1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Migren nedir? Migren belirtileri ve tedavisi

Migren nedir? Migren belirtileri ve tedavisi

Kişinin günlük etkinliklerine rahatsızlık nedeniyle kısıtlama getiren ve sadece baş ağrısından ibaret olmayan migren kusma, ishal, bulantı gibi şikayetlere neden olmaktadır. İnsanın yaşam kalitesinde büyük düşüşe yol açan migren nedir? Migren belirtileri ve tedavisi nedir?

migren_nedir_tedavi_belirtileri

MİGREN NEDİR?

Migren, kişinin günlük etkinliklerini yapabilmesinde büyük güçlükler çıkaran nörolojik bir hastalıktır. Mesleki ve sosyal çıktılarında olumsuzlukları olan bu hastalık nedeniyle pek çok insan mağdur olabilmektedir.

Migren, beyinde bulunan kan damarlarında ve sinirlerdeki değişimlerle meydana gelen bir baş ağrısıdır. Bu baş ağrısı ağır ataklarla meydana gelmektedir. Atakların süresi ise kişiye göre değişmektedir, bünyeye göre yılda 1-2 olabilirken farklı bünyelerde ayda 1 defa da görülebilmektedir. Çok şiddetli ağrıların yanında ayrıca kusma, ishal, bulantı, bulanık görme, ses ve ışığa karşı fazla duyarlılık gibi rahatsızlık ve şikayetler de beraberinde yaşanmaktadır. Şiddetli ağrı ise göz etrafı, ense ve şakak bölgesinde olmaktadır. Migrenin genetik yatkınlığı da bulunur,, ailesinde migren olan kişinin ihtimali diğer insanlara göre daha yüksektir. Hormonal ve çevresel etkiler migreni tetikleyebilmektedir. Günlerce yatak istirahati ve acil sağlık kuruluşuna başvurmayı gerektiren migren ataklarıyla karşılaşıldığı takdirde derhal uzman bir doktor tarafından detaylı muayeneden geçmek tavsiye edilmektedir.

 

MİGRENİN ÇEŞİTLERİ

Migren hastalığı genel olarak auralı migren, aurasız migren ve ağrısız migren olmak üzere üçe ayrılır.

Aurasız migren 4-72 saatleri arası, baş ağrısı ataklarıyla süren bir migren türüdür. Aurasız migrende genelde baş ağrısı harekete ya da yapılan fiziksel faaliyete göre artış gösterir. Bunlar sonucunda ses ve ışık duyarlılığı daha da artabilir. Genellikle başın bir bölgesinde yüksek ya da orta dereceli bir ağrı görülür. Ağrı sırasında terleme, konsantrasyonda güçlük, mide bulantısı ve halsizlik görülebilir.

Auralı migren, ataktan 60 dakika önce 4-60 dakika arasında aura semptomları görülür. Bu semptomlar ciltte uyuşukluk, karıncalanma, yanma, dengede güçlük, ışık çakmaları, bulanık görme, nesneleri küçük görme, hissizlik şeklinde görülebilir. Migrenli bireylerin %15-20’sinin aurası vardır. Ayrıca aura semptomları kontrol edilebilir belirtiler olmakla birlikte iyileştirilebilir düzeydelerdir.

Baş ağrısız migrende hastalığın baş ağrısı haricinde görülen belirtileri gözlenir.

 

MİGREN NEDEN OLUR?

Migrenin nedeni tam olarak belli olmasa da genetik tetikleyiciler ve çevresel faktörlerin etkisi gözlenir. Migren ataklarının meydana gelmesinde serotonin ve diğer beyin kimyasallarındaki dengesizliklerin sebep olduğu düşünülmektedir. Nöronal, santral, genetik ve vasküler nedenler fizyolojik ve biyokimyasal riskler migrene tetikleyici etki yaratabilmektedir. Migren, beyindeki sinirlerde ve kan damarlarından oluşan değişikliklerin sonucu oluşmaktadır. Migrenli kişilerde ataklara duyarlılık mevcut olmakla birlikte çeşitli risk faktörlerince bu durum artış göstermektedir. Atak tetiklenmesi sonucunda beyindeki kan damarları genişler ve sinirlerin inflamasyonu olur. Sonrasında atak anındaki ağrı ve başka belirtilere de sebep olacak olan beyindeki trigeminal sinirin aktif olmasına sebep olur ve migren oluşur.

 

MİGREN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Migrenin akla ilk gelen belirtisi baş ağrısıdır fakat bunun dışında yukarıda belirtildiği gibi auralı, aurasız ve baş ağrısız migren alt türleri de mevcuttur. Bu kapsamda baş ağrısı belirtisi olmadan da migren belirtileri görülebilmektedir. Baş ağrısı olduğu takdirde orta ya da yüksek derecede zonklama şeklinde meydana gelmektedir. Bu ağrı hafif ve donuk şekilde başlayabilir, aynı zamanda orta/şiddetli nabız artışı gözlenmektedir. Oluşan ağrı başın çeşitli yerlerine kayabilir ve yer değiştirebilir. Bazı insanlarda şakak, göz çevresi, sinüs, çene ve boyunlarında ağrı görülebilmektedir.

Migren atakları 20-30 yaş arasında başlasa da baş ağrısı atakları daha öncesinde, çocukluk yıllarında ya da ergenlik döneminde görülebilir. Bu ataklar prodrom, aura, baş ağrısı ve postdrom dönemleri olmak üzere 4 aşamadır.

  1. Prodrom evresi, baş ağrısı başlamadan 1-2 gün evvel çeşitli belirtilerle değişiklikler meydana getirir. Bu değişiklikler kabızlık, boyun tutulması, sık esneme, artan susuzluk ve idrara çıkma, yeme isteği ve çeşitli ruh hali değişiklikleri olarak öne çıkmaktadır.
  2. Aura, baş ağrısının öncesinde ya da sonrasında nörolojik bozuklukların yaşanmasıdır. Auralı ataklarda fiziksel güçsüzlük, görme sorunları, konuşma bozukluğu, uyuşma ve karıncalanma gibi problemler görülebilir
  3. Atak ya da baş ağrısı, 4-72 saat sürebilir. Ataklar ender görülebileceği gibi ayda ya da haftada birkaç kere gibi çok sık da görülebilmektedir. Bu ataklar sırasında zonklama, mide bulantısı, kusma, ışık ve ses duyarlılığı, baş dönmesi ve bulanık görme gibi durumlarla karşılaşıp baygınlık yaşayabilir.
  4. Postdrome (atak sonrası), sırasında ataklar yaşandığı için hasta kendini bitkin ama rahatlamış hisseder. Atak sonrası yaşanan süreçteki ilk 24 saatte güçsüzlük, huzursuzluk, ışık ve sese duyarlılık gözlemlenebilir.

 

MİGREN TANISI NASIL KONUR?

Migren tanısı için herhangi bir kan testi, görüntüleme, idrar tahlili yöntemi bulunmaz. Bu tanı için doktor tarafından hastanın hikayesi gereklidir ve uygun semptomların yaşanıp yaşanmadığına bakılmalıdır. Bu süreçte migren tanısına yaklaştıran bazı belirtiler gereklidir. Bu gereklilikler parıldama, tek gözde görme bozukluğu atakları retinal migrene; migren aurası, motor güçsüzlük ise hemiplejik migren tanısına yaklaştırmaktadır. Kronik migren tanısı için ağrıların son 3 ayda en az 15 gün ve üzeri, gün içinde yaklaşık 4 saat sürdüğü ve ayın en az 8 gününde migren tanısını kolaylaştıracak semptomların görülmesi gerekir. Ayrıca net tanının konabilmesi için nöroloji uzmanına danışmak faydalı olacaktır.

 

MİGREN TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

Migrenin nedeni ve direkt çözümü tam olarak çözülemediği için tedaviler genel olarak etkiyi azaltma, rahatlatma ya da geçici çözümler sunma şeklindedir. Bunun dışında kişinin hayatında yapacağı temelinden önemli değişiklikler de migrenin hafiflemesi ya da kişinin sosyal hayata uyumunu optimum noktaya çıkarıcı bir rol oynayabilir. Migren tedavisi ilaçlı ve ilaçsız olarak iki ana kategoride uygulanır. İlaçlı tedaviler ise ikiye ayrılmaktadır.

Abortif ilaçlar; migren atakları sırasında kullanılır. Migrenin başlangıcında ağrılar henüz hafifken kullanıldığında daha fazla etki gösterir. Ayrıca atak sırasında görülen semptomların etkisini de azaltmada yardımcı olur. Bu açıdan kusma, mide bulantısı, ışık ve ses duyarlılığı gibi konularda daha hafif atlatılmasına yardımcı olur. Ayrıca damarları da daraltarak normale çevirmeye çalışır ki bu sayede zonklamada azalma görülür.

Önleyici (profilaktik) ilaçlar; baş ağrılarının şiddeti arttığında ve sosyal yaşama büyük kısıtlar getirmeye başladığında, ayda 4 defa ve daha fazla atak olduğunda önlemeye yöneliktir. Bu ilaçlar migrenin ağrı ve şiddetini azaltmaya yöneliktir ve her gün kullanılır.

Bu ilaçların dışında ayrıca beta blokerler, antidepresanlar, antiepileptik ilaçlar da kullanılabilmektedir fakat doktor kontrolünde ve izninde olması tavsiye edilir. Ayrıca doktorunuzun kontrolünde çeşitli vitamin ve mineraller önerilebilir. Bu vitamin ve minerallere örnek olarak riboflavin (B2 vitamini), magnezyum ve koenzim Q10 verilebilir. Çeşitli ilaç tedavilerinin dışında botoks tedavisi, migren aşısı ve nöral terapi de migren tedavisinde farklı yöntemler olarak uygulanabilmektedir.

Botoks tedavisi; epizodik (belli aralıklarda gerçekleşen) ataklarda kullanılmayıp kronik migren tedavisi için kullanılabilir. Son 6 ay içinde önleyici (profilaktik) ilaçlara yanıtsızlık ve yoğun ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı olmaması ön koşuluyla botoks tedavisi uygulanabilir.

Migren aşısı; genel olarak çok tercih edilmese de FDA onaylıdır. Migrende etkili olduğu bilinen CGRP’nin reseptörlerinin bloke edilerek CGRP inhibisyonu ile atakların azaltılabileceği çalışmalarda görülmüştür. Migren aşısı olarak bilinen monoklonal antikor ile çeşitli nörolojik rahatsızlıkların tedavisi mümkün olabilmektedir. Ayda 4 ya da daha fazla atak geçiren kişilerde kullanılması tercih edilmektedir.

Nöral terapi; lokal anestezinin yapıldığı bir tedavidir. İlaç tedavisine tamamlayıcı ya da tek başına bir yöntem olarak kullanılabilir. Başarı oranı yüksek olmakla birlikte çocuk ve yaşlılarda da tercih edilebilir. Tedavi sonucunda kişilerin verdiği yanıtlar önemlidir ve süreç özelleştirildiği takdirde başarı şansı da yükselebilmektedir.

Migren etkilerini azaltabilecek alternatif yöntemler ise şöyle sıralanabilir:

  • Karanlık ve serin bir odada dinlenmek.
  • Şakaklara dairesel olarak baskı uygulamak.
  • Saç derisine masaj yapmak.
  • Alın ve boyun bölgesine soğuk kompres uygulamak

 

MİGRENE NE İYİ GELİR?

Pek çok hastalığa karşı en temel önlem düzenli yaşamdır. Buna bağlı olarak düzenli beslenme ve uyku, migrenin ortaya çıkmasını engeller.

Yapılan araştırmalar sonucunda B2, magnezyum, folat gibi vitamin ve minerallerin migrenin periyotuna karşı iyi geldiği yönünde iddialar mevcuttur. Antioksidan özelliği gösteren koenzim Q10 da migren periyodu ve şiddeti bakımından takviye olarak kullanılabilir. Koenzim Q10 vücut tarafından üretilirken ayrıca brokoli, karaciğer, kırmızı et, balık, maydonoz gibi besin maddelerinde bulunur. Ayrıca hafif egzersizler düzenli yaşama katkı sunarken migrenin ağır etkilerinden kişiyi koruyabilir. Fazla yorucu olmayan, düzenli aerobik egzersiz programı, jogging, yüzme, tempolu yürüyüş, bisiklet tercih edilebilecek seçeneklerdendir.

 

MİGREN ATAKLARINI NE TETİKLER?

Migren, genetik yatkınlığı olmakla birlikte kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bunun dışında çevresel faktörlerin de migreni etkileyebileceği konusunda yukarıda bahsedilmişti. Bu ortaya çıkışı tetikleyen çeşitli unsurlar vardır.

  • Düzensiz uyku
  • Öğün atlama
  • Mevsimsel değişiklikler
  • Yüksek ışıkla çalışmak
  • Yüksek sese maruz kalmak
  • Kadınların dönemsel hormonal değişiklikleri ve kullanılan hormon ilaçları
  • Stres
  • Parfüm ve deodorant gibi kimyasallar ile sigara dumanına maruz kalmak

 

HANGİ BESİNLER MİGRENİ TETİKLER?

Bazı yiyecek tercihlerinin migrene karşı vücudu koruduğu ya da migrenin şiddetini/periyodunu azaltıcı etkidedir. Bunun gibi migreni tetikleyici gıdalar da bulunmaktadır. Bu gıdalar;

  • Yoğun çay ve kahve tüketimi
  • Kızarmış yağlı yiyeceklerin yoğun tüketimi
  • Muz ve narenciye ürünleri
  • Kurutulmuş ve tütsülenmiş balık
  • İşlenmiş ve tatlandırıcılı gıdaların tüketimi
  • Alkol kullanımı
  • Kuruyemiş ve kabuklu yemişler
  • Mayalı yiyecekler
  • Kurutulmuş incir, üzüm, hurma
  • Bulyon
  • Yüksek tiramin nedeniyle rokfor ve benzeri küflü peynirler, çedar, beyaz peynir, mozzarella, parmesan, İsviçre peyniri

 

MİGREN DEPRESYONA NEDEN OLUR MU?

Sık ataklarıyla anılan kronik migren görülen insanlarda depresyon ve anksiyeteye daha çok rastlanır. Tam tersi şekilde depresyon ya da anksiyeteye sahipseniz bu durum migren ağrılarınızın artmasına da neden olabilir. Bu süreçte ağır sancılardan kurtulmak için depresyon ve anksiyetenin tedavi edilmesi önem arz eder.

 

KAFEİN MİGRENE İYİ GELİR Mİ?

Yanlış okumayı gidermek adına kafein ile kahve farklıdır ve bu bakımdan iyi gelen kafeinin kahve ile tüketilmesi migreni tetikleyen unsurlardandır. Kafein migrene iyi gelir ve migren ilacına kafein eklemek etkiyi %40 oranına kadar arttırır. Kafein içeren ilaçların fazla tüketimi ya da kafein içeren gıdaların tüketimi kişiyi rebound ağrılarına hassas hale getirebilir. Bu kullanım şekli ve migren ağrılarına çözüm olarak kullanılan ilaçların doktor kontrol ve gözetiminde kullanılması tavsiye edilir.

 

MİGREN TANISI OLANLARIN HANGİ EGZERSİZLERİ YAPMASI TAVSİYE EDİLİR?

Migreni yoğun hareketler de tetikleyebileceği için vücudun düzenli ve dengeli olabilmesi için hafif egzersiz yapılmalıdır. Bu egzersizler migrenin periyot ve şiddetini azaltabilir. Düzenli aerobik programı, dans, yüzme, jogging, yoga, bisiklet ve tempolu yürüyüş tercih edilecek egzersiz seçeneklerindendir.

 

MİGREN KALITSAL MIDIR?

Migrenin genetik yatkınlığı vardır. Migreni olan her 5 kişiden 4’ünün ailesinde migren vardır. Ebeveynlerden bir kişi migren ise çocuğunun migren riski %50 iken her iki ebeveynin de migren olması riski %75’e kadar çıkarmaktadır. Migreni olan kişilerin %80’inin ailesinde migren görülmüştür.

 

ÇOCUKLARDA MİGREN GÖRÜLÜR MÜ?

Genetik yatkınlık faktörüyle çocuklara migren aktarılabilir fakat pediatrik migrenler kısa süreli olurken daha fazla mide semptomu görülür.

 

MİGREN KALICI BEYİN HASARINA NEDEN OLUR MU?

Migren kalıcı beyin hasarına genel seviyede neden olmak fakat auralı migreni olan kişilerin her 100.000 kişiden 1-2’sinde kalıcı beyin hasarı yahut inme riski vardır.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!