Mustafa Özgür Sancar yazdı…
ABD’deki başkanlık seçiminin sonucu, çok kutuplu dünya eğilimi açısında önem taşıyor. Bunun dışında Demokrat ya da Cumhuriyetçi fark etmez… Özellikle dış politikada belirli küçük farklar (nüans) dışında aynı Amerikan devlet stratejisi uygulanıyor. Harris ya da Trump… hangisi başkan olursa olsun ABD’nin yayılmacı ve emperyalist gerçeği değişmez. Dönemsel siyasal kararlardır.
STRATEJİK DERİNLİK VE RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Seçimi kazanan Trump’ın ”Savaş istemiyorum, savaş başlatmayacağım, savaşı bitireceğim” sözü önemli; bu konuda ne kadar tutarlı olduğunu kısa zamanda göreceğiz. Seçimden aylar önce Rusya-Ukrayna savaşında, Ukrayna için 1 dolar dahi harcamayacağını söylemişti. Bu çerçeveden baktığımızda Türkiye ve AB ile olan ticari ilişkileri kökten etkileyen bu savaşın bitmesi büyük bir önem arz ediyor. Savaşın bitmesi AB için stratejik derinlik kazanmak anlamına geliyor.
ÇOK KUTUPLULUK VE TRUMP’IN NATO TEHDİDİ
Başta NATO, Çin, Rusya ve İran ile ilişkiler başta olmak üzere Trump yönetiminin belirli değişiklikler yapması bekleniyor. Yani saldırgan ve yayılmacı dış politika düşük yoğunluklu düzeye bir düzeye çekilebilir.
Ortadoğu’daki İsrail saldırganlığını dizginlenecektir. Trump bir İsrail dostudur ve Kudüs’ü İsrail başkenti olarak kabul eden ilk başkan olması nedeniyle bölgesel savaşa ABD’yi çekmeye çalışan Netanyahu için bir kazanç olarak görülebilir; ancak Trump, ülkesinin ekonomik gerçekliğinden hareketle her türlü savaş harcamasını asgariye indirmeyi planlıyor.
NATO ile ilgili tutumu bunu kanıtlıyor. Başkanlık döneminde, bu örgüte üye ülkelerin GSYİH’nin en az yüzde 2’sini savunmaya ayırarak, örgüte daha fazla katkıda sağlamamaları durumunda ABD’nin NATO’dan ayrılabileceğini söyledi.
Ayrıca Trump doğrudan AB ülkelerini hedef alarak, NATO anlaşmasının, saldırıya uğrayan bir üyeye diğer üye ülkelerin askerî destek sağlamasını zorunlu kılan 5. maddesini uygulamayacağını açıklamıştı. Bu tutumun Ortadoğu politikasına yansımaması mümkün değildir. Netanyahu’nun ABD’yi İran ile sıcak savaşa sürükleme girişimleri son bulacak. Trump, NATO’dan vazgeçerken, İran’la bir sıcak çatışmaya girerek yeni bir Afganistan bataklığı yaşamak istemez. Böylece bölgede İsrail saldırganlığı dizginlenebilir.
AMERİKA’YI SOYAN KİŞİ: ZELENSKİ
Trump, kendisine yönelik suikastı tertip ettiğini düşündüğü ABD devleti içindeki küreselci neocon karşıtı bir dış politika çizgisi izleyeceği görüntüsü veriyor olsa bile, ABD’nin genel geçer emperyalist politikalarını dışına çıkamaz; ayrıca onun politik tercihleri kişisel problem ve rövanşist bir anlayışa dayanıyor. İdeolojik ve radikal olması beklenemez.
Fakat ilk planda savaşa mesafeli durması, Ukrayna devlet başkanı Zelenski’yi ABD’yi soyan birisi olarak tanımlayıp, Rusya-Ukrayna savaşının bitmesini istiyor olması, BRICS’in gittikçe hız kazanan etkinliğinden de görüldüğü gibi çok kutuplu dünya arayışı için yakın dönemde geniş bir manevra alanı oluşturacak. Çok kutuplu dünya bölge ve Türkiye’nin güvenliği açısından son derece önemli.
MİLLİ HÜKÜMET
Bununla birlikte Trump yönetimi, kukla Kürdistan projesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığını ortadan kaldırmaya yönelik dolaylı baskısıyla Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışacak. Bu noktada Türkiye’nin ABD dahil tüm ülkelerle karşılıklı bağımsızlığa saygı duyan ilişkiler geliştirecek yeteneğe sahip bir millî hükümete ihtiyacı var. Tutarsızlıklar içerisinde yüzen hükümet ve muhalefet Amerikan yayılmacılığına karşı ülkeyi koruyabilecek maharetten oldukça uzak.
NE DEMOKRATLAR TRUMP’TAN DAHA MAKUL NE DE CUMHURİYETÇİLER DEMOKRATLARDAN
Muhafazakâr Cumhuriyetçiler ya da liberal sol olarak tanımlanan Demokratlar… her ikisi de emperyalist ABD’nin pratikteki politik temsilcileri; Trump muhafazakâr ya da maço diye, Demokratların daha makûl olduğunu düşünmek dünya politik gerçekliğinden uzaklaşmak anlamına geliyor.
ABD seçimlerinin Türkiye ve mazlum ulusal devletler açısından tek bir anlamı var: seçilen hükümet ne ölçüde savaşa mesafeli duruyor. Bu sorunun cevabı, ihtiyaç duyduğumuz çok kutuplu dünyanın daha geniş ölçüde oluşup oluşmayacağını gösterecek.
“Tutarsızlıklar içerisinde yüzen hükümet ve muhalefet Amerikan yayılmacılığına karşı ülkeyi koruyabilecek maharetten oldukça uzak.”
İşte bizim çıkmazımız bu. Değerli yazınız için teşekkürler sayın Mustafa Özgür Sancar.