1. Haberler
  2. Analiz
  3. Kapitalizm ve dijitalizm

Kapitalizm ve dijitalizm

featured

Prof. Dr. Çetin Yetkin yazdı… 

İletişim Bilimcilere göre toplumsal bir varlık olarak insan, teknolojinin gelişmesine bağlı olarak toplumsallaşma edimini dijital ortamlara daha çok taşımaktadır. Bu durum kaçınılmaz olarak toplum içinde kuşaklar arası farklılıklardan doğan bir bölünmeye neden olmaktadır. “Dijital bölünme” olarak nitelendirilen bu farklılıklar ”dijital göçmenler” ile “dijital yerliler” arasında çıkmaktadır. “Dijital göçmen”, 1980 yılından önce analog dünyasında doğmuş, teknolojik kültüre sonradan giriş yapmış ve teknolojiye ayak uydurmaya çalışan kuşağa verilen addır. Dijital göçmenlik, 20 yaş ve sonrasında teknoloji, internet ve web ile tanışan teknolojik araçların kullanımı ve teknolojik tabanlı öğrenmede çeşitli zorluklar ve uyum sorunlarıyla karşılaşabilen teknoloji okuryazarlığı düşük bireyleri ifade eder. Dijital göçmenler analog dünyasında doğmuş olmalarına karşın günümüzde geçerli ve yaygın olan teknolojiye zorlanarak da olsa uyum sağlayabilmektedirler. Aynı uyum sağlama süreci sancılı ve yoğun çaba isteyen bir süreç olabilmektedir. Analog döneminden kalma alışkanlıklardan kurtulamamaları, bilgi almak için çoğunlukla fiziksel ortamları yeğlemelerine neden olmaktadır. Oysa 1980’den sonra doğmuş olan dijital yerliler okumaktan çok seyretme eğilimleriler. İlişki kurdukları ortamları inşa etmek ve sosyal sermayelerini oluşturmak amacıyla her zaman medya ve teknolojiye gereksinim duyarlar. Sanal ortamlarda oluşturdukları ve kullandıkları bu alanlarda kendi dilleri vardır.

Bunlar, iletişim bilimcilerin saptadıkları gelişmeler. Ama eleştirel bir gözle bakarsak bu gelişmelerin bazı başka sonuçlarının bulunduğunu görürüz:

  • Bu gelişmeler ancak şu ya da bu biçimde iletişim teknolojisine ulaşabilenler için geçerlidir. Kıtlıktan, açlıktan, bulaşıcı hastalıklardan ölen yığınlar için hiçbir anlamı yoktur. Bu teknolojiye sahip olanlar bu sayede durumlarını daha geliştirirken dünyanın geri kalan nüfusu acıklı durumlarını sürdürmektedir. Böylece dünya nüfusunun küçük bir azınlık olan varsılları ile yoksul kitleler arasındaki uçurum biraz daha derinleşmektedir.
  • O halde ister göçmeni isterse yerlisi olsun dijital kuşaklar bu teknolojiye ulaşabilenler olduğuna göre küresel kapitalizmin etki alanında bulunanlardır. Küreselleşme yalnız ekonomik ve siyasal değildir; günlük yaşamdadır da. Yoksa kitleleşmenin önemli araçlarından olan modaya uyularak dünyanın her yerinde insanlar niçin para verip yırtık pantolon alsınlar ya da sağlam olanları yırtarak giysinlerdi ki!… Küreselleşme ise emperyalizmin bir aşamasıdır ve onun güdümündedir. O zaman şu soruyu sormalıyız: Dijital yerliler söz konusu teknolojide ne kadar ustalaşırlarsa acaba o kadar kültür emperyalizminin etkisinde mi kalmaktadırlar? Bu soruyu yanıtlamadan önce TV yayınlarını, ekranlarda gösterilen filmleri, çocukların bilgisayar oyunlarını v.b.ni bir düşünün.
  • Öte yandan propaganda hedef kitleleri etkileyen en önemli araçtır. Propaganda ise en etkin ve güçlü biçimde iletişim ortamında yapılır. Emperyalizm, kendi denetiminde olan iletişim teknolojisinden propaganda alanında sonuna kadar yararlanmaktadır.
  • Bir başka gerçek de şudur: Emperyalizm hedef ülkelerin hedef beyinlerini devşirmek isterken geri kalan kitleyi olup bitenleri algılayamaması için ahmaklaştırır. Bugün cep telefonlarına gömülen, çarşıda aldığı üç parça şeyin toplam fiyatını cep telefonuna bakmadan hesaplayamayan, neredeyse dört matematik işlemini unutacak duruma gelen, el yazıları kargacık burgacık olan, kitap gazete okumayan v.b. “Dijital yerliler” ile 68 ya da 78 kuşağının ülke sorunları karşısındaki tutumlarını bir karşılaştırıverin…
  • Bugün için yeryüzünde kapitalizm geçerli düzendir. Kapitalizmin bir özelliği de pazarı daraldıkça yeni pazarlar bulmaktır. Bunun da bir yolu yapay “talep” yaratmaktır. Kapitalizm, insanların gerçekten gereksinmeleri olmayan şeyler üretip bunları satın alıp tüketmeleri ya da kullanmaları gerekliymiş gibi gösterip imrendirerek gereksiz tüketim sağlar. Bugün dünyada en çok satılan, her yıl bir üst modeli piyasaya sürülen teknolojik ürün en başta cep telefonlarıdır. Bakın kapitalizm bir taşla kaç kuş vuruyor: Halkı kitleleştiriyor (belirtmeliyim ki kitlesel oluşumlarda bireyin zeka düzeyi kitlenin ortalama düzeyine düşer), bu yetmezmiş gibi bireysel planda ahmaklaştırıyor, kültür emperyalizmine açık duruma getiriyor, yapay taleple para kazanıyor!…

Yanlış anlaşılmasın. Ben iletişim teknolojisinden yararlanmayalım demiyorum. Bilinçli yararlanalım diyorum. Yaşamımız, cep telefonlarının v.b. tutsağı olmamalı.

Bugün üniversite giriş sınavlarında görülen bilgisizlik, hatta hiçbir soruya yanıt veremeyerek “0” (sıfır) puan alınması, üniversite öğrencilerinin ise genelde ortaokul düzeyinde olduğu bir gerçektir. Ne ki bu gençlerin tümü de “dijital yerliler”dir. Yakın zamana kadar TV’da yer alan ve ülke sorunlarının ele alındığı Arena programlarında, dikkat ettiyseniz eğer, salondaki izleyicilerin büyük çoğunluğu orta yaş ve üzeriydi, yani “dijital göçmenler”di;  “dijital yerli” gençler çok az sayıdaydı. Bu, iletişim teknolojisinin yanlış kullanımın anlamlı bir sonucudur.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Teknolojik gelişmeler her daim toplumları değiştirecek, dönüştürecek, yozlaştıracak, başkalaştıracak, kısmen de güzelleştirecek şeylerdir. Tırnak içinde ilerlemelerin, geri dönüşü olmaz. 68, 78 kuşağı gibi nostaljik söylemler durumu irdelemeye yardımcı değil, sürreal bir şizofreni içinde savrulmaya yol açacak akıl kaymalarıdır. 68, 78 kuşağının ciddi entellektüel mücadelecilerinin bağnaz, öylesine, körü körüne bir ideolojiye tutunmuş lümpen sınıflara oranı neyse, dijital dünyayı entellektüel ve ilerici kullananların yozlaşmış lümpen ve hadsiz kitlelere oranı da odur. İnsanlık kolay kolay değişmez. Zorla dayatsanız, herhangi bir lümpene bedava tarih, sosyoloji, felsefe, aritmetik, antropoloji, fizik, biyoloji dersleri verseniz de bu işe yaramaz. Beş para etmez zevklerinden kolay kolay vazgeçecek değillerdir. İnsanlara bir şapka giydirir gibi içsel bir devrimi zorla yaptıramazsınız. Bunun ne kuşaklarla ne teknolojik ilerlemelerle alakası yoktur. İnsanlar dün ne ise bugün de odur. Bir şeyin yozlaşabilme ihtimali varsa ki “free inquiry” içeren her oluşum bu tuzağı taşır; o şey mutlak surette yozlaşacaktır. Suçlu her zaman İNSANDIR ve suçunu hep başka şeyde arar. Ne yazık ki telkine kapalı manipülasyona açıktır, bilime kapalı kolaycı şizofrenilere hapsolmaya açıktır, uğraşı vermeye kapalı tembellik içeren her şeye açıktır. İnsanlık tarihi boyunca küçük bir azınlık didinmiş ilerleme göstermiş, geride kalanlar evrimin ilk basamağında çakılı kalmıştır ve bu şekilde de devam edecektir.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!