Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in NATO üyelik süreciyle ilgili “Muhataplarımıza ‘Cumhurbaşkanı olarak parlamentoya sevk ettim ve bana teşekkür ettiniz. Sizlerden de bir şey bekliyorum’ diyorum. Muhataplarımıza, ‘Eş zamanlı kongrenizden bunu (F16) geçirin, beraberce eş zamanlı olarak bu adımları atalım.’ diyorum” ifadelerini kullandı.
‘HER AN İFLAS BAYRAĞINI ÇEKEBİLİR’
İsrail’in Gazze’ye saldırılarıyla ilgili de Erdoğan, “İsrail’e yönelik başta ABD olmak üzere tüm Batılı ülkelerin destekleri olmasaydı, şu anda bölgemizde böylesi bir tabloyla karşı karşıya olmazdık. İsrail Başbakanı Netanyahu şu anda iflas ile baş başa kalmış bir durumdadır. Her an iflas bayrağını çekebilir. Netanyahu yaptıklarının cezasını ödemekten kaçamayacaktır. Er ya da geç yargılanacak ve işlediği savaş suçlarının bedelini de ödeyecektir” dedi.
‘TAMPON BÖLGE’ İDDİASI
İsrail’in Gazze’de tampon bölge kuracağı iddiasıyla ilgili de “Tartışılmasını bile Filistinli kardeşlerime saygısızlık olarak görürüm, tartışılacak bir plan değil” dedi.
“Bu topraklar Filistinlilerindir. Ne olacağına, kimin yöneteceğine Filistin halkı karar verir. Onların kararı üzerinde karar verici tanımıyoruz” diyen Erdoğan, İsrail-Filistin Barış Konferansı önerisiyle ilgili de “Biz garantörlüğe de bu konferansa ev sahipliği yapmaya da hazırız. Yeter ki barışı gerçekten istesinler” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Katar ziyareti dönüşü uçakta gazetecilere değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Gazze’deki durumla ilgili diplomasi trafiğinin anımsatılıp, “Temaslarınızda, BM’deki Gazze’de ateşkese ilişkin karar tasarısına çekimser oy kullanan ülkelerin tavırlarında bir değişiklik gözlemlediniz mi?” sorusu üzerine Erdoğan, çekimser oy kullanan ülkelerin tutumlarında değişiklik olacağı kanaatini taşıdığını söyledi.
Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi sonrası İsrail’in zulmünü ve çözüm yollarını ülkelere anlatan bir yedili grup oluştuğunu, bu grupta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da bulunduğunu aktardı.
‘BAŞKA ALTERNATİFLERİMİZ DE YOK DEĞİL’
Erdoğan, “F-16 ve Eurofighter Typhoon uçaklarının alımının, Türkiye’nin, İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasıyla ilişkilendirildiği yönünde algılar var. Muhatap ülkeler ilave birtakım şartlarla Türkiye’yi belli bir masaya mı çekmeye çalışıyor?” sorusuna da şu yanıtı verdi:
“F-16 meselesinde biz muhataplarımıza dedik ki ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin kongresi varsa bizim de kongremiz yani Meclisimiz var.’ Parlamentomuzdan nihai karar çıkmadıktan sonra söyleyecek herhangi bir şey yok. ‘Ben Cumhurbaşkanı olarak bunu parlamentoya sevk ettim ve bana teşekkür ettiniz. Görevimi yaptım ama sizlerden de bir şey bekliyorum. Sizler de eş zamanlı olarak bu konuda kongrenizden bunu geçirin, beraberce eş zamanlı olarak bu adımları atalım.’ diyorum. Bir diğer konu da Eurofighter Typhon meselesi… Kaldı ki Eurofighter konusunda da aslında İngiltere’nin bakışı olumlu. Maalesef Almanya’da bir sıkıntı söz konusu. Fakat pürüzleri gidermek için İngiltere’nin olumlu yaklaşımı oldu. Almanlarla konuyu görüşeceklerini söylüyorlar. Bu noktada başka alternatiflerimiz de yok değil.”
‘İSTANBUL’UN, ANKARA’NIN ÇEKTİĞİ ÇİLELER ORTADA’
İYİ Partinin, CHP’nin yerel seçimlerdeki işbirliği teklifini reddetmesini de bir soru üzerine değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Cumhur İttifakı olarak içimizde böyle bir sıkıntı söz konusu değil. Ekibimiz şu anda muhataplarıyla görüşmelerini yaptı, yapıyor. Sayın Devlet Bahçeli ile bu konuda ana çerçevede görüşmelerimizi yaptık, adımlarımızı zaten attık, atıyoruz. Arkadaşlarımız çalışmaya devam ediyor. Cumhur İttifakı’ndaki sağlıklı çalışma şartları görünen o ki karşı tarafta yok. Bizler de şu an itibarıyla bu sağlıklı gidişi herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeden devam ettireceğiz. ‘Yeniden İstanbul’, ‘Yeniden Ankara’ diyorsak bu iller başta olmak üzere şehirlerimizin tamamında çok çalışıp Cumhur İttifakı olarak seçimi kazanmalıyız. Zira İstanbul’un, Ankara’nın çektiği çileler ortada. İllerimizde vatandaşımızı, halkımızı inşallah karamsarlığa sürüklemeyecek adaylarla yeni bir sıçramayı yapacağız. Cumhur İttifakı olarak da en güzel şekilde 31 Mart seçimlerinden zaferle çıkacağız.”
‘BİZ MİLLİYİZ, YERLİYİZ. ONLAR NE MİLLİDİR NE DE YERLİ’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “HEDEP yerel seçimlerde bütün şehirlerden aday çıkartacağını, son sözün Parti Meclisinde olacağını söyledi. Bu kararlarının arkasında duracağını düşünüyor musunuz?” sorusuna karşılık da şunları söyledi:
“Yaptıkları, geçtiğimiz seçimde gerçekleşen ve hala gizli tutulan pazarlıkları tazeleme gayreti olabilir. Öpülen ellere, gönderilen selamlara bakılırsa CHP de nikah tazeleme konusunda bir hayli hevesli. Bu hevesi gördüklerinden olsa gerek ‘ne koparırsak kardır’ taktiğini devreye almışlar anlaşılan. Biz bu oyunu daha önce de gördük. Geçtiğimiz seçimlerde ne dediklerini hatırlayın, kesin dille Cumhurbaşkanı adayı çıkartacaklarını söylemediler mi? Sonra CHP ile kapalı kapılar ardında pazarlığa oturdular. CHP’den aldıkları somut sözlerden çok memnun oldular ve aday çıkartmayacaklarını söyleyip altılı masanın adayına açık destek verdiler. Hatta o süreçte Kandil’den de Millet İttifakı’na açık destekler geldi. Şimdi de aynı süreç işletiliyor. CHP’ye ‘bize ne vereceksiniz, biz neler alacağız’ diyorlar. Cumhur İttifakı’nın dışındaki diğer siyasi partilerin mantalitesi bizim anlayışımız değildir. Ne HEDEP’in zihniyeti ne CHP’nin zihniyeti bizimle bağdaşmaz. Yakından, uzaktan bizimle alakası olamaz. Biz milliyiz, yerliyiz. Onlar ne millidir ne de yerli. Biz bu millilik, yerlilik ekseninde inşallah bu çalışmaları sürdüreceğiz, 31 Mart’tan da çok çok farklı bir şekilde kazanarak çıkacağız.”
‘BİZİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATABİLECEK KİMSEYİ LİSTELERİMİZDE GÖREMEYECEKSİNİZ’
31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimde belediye başkan adaylarının hangi kriterlere göre seçildiğinin sorulması üzerine Erdoğan, “Halkımızın kabul gördüğü veya kabul gösterdiği kriterler neyse biz o kriterlerle adaylarımızı belirlemenin gayreti içerisinde olacağız.” dedi.
Belediyecilikten gelen bir siyasetçi olduğunu hatırlatan Erdoğan, “40 yılımızı buna verdik ve halkımın ilgisi, alakası, muhabbeti kimedir, neyedir, hangi kriterler hangi adayda olursa halkım ona teveccüh eder, bunları az çok biliyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Erdoğan, bu konularda partide çalışma yürütenlerle birlikte enine boyuna analiz yaptıklarını, bunun ardından nihai kararı verdiklerini belirterek, “Yerel yönetimler seçiminde de yerel yönetimlerden gelen bir siyasetçi olarak, bu kriterleri masaya yatıracağız ve adımlarımızı da ona göre atacağız. Bizim belediyecilik anlayışımızı temsil etmeyecek, bizi hayal kırıklığına uğratabilecek kimseyi listelerimizde göremeyeceksiniz. Çok nitelikli arkadaşlarımız mevcut ve en iyisine karar verip milletimizin huzuruna çıkıp destek isteyeceğiz.” şeklinde konuştu.
‘İLKELİ SİYASET BUNLARIN KİTABINDA YER ALMAZ’
Erdoğan, “CHP Genel Başkanlığına seçilen Özgür Özel ilk iş ‘Türkiye Doğu’da işgalcidir’ diyen bir kişinin elini öptü. Daha sonra ‘TSK kimyasal kullandı’ diyen Şebnem Korur Fincancı’ya açık ve net bir destek verdi. Muhalefetin tutumu hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine, şunları söyledi:
“Bu isimlerin hiçbiri ne milli ne yerli ne vatansever. Böyle bir yanları zaten yok. Bunların yakıştığı ve yakışacağı yerler belli. Nereye yakışır bunlar? CHP’ye yakışır, Nereye yakışır bunlar, HEDEP’e yakışır. Bunlar nasıl genel seçim öncesi terör örgütleri dahil birçok odakla iş tuttularsa yine aynısını yapacaklar. Türkiye’nin karşısında konumlananlarla yan yana gelmek bunlar için sorun değil. Amaca ulaşmak için her yolu mübah sayar bunlar. İlkeli siyaset bunların kitabında yer almaz. Gerektiğinde halka, gerektiğinde kendi teşkilat mensuplarına ve seçmenlerine yalan söylemekten çekinmezler. Son seçimde, seçim sonuçları ortaya çıktıktan sonra bile ‘kazandık’ demediler mi? Kaldı ki seçim sonucunun böyle olacağını bile bile koro halinde kendi kitlelerine yalan söylediler. Zaten Cumhur İttifakı’na bunların yakışması söz konusu değil. Bizimkiler milli olacak, yerli olacak, vatansever olacak ve bayrağıyla ezanıyla yatıp onlarla kalkacak.”
‘HAZİRAN SONRASI ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE YILLIK ENFLASYON DÜŞECEK’
Enflasyonla mücadeleye ilişkin soruları da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyonun yanı sıra piyasadaki fırsatçılıkla mücadele konusunda neler yapılacak?” sorusu üzerine, fırsatçılıkla, fahiş fiyat artışlarıyla mücadeleyle ilgili denetim ve cezai uygulama görevlerini yerine getirdiklerini anlattı.
Bunu yaparken devletin ilgili kurumlarının, enflasyonla mücadele programına uygun biçimde, koordineli şekilde çalıştıklarını aktaran Erdoğan, “Bir yandan da arz, talep, stok, ihracat, ithalat verileri hemen hemen her gün kontrol ediliyor. Piyasada yokluk oluşmaması buna bağlı olarak da fahiş fiyat artışları oluşmaması noktasında ciddi tedbirler aldık ve 6 aydan bu yana piyasada hiçbir mal sıkıntısı yaşanmadı.” dedi.
Fahiş fiyat artışı yaptıkları tespit edilen sektörlerin üzerine hızlı ve organize bir şekilde gidildiğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Gayrimenkulde, otomotivde ciddi fiyat düşüşleri oldu. Cumhuriyetimizin 100. yılı vesilesiyle fiyat indirim kampanyası çağrımız da etkili oldu. 100 bine yakın işletme bu noktada katılım gösterdi. Esasında biz enflasyonu dizginleyerek, beklentileri yöneterek, kalıcı bir şekilde dezenflasyon sürecini başlatmış durumdayız. Bazı ürünler bazında farklı mecralarda farklı fiyatlar olabiliyor. Bunu tamamen kontrol etmek, yönetmek, idari kararlarda pek olası değil. Onun yerine bizim için önemli olan genel anlamda ekonominin tamamına hakim fiyat seviyesindeki artışların yavaşlamasıdır. Şu anda yavaşlama başladı. Bu bir trende dönüştü. Önümüzdeki aylarda bu çok net bir şekilde ortaya çıkacak. Baz etkisiyle haziran ayına kadar yıllık enflasyon yüksek kalacak. Bir de para politikası gecikmeli çalışıyor. Haziran sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek.”
Bu ne yaman çelişki, ne yaman kendini küçük düşmedir. İsveç’in NATO üyeliğine bölücülere himaye ettikleri için karşı çıkılıyordu. Dişe dokunur hiç bir adım atmadıkları halde konuyu meclise taşıyoruz. F-16 larla ve konuyu başka bir devletle ilişkilendirmek; kızına başlık parası isteyen baba ile aynı pozisyona düşmektir. Damadı beğenmeden üç kuruş için olumlu yanıt vermek gibi…
Siz bakmayın her şeye haftada 5 TL 10 TL zam geldiğine, düşüyo enfilasyon. Siz gormuyonuz, valaha düşüyo bak…