1. Haberler
  2. Kültür - Sanat
  3. Cem Karaca’nın Gözyaşları ve Anadolu pop

Cem Karaca’nın Gözyaşları ve Anadolu pop

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Cem Karaca’nın Gözyaşları filmi, drama-biyografi türünde, ancak bana bir kişisel tarih anlatımından daha fazlasını çağrıştırdı.

BİR KİŞİSEL TRAJEDİ

Aslında film daha fazlasını anlatmıyor, amacın bir dönemi anlatmak olmadığını çok net görebiliyorum. Daha çok Cem Karaca’nın müzikal başarısı ve trajedisine odaklanılmış.

Dönemin, yani 1980 öncesinin baskı ve kaos ortamı, ikinci planda kalıyor. Toplumsal mücadele ve özgürlük arayışı Cem Karaca’nın söylemleriyle sınırlı tutulmuş. Bu yazının temel konusu olan Anadolu pop/rock müziği ve halk kültürü ilişkisi ise sadece Cem Karaca’nın babası Mehmet Karaca karakterinin bir öğüdünde kendini gösteriyor. Genellikle aynı mekânların kullanılmış olması, dış mekân kullanımın son derece az oluşu, özellikle konser sahnelerinin yok denecek kadar az kişiyle çekilmiş olması, filmin yüksek bütçeli olmadığının göstergesi. Yüksek bütçeli filmlerin mutlak biçimde başarılı olduğu elbette söylenemez ya da filmsel gerçeklikle, hayatın gerçeğinin birebir örtüşmesi mümkün değil; fakat bu filmde, sadece reel olanın değil, filmsel gerçekliğin de uzağına düşülmüş. Dönemin en başarılı müzisyeninin konserlerini 20 kişilik bir figüran ekibiyle canlandıramazsınız. Cem Karaca’nın konserleri binlerle ifade ediliyordu.

MEMLEKETİN SESİ OLMAK

Ayrıca Cem Karaca’nın 1980’lerin sonunda yurda dönmesiyle macerası bitmiş sayılmaz. Almanya’daki travmatik sürgün hayatı yaşama bakışı ve ilişkilerinde, sonraki yıllar adına köklü değişiklikler getirdi. Yaşam pratiği ve beyanları ile sabit, sağa ve İslamcılığa doğru radikal bir dönüş yapmıştı. Sadece Konya’daki dini törenlere gitmiş olmasından bahsetmiyorum, cenazesinin tekbirlerle defnedilmesini vasiyet etmesi bu gerçeği tek başına anlatıyor. Filmde hayatının bu aşamasına hiç değinilmemiş. Biz sadece acı çeken, yaşamı hayal kırıklığı ve ayrılıklarla dolu bir Cem Karaca izliyoruz.

Tüm bunlara karşın “Ben memleketin sesi oldum” ve “Bir şarkı söyledim diye Allah’ın bana vermediği 400 seneyi istiyorlar” sözlerinin etkili biçimde vurgulanıyor olması, filmin başarılı bir özelliği; çünkü bu iki cümlesi, Cem Karaca’nın, sürgün hayatı öncesi, Türk müzik ve toplumundaki yerini özlüce anlatıyor. Metaforik ve son derece güçlü bir mesaj…

Bunun yanında oyunculuk performansı açısından başarılı bir film olmuş.

HALK KÜLTÜRÜ VE BATI MÜZİK FORMU

Bana göre, Cem Karaca, Anadolu Pop/Rock (pop ve rock şeklindeki iki isimlendirme, farklı iki müzik türü olduğu anlamına gelmiyor. Ortada tek bir müzik türü var; fakat o dönemki adlandırma böyle olduğu için ikisini birden yazma ihtiyacı hissettim) müziğinin en önemli temsilcisi.

Türk halk müziği gerçeğini kavrayıp, halk müziğini, özünü koruyarak, batı formunda yeniden yorumladı ve geleneksel olanın ileri taşınabileceğini gösterdi. Bu hâliyle müziği ilerici bir nitelik taşır. Toplumun özgürlük ve eşitlik talebine kayıtsız kalmamış, Dadaloğlu başta olmak üzere, Anadolu tarihindeki sınıfsal temelli mücadelenin ezgilerini yeni müzik formunda biçimlendirerek yaratıcı ve protest bir müziğe ulaşmıştır.

BATI’NIN MODERNİST BASKISINA KARŞI MİLLİ MÜZİK

Böylece kendinden önceki aranje (düzenleme) Batı taklidi müzik tarzını aşarak, ilerici bir rol üstlenmiş ve bu ülkenin, özü Anadolu toprağına dayanan yeni ve millî müziği olmuştur.

Tüm bu nedenlerle Cem Karaca’yı sürgüne gönderilmeden önce, Anadolu Pop müziğine yaptığı istisnai katkıyla hatırlamayı yeğliyorum.

61 ANAYASASI, ÖZGÜRLÜK VE ANADOLU GERÇEĞİ

27 Mayıs 1960 ilerici harekâtı sonrasında kabul edilen 1961 Anayasası, özgürlük, temel hak ve hürriyetler bakımından dünyanın en demokratik anayasalarından bir tanesi oldu. Yeni anayasa ile halkçılık ilkesi güç kazandı. Bunun doğal sonucu olarak edebiyat ve sanatta köy olgusu açığa çıktı.

Sanayileşmeye bağlı olarak şekillenen kent merkezli yaşam, tarihi kategorizasyonda daha ileri bir aşamayı ifade ediyor; ancak Batı merkezli kapitalizm, 20. yüzyılla birlikte emperyalist bir sisteme dönüşünce, Rönesans ve Aydınlama ile ortaya çıkan bütün ilerici değeler tasfiye edildi, Batı’nın modernitesi toplumlar üzerinde bir baskı aracı oldu. Geriye atılmış bir adım olarak değil; fakat tarihî ilerici bir misyonla köy olgusu protest toplulukların gündemine geldi; çünkü köy olgusunun doğmasındaki önemli etkenlerden biri Batı’nın beat-hippi gençlik kuşağının modern dünyayı sorgulaması, ona karşı yabancılaşması ve modernizmi eleştirmesidir. Bunun doğal sonucu olarak modern yaşam kültüründen uzak, katışıksız yerel kültürler yüceltildi.

MİLLİ VE YEREL BİR MÜZİK

Türkiye’de Yaşar Kemal, Mahmut Makal, Fakir Baykurt gibi köy ve Anadolu gerçeğini anlatan yazarlar, hak ettikleri gibi ön plana çıktılar. Ahmed Arif, Hasan Hüseyin gibi Anadolu şairleri önem kazandı. Bu bir toplumsal gelişmeydi. Müzikteki karşılığı Anadolu pop-rock olarak ortaya çıktı.

1961 Anayasası’nın yarattığı yeni siyasal iklim sinema ve edebiyatın yanı sıra müzikte de halkçılık ve millileşme kavramlarını ön plana çıkardı. Batı müziğinin kopyası olan “düzenleme/aranje“ akımından farklı olarak, Batı müzik tekniği sadece bir biçim olarak kullanıldı, Anadolu pop-rockın içeriğini milli ve yerel unsurlar oluşturdu.

ANADOLU, ZENGİN HALK KÜLTÜRÜ VE BİR SENTEZ

“Türkçe söyleyen yabancılar” modasının yarattığı furyaya, 60’lı yılların sonlarında başta Cem Karaca olmak üzere, Moğollar, Hümeyra, Fikret Kızılok, Selda Bağcan ve Barış Manço’nun öncülüğünü yaptığı Anadolu pop akımı ile set çekilebildi.

Anadolu pop-rock türü temelde sentez karakterli müzik kültürünü ifade ediyor.
1960’larla birlikte türkülerin Batı formunda yorumlanması kitleselleşmeyi de beraberinde getirdi. Konser, plak vb. kitleselleşmen aracı oldu.

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ, KİTLESELLEŞME VE YABANCILAŞMA

Adorno ve Horkhemier’ın Frankfurt Okulu çerçevesinde kavramsallaştırdıkları Kültür Endüstrisi kitleselleşen popüler kültür ürünlerinin, vahşi kapitalizmin bir manipülasyonu ile insan ihtiyacı olarak gösterildiğini söyler. Bu bağlamda tüm sanat ve medya ürünleri, alınıp satılması doğal birer meta olarak sunulur.

Eleştirel Kuram olarak adlandırılan bu akımın, rafine eseri Theodor W. Adorno ve Max Horkheimer tarafından kaleme alınan ve 1947 yılında basılan “Aydınlanmanın Diyalektiği”dir.

Aydınlanma aklın ve özgür düşüncenin temsilidir ve diyalektiğin temel yasası gereği, belli bir tarihsel aşamada kendi karşıtını yaratır.

AYDINLANMANIN DİYALEKTİĞİ, İKTİDAR VE MİLKİYET İLİŞKİLERİ

Adorno, insanın doğa üzerinde akıl ve özgür düşünce sayesinde teknik bir egemenliğe sahip olduğunu, egemenliğin ileri aşamalarında, aydınlanmanın kendi karşıtını yaratarak bir kitle aldatmacasına dönüştüğünü; bireylerin bilinçlerini etkileyerek onların bağımsız, özerk bilinçli yargılarda bulunmasına engel olduğunu savundu.

Aydınlanmanın Diyalektiği bir fenomeni gösterme başarısına sahip oldu; yani gerçeğin bir yüzünü göterdi. Gerçeğin bütününe ise ulaşamadı; çünkü bir çözüm üretemedi. Mülkiyet ilişkilerini değiştirecek iktidar modelini üretme kudretinden yoksundu. Bu nedenle etkinliği entelektüel dünya ile sınırlı bir düşünce akımı olmaktan öteye gidemedi.

Frankfurt Okulu’nun sanat ve iletişim, özelde müziğin, tek tipleştirilip, meta hâline getirilmesi ile ilgili doğru çıkarımı, Anadolu Pop’un ayırtedeci özelliğini kavramamız açısında önem taşıyor.
Anadolu pop hiçbir zaman bütünüyle piyasaya indirgenecek bir müzik akımı olmadı.

ANADOLU GERÇEĞİ VE ZENGİNLİĞİNE SADIK BİR MÜZİK

Üç Hürel, Yeliz, belki ileri aşamalarda MFÖ, bireysel aşk temalarıyla kendini ifade etti, ancak bunlar nitelik açısından, içine arabeski de koyarak tanımlayabileceğimiz popüler müzikten, karşılaştırılamayacak kadar üstündü. Sıradan olanı, imgeler ve çağrışımlarla yüklü sözlerle ifade etme başarısı gösterdiler.

PROTEST BİR KARAKTER

Anadolu pop bu toprakların arı halk kültüründen beslendi, halk ezgilerini ileri müzik teknikleri ile birleştirerek, yaratıcı bir ulusal akım hâline geldi. Baskın olan karakteristiği protest olması, bu niteliğiyle, Türk toplum ve müziğinde ilerici bir rol oynadı. Kültür ve müzik tarihimizin istisnai bir unsuru olarak varlığını korumak zorunda.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!