Murat Bölükbaşı yazdı
Coşkulu tribün desteği ve ilk maçta sağladığı skor avantajıyla maça moralli ve tempolu başlayan Slavia Prag takımı özellikle sağ kulvarı etkili kullanarak Fenerbahçe üzerinde daha oyunun başında yoğun bir baskı kurdu. Fenerbahçe bu baskıdan kurtulmak adına ön oyuncuların bire bir de dripling yaparak taşıdıkları toplarla bu baskıyı kırmaya çalıştı.
Sparta Prag kurduğu baskının ödülünü 20. dakikada Schranz’ın ayağından gelen golle aldı. Yine sağ taraftan yapılan bir ortada, ceza sahası içinde topla en son buluşan Schanz, Slavia Prag’ı Fenerbahçe karşısında öne geçiren golü atmakta zorlanmıyordu.
Golden sonra demoralize olmadan rakip kalede gol arayışlarını sürdüren Fenerbahçe karşısında, bu hücum hamlelerini hızlı ve etkili karşı ataklarla Fenerbahçe kalesinde tehlikeye ve gole dönüştürmeye çalışan Slavia Prag’ın mücadelesi geceye keyif veriyordu.
Maçın 25. dakikasında turun kapısını aralayan Slavia Prag 2. golü Sor’un ayağından buluyordu.
Bu dakikada sakatlanan Ferdi’nin oyundan çıkmasıyla sahada on kişi kalan Fenerbahçe hücumunda, sol stoper Szalai’nin de bölgesini terk edip atağa katılması sonucu, dönen topta bu kulvar boşluğuna sızıp, topla buluşan Slavia Prag forveti Sor’un uzak köşeye yaptığı güzel vuruş farkın 2’ye çıkmasını sağlıyordu.
Maçtan kopmayan Fenerbahçe, 38. Dakikada Osayi’nin sağ kanattan getirip ceza sahasının sağ çaprazında Mert Hakan’ı buluşturduğu topu, bu oyuncu sol ayakla mükemmel bir vuruşla uzak köşeye göndererek Fenerbahçe’nin umutlarını ikinci yarıya taşıyordu.

İkinci yarıya “fırtına gibi” etkili ve hızlı başlayan Slavia Prag sağlı ve sollu atakları ile Fenerbahçe kalesini ablukaya alırken, başta kaleci Altay olmak üzere Fenerbahçe savunması bu ataklara zorlukla direniyordu. Slavia Prag’ın tehlikeli ataklarının oluşması ve sonuçlanmasında Prag santrafor’u Sor’un çabuk, hızlı ve hareketli oyunu oldukça etkili oluyordu. Rakibin bunaltan baskısından kurtulup atağa çıkan Fenerbahçe 55. Dakikada sağ taraftan yapılan ve ceza sahası içinde Serdar Dursun’un etkisiz kaldığı pozisyonda, ikinci yarı rakip ceza sahasına ilk kez giriyordu!
Fenerbahçe Teknik direktörü İsmail Kartal, J. Sosa ile Ozan, D. Pelkas’la Arda değişikliği yaparak oyuna ilk teknik müdahalesini 57. Dakikada yapıyordu. İsmail Kartal’ın bu hamlesine cevabı gecenin yıldızı Sor veriyordu. Yine sağ kanattan etkili şekilde gelen Slavia Prag atağında ceza sahası içinde topla buluşan Sor, maçın 62. Dakikasında düzgün ve sert bir vuruşla meşin yuvarlağı Fenerbahçe ağlarıyla buluşturuyordu. Bu dakikadan sonra Fenerbahçe’nin ‘ümitleri’nin tükendiği, Slavia Prag takımının turu garantilediği rölantiye dönen maçta, “rakibi tesbih’e dizer” gibi, ceza sahasına çalımlarla giren genç yetenek Arda’nın kaleciden dönen vuruşunu gole çeviren Berisha’nın dokunuşu, bir yıldızın doğuşu adına geceye damga vuruyordu (3-2)

Avrupa Konferans ligi adı altında “kupanın kupasının kupası” diyebileceğimiz bir organizasyonda 72,20 milyon Euro takım değerindeki Slavia Prag, 135,33 milyon Euro değerindeki Fenerbahçe’yi her iki maçta toplam 6 gol atarak ve ezici bir üstünlükle yenmeyi başarıyor ve bir üst tura çıkıyordu.
Türkiye Süper Ligi’nde haftalar önce şampiyonluk umudunu ve mücadelesini yitiren Fenerbahçe, tutunduğu Konferans Ligi’ne Spavia Prag’ın “ağır tokadı” ile veda ediyordu. Görünen köy kılavuz istemez! Fenerbahçe bu kadro yapısı ile sezonun kalan kısmında Fenerbahçe camiasına ne bugün için moral, ne de gelece dair bir umut verebilir. Durup düşünüyor ve kendimi Başkan Ali Koç’un yerine koyuyorum da…
Eskiden kovboy filmlerinin meşhur repliğiydi; “Ulu Manitu yardımcın olsun…”








