1. Haberler
  2. Analiz
  3. İnce’ye mahalle baskısının dayanılmaz hafifliği

İnce’ye mahalle baskısının dayanılmaz hafifliği

featured

Engin Balım yazdı…

CHP’de yaklaşık 14 yıldır Kılıçdaroğlu tek adamlık düzeni hakimken; memlekette de 20 yılı aşkın süredir, Tayyip Erdoğan tek adam rejimi hüküm sürüyor.

Altan Öymen ile yolumun kesişmesi sonrasında, 18 yaşında bir genç olarak, kendimi bir anda siyaset ve CHP’nin içinde buldum. Birçok kurultayı, Sayın Öymen ile yan yana izledim. Evde hala çekmecelerden kurultay kartlarım çıkıverir…

CHP deyince de, akla hemen, heyecanlı, tartışmalı kurultaylar gelmiyor mu?

Mesela 2005’te, Baykal’a karşı, dönemin Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün aday çıktığı, Ahmet Taner Kışlalı gibi ufacık bir salonda yapılan, kavgalı kurultayı daha dün gibi anımsıyorum.

Otelden ayrılıp, kurultay salonuna taksi ile Öymen, Erol Tuncer ve rahmetli Güngör Uras birlikte geçmiştik. İnanır mısınız; eski Genel Başkan Altan Öymen’i bile kapıdan içeri almamışlar, itiş kakışlar arasında zar zor salona girebilmiştik.

Bir gece öncesinden salondaki koltuklar, tribünler doldurulmuştu. Rahmetli Baykal, aleyhine söz alanlar ise, anında yuhalanıyordu. Sonrası malum, yumruklar, sandalyeler havalarda uçuştu.

Ya 1999’da Öymen’in genel başkan olduğu kurultayda kafalara yağan pet şişeler?

Türkiye’de en ufak dernekte bile, koltuğa oturan bir daha kalkmaz!

Kaset komplosu olmasa, şu an büyük ihtimalle rahmetli Baykal, makamda vefat edecekti. Sayın Kılıçdaroğlu da şansı yaver giderse hala grup başkanvekili olacaktı.

Haluk Koç mesela, Baykal’a karşı cesurca genel başkanlık yarışına girdiğinde, adaylığını şu sözlerle duyurmuştu; ‘Parti içinde demokrasi olmadan ülkede de demokrasi olmaz. Önce parti içine demokrasiyi getireceğiz, sonra ülkeye demokrasiyi getireceğiz..’

Deniz Bey’e açıktan muhalefet yaptığım dönemlerde, “Bana sus genel başkanı eleştiremezsin’’ diyip baskı kuranlar, Deniz Bey ilk tökezlediğinde, onu anında satıp, ‘kral öldü yaşasın yeni kral ‘ diye Kılıçdaroğlucu oldular. İçlerinde şu an vekil ve MYK üyesi olanlar çok!

Bu gözler neler gördü!

Kasım 2010’da, partinin 2. adamı ve dönemin güçlü genel sekreteri Önder Sav ile Kılıçdaroğlu arasında, Genel Merkez’de patlak veren kavgalı gece binadaydım. Sav’ın, Kılıçdaroğlu’na karşı, basın açıklaması esnasında, arkasında poz verenlerin 1-2 saat içinde, dalkavukların Önder Bey’in odasının önünden Gürsel Tekin’in kapısının önüne sıvışarak, bekleştiklerine şahit oldum.

2014’te yerel seçimlerde aday belirleme yöntemine karşı tepki göstererek, CHP Genel Merkezi önüne eşek getirerek Sayın Kılıçdaroğlu’nu ön seçim sözünün arkasında durmadığı için protesto edip çok sevdiğim partimden istifa ettim.

Bunları niye anlatıyorum; bugün İsmail Saymaz’ın şu tweetini gördüm:

Kemal Bey çok güzel söylemiş, umuyorum bu ülkede demokratik hakların kullanımı artar, protesto kültürü kök salar. Ancak sayın Kılıçdaroğlu’nun eylem söylem birliğine güvenmiyorum. Kurultaylarda, kendisine karşı eleştirel konuşanları, basında kendisini eleştirenleri, -aynı Baykal döneminde olduğu gibi- disipline veren, partiden ihraç eden, yerlerine de Sezgin Tanrıkulu, Mehmet Bekaroğlu, Rasim Bölücek, Bülent Kuşoğlu vs gibi, CHP’li olmayan kişileri getirip partide önemli pozisyonlara monte eden de kendisiydi.

Buradan şuraya geliyorum; görünmez bir el, muhalefeti kendi arzusuna göre adeta dizayn ediyor. Basındaki kalemşörleri ve sosyal medyadaki nüfuzu yoluyla, Erdoğan’a karşı tek aday dayatıyor. Özellikle de, mevcut aday adayları içinde son dönemde genç seçmenin ilgisinin arttığı Muharrem İnce’ye yönelik, Millet ittifakı yandaşlarınca sert söylemler yükseliyor…

Muharrem İnce, CHP’de istenmeyen kişi ilan edilmedi mi? Ne Saray’a gittiği kaldı, ne sarhoşluğu!

Şu an kendisi ile küs olsam da, yakından tanık olduklarımı biliyorum. Sırf İnce’yi desteklediler diye; 2018 seçimleri, Zonguldak mitingi sırasında, birçok ismi, milletvekilleri listelerine yazmadılar. Sırf kurultayda imza verdiler diye, birçok ismi yerel seçimlerde tekrar aday yapmadılar.

Kusura bakmasın kimse ama Kemal Bey de cumhurbaşkanı olursa, ülkeye bir anda demokrasi geleceğine inanmıyorum. Demokrasiyi, öyle bir seçimde oy atarak kazanabileceğine inanlar, kendini aldatır..

Açıyorum sosyal medyayı organize şekilde İnce’ye yönelik karşı kampanya görüyorum.
‘Sakın aday olma’, ‘oyları bölme’, ‘Kılıçdaroğlu’nu destekle’, ‘AKP’ye çalışıyorsun’ vs…
Akıldan yoksun, dayanağı olmayan, eleştirdiğimiz AKP türü mahalle baskısının birebir aynısı. Aslında faşizmdir bu yapılan.

Adama CHP’de göz açtırmadılar; gitmesi için her tür iftirayı attılar; şimdi sıfırdan parti kurdu, Anadolu’yu eski bir otobüsle 3-4 kez iki sene içinde gezdi. İyi veya kötü örgütlendi ve aday olmak istiyor.

Demokratik, Anayasal hakkını kullanmak istiyor. Halk TV ona kapalı, KRT, Tele1 kapalı, Sözcü, Cumhuriyet kapalı, sosyal medya ve bir otobüsle yolunda kendi çapında yürüyor.

Ama çıkıp diyorlar ki ‘sakın aday olma, oyları bölme.’

Yahu bu sistemde oyları bölmek diye bir şey yok, neden önünüze konulan bu yalana inanıyorsunuz, neden kendinize demokratsınız?

Meral Akşener başından beri 6’lı masadaydı, ona masadan ayrıldı diye kızabilirsiniz ama 0.03’lük oyu olan ve Atatürk’e deccal diyen Said-i Nursici, Yeni Asyacıların siyasi adamı Gültekin Uysal’ı masaya dahil eden, Madımak katliamının Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu ortağı gören, AKP’nin ekonomi ve dışişleri bakanı ve Suriye savaşı ve Rus uçağı düşürülme krizinin BAŞbakanını, arkadaşı gören Bay Kemal, niye ‘Gel bakalım Muharrem’ diye masaya eski dostunu çağırmaz biraz da bunu sorgulayın. Kızacaksanız masada, bunlar varken, neden Muharrem İnce yok diye, Kılıçdaroğlu’na kızın.

Son olarak 2018’de Temel Karamollaoğlu da, Meral Akşener de, Selahattin Demirtaş da Muharrem İnce ile birlikte Cumhurbaşkanı adayı olmuşlardı. Onlar oyları bölmediler de şimdi İnce mi bölecek?

Sinan Oğan da dahil, Muharrem İnce gibi aday sayısı ne kadar çoğalırsa, kararsız seçmenin sandığa daha çok katılacağına inanıyorum. Kararsızlar sandığa geldiği takdirde de seçimin 2. tura kalma olasılığının artacağı net, kesin. İkinci turda yapacakları aday olma baskısını şimdi yapanların da, maalesef, algı yönetimi ile manipüle edildiklerini üzülerek izliyorum…

Son olarak; anket şirketlerine güvenmeyin! Hepsi parayı alır, istediği sonucu kamuoyuna gerçekmiş gibi sunarlar. Son hafta yapılan anketler dışında hiçbiri doğru anketi yayınlamazlar…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

9 Yorum

  1. 20 Mart 2023, 01:51

    Pek sağlıklı bir yorum olmamış, Sn. yazar kendi iç dünyasındaki parti içi geçmiş sıkıntılarını Muharrem İnce üzerinden anlatmaya çalışmış. Mİ seçim gecesi ortadan kayboluş gerçeğini anlatamadığı sürece bugün ki çabalarının hiç bir değeri yoktur.

  2. Muharrem İNCE’ye küs olmana rağmen objektif bir yazı olmuş. Sadece ittifakları; kim kimle bir araya geldi diye eleştirmek biraz demokrasi bilinci eksikliğinden kaynaklanıyor. İleri demokrasilerde herkes bir araya gelebilir ve gelmeli. Bir masa etrafında ortak değerlerde buluşulmalı, mesala Sayın İNCE’nin Ümit ÖZDAĞ ile bir dönem yanyana yürümesi gibi. Yazı için emeğinize sağlık.

  3. 18 Mart 2023, 10:03

    Faşistçe 6lı masaya da hayır dediğimizde, bize baskı kuruluyor ne yapmamız lazım onu da yazın

  4. 17 Mart 2023, 19:12

    Açık yüreklilikle yazıp bizleri aydınlattığınız için teşekkürler.

  5. 17 Mart 2023, 16:12

    harika yazı, süreci çok net özetliyor

  6. Yahu Muharrem İnce’nin çok hataları var ama bir kere bu can ataklı namerdine tepki oalrak ona oy vereyim diyorum güzel yazmışsınız

  7. 17 Mart 2023, 11:47

    Dikkatle okudum Engin Bey, kutlarım.

  8. veryansıncom dan alıntıdır.
    Fatih Altaylı, Memleket Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, “Durumu değerlendiriyorum. Kendi adıma değil, Türkiye adına. Günü geldiğinde çekilmeyi bilirim. Kemal Bey lehine çekilirim” dediğini yazdı.

  9. buraya yorum yazmıyacagım. once armutlarla elmaları ayırmasını bılın.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!