1. Haberler
  2. Analiz
  3. Birinin söylemesi gerekiyordu: ‘Hayvana giden insan’

Birinin söylemesi gerekiyordu: ‘Hayvana giden insan’

featured

Serkan Arslan yazdı…

Nedenler, basit ve tekildir. Sonuçlar, ardışık ve karmaşıktır.

İnsanı hayvan soyuna bağlamak, hayvan soyunu insana bağlamaktan daha kolaydır. Bireysel bir yaşamı arzulasa da, insan bir sürü canlısıdır. Yalnız yaşam, tam anlamıyla modernitenin uydurmasıdır. İnsan kafasında kurduğu düşünceye benzer. Bu benzeri olmayan benliğini ispatlamak ister. Yani aranan yalnızlık değil, varlığının değer göreceği kalabalıktır. Demek ki bireysel gelişim aslında kollektif bir varoluş arayışıdır.

Bir canlının varlığının nedeni basittir. Ama bu canlılığın içine hareket edebilen, ses çıkarabilen, büyüyebilen özellikler kattığımızda ardışık bir sonuç ortaya çıkar. Bu ardışıklığın sonucunda yaşamın gayesini sorgulayan varlığa insan diyoruz.

Peki yaşamın içinde insanı üstün kılan bu devinimin yarattığı fark nedir?

İnsan düşsel olarak yaratılanların içinde kriz geçirebilen tek canlıdır. ‘Kriz’ yani sorunun doruğunu belirleyen eşik demektir.

Yunancada yaşam ile ilgili iki tabir kullanılır. ‘Bio’ ve ‘zoe’. Bio, yaşamını biçimlendirebilen bir canlıdır. İtibar, haysiyet, saygı, güven gibi özellikleri kazabilen canlı demektir. ‘Zoe’ da ise tek amaç, hayatta kalmaktır.

Buraya kadar felsefe ile ilerlediğimize göre, bu noktadan sonra düşünmeye sosyolojik olarak devam edelim.

Toplum ‘bio’ özelliklerinin yerine ‘zoe’ özelliklerini seçerek yaşamını devam ettirmekte ısrar ederse o toplumun yaşam alanı hayvanat bahçesiyle nitelendirilir. Kim olduğunun, hangi kimliği taşıdığından daha değersiz hale gelmesi ilkel yasaların devreye girmesine sebep olur. Eşitlik ilkesi, güçlü-güçsüz paradoksuna dönüşür.

Hayvan topluluklarının amacı birlikte yaşamaktır. Ama insanoğlunun birlikte yaşama amacı çokluk ve farklılıktır.

Bir ülkede yöneticiler toplumun fertlerini bu hayvan bahçesinde toplayıp, farklılıkları dışarıda bırakırsa orada insan ve etik değerleri bulamazsınız. Kendini merkeze alan erk, merkezinin etrafındakilere kim olduğuna bakarak kimlik dağıtır. Akılsal ve sosyal yetilerini kaybeden insan, bir hayvan gibi güdülür. Çünkü düşünmekten kaçınır. Çünkü ormanın kralı düşünen hayvan istemez.

İnsanoğlu çok fazla acı çektiği zaman, bu acıyı ona yaşatanı yok etme arzusunu yitirir. Ussallaşmanın önemini yitiren toplum uysallaşır.

Özgür bir insanın en son düşündüğü şey ölümdür. Çünkü düşüncesinde yaşamına bir tarz katma ideası vardır. Bir hayvanın ise ilk güdüsü hayatta kalmak yani ölmemektir.

İnsanı basitleştirirseniz, geriye hayvan kalır. Ardışık olmaktan kaçınır. Karmaşık olmaktan uzaklaşır. Haysiyet, itibar, saygınlık, kendi olabilme gibi öz sorumluluklarını önemsizleşir. Ahlak ve kurallar ortadan kaybolur. Analitik verileri düşünmekten vazgeçer. “Kaç ya da saldır” tercihli basit canlıya dönüşür. Bu bahçenin içinde güçsüz olan adalet değil merhamet ister.

Güçlü olan nizam değil, itaat ister. Aslan kurban ile konuşmaz. Fil karıncayı görmez. Kartal serçeyi yok sayar. Hayvan, insanı yok sayar.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!