Orhun Ayhan yazdı…
Tam ismiyle Armand Jean du Plessis de Richelieu 9 Eylül 1585’te dünyaya gelmiştir. Kendisi Fransız din insanı ve politikacıdır. Başyargıç bir babanın oğludur. Beş yaşında babasını kaybeden ve asıl adı Armand-Jean Cardinal du Plessis de Richelieu olan bu çocuk herkesin tahmin etmekte zorlanacağı bir yaşam sürecektir. Babasını kaybettikten sonra annesi ve kardeşleriyle birlikte oldukça zorlu bir zamanda yetişmiştir. Çocukluğu, Prostestanlar ile Katolikler arasındaki savaşlarla geçmiştir. 1594 yılında dil ve felsefe eğitimi görmek için Paris’teki Navarre Koleji’nin yolunu tutmuştur. Sonraki yeri ise soylu çocukların eğitim gördüğü bir askeri okul olmuştur. Ancak abisinin Luçon piskoposluğunu kabul etmemesi üzerine bu kurumdan kazandıkları paranın kesilmemesi için askerliği bırakmak zorunda kalacak, piskopos olmak için bir din okuluna gidecektir. 22 yaşında bu okulu bitirerek Luçon piskoposluğuna atanacaktır. 1614’te henüz 29 yaşında iken Kral’ın Danışma Meclisi’ne din adamlarının temsil etme sıfatıyla katılmıştır. Burada din adamları ile üçüncü sınıf burjuvalar, emekçiler ve esnaflar arasında çıkan fikir ayrılıklarında arabulucu bir rol üstlenerek Kral naibesi Marie de Medici’nin dikkatini çekmiştir. Bu olaydan kısa bir zaman sonra da Kral XIII. Louis’nin Avusturyalı eşi Anna’nın özel papazı yapılmıştır. 31 yaşında ise Dışişleri Bakanlığına getirilmiştir. Ancak ertesi yıl XIII. Louis’nin saray darbesiyle annesinin naibeliğini sona erdirmesi onun da görevinin sonu olmuştur.
Blois ve ardından Avignon’da sürgün hayatı yaşayan Richelieu, Mart 1619’da Paris’e geri çağrılmış ve Marie de Medici’nin yönetimine verilmiştir. 1622’de kardinalliğe yükseltilmiş daha sonra Nisan 1624’te Denizcilik ve Ticaret Bakanı olarak Kraliyet Meclisi’ne girmiş, birkaç ay sonra da Kraliyet Meclis Başkanı olmayı başarmıştır. Birdaha sıçrama yapan kariyeri, sonraları Başbakanlık olacak bu unvanıyla ölümüne kadar sürecektir. Öldüğü 1642 yılına kadar Kral XIII. Louis’nin geniş teveccühünü almış ülke yönetiminde büyük izler bırakacak kadar söz sahibi olmayı başarmıştır. Richelieu’nün yaptıklarından önce o dönem nasıl bir Fransa ve Avrupa vardı ona bakmak gerekir.
AVRUPA’NIN YENİ POLİTİKA ARAYIŞI
Orta Çağ’daki ‘evrensel devlet ve birlik’ anlayışı çökünce 17.yüzyıldan itibaren çökünce Avrupa’da oluşan yeni devletler dinsel önermelerini doğru çıkarmak ve diyaloglarını düzenlemek amacıyla yeni kurallara ihtiyaç duydular. Bu ihtiyaç duyulan kurallara raison d’etat adını verdiler. Raison d’etat kavramı Orta Çağ ve öncesi din nosyonunun ön planda tutulduğu evrensel çıkarlar yerine Makyövelist bir anlayışla devletin selametinin bu selameti gerçekleştirebilmek için kullanılan her türlü materyali meşru kıldığını belirten bir ilkedir.
17.YÜZYIL FRANSASI VE KARDİNAL RİCHELİEU’NUN YENİ POLİTİKA ANLAYIŞI
Fransa’da yöneticiler Kutsal Roma İmparatorluğu’nun canlanmasından korkuyorlardı. Çünkü; Kutsal Roma İmparatorluğu’nun canlanması coğrafi konumu gereği Fransa’yı yutacaktır. Ancak; imparatorluk ile papalık arasındaki çekişmeler ile komşu devletlerin imparatorluğun ‘’Tanrı’nın temsilcisi’’ rolünü sorgulaması Kutsal Roma İmparatorluğu’nu zayıflatmıştır. Böylece tarihteki ilk ulus-devlet yapısında ülkelerden biri olan Fransa’da Kardinal Richelieu isimli adam raison d’etat kavramını yaratmıştır. Bu kavram Orta Çağ’daki din nosyonlu hayalci evrensel değerlerin yerini aldı ve devletlerin kendi çıkarlarına dayanan ulusu ön planda tutan bugünkü modern diplomasinin yapıtaşını oluşturmuştur. Richelieu görünen sebep olarak Habsburgların Avrupa’ya egemen olması fikrine engel olmaya çalışsa da asıl amacı Avrupa’da Fransız hakimiyetini meydana getirmektir.
Kardinal Richelieu, 1624 yılında Habsburg Kutsal Roma İmparatoru II. Ferdinand’ın Katolikliği dinamik hale getirmek istemesi, Protestanlığı yok etmek istemesi ve Orta-Batı Avrupa devletleri üstünde bir imparatorluk yaratmak istemesi sürecinde göreve gelmiştir. Aynı zamanda bu yaşananlar Orta Avrupa’da ‘’30 Yıl Savaşı’na’’ yol açmıştır. 1618 senesinde birçoğu Kutsal Roma İmparatorluğu’nun himayesinde olan Orta Avrupa’da Almanca konuşulan topraklar iki kutba ayrılmıştır. Bir yanda Katolikler varken öbür yanda Protestanlar vardır. Bu savaşlar ilk Prag’da başlamıştır ancak daha sonrasında Almanya’nın bütününe yayılmıştır. Tabii savaş sonrası Almanya güç kaybına uğradığından çevre devletler bu çatışmalar karşısında bir anda savunmasız duruma düşmüştür. Danimarka ve İsveç orduları Orta Avrupa’da ilerlerlerken bu iki ülkeyi Fransa takip etmiştir. 30 Yıl Savaşı bittikten sonra arkasında derin bir enkaz bırakmış bunun sonucunda Orta Avrupa tarumar edilmiş Almanya nüfusunun 3’te 1’ine yakınını kaybetmiştir. Ortaya çıkan bu boşluk ve hakim bir devletin zayıflaması Richelieu ve raison d’etata alan açmıştır.
Kardinal Richelieu’nün Habsburg Kutsal Roma İmparatoru II. Ferdinand’ın Katolikliği eski haline getirmeye çalışmasını onaylaması gerekirdi. Ancak Richelieu raison d’etat ilkesi gereğince Fransa’nın ulusal çıkarlarını her şeyin üstünde tutmuş ve bu çalışmanın Fransa’ya yönelik jeopolitik bir tehdit olduğunu anlamıştır. Bu eylem Richelieu’ya göre Avusturya’nın Orta Avrupa’da aynı kıtada bulunan diğer devletlere karşı yapmış olduğu bir üstünlük girişimidir. O dönem Richelieu’yü haklı çıkarırcasına Fransa’nın çevresinin güneyde İspanya’ya, güneydoğuda İspanya’ya bağlı Kuzey İtalya şehir devletlerine, kuzeyde İspanyol Hollandası olmak üzere İspanyol Habsburglarına , İspanyol Habsburglarının elinde olmayan birkaç sınır bölgesinin ise Avusturya Habsburglarına ait olması ve özellikle Kuzey Almanya’nın da Habsburgların eline geçmesi ihtimalinin olması sıranın Fransa’ya gelmesi anlamını taşıyacaktır. İspanya ile Avusturya’nın Fransa ile aynı inançta olmaları Richelieu’ye göre onların yayılmacı amaçlarını ve Fransa için tehdit olmalarını engelleyen bir unsur değildir. Richelieu ortaya atmış olduğu raison d’etat kavramından esinlenerek bölgedeki Protestan prensleri desteklemiş ve evrensel Katolik kilisesinin zayıflamasını amaçlamıştır.
Habsburg Kutsal Roma İmparatoru II. Ferdinand Richelieu’ye oranla dini değerlere politika yapmada önem veren birisiydi. Bu durum Richelieu’nün bakış açısına çok aykırıdır. Richelieu dinin sadece insanlar açısından bir önem teşkil ettiğini ancak devletler için bu durumun geçerli olamayacağını savunmaktadır. Bu hususu şöyle özetlemiştir: ‘’İnsan ölümsüzdür, kurtuluşu bu dünyadan sonradır. Devlet ise ölümsüz değildir; kurtuluşu ya şimdi sağlanır ya da hiçbir zaman.’’ Kendisi devletlerin güçlü oldukları zaman ödüllendirildiklerini belirtmiştir. Bu düşüncesi raison d’etat ilkesinin ana karakterini taşımaktadır.
Richelieu’nün düşünceleri Fransa’nın kendi dönemindeki pratik siyasetinde de yerini bulmuştur. Richelieu 30 Yıl Savaşı’nı Orta Avrupa tükenene kadar uzatmıştır. Fransız Protestanlara ibadet özgürlüğü tanımıştır. Böylece Fransa’da Roma İmparatorluğu zamanında Hristiyanlara tanınan özgürlükleri içeren ‘’Milano Fermanı’na’’ benzeyen bir özgürlük ortamı yaratmıştır. Dini kaideleri bir kenara bırakmış kendi inancına sahip olmayan insanlara da bir özgürlük ortamı yaratmıştır. Ayrıca Habsburg Kutsal Roma İmparatoru’nun yayılmacı politikaları Katolik İmparatorluk ile farklı mezhepte yer alan Protestan devletlerine yardım etmesini sağlamıştır. 30 Yıl Savaşları’nın 17.yılında Habsburglar ile çekişebileceğini anlayınca Protestan prenslerin yanında savaşa dahil olmaya karar vermiştir. Fransa’nın Protestanların yanında savaşması aynı zamanda tarihin yönünü değiştirmiştir. Kardinal Richelieu öldüğü 1642 yılına kadar savaşın her anını dikkatle yönetmiştir. Savaş ekonomisinin neden olduğu sıkıntılar kırsal kesimlerde sık sık isyanlara sebebiyet vermiştir. Bu durum karşısında Fransa’nın ekonomisine şekil vermek ise ona düşmüştür. Üretim hedefli atılımlar gerçekleştiren Richelieu, dokuma sanayiinde büyük amaçları gerçekleştirmekle kalmayıp denizaşırı ticaret şirketleri meydana getirerek sanayi üretimini de artırmayı başarmıştır. Kanada, Senegal ve Madagaskar gibi o dönemki denizaşırı ülkelerini sömürgeleştirmeye başlamıştır. Sanatın ve edebiyatın gelişimini desteklemek için kendi maaşını bile değerlendirmekte bir sıkıntı görmemiştir. Richelieu’nün politikalarını hedeflerken ki en büyük gayesi Fransa’nın çevrelenmesini bitirmek, Habsburgları zayıflatmak ve Fransa çevresinde hakim bir devletin oluşmasını önlemektir. Tabii bu hedeflerini gerçekleştirirken de merkeze Fransa’nın çıkarlarını koymuştur.
Raison d’etat politikasının başarılı olması güç ilişkilerinin iyi analiz edilmesine bağlıdır. Bu gücün sınırlarını tespit etmek tecrübe ve gücün birleşimini aynı zamanda olaylara karşı devamlı kontrollü olmayı gerektirir. Bu politikayı en iyi şekilde gerçekleştirebilmenin yolu ise bu tespitlerin diğer devletlerin tespitleri ile örtüşmesidir. Richelieu aynı zamanda güç ilişkilerini iyi analiz etmenin yanında kendisinde bu analizi gerçekleştirebilecek yeteneği de görüyordu. Bu Durumu da şöyle özetlemiştir: ‘’ Mantık, desteklenecek şey ile onu destekleyecek kuvvetin geometrik olarak orantılı olmasını gerektirir.’’
Richelieu’nün politikalarının sonucu Fransa Avrupa’da hatırı sayılır bir konuma ulaşmış, topraklarını genişletmiştir. Raison d’etat doktrini ilerleyen yıllarda Avrupa diplomasisine ve belki de diğer kıtalardaki devletlere yol göstermiştir. Şu sözü de günümüzün modern diplomasisine örnek teşkil edecek cinstendir:’’ Devlet işlerinde kim güçlü ise çoğu zaman o haklıdır ve kim güçsüz ise dünyanın çoğunluğunun gözünde haksız konumuna düşmekten kendisini zor korur.’’
Richelieu’nün yaratmış olduğu politikalar ve ortaya atmış olduğu raison d’etat kavramı o dönemde din kavramı üzerine devlet perspektifi çizen politikacıların aksine yeni bir devlet fikriyatını oluşturdu. Yarattığı bu uygulamalar ve fikirler bugünkü modern diplomasinin ve günümüz modern devletlerinin artık özümsemiş olduğu ulus-devlet ve laiklik kavramlarının yapıtaşlarını oluşturmuştur.
KAYNAKÇA:
– https://www.tarihakli.com/realpolitikin-babasi-kardinal-richelieu-1585-1642/
– Diplomasi, Henry Kissinger, İş Bankası Kültür Yayınları. (2015)
– ttps://www.academia.edu/20059850/Henry_Kissinger_Diplomasi
– Vikipedi, Armand Jean du Plessis de Richelieu
– Apaçık Tv, 3. Bölüm Diplomasi Tarihi. (Youtube)