MERVE DUMAN/ VERYANSIN TV
6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler tüm yurdu sarstı. 11 ilde büyük yıkıma yol açan ve 50 binden fazla vatandaşımızın hayatını kaybettiği depremin ardından başlayan kolon kesme, malzeme çalma ve kalitesiz malzeme kullanımı gibi birçok skandalın ortaya çıkması vicdanları yaraladı.
Depremde enkaza dönen Adana’da Yurt Mahallesi’ndeki Tutar Yapı sitesinin C bloku da yıkıldı. Dört ayrı bloktan oluşan Tutar Sitesi’nde A,B ve D blokları sapasağlam ayakta dururken C blokun saniyeler içinde yerle bir olması tartışma konusu oldu. 63 kişi ve bir doğmamış bebeğin hayatını kaybettiği, 12 kişinin ise yaralandığı Tutar Apartmanı’yla ilgili dikkat çeken iddialar ortaya atıldı. 2000 yılında iskana açılan C blokun zemin kat ile birinci kattaki kolonlarının kesildiği öne sürüldü.
TAKİPSİZLİK VERİLDİ
Tutar Apartmanı’nın giriş katındaki iş yerinde kolon kesildiği iddiasıyla başlatılan ve “Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak” suçundan yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı çıktı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararında, bilirkişi raporundaki incelemeler neticesinde kolon kesme iddialarının tespit edilemediği belirtildi.
Kararda kolon kesildiği iddia edilen iş yeri sahibi M.A’nın iş yerini satın alırken banka kredisi kullandığı ve bu nedenle eksper fotoğrafları incelendiğinde bahse konu iş yerinin M.A tarafından satın alınmadan önce tadilat yapıldığının tespit edildiği kaydedildi.
‘SUÇU İŞLEDİKLERİNE DAİR DELİL ELDE EDİLEMEDİ’
Adana Vergi Dairesinden de bahse konu iş yeriyle ilgili açma tutanağı ve fotoğrafların da incelendiği belirtilirken, “Adana Çukurova Belediye Başkanlığı’na bahse konu yerde kolon kesme iddialarına ilişkin bir şikayet olup olmadığının sorulduğu Çukurova Belediye Başkanlığı tarafından verilen yanıtta ise herhangi bir şikayetin olmadığı” ifade edildi.
Toplanan delillerle birlikte dosyanın bilirkişiye verildiği ancak gelen raporda, proje ve fotoğraflara göre kolon kesildiği iddialarına dair bir tespit yapılamadığı için iş yeri sahibi O.B ile B.B’nin bu suçu işlediklerine dair delil elde edilmediği belirtildi.
TEK SORUMLU ÖLMÜŞ
Bilirkişi raporunda bina müteahhidi Hüseyin Tutar’ın sorumlu tutulduğu ancak Tutar’ın da nüfus kayıt örneğine göre 3 Şubat 2008 tarihinde hayatını kaybettiği, diğer şüpheliler M.H.T, A.P, N.P, A.K ve M.H.T’ye raporda herhangi bir kusur atfedilmediğinden haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

AVUKAT ÖZDOĞDU KARARI DEĞERLENDİRDİ
Davada müşteki avukatı olan Gülsüm Özdoğru kararı Veryansın Tv’ye değerlendirdi. Bilirkişi raporunun yeterli olmadığını dile getiren Özdoğru, “Bilirkişi raporunda hiçbir şey yazmıyor. Karotları kim, ne zaman, nereden aldı? Mesela taşınmış enkazdan alırsanız değerler olumsuz yönde etkileniyormuş. Kırık bir kolondan karot örneği alırsanız daha kötü değerler çıkıyormuş. Bunların hepsi de etkilemiş olabilir sonuçları.” dedi.

‘ALT KATLA ÜST KATI BİRLEŞTİRMİŞLER’
Özdoğru, sözlerine şöyle devam etti:
“Koskoca 30 sayfalık raporda kolonlarla ilgili yazan tek bir cümle var; ‘Fotoğraflarla ve eldeki evraklarla kolon kesildiği iddiası ispatlanamamıştır.’ Kolonları kestiğini ispatlayamıyor olabiliriz ama ben hangi inşaat mühendisine fotoğrafları göstersem, ‘Buraya merdiven yapmışlar, döşemeyi kesmişler, Alt katla üst katı birleştirmişler, kolona bu kadar yakın merdiven yapılamaz veya duvarların tamamı yıkılmış’ diyor.
Bunun eksper raporu da var, bilirkişi raporunun haricinde. Bu binayı satın alan krediyle satın almış ve Vakıf Katılım Bankası Kurttepe Şubesi’nden bir eksper raporu almış. Eksper raporunda da kırılan yerler bir bir işaretlemiş. Duvar namına bir şey kalmamış, futbol sahası büyüklüğünde bir alan birinci kat. Bunlara sayın savcımın aldığı bilirkişi raporunda tek bir kelimeyle değinilmiyor.

‘BU SAATTEN SONRA İSPATLAMAMIZ ÇOK ZOR’
Zeminle ilgili zerre sorun yok. Benim gösterdiğim inşaat mühendisleri zemini çok iyiymiş diyor. Gerçekten beklenenin üstünde değerler çıkmış. Ama Adana’da kime sorsanız kolon kesildi der. Belki insanlar bilmediği için kolon kesme diyordur. Kolon, kiriş, tabliye bunların hiçbirini bilmiyoruz biz. Belki lafın gelişi söylenmiş, belki de gerçekten kesmiş. Ama onu bu saatten sonra ispatlamamız çok zor çünkü bina yıkıldı. Kolonun kesildiğini gören insanlar da varsa Hakk’ın rahmetine kavuştu.”

‘MAFYAVARİ İNSANLAR, BULAŞMAYIN’
Tadilatların 2020 yılında başladığını söyleyen Özdoğru, “2020 yılında amcam, binanın yöneticisi ve şu anki müvekkilimin eşiyle birlikte Çukurova Belediyesi’ne gidip ‘Bakın alt katımızda tadilat yapıyorlar, birincisi biz buranın iş yeri olmasını istemiyoruz ama bizi dinlemiyorlar. İnanılmaz moloz çıkıyor, kolonlarımızı kirişlerimizi kesiyorlar, alt katla üst katı birleştiriyorlar. Gelin durdurun bu inşaatı.’ diye şikayette bulunuyorlar. Aldıkları cevap; Bunlar mafyavari insanlar, bulaşmayın. Sonuç itibariyle silahla tehdit ediliyorlar. Araya pandemi giriyor, unutuluyor.” diye konuştu.
KARARA İTİRAZ: HUKUKİ HATALAR İLE KARŞI KARŞIYA KALIYORUZ
Özdoğru, takipsizlik kararının kaldırılması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine itirazda bulunduğunu da açıkladı. Özdoğru, dilekçesine depremde aynı apartmanda amcası ve yengesini kaybettiğini belirterek başladı. Kovuşturmaya yer yok kararının kendileri için büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirten Özdoğru, dilekçede “Acımızın ağırlığı yetmiyormuş gibi iş bu yargılama sürecinde de kendime dahi açıklayamadığım hukuki hatalar ile karşı karşıya kalıyoruz. Net olan tek bir şey var, o da sevdiklerimizin depremden dolayı değil, insanoğlunun para hırsı, aç gözlülüğü, vicdansızlığı sebebiyle hayatlarının baharında öldüğüdür.” ifadelerine yer verdi.
‘ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ’
Bilirkişi raporunda eksiklikler olduğuna dikkat çekilen dilekçede “Olayın tanığı olan kişiler dinlenmeden, binanın esas yıkım sebebi olan yıkım boyutundaki tadilatlara dair hiçbir veri toplanmadan, binanın yıkılmadan önceki halini gören, binada yapılan değişiklikleri bilen konu ile ilgili Vakıf Katılım Bankası eksperlerinin bilgisine başvurmadan, yıkım boyutunda tadilat yaptıran şüphelilerin ifadeleri bile alınmadan, her bakımdan yetersiz bilirkişi raporu esas alınıp, esas iddialara konu olan binanın yıkımına sebep veren tadilat durumu ile ilgili ek rapor, daha donanımlı bir heyetten başkaca bir rapor aldırmadan, özetle etkin bir soruşturma yürütülmeden, eksik soruşturmayla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bu nedenle delillerin toplanması ve hakikatli, etkin bir soruşturma yürütülebilmesi için Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kaldırılmasını talep ederiz” denildi.

İtiraz dilekçesinde öne çıkan başlıklar şöyle:
“B. ve O. B.’nin savunması dahi alınmamıştır.
Savcılık tarafından alınan bilirkişi raporu her bakımdan hatalı, yetersiz ve eksiktir.
Bilirkişilerin görevlendirilmesi eksiktir.
Bilirkişi raporunda yumuşak kat ve tabliye kesimi sorunsalları hakkında tek bir
kelime dahi yoktur.
Kolonlara döşenen 6’lı prizler hakkında herhangi bir araştırma yapılmamıştır.
Raporda binanın yıkım şekline ilişkin tek bir cümle yer almamaktadır.
Bilirkişi raporundaki akma mukavemetine ilişkin değer hatalıdır.
Test edilen karot örneklerinin hangi tarihte, nerede, kim tarafından, kimin eşliğinde, binanın neresinden, kaç adet alındığı gibi oldukça önem taşıyan birçok husus belirtilmemektedir.
Savcılık tarafından tanık ifadeleri dikkate alınmamış, dinlenilmesi talep edilen tanıklar
dinlenilmemiştir.
Savcılık tarafından ifadeler eksik alındığı gibi şüpheli B. ve O.B. için 2020 yılının Ocak ayında tadilatı
yapan inşaat/ mimarlık şirketi dahi araştırılmamaış, o dönemde inşaatta bulunan işçilerin ifadesine de başvurulmamıştır. Oysa iş bu kişiler yapılan tadilatların en yakın görgü tanıklarıdır.
Aynı şekilde savcılık alt kat dükkanları satın alıp bir diş polikliniği açmak için çeşitli tadilatlar
yaptıran şirketi dahi araştırıp ifadelerini almamıştır.
Savcılık atfedilen suçu “Kasten Öldürme”den KYOK’ta “Taksirle Ölüme ve Yaralanmaya
Neden Olma” suçuna çevirmiş ve yanlış tedbiri uygulamıştır.
DEPREMDEN ÖNCE HAZIRLANAN RAPOR: BİNA PROJEYE AYKIRI
Tutar Apartmanı’yla ilgili 14.12.2021 tarihinde hazırlanan Gayrimenkul Değerlendirme Raporu’nda binanın mimari uygulama projesinin incelendiği belirtilmiş ve “İncelenen belgelere göre mevcut durum ile yasal durum arasında fark var” denilmişti. Raporda binayla ilgili olumsuz faktörler arasında da “Proje hilafının bulunması” maddesi yer almıştı.
Raporda şu bilgilere yer verilmişti:
“Taşınmaz kat irtifakına esas mimari projesine kat, kattaki konum olarak uygun ancak alan olarak mahallinde yapılan incelemelerde; Antre, mutfak, salon ve güney cephede yer alan balkon hacimleri ara duvarlar kaldırılarak tek hacim haline getirilmesi, çocuk odası, 2 adet balkon, yatak odası ve iklimlendirme hacimleri birleştirilerek tek hacim haline getirilmesi, hol ve banyo hacimleri yerinde merdiven kovası inşa edilerek zemin katta bulunan is yeri bağlantısı olarak kullanılması sonucu uyumsuzdur.
Değerlemesi yapılan taşınmaz tapu kayıtlarında ‘Mesken’ olarak tescil edilmiştir. Onaylı mimari projesinde mesken olarak planlanmıştır. Mahallinde yapılan incelemelerde, bu durumdan farklı fonksiyonda ‘Ofis-büro ‘ olarak tanzim edildiği ve kullanıldığı gözlemlenmiştir. Mesken olarak tescil edilmiş olması sebebi ile yasal değer takdirinde ‘Mesken’ değeri dikkate alınmış ve projesine uygun hale dönüştürülmesi için gerekli olan maliyet göz önünde bulundurulmuştur.”