1. Haberler
  2. Analiz
  3. Etimi ye, kanımı iç

Etimi ye, kanımı iç

Halil Bilgin Payze yazdı...

featured

Uçan daire şoförünün seyir defteri: X-MMMDCXI

Rüyamda düştüm bir delikten içeri.

Postum kalın, kulaklarım dik, dişlerim sivri.

Yanımda belirdi bir sırıtan kedi.

“Bilir misin kurt kardeş, kurt atan öldü.” dedi.

Bilirim, dedim. “Ben doğmadan öldüydü.”

— O ölen bedeniydi. Şimdi ruhu da öldü.

— Başında yirmi kişilik bir ateş vardı. O ateşe ne oldu?

— Birkaçının kalbinde kor oldu, diğerlerininkinde is.

Keder aktı içime. Çözüldü dizlerimin bağı.

Dedim “Nasıl ısınacağım ben şimdi?”

“Yüce kartala gideceksin.” dedi.

— Nerede bu yüce kartal?

— Şu gölün arkasındaki dağda yaşar.

— O bana yardım eder mi?

— O herkese, arzuladığı şeyi verir ama kimseye ihtiyacı olanı vermez.

— Benim ne istediğimi nereden bilecek?

— Onun gözü hareket eden her şeyi görür, kulakları ses çıkaran herkesi işitir.

— Şimdi bile beni görüp duyuyor mudur?

— Evet. Bu yüzden geleceğini bilecek.

— Ne diyeceğim ona?

— Hiçbir şey demeyeceksin. O sana anlatacak.

— Neyi anlatacak?

— Kurt atanı neden öldürdüğünü…

Hemen çıktım yola. Az gittim uz gittim.

Aç acına kırk gün kırk gece yol gittim.

Dipsiz suları aştım, sarp kayalara çıktım.

Sonunda yüce kartalın yuvasına ulaştım.

Bir de baktım ki yuvada bir adam…

Yüzü genç ama saçı dökük, sakalı ağarmış…

Kanatları birbirine çarpmaktan kan kırmızıya boyanmış.

Her dört nefeste bir hışımla tekrar çarpıyorlar birbirlerine.

— Sen misin yüce kartal?

— Benim.

— Kim verdi sana bu adı?

— Cüce kral verdi.

— Söylesene senin neren yüce?

— Bedelini öder erişmek isteyen güce.

Umursamadan sordum:

— Kurt atamı sen mi öldürdün?

— Cüce kral öldürdü.

Çattım kaşlarımı, sıktım dişlerimi.

Dedim “Anlat bana her şeyi.”

“Çök yere de anlatayım” dedi:

Derler ki dünyanın merkezinde bir kısrak varmış.

Gerdanı kesildiği vakit dünya son bulacakmış.

Bu kısrağın gözü çok değerliymiş, herkes onun peşindeymiş.

Niceleri denemiş ama ele geçirememiş.

Sonra çöllerin ötesinden senin soyun gelmiş.

Kısrağın başına üşüşmüşler.

Senin atanın atası bir sıçrayışta gözü kapıvermiş.

Kapmasıyla yutması bir olmuş.

Haberi duyan cüce kral, buna çok sevinmiş.

Çünkü namına yaraşır bir düşman bulmuşmuş.

Cücelerini kısrağın kalbini kazanmaya göndermiş,

Sırtlanlarını da kurt sürüsünün üzerine…

Bu mücadele yıllarca süregelmiş.

Ben aslan anamın kucağında yavruyken, bu hikâyeleri dinlerdim.

Kanatlarım ilk defa kırıldığında, uzaktan heyecanla izlerdim.

Aslan anamın tahtını aldığımda, kurt atan da sürüsünün başına geçti.

Etrafı cüce kralın sırtlanlarıyla çevriliydi ama o çok cesurdu.

Kanadımı uzattım. Bana güvenmedi. Çok akıllıydı.

Sonunda bütün sırtlanları kendi başına yendi.

Ama bitap düştü ve bir gün öldü.

Ateşin kül külün ateş olduğu yere gömüldü.

O gömülmeden önce ellerini kestik.

Sağ eli iyi kalem tutardı. Sol eli iyi kılıç sallardı.

Sağ eli hesap yapardı. Sol eli tuzak bozardı.

Biz de o elleri aldık sürüye gösterdik.

Sürü, liderinin ellerini görünce onun öldüğünü unuttu ve eller ne derse onu yapmaya başladı.

Biz de sağ eli ile başka, sol el ile başka emirler vermeye başladık.

Sürünün yarısı sağ eli, diğer yarısı sol eli dinlemeye başladı.

Çok geçmeden birbirlerine girdiler.

Öyle bir kavga çıktı ki kan gövdeyi götürdü. Öfkeyle birbirlerinin etlerini kopardılar.

Yuvarlana yuvarlana sonunda bir çukura düştüler.

Sağ el o çukurda kaldı. Onun yerine bir şapkacı koyduk.

Şapkacı sağ eli hiç aratmadı. Kavga devam etti.

Sonra sol el kayboldu. Onun yerine de siyah bir çocuk koyduk.

Siyah çocuk da sol eli aratmadı. Kavga devam etti, hatta daha da arttı.

Yarası olan hınçla daha çok saldırdı, dişlerini kardeşinin etine geçirdi, var gücüyle kopardı.

Yine yuvarlanıp bir çukura düştüler. Bu çukur daha büyüktü. Çoğu o çukurda öldü.

Nitekim sağ kalanlar o çukurdan da çıktılar ama siyah çocuk ve şapkacı çukurda kalmıştı.

Şapkacının yerine şişman bir amca, siyah çocuğun yerine de sol elin küçük parmağını koyduk.

Kavga tam kaldığı yerden devam edecekti ki siyah çocuk ve şapkacı geri döndü.

Sürünün aklı karıştı. Kavga durmuştu. Her kafadan bir ses çıkınca kim kimi ısıracağını bilemiyordu.

Buna izin veremezdik. Hemen duruma müdahale ettik.

Hem sırtlanları obaya saldık hem de hepsini birden tasfiye ettik.

Şişman amcanın yerine uzun bir kaptan, karşısına da salça yanaklı bir adam koyduk.

Kavga yeniden başladı.

Uzun kaptan sürünün yarısını arkasında topladı.

Ama salça yanaklı adam diğer yarısını tam toplayamadı.

Biz de onu bir büyükbabayla değiştirdik.

Şimdi o bir yandan, öbürü bir yandan körüklüyorlar kavgayı.

Isıran ısırana, ölen ölene, giden gidene…

Arada kavgadan kaçmak isteyen olursa, bir o dövüyor, bir diğeri dövüyor.

Taraf olmayan bertaraf oluyor. Sonunda cüce kral gülüyor.

Senin sürün de kavgayı pek bir seviyor, kurt kardeş.

Ayır hadi ayırabilirsen!

Ya da gücün yetiyorsa, sıyrıl da çık aradan.

Hele bir dene…

Bak nasıl da ısırıyor kardeşlerin seni hınçla!..

Hele bir dene…

Ölüm kalım seçiminde onların yanında olmadığın için nasıl da kin kusuyorlar sana!..

Hele bir dene…

Bak obana saldığımız sırtlanları nasıl da koruyorlar sana karşı!..

O sırtlanlar nasıl da sürünün bir parçası, sen ise hain ve bölücü oluyorsun!

Senin sürünün gözünü kan bürümüş, kurt kardeş.

Ama o kan, sırtlan kanı değil, kartal kanı değil, kurt kanı!

Şimdi kurt atan çıkıp gelse mezarından, onun da etini lime lime eder yerler, kanını içerler.

Uyandım.

Yine geldi karar anı. Yine aynı yol ağzı…

Benzer sözler, tanıdık gülüşler…

Kem gözler, bilindik küfürler…

Yeni mecra, eski kavga…

Varlığımın vergisi, yoldaşımın dergisi…

Biber gazı kokusu, gurbet sevgisi…

Yeni aşklar, yeni rantlar…

Ama eski kavga…

Miras kalmış önce dedeme, sonra babama, en son bana.

Kavganın arkasında bir yüz…

Yüzün sağı da solu da aynı.

Bize birbirinin zıttı diye belletilen aslında yan yana.

Uyandım.

Artık ne yapmam gerektiğini biliyorum.

Eğer sen de uyandıysan, sen de biliyorsun.

En azından çekiçten kaçarken örse sarılmaman gerektiğini biliyorsun.

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. 15 Mayıs 2023, 13:00

    emeğinize sağlık, harika.

  2. 100 yıllık cumhuriyet tarihi ancak bu kadar güzel anlatılır. Sağolun, varolun….

  3. 9 Mayıs 2023, 19:22

    Bu nedir böyle. Yazıyı ikinci okuyuşumda tam olarak anlayabildim. Bu nasıl bir kalemdir. Bu nasıl bir birikimdir. Kaleminize yüreğinize sağlık.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!