden korunma yöntemlerine değinen Prof. Dr. Yılmaz, “Asya Kaplan Sivrisineği’nden virüs bulaşması için sineğin insandan kan emmesi şart. Elbiselerimize bu sineğin konmasıyla bulaşması mümkün değil. Asya Kaplan Sivrisineği’nden korunma için merkezi yönetimlere, yerel yönetimlere ve halkımıza büyük iş düşüyor. Merkezi yönetimler ve yerel yönetimler ortak kararlar alıp sivrisinek popülasyonunun azaltılmasına yönelik işler yapması gerekiyor. Aynı zamanda halkımızda kendisini korumak için tenlerine organik doğal yağlar sürmesi lazım. Bu yağlarsa limon ağacı yağı, lavanta yağı olabilir” ifadelerini kullandı.

’10 YIL ÖNCE İPSALA SINIRINDA BULDUK ‘

Doç. Dr. Kerem Öter de bu türe ilk defa 1980’de Arnavutluk’ta rastlandığını, geçen 40 yıl boyunca Avrupa’da çok yayıldığını anlatarak, şu bilgileri verdi:

“Asya Kaplan Sivrisineğini ülkemiz içinde 10 sene önce İpsala sınırında bulduk ve 4-5 yıldır da İstanbul’da yerleşti, popülasyon artmaya başladı. Geçen sene ve bu sene artık popülasyonlar o kadar yükseldi ki vatandaşlardan da şikayetler gelmeye başladı. Bu sivrisinek aslında iyi bir uçucu değil. Yani bu ülkeler arası hareketi uçarak değil, yumurtalarının pasif olarak taşınmasıyla oluşuyor. Bu işin en suçlusu da lastikler, kullanılmış araba lastiklerinin geri dönüşüm prosedürleri sorumlu bulunuyor. Yağmur suları araba lastiklerinin içerisindeki suda birikiyor, bu sinek de özellikle gidiyor yumurtalarını araba lastikleri içerisindeki yağmur sularına bırakıyor. Bu tür, lastiklerin ülkeler arasında taşınımıyla yayılıyor. Çok istilacı bir tür yani. Yeni yerleştiği bölgeye çok iyi adapte oluyor. Bizim yerli türlerin, evlerde dolaşan sivrisineklerin popülasyonlarını baskılıyor. O bölgedeki ekolojik dengeyi bozuyor. Bu anlamda besin zincirini yok ettiği için kendi yükseliyor popülasyon olarak.”

Bu türün kendine has taşıyabildiği 20’ye yakın hastalığın bilindiğini ancak birinci dereceden sorumlu tutulduğu hastalıkların Chikungunya ve dang humması olduğunu dile getiren Öter, “Her iki hastalık da ilginç bir şekilde İtalya ve Fransa’da görüldü. İstanbul için çok erken bunları söylemek. Daha henüz o kadar popülasyona ulaştığını düşünmüyoruz.” dedi.

Öter, Hacettepe Üniversitesi ile İstanbul için 545 günlük bir mücadele planı yaptıklarını, bu anlamda İstanbul Büyükşehir Belediyesine de bilimsel destek verdiklerini aktararak, yayılmanın devam ettiğini, sivrisineğin ülkenin farklı bölgelerinde de görüldüğünü söyledi.

‘TÜRKİYE’DE 64 SİVRİSİNEK TÜRÜ VAR’

Bu konuya ilişkin nasıl mücadele edilmesi gerektiğine yönelik bilimsel toplantılar düzenlediklerini, bu toplantılara farklı illerin belediyelerinin de katıldığını ifade eden Öter, biyolojik mücadelenin belediyeler tarafından gerçekleştirildiğini aktardı.

Kerem Öter, sorunla mücadele noktasında yapılması gerekenlere ilişkin de bilgi vererek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mücadelede ne yapılabilir? Belediyelerin yapabileceği şeyler var. Onlar zaten halihazırda uygulanıyor. Biyolojik mücadele tabanlı mücadele yöntemleri var. Yani o kimyasalların artık çok zararları da var. Tamam belli bir bölgedeki popülasyon için kimyasallar etkili fakat toplum, halk sağlığı açısından da bu kimyasalların aşırı kullanımlarının zararları da söz konusu. Toprağa, bitkilere geçiyorlar yani profesyonel kullanılması uygun. Bizim hedefimiz en doğru olan, biyolojik mücadele. Onun dışında mücadeleyi yüzde 40 oranında etkileyen bir durum var. O da kültürel mücadele. Mesela sivrisineklerin üreme yeri olarak nereleri biliyoruz? Dereler, göletler, büyük su rezervleri, foseptikler. Maalesef Asya Kaplan Sivrisineği, bu tarz geniş büyük su rezervlerini kullanmıyor. Nereyi kullanıyor? Mesela küçücük bir yağmur birikintisi, bir tane bardak atılmış, gölgelikte kalmış, içine yağmur suyu dolmuş, burada korkunç sayıda, yüksek sayıda üreyebiliyor. Saksının dibindeki tabakta su birikmiş diyelim. Asya Kaplan Sivrisineği buna bayılır.”

Asya Kaplan Sivrisineğinin doğal yaşamda yumurta bırakmak için ağaç kovuklarını tercih ettiğini, şehirlerde ise bidon, saksı altları gibi küçük su kaplarına yumurta bıraktığını anlatan Öter, sivrisinekle mücadelede başarıda vatandaşların bilgilendirilmesinin de önemli olduğunu dile getirdi.

Doç. Dr. Kerem Öter, Türkiye’de 64 sivrisinek türü bulunduğunu, İstanbul’da ise Asya Kaplan Sivrisineği dahil olmak üzere en az 15-16 tür olduğunu belirterek, “Üreme yeri bakımından baktığımızda doğal alanları tercih edenler var, yapay olanları tercih edenler var. Örneğin, Aedes albopictus, şehir hayatında yapayı tercih ediyor. Bazı türler var biyolojik kirliliğin çok olduğu üreme yerlerini tercih eder. Mesela anofeller nispeten daha temiz, biyolojik bozulmanın olmadığı durgun suları tercih eder ama tüm sivrisinek türlerinin hepsinin orijininde durgun ve tatlı sular söz konusudur. Sivrisineklerle mücadeleye, entegre mücadele yöntemleriyle yaklaşıyoruz. Yani en güncel, bilimsel yaklaşım entegre vektör mücadelesi diye tanımlanmakta. Üreme yerlerinin, bataklıkların kurutulması, durgun suların bertaraf edilmesi, evlere sineklikler takılması fiziksel mücadelenin önemli unsurlarıdır.” değerlendirmesini yaptı.

Mücadelede belediye, vatandaş ve akademi iş birliğinin de önemine değinen Öter, sivrisinek yayılmalarında küresel ısınmanın da önemli bir faktör olduğunu sözlerine ekledi.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!