1. Haberler
  2. Analiz
  3. Türkiye’de demografik yapı ve genç nüfus

Türkiye’de demografik yapı ve genç nüfus

featured

Hacer Itır Övül yazdı…

Ülke ekonomisinin gelişmesinde 2 temel kavram vardır, üretim ve tüketim. Ekonominin refahının artması ise genç nüfusun üretimi ve tüketimi canlı tutmasından ileri gelir.

Üretim kavramı ise 4 ana faktörden oluşur. Sermaye, girişimcilik, doğal kaynaklar ve emektir.

Emek faktörüne bakacak olursak; bir ülkede genç, sağlıklı ve üretken bir nüfus olması son derece önemlidir. Türkiye’nin çok genç bir nüfusa sahip olduğu hep söylenir ama bu fırsat çok hızlı bir şekilde kaçırılmakta ve Türkiye nüfusu giderek yaşlanmaktadır.

İstatistiklere göre; 1990 yılında nüfusumuzun yaş ortalaması 22 yaş iken, 2022 yılında yaklaşık 86 milyona ulaşan nüfusumuzun yaş ortalaması 33.5 yaşına ulaşmıştır. Sonuç olarak ülkemizde 30-40’lı yaşlar çok daha fazladır.

Diğer yandan yapılan projeksiyonlarla, on yıllar sonra 65 yaş üstü vatandaşımızın sayısı bugün %10 iken, %25’lere çıkacaktır. Kısacası üreten ve birikim yapacak olan nüfus azalmaya başlayacaktır.

Bu durumu destekleyen diğer bir veri ise; nüfusun kendini yenileme oranı olan doğurganlık oranı en az %2 iken, doğurganlık oranı %1,62’ye düşmüştür. Sonuç olarak alttan gelmesi gereken çocuk ve genç sayısı azalmaktadır.

Aynı şekilde Ozan Şakar’ın yaptığı detaylı analizlerde; Türkiye’de istihdamda olan kişi sayısı 31 milyon civarındadır. Emekliliği geldiği halde çalışan sayısı 10 milyon kişidir. Üretimde olması gereken yaklaşık 8.9 milyon kişi istihdam dışıdır. Türkiye nüfusunu yaklaşık 86 milyon kişi olarak alırsak, nüfusun 3 kişiden biri çalışıyor yani 1 kişi çalışıyor ve 3 kişiye bakıyor denilebilir.

Özetle, çalışma çağında olan insanlarımızın sadece ufak bir kısmının çalıştığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak da çalışma çağındaki nüfus bir ülkenin refahı için gerekli olan üretime katılamıyor ve birikim de yapamıyor demektir.

Genç nüfusun eğitim standardının yükseltilmesi ve yüksek katma değerli sektörlerde çalışabilmesi için gerekli yatırımlar da yapılmamaktadır.

Bu kısırdöngüden çıkabilmemiz için önerilen dönüşüm şu şekilde olmalıdır;

Çalışmayan gruplar içinde ev kadınları çok büyük bir bölümü oluşturmaktadır.(86 milyonluk nüfus içerisinde 19.2 milyon yani %11 lik kesim çalışmamaktadır). Çeşitli programlarla ev kadınlarımız üretime dahil edilmeli ve emekli aylığına hak kazanmaları için teşvik edilmelidir.(Bu konudaki politikalarımız ilerideki bölümlerde anlatılacaktır.)

İş gücüne dahil olan insanların çağdaş standartlarda gelir elde edip, birikim yapması ve milli gelirden aldığı payın arttırılması gerekmektedir. 2016 yılında işgücünün milli gelirden aldığı pay %32 iken bu oran 2022 yılında %24’e düşmüştür. Bu durum katma değerli üretimin tersine yoksulluğu ve vasıfsız işgücü oranını arttırmaktadır.

Şu an eğitimde olan yaklaşık 25.7 milyon gencimiz ile birlikte istihdam dışında olan yaklaşık 8.9 milyon kişinin yüksek standartlarda eğitim görmesi, bu şekilde katma değerli üretimin ve işgücü verimliliğinin arttırılması gerekmektedir. Aksi takdirde ülkemizin gelişmesi, sanayileşmesi, refah devletleri seviyesine ulaşabilmesi fırsatını kaçırmamız söz konusu olacaktır.

Alıntı yapılan kaynak: Mesele Ekonomi YouTube programı; Ozan Şakar, Irmak Akman sunumu-Kimin Ekonomisi(2023)

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!