1. Haberler
  2. Kültür - Sanat
  3. Deliler koğuşu ‘renkli elbiseli İskoçlar’

Deliler koğuşu ‘renkli elbiseli İskoçlar’

featured

Serkan Arslan yazdı…

Sigaram bitti. Bu arada parmaklarım ile tırnaklarım arasında huzursuz bir görünüm dikkatimi çekti. Fazlalıkları atmak gerekiyor. Bahçedeki düşünen adam heykelli havuzun etrafına toplanmış bir kalabalık dikkatimi çekti. Kalabalığın içine girmeden kenardan bakmak istedim. Deliler balıklara su veriyor. Deliler balıkların susamış olduğunu düşünmüş olmalı. Şimdi düşünüyorum da çok da mantıksız gelmedi. Balıklar susamış olamaz mı? Suyun içinde yaşıyor olmaları o suyu içtikleri anlamına gelmez. Tıpkı insanlar içinde yaşıyor olmamızın insanlığa hasret kaldığımız gerçeğini değiştirmediği gibi bir durum. Deliler alkışı hak ediyor ama sessiz ve içten bir alkış. Yürürken başhekim Şinasi’nin camdan beni izlediğini fark ettim. İyi bir tebessümle durumu geçiştirmek istedim. Yine beni yanına çağırıp öğütleme seansından kurtulmam gerekiyor. Dün erken uyumuma rağmen göz kapaklarımın üstünde hala yorgan örtülü duruyor. Nedenini bilmesem de bazı sabahlar uykulu bazı gecelerim uykusuz geçiyor. Fazlaca düşlediğim ama bir türlü kaleme alamadığım fikirlerim ruhumu yormaya başladı sanırım.

‘Renkli elbiseli, İskoç aksanıyla konuşan deliler var. Dans ediyorlar. İçlerinden birisi çoraplarıyla haşır neşir. Düzeni sağlamak adına sıraya giriyorlar. Tabii ki en başta kırmızı sonra mavili en sonda da sarı çorapları görüyorum. Şimdi buralarda bir ressam olsa bu anı ölümsüzleştirebilirdi. Durun, gözlerimi kapatıp, arkanıza kraliyet orkestrasını koyalım. Tüm şehri cümbüşe davet edeceğim. Sevinsin garibanlar. Aklı olan aklını satsın. Bulutlar mor olmalı, beyaz fazla yalnız. Kaldırımlar yeşil ve eflatun. Adım atarken düşler kurabilsin insan. Duvarlarda boy boy sevdiğimiz sanatçıların resimleri asılsın. Seven var, vazgeçemeyen var, terk edilen var, görünmez olan var. Şehrin ortasına kocaman bir tiyatro bir de sirk koymalı. Ama içinde hiç hayvan olmasın. En göbekli İskoç tango yapsın. En cılız olanı yanındakine sarılsın. Ne komik olurdu Şinasi’nin elinde bir asa, renkli çoraplı deliler arkasına takılsınlar. Baş deli Şinasi İskoçlara şehir turu yaptırıyor. Pembe köşkün yemekhanesinden yüzlerce elma şekeri yola çıksa. Kapı kapı çocuklara dağıtılsa olmaz mı?’ Olmaz…

Ahmed kendine gel, pembe duvarlı sona geldin. Perde kapansın. Oyun bitti. Merdivenler tane tane çıkılır. Gülüyorum bu halime. Kendime kendimle emir veriyorum. Kendim kendime emredersiniz diyor. Süveyda odasında yok. Odasının kapısı acık. İçeride temizlik yapanlar var. Masasının üstündeki Latince isimli kitaplar dikkatimi çekti. Okumayı seven bir deli. İnsan akıllanmayacaksa neden okur? Temizlikçiler benim odama girdiler. Ne büyük nezaketsizlik. Bana sormadan odama giriyor ve dağınık olan her şeyi düzenli hale getiriyorlar. Belki benim düzenim dağınık olmaktır. İnsanlar nezaketin kelime anlamını unutalı çok oldu. Akşam misafirim var. Bu seferlik düzeni sağlayalım. Yarın nasipse yine dağıtırız. Vakit tamam. Biraz otur biraz dinlen, biraz oyalan, biraz oku. Her şeyden biraz biraz yap. Kavanozdaki pirinç taneleri gibi yarına ne kadar kalacak göz kararı hesaplamalı.

Aklıma geldi. Camdan baktım. İskoçlar gitmiş. Renklerini de alıp gitmişler. Gökyüzü yine beyaz bulutlu, yeryüzü yine az yeşil çok gri, deliler yine aynı duygudalar. Neden delirdiklerini bilmedikleri için karamsarlar.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!