Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İzmir Gündoğdu Meydanı’nda miting gerçekleştirdi.
DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ın da katıldığı mitingde Erdoğan şu sözleri söyledi:
“Son birkaç gündür doktorlarımızın tavsiyesi üzerine şehir programlarıma katılamamıştım. Fakat bugün Ankara’dan canlı bağlantıyla iştirak ettiğimiz programlar oldu. Ama öğle üzeri İstanbul’da Teknofest’te gençlerimizle buluşarak yeniden milletimizle ruberu programlarımıza geri döndük. İstanbul Yeşilköy’de bugün 360 bin kişiyle bir aradaydık. Muhteşem bir katılım vardı, heyecan vardı. Çünkü gençlik kiminle, nerede, nasıl yürüyeceğini gayet iyi biliyordu. Ardından da soluğu İzmir’de aldık. Ne diyor Dadaloğlu? ‘Yürü yiğit, yürü, yolundan kalma. Yer her yüze güleni dost olur sanma. Ölümden korkup da sen geri durma. Yiğidin alnına yazılan gelir.’ Öyle mi?
‘BİZ NE GEREKİRSE YAPTIK’
Hâlâ diyor ki, ‘Daha iyisine layık.’ Biz ne gerekirse yaptık bay bay Kemal. Sen İzmir’i çöpten, çukurdan, çamurdan kurtaramadın. Biz Allah’ın yardıma, milletimizin desteğine güvenerek hep mücadele ettik, hep çalıştık. Kaderin üstündeki kadere teslim olarak daima yolumuza devam ettik.
Dün Hasan Tahsin’in tabancayla yürüttüğü mücadele, bugün Akıncı’yla, Kızılelma’yla, TCG Anadolu’yla, Altay’la, Atak’la devam ediyor. Son hafta TCG Anadolu Alsancak Limanı’na geliyor. Gezmeyi ihmâl etmeyin ha. Her zaman bu fırsatı yakalayamazsınız. Son haftayı buraya ayırdık. Dedik ki, finali burada yapalım.
‘BU MİLLET SANA ‘YÜRÜ KEMAL’ DEMEYECEK’
Ya bu masadan ne çıkar? Bay bay Kemal bulduğu herkese bir Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı hediye etti. Böyle devlet yönetilir mi? Niye? Onları yanına almak suretiyle zannediyor ki işi bitireceğiz. Bu millet, bu muhteşem katılım sana ‘Yürü Kemal’ demeyecek. Ben size inanıyorum. Çünkü bu masa öyle bir masa ki görünürdeki yedi ayağının hepsi de birbirine dolaşmış durumda. Birinin dediğini öteki yalanlıyor.
Birinin yücelttiğini öteki yerinin dibine sokuyor. Birinin eğik dediğine öteki mertek diyor. Ya böyle masa olur mu? Hangi masada böyle eğri büğrü ayaklar olur? Biri HDP’ye ve onun üzerinden PKK’ya sözler verildiğini söylüyor, öteki inkâr ediyor. Kandil’den, ne diyor, ‘Oyumuz Kılıçdaroğlu’na.’ Kandil, Kandil. Kandil nedir? Terör örgütünün ele başları orada. Benim İzmirli kardeşlerim bu Kandil’e evet der mi ya?
‘BULDUYSAN BU PARAYI, AL GETİR’
Biri tefecilerden ‘300 milyar dolar buldum, hemen getireceğim’ diyor. Ya bay bay Kemal, Allah aşkına, artık bıktık senin bu yalanlardan. Ya bulduysan bu parayı, al getir. Neyi bekliyorsun? Al gel. Sen getirdin de biz ‘Niye getirdin mi?’ dedik. Getir, eğer Merkez Bankası’na vereceksen Merkez Bankası’na ver. Diğer bankalara vereceksen, diğer bankalara ver. Nereye diyorsan oraya ver. Ama yalan söyleme. Çünkü bunlar esrar, eroin kaçakçısı. Onlardan aldıkları parayı güya buraya getirecekmiş. Yok böyle bir şey. Hayatı yalan. Burada yine aynı yalanları söylüyor.
Öteki ‘Bu para ancak 10 yılda gelir’ diyor, beriki başka bir şey diyor. Biri ‘Tüm teröristleri cezaevinden çıkartacağım, kamudan atılanları yeniden göreve getireceğim’ diyor, öteki havaya bakıp ıslık çalıyor. Biri ‘Savunma sanayi projelerini askıya alacağım, sınır ötesindeki askerleri çekeceğim’ diyor, öteki başka terane mırıldanıyor. Biri ne diyor? ‘LGBT’nin başımızın üstünde yeri var’ diyor, öteki ‘Ben bunlarla nasıl bir araya gelirim’ diyor. Kardeşlerim, bu milletin aile kurumu sağlamdır, sağlam. Bu milletten LGBT’ci çıkmaz. Biz aile kurumumuzu lekeletmeyiz. Öyle mi? Dimdik, adam gibi adam. Ailelerimiz bizim böyle. Her biri ayrı telden çalıyor, bizzat kendilerinin kumar masası dedikleri masa rulet masası çıktı, habire dönüyor, nerede duracağı belli değil.
‘SİZ NE AYAKSINIZ YA?’
Kardeşlerim, böylesine çarpık çurpuk ayaklı masa olur mu? Buradan, İzmir’den tam da onların anlayacağı dilden soruyorum: Siz ne ayaksınız ya? Ama milletimiz 14 Mayıs’ta bunlara ne ayak olduklarını hatırlatacak.
Bu ülkede köken ve mezhep siyaseti yüzünden yaşanan acıların bir daha tekerrür etmemesi için nice sessiz devrimi hayata geçirdik. Siz bakmayın bugün birilerinin köken ve mezhep istismarıyla ülkeyi yeniden o eski günlerine geri döndürme sevdasına. Artık o eski Türkiye geride kaldı. Böyle bir teşebbüse en başta gençlerimiz izin vermez. Bunlar ömürleri boyunca bu ülkeye yaptıkları tek bir hayırlı hizmetleri, kazandırdıkları tek bir eserleri olmayan çapsızların son çırpınışlarıdır.
Ülkemizin deprem tehdidi altındaki şehirlerinden biri olan İzmir’in kentsel dönüşümünü tamamlayacak olan da yine biziz, biz. Bunlardan bir şey olmaz. Hem de bunlara rağmen yapacağız.
‘EN GÜZEL CEVAP NEDİR?’
14 Mayıs, Gazi Mustafa Kemal’in bir asır önce İzmir’den işaret ettiği, vatan toprakları gibi ülke iktisadını da esaretten kurtaracak kalkınma atılımını hedefine ulaştıran bir seçim olacak. 14 Mayıs Türkiye’nin ekonomisini Londra tefecilerine, güvenliğini terör örgütlerine, dış siyasetini emperyalistlere teslim etmek isteyenlere karşı yerli ve milli duruşun zaferinin seçimi olacaktır. Evet, 14 Mayıs Cumhuriyetimizin yeni asrında ülkemizi ve milletimizi her alanda dünyada hak ettiği yere çıkarma azminin seçimi olacaktır.
Bay bay Kemal ne diyor? Selo’yu cezaevinden çıkaracakmış. Vay vay vay. 51 tane benim Kürt kardeşimi Diyarbakır’da oradaki vatandaşları sokağa döküp, bu 51 kardeşimizin ölümüne neden oldunuz mu? Şimdi, nerede? Edirne Cezaevi’nde. Gidip ziyaret ediyor mu altılı masa? Ediyor. ‘Geliyoruz’ diyor, ‘Gelince bunları çıkaracağız.’ Hatta, bebek katili Apo’yu da çıkaracak. Kardeşlerim, öyleyse 14 Mayıs’ta bunlara gereken dersi vermeniz lazım.”
Laflara bak, getirsin onu da uçur. Ben kendi adıma söylüyorum, bunların hiçbirisine bir kuruşumu emanet etmem. Gel gör ki, hazinenin anahtarı bunlarda.