Adnan Oktar’ın ‘kedicikler’inin son duruşmada ev hapsiyle tahliye edilmesi örgüt için adeta moral oldu. Tahliyelerin ‘Mehdi’nin gücünden kaynaklandığı’ propagandasını yapan örgüt, bu şekilde yeniden güç toplama peşinde. Dava avukatlarından Celal Ülgen, ‘Tahliyeler yakın bir zaman sonra ifadelerinin alınacak olması nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlananların ifadelerini zora soktu’ dedi.
GAMZE ÇINLAR/ Veryansın Tv
Adnan Oktar suç örgütü davasında 13 Aralık’ta görülen son duruşmada mahkeme tutuklu 167 sanıktan 77’si kadın 91’inin ev hapsiyle tahliyesine karar verdi. Cezaevinden çıkan sanıkların, kendilerini bekleyen ailelerini tersleyerek yine örgüt evlerine gitmeyi tercih ettikleri iddiası tahliye kararını ciddi biçimde sorgular hale getirdi.
Tahliye olan sanıklardan Tülay Kumaşçı‘nın “Cezaevine bizi Allah soktu, yine Allah çıkardı. Hepsi güzel bir süreçti” şeklindeki açıklamaları da çıkanların hâlâ örgüte bağlılığını gözler önüne serdi.
Duruşmalar boyunca da sanıkların mahkemede savunma yapmaktan çok örgüt propagandası yapması dikkat çekti. Çoğu Adnan Oktar’ı övdü, örgüt iddialarını reddetti ve nasıl ‘kardeşçe’ bir yaşam sürdürdüklerinden bahsederek, bir ‘sevgi topluluğu’ profili çizdi.
İTİRAFÇI VE ŞİKAYETÇİLER ENDİŞELİ
Ancak mahkemenin tahliye kararı dosya kapsamında itirafçı ve şikayetçi olanları endişelendirdi. Veryansın Tv’nin edindiği bilgilere göre, tahliyeler müştekilerde ve itirafçılarda ‘Acaba örgüt yeniden güçlenir mi, Adnan çıkar mı, çıkarsa hayatımızı karartır’ endişelerine neden oldu.

Çıkan tahliye kararını Adnan Oktar davası avukatlarından Celal Ülgen’le konuştuk. Bir kısım itirafçı sanığın avukatlığını yapan avukat Ülgen’in değerlendirmesi şöyle:
‘TAHLİYELER SORGULANMALI’
“Adnan Oktar Organize Suç Örgütü davasında, ev hapsi cezasıyla şartlı tahliye edilen 91 kişinin örgüte yakınlıkları ile kademeli olarak hala ayakta duran örgütün ayarladığı özel villada, otellerde ve örgüt evlerinde kalmaya başlaması kamuoyunda haklı bir karşı çıkmaya neden oldu. Cezaevinin kapısına gelerek evlatlarını almak isteyen aileler gene hüsrana uğrayıp geri dönmek ve evlatları tarafından terslenmek ile yüz yüze kalınca bu tahliyelerin de sorgulanması gereği ortaya çıktı.
‘ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANANLARIN İFADELERİNİ ZORA SOKTU’
Adnan Oktar Organize suç Örgütü davasında hem cezaevinde ve hem de dışarda örgütün ayakta durduğu, bu tahliyelerin örgüte yeni bir cesaret verdiği ve hatta bu davada örgütün çökertilmesi için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak soruşturma aşamasında önemli bilgi ve belge sağlayanların yakın bir zaman sonra ifadelerinin alınacak olması nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlananların ifadelerini zora soktuğu söylenebilir.

‘TAHLİYELERİN MEHDİ’NİN GÜCÜNDEN KAYNAKLANDIĞI PROPAGANDASI’
Elbette bir yargılamada tutukluluk asli değil tali bir işlev görür. Ancak öyle bazı davalar vardır ki dini inançları kötüye kullananlar tarafından bu tahliye süreci davanın özünü ve eksenini kaydıracak olumsuzluklar taşır. Bu davada da kendisini mehdi ilan eden adam bu tahliyelerin kendi gücünden kaynaklandığını yakın bir gelecekte örgütün eski gücüne ve özgürlüğüne kavuşacağını, Allah’ın da bu yönde istekleri bulunduğunu söyleyerek örgütün dirice kalmasını ve çözülmesini engelleyebilecek propagandalar üretmesine neden olmaktadır.
‘MORAL KAZANDILAR’
Depremin ve İktidarın İstanbul seçimlerini kaybetmesini kendilerinin içeri alınmasına bağlayanlar bu kez tahliyelerden sonra yeni bir moral güç kazanmış durumdalar.
Tahliye olanlar örgüt üyeliğinden yargılanan kişiler. Suçu sabit olanların 5 yıl ile 7,5 yıl arası bir mahkumiyetleri beklenebilir. Bu nedenle içeride kaldıkları süre de dikkate alınarak mahkemece yapılan bu tahliyeler ne yazık ki örgüt tarafından çok etkin bir biçimde kullanılmaktadır. Tahliyelerin yüz sayısına yaklaşık bir çoğunlukta olması da örgütün hala canlı hücrelerinin bu moral yükselmeyi yaşamasına neden olmuştur.
‘TEHLİKELİ BİR ÖRGÜT’
Bu örgüt önemli ve tehlikeli bir örgüttür. Çocuklarını ailelerine karşı kullanan çocukları vasıtasıyla ailelerini soyan ve iflasa sürükleyen bu çete ile daha etkin mücadele edilmesi ve atılacak adımların olası tehlikeleri de önceden düşünülmelidir.
Bu örgüt salt küçüklere cinsel taciz yapan ya da cinsel saldırı yapan bir örgüt değildir. Piyasada önemli yerler tuttuktan ve şirketler kurduktan sonra aldıkları kredileri ödemeyerek hem bankaları ve hem de üyesi yaptıkları çocukların ailelerini ekonomik olarak çökerten bir örgüttür.”