CHP Genel Başkanı Özgür Özel, siyasette normalleşme adımlarını, CHP-MHP gerilimini ve Devlet Bahçeli’nin Cumhur İttifakı’na yönelik açıklamasını değerlendirdi.
Gazete Pencere’den Yavuz Oğhan’a konuşan Özel, ilk duruşması 1 Temmuz’da görülecek olan Sinan Ateş cinayeti davası öncesinde MHP Genel Başkan Yardımcıları Semih Yalçın ile İzzet Ulvi Yönter’in kendisine yönelik açıklamaları hakkında da konuştu.
Özel, “MHP’de Sinan Ateş cinayetinin aydınlatılmasını istemeyen kim varsa normalleşmeden rahatsız” dedi.
‘SİNAN ATEŞ CİNAYETİNİN AYDINLATILMASINI İSTEMEYEN KİM VARSA NORMALLEŞMEDEN RAHATSIZ’
Özel’e sorulan sorular ve yanıtları şöyle:
“Kim karşı normalleşmeye?
Ben Sayın Erdoğan’a gittikten sonra DEM Parti’yi ziyaret ettim. Sayın Bahçeli’den randevu aldım. En hızlı randevu veren lider oydu. Çok da iyi bir görüşme geçti. Rahmetli Bülent Ecevit’le diyaloglarından falan örnekler verdi. Bu çok kıymetliydi benim için. Benim pek çok bahsettiğim konuda da son derece duyarlı bir tutum takındı. Ama MHP’nin içinde birileri bu normalleşmeden rahatsız. Aslında MHP’de Sinan Ateş cinayetinin aydınlatılmasını istemeyen kim varsa normalleşmeden rahatsız. Çünkü normalleşmek demek ülkede siyasilerin görüşmesi kadar adaletin tecelli etmesine de engel olunmaması anlamını taşıyor.
‘İTTİFAKIN DEVAMI ATEŞ DAVASINA BAĞLI’
Kuralların işlemesinden bahsediyorsunuz…
Özgür Özel: Kuralların işlemesi, hukukun işlemesi. Maalesef AKP MHP ilişkisi, zaman zaman hani diyorlar ya 15 Temmuz günü sokakta kuruldu. Dün en son dayanamadık söyledik. MHP’nin internet sitesinde vatandaşlara 15 Temmuz’da sokağa çıkmayın tavsiyesi hala var.
Burada şunu da söyleyeyim. Benim çağrımla meclis açıldı. Biz meclise gittik. MHP’den ilk gelenler bize de dediler ki kardeşim ne işiniz var burada? Bizi de sürüklediniz peşinizden. Çünkü hiç niyetleri yoktu onların o zaman meclise gelmeye.
Kim?
Ya söylemeyeyim. İnkar ederlerse açıklarız. E şimdi o zaman ben doğrusunu hatırlatayım. Cumhur İttifakı nerede kuruldu, MHP’nin olağanüstü kurultayı iptal edilirken adliye pazarlıklarında kuruldu. O gün MHP’nin kongresi iptal olmasaydı İYİ Parti de kurulmazdı. Bugün de ittifakın devamı yine bir adli soruşturmanın içine bazı MHP yöneticilerinin katılmaması üzerinden devam ediyor. Bunu bilmeyen yok.
‘BAHÇELİ BEDELİN AĞIR OLACAĞINI GÖRÜYOR’
Ayşe Ateş dillendiriyor zaten o isimleri…
Hani bas bas bağırıyor desem yanlış olmaz. Bunu bilmeyen yok. Bu iki kişi dikkat edin, biz Sayın Bahçeli’yle gayet olumlu bir diyalog içinde olduğumuz halde sürekli hakaretler iftiralar, bir sürü saldırı falan. Biz onlara sadece söylediğimiz şu; çok açık bir şekilde şunu söylüyoruz. Normalleşme MHP’ye rağmen de yürüyebilir. Çünkü biz siyasette tehditleri normal görmüyoruz. İftiraları normal görmüyoruz. Siyasette şantajı normal görmüyoruz. Siyasette hakareti normal görmüyoruz. Bunları siyasetin ana öğesi yapmak iki arkadaşın saldırıları da vız gelir, tırıs gider. Çok ciddiye alınacak bir yan da görmüyorum.
‘DEVLET BEY’İN O İKİSİNE SİYASETEN CEZA VERECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM’
Peki Devlet Bahçeli bunu görmüyor mu? Çünkü görüşmeniz sırasında uyumluysa sonrasındaki açıklamaları nasıl yorumlayalım?
Özgür Özel: Vallahi Devlet Bey, şöyle bir şeyi görüyor bence. Partisinde genel başkan yardımcısı pozisyonundaki iki kişinin meselenin neresinde olduğunu görüyor. Ama bu meselenin bu şekilde açıklığa kavuşmasının kurumsal olarak MHP’ye mal olacağını ve bunun çok ağır bedelleri olacağını da görüyor. Her şey Devlet Bey’in istediği gibi gitse, MHP’ye hiç sirayet etmeden gitse, ben ilk fırsatta Devlet Bey’in, o ikisine siyaseten ceza vereceğini düşünüyorum. Ama biz Devlet Bey’in adaletini bekleyemeyiz. Sinan Ateş’in çocukları gerçek adalet bekliyorlar.
Devlet Bahçeli’yle yeni bir randevu planı var mı?
Özgür Özel: Şu anda yok ama olabilir. Ben Devlet Bey’in genel olarak partisini bu işlerin dışında tutacak bir çizgi izleyeceğini ve meselenin bir yerinde kendisini ve partisini sorunlardan ayrıştıracağını düşünüyorum. İhtiyaç olursa görüşürüm ama şu anda bir planlama yok.
CHP SEÇMENİNDE İKİ TİP ENDİŞE VAR, BİRİSİNE HAK VERİYORUM
CHP seçmeninin bir bölümünden de normalleşmeye itiraz var. Kaygılar dile getiriliyor, bu kaygıları haklı buluyor musunuz? İktidara can simidi atıyorsunuz eleştirileri var.
Özgür Özel: İki tip endişe var var. Bir tanesi çok hak verdiğim endişe. AKP’nin geçmiş pratiklerinden hep birlikte yaşadığımız travmalardan, acılardan kaynaklanıyor. Gar Katliamı, Suruç, 7 Haziran 1 Kasım arası yaşananlar. Boşu boşuna Mücella Yapıcı’yı o yaşında içeride tutanlar, hala daha Gezi tutukluları varken AK Parti’yle iş birliği mi olacak endişesini son derece haklı ve samimi görüyorum. Zaten bu konuda bugünkü açıklamamız ortada. (Suç ortaklığı açıklamasına atıfta bulunuyor) Ama bir de kendi pozisyonundan endişelenenler var. Yani kutuplaşma olmazsa, diyalog zemini olmazsa ‘benim bu YouTube yayınlarını kim izleyecek’ diyenler var.
AK Parti’ye söverek medyanın bir yerinde siyaseten kendisini var ediyor. Kendinden söz ettiriyor, izlettiriyor. Böyle bir sürece ‘bunlar anlaşacaklar, uzlaşacaklar, ben ne iş yapacağım’ diye bakıyor. Bizim AK Parti’yle uzlaşacak zeminimizin olduğu yer anayasaya tam bağlılık noktasıdır. Orada uzlaşabiliriz. E ben AK Parti’yle uzlaştığım noktada Gezi Davası bitmişse, bütün AHİM kararları uygulanıyorsa, bütün mahkeme kararları uygulanıyorsa bu iyi bir süreç. AK Parti’yi buraya çekebilecek gücü bana atfediyorlarsa bu iyi ama böyle bir şeyi ben çok olası görmüyorum.
MHP-AKP birlikteliği, Anayasa Mahkemesi’ni kapatmayı kafaya koymuşken böyle bir ihtimal görmüyorum ama ben kendi pozisyonumu doğru tercih etmek zorundayım. Ben el sıkışmam, konuşmam demek ve buradan bir kutuplaşma yaratmak birilerine başka meşruiyet alanları sağlıyor. Yani oysa ki ben bir araya gelirim, konuşurum, anayasa zeminine davet ederim, çözüm önerilerini söylerim. Bu başka bir şey.
‘ELİMİ HAVADA BIRAKMANIN AK PARTİ’YE MALİYETİ OLUR’
Burada insanın aklına şu soru geliyor. AK Parti neden bu sürece dahil oldu?
AK Parti bugüne kadar gücünü hep milli iradeye dayandırmış. Gerçi kaybettiği seçimlerden sonra seçim iptaliyle o milli iradeye hürmetsizlik de yapmış. Ama yine de 31 Mart seçimlerinden 1. çıkmış partinin çağrısına ve yaklaşımına duyarsız kalamaz. Bunun daha ağır bedeli olur. Milli iradenin en çok oy verdiği partinin genel başkanı olarak elimi uzatıyorum. Havada bırakmanın maliyeti el sıkışmaktan daha ağırdır. O yüzden böyle yapıyor, görüşüyorlar. Biz de bunu istismar etmeyen bir çizgi takip ediyoruz. Rahatsız olanlar ortada ama bizim mahalleden rahatsız olanların iyi niyetli endişelerine fevkalade hak veriyorum ve onların endişesini gözetmek, bertaraf etmek benim görevim. Ama kötü niyetli endişeliler var. Onlar çatışma kavga, küfür, kıyamet giderken o iklimden besleniyorlar. Onlar mutlu olacak diye küfredecek halim yok kimseye.
‘ERDOĞAN 4 YIL SEÇİM YOK DİYOR AMA 1-2 YIL ZOR GİDER’
Üç ekonomi yetkilisi yani Yalçın Karatepe, Selin Sayek Böke ve Volkan Demir, Mehmet Şimşek’e gidecekler. Orada da, CHP ekonomik krizin bir parçası haline gelir kaygınız var mı?
Hayır. Asla ortak olmuyoruz. Mehmet Şimşek’in uygulamaya çalıştığı program örtülü bir IMF programıdır. IMF de olsa böyle yapardı. Kriz mağdurlarına krizin bedelini ödetiyor. Çünkü Şimşek öncesi devrede olan ve şimdilerde irrasyonel denilen program Tayyip Bey’in talimatlarıyla uygulandı. Parası olan kazandı. Şimdi tam tersi ekonomi politikası uygulanıyor yine parası olan kazanıyor. Vergilerde de durum adaletsiz. Fabrikatörle kapısındaki bekçi aynı vergiyi veriyor. Çünkü dolaylı vergi yüzde 68. Bunu tersine çevirmek lazım. Asgari ücretliye, emekliye, sabit gelirliye vermek için para yoksa vergi düzenini değiştirelim.
Gelin oturalım, mecliste kimseyi dışlamadan bu işi yapalım. Plan Bütçe Komisyonu, ilgili komisyonları çalıştırarak yeni bir vergi sistemine geçelim. Biz gelirsek bunu yapacağız. Ama vakit yok. Yani seçimi bir an önce yapmak lazım. Yani şöyle bir şey var. Erdoğan diyor ki; ‘4 yıl seçimsiz dönem’. Muhalefetin hemen erken seçim yapabileceği bir meclis aritmetiği yok. Erdoğan diyor ki; 4 yıl. Bence 1-2 yıl zor gider. Ama bu insanların bir bayram daha geçirecek durumları yok. Benim buradaki yaklaşımım bu. Bunun için görüşeceğiz. Yoksa 22 yıllık ekonomi programına niye ortak olayım? MHP işte ortak ben de dedim ki; ortağını bize ittirme.
‘AK PARTİ’YLE KOL KOLA GİRECEĞİZ DİYE OY İSTEMEDİK’
Devlet Bahçeli’nin Cumhur İttifakı’nı sallayan açıklamasını böyle mi okuyorsunuz?
Sadakat var, tehdit var, destek var, kırgınlık ifadesi var. Metinde yok yok. Her isteyen istediği yerden okusun. Ağır Rusça romanlar olur böyle. Bir sayfasını çevir çevir oku. AK Parti’nin içine mesaj var. Yöneticilerine mesaj var. Erdoğan’a mesaj var. Kendi tabanına mesaj var. Ama bir yandan da, ‘Aman ha, köprüleri atmadık. Sen bizi bıraksan da biz seni bırakmayız” diyor. Yani siyasi platonizm de var işin içinde. Aslında aramız bozuk ama dön bana kimse ayıramaz bizi diye bir şey de var yani. Herkes ittifakına sahip çıksın. Biz 31 Mart seçimlerinde yüzde 38’i alırken, seçimden sonra AK Parti’yle kol kola gireceğiz diye oy istemedik. Sayın Bahçeli bir sefer ‘muhalefet partisiyim’ dedi. Aradan seçim geçmeden gitti iktidar ortağı oldu. Biz iktidarın ortağı değiliz ama iktidara ortağız. Anayasa iktidarı ikiye ayırıyor. Mahalli idareler ve merkezi yönetim. Mahalli idareler bizde. Biz anayasal olarak iktidara ortağız. Ama bu merkezi iktidarın ortağı değiliz.”