CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da partisinin Salihli İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu.
Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Şimdi genel seçimlere gidiyoruz. Bugün Manisa Belediye başkanlarının performanslarının, karnelerinin sunumu var. Ne durumdayım biliyor musun? Ne durumdayım? Oğlunu, kızını okula yollamış, karne günü bütün notlar beş pekiyi, aferin, takdirname ile geliyor çocuk. O durumdayım. Manisa memnun, Salihli memnun, yüzler gülüyor, ilçeler memnun ama bunu sürdüreceğiz. Beni en iyi Manisalı belediye başkanlarım anlıyor. Neden? 2014’te dört belediye kazandık. Balkonlarında, Alaşehir‘deki balkonda, Akhisar’da bir seyyar aracın üzerinde, sesli bir aracın üzerinde ya da Saruhanlı‘da parkın önünde ne konuştuysam bu seçim akşamı onu konuştum ben. ‘Bu bir zafer değil, bir görev’ dedim.
‘Kimseyi küstürmeyeceğiz’ dedim. ‘Davul çalıp da yendiklerimizi mahcup etmeyeceğiz, küçük çocukların uykusunu kaçırmayacağız, herkesi kucaklayacağız, yolumuza devam edeceğiz. Bu dört belediye yarın 14 belediye olacak’ dedim. 14 olmadı, yanıldım. 15 oldu arkadaşlar, 15 oldu. O yüzden bu seçim akşamı söylediklerim, ‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi girdiği ilk genel seçimden de, ilk yerel seçimde olduğu gibi birinci parti çıkacak, iktidar olacak’ dedim. Şimdi o yolda hep beraber ilerliyoruz.
‘KAYYIM’ TEPKİSİ
Ama bir şeyler yaşanıyor Türkiye’de. Ne yaşanıyor?. Bunu Tayyip Bey de görüyor. Adım adım iktidara gidiyoruz. Hele hele belediye memnuniyet sonuçlarını görüyor, asabı hepten bozuluyor. Rakibini görüyor, tehlikeyi görüyor. Buna karşı mertçe, buna karşı siyasi zeminde bir rekabet etmek yerine -ki o bizi bir çok kez bu rekabetleri yaptık ve yendi. Biz sonucuna saygı duyduk ama o saygı duymak yerine bir savcı görevlendiriyor ve milletin seçtiği belediye başkanımıza kayyum atıyor, bizimkine atanan da yanlıştır, bugün Van’da atanan kayyum da yanlıştır. Milletin dediği olur. Belediye başkanlarımızı içeri atıyor. Belediye meclis üyelerimizi içeri atıyor, ‘Efendim geçmişte şu partideymiş bu partideymiş.’ Ben Türkiye İttifakı diye yazı yollamışım, demişim ki, ‘Geçmişte AK Parti’de, MHP’de, İYİ Parti’de, DEM Parti’de görev yapmış, kimi bazı yerde ilçe başkanlığı yapmış, bazı yerde belediye meclis üyesi, bazı yerde kurucular.
Listelerimize Türkiye ittifakı kapsamında bu kesimlerden oy almak için konuluyor, belediye başkanlarımız itiraz ediyor, ‘Yerine şunu koyalım.’ Dedik ki, ‘Böyle bir şey yapamazsınız, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye ittifakı için, İstanbul ittifakı için, İstanbul’da Tuzla ittifakı için, İstanbul’da Beyoğlu ittifakı için farklı görüşleri koymalıyız.’ Bizim listemizde Sayın Aliye Kavaf vardı, AK Parti’de bakanlık yapmış. Şimdi bizde ve en önemli katkıları sağlıyor. Efendim, biz bunlarla ilgili bir yerden kefalet alacak olsam ve nereden alacağım? Mahallesinin bakkalına mı soracağım, ‘Nasıl insan bu?’ diye. ‘Suçu var mı?’ diye. Nereden alacağım kefalet? Devletime güveneceğim.
31 Mart’ta temiz kağıdı istiyorsun, Belediye CHP’den belediye meclis üyesi adayı olsunlar diye. Gittiler, kağıtları getirdiler. Devlet kefil. Çağlayan Adliyesinden kağıt vermişler. ‘Suçu, günahı yok, aday olabilir’ diye. Şimdi işler iyi gidince, iki belediye başkanına saldırdı, üç belediye başkanı yetmedi her belediyeden birer ikişer belediye meclis üyesi toplayıp algı yaratmaya çalışıyor. O arkadaşlar CHP’ye gelmiş, imza atmış, üye olmuş, listemizde yer almışlar, hepsini seviyoruz. Hele hele gelmişler, devletten temiz kağıdı almışlar bir de bunun üzerine arkadaşlara suç icat ediyorlar, bu algı yönetimi de kirli oyunun bir parçasıdır. Kimse bunlara inanmasın, güvenmesin arkadaşlar.
‘TATBİKATA KATILMAYANI SEÇİM GÜNÜ TAŞIMAYACAĞIZ’
Son söyleyeceğim şu, ‘Bizimle normal yollardan yarışmayan kişiye normal yollardan tepki veriyorsun, basın açıklaması yap.’ Yapıyor Enver Başkan. ‘Şurada toplanalım.’ Toplanıyorsunuz. ‘Burada kınayalım.’ Kınıyorsunuz. ‘Miting’ diyoruz, geliyorsunuz. Ama normal mücadele yetmiyor ki, yargı elinde, polis elinde, istihbarat elinde, her şeyi yapmaya çalışıyor. Ne yapacağız? Dedik ki ‘Madem saldırıyorsun bunu bir savaş ilanı kabul ediyoruz, normal mücadeleye yöntemleri yerine artık erken seçim istiyoruz, hakemin millet olduğunu biliyoruz, seçim sandığını gezdiriyoruz’ dedik. Seçim erkense adayı da erken olacak.
Şu anda ilçe başkanlarımız Türkiye’de 182 bin sandığa sandık görevlisi hazırlıyor. Mayıs sonu gibi bir sabah 05.30’da kalkacak bütün sandık görevlileri. Seçim varmış gibi, okula gidecek, okul görevlisinin elindeki şifreyi girecek, temsili sonuç tutanağını alacak, fotoğrafını genel merkeze yollayacak. Tam bir seçim tatbikatı yapacağız. Tatbikata katılmayan askeri, orduya katıp da büyük bir mücadele vereceğimiz seçim günü taşımayacağız. Tatbikata gelenler sandık görevlisi olacaklar, gelmeyenleri değiştireceğiz. Partinin programı hazırlanıyor, onu çok büyük bir görsellikle, çok güçlü bir şekilde tanıtacağız.”
‘ANKETLERDE ÇOK ÖNEMLİ İKİ İSİM VAR’
Ve partinin bir tane de adaya ihtiyacı var. Normalde partilerin genel başkanları doğal aday olabilir ama genel başkan kendi adaysa daha güçlü bir adayı gözü görmeyebilir ya da etrafındakilerin söylemleriyle kendinin çok daha iyi yapacağına inanıp doğal adaylaşır gider. Ben koltuğa oturmadan önce, yeminimi hatırladım. Yeminim şu, ‘Ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini girdiği her seçimde birinci yapacağım. O yemine uygun davrandım, yerel seçimlerde gördünüz. Anketse anket yapıldı, eşit çıkanlara karşı getirildi, sandık koyuldu, size soruldu.
Kadın varsa direkt aday yapıldı, seçimi kazanacak kadın. Gençlerin önü açıldı. Aynı şekilde genel seçimi de doğru yöneteceğiz. Ben aday değilim, partinin bir adayı olacak. Doğru adayı nereden bulacağız? Anketlere bakacağız. Anketlerde çok önemli iki isim var, ikisi de kazanıyor ama oradaki kararı da tek başına sen versen ‘Niye ben değil de o?’ Böyle olunca zaten kurultayda söz vermişim, ‘Cumhurbaşkanı adayını da ön seçimle belirleyeceğiz’ diye.
Bütün üyelerimizin katıldığı bir ön seçim için hatta şubat ayının sonuna kadar, 28 Şubat Cuma’ya kadar kaydolan herkese. Biraz önce Ahmetli’de bir 18 yaşında genç, bir 73 yaşında anne kendiliklerinden gelip üye oldular, rozet taktık. Herkese seçme hakkını veriyoruz. Adayımızı belirleyeceğiz, Tayyip Erdoğan’a ‘Öyle karşıdan oraya buraya saldırma, aday burada, arkasında biz varız’ diyeceğiz. ‘Hodri meydan’ diyeceğiz. ‘Biz arkasındayız, biz belirledik bunu.
‘MANSUR YAVAŞ ‘PARTİYE YÜK OLUR’ DEDİ’
Bu süreçte Mansur Yavaş Başkanımla, Ekrem Başkanımla bir araya geldik, konuştuk. Mansur Başkan ‘Ön seçimde birbirimizle rekabet ister istemez, biz değil ama taraftarlarımız bir şeyler yazar çizer, partiye yük olur. Ben ön seçime girmeyeyim, ön seçimin sonucuna saygı duyayım, görev düşerse görev yapayım, düşmezse zaten seçim kazanılıyorsa mutlu olayım ama ben her zaman partinin emrindeyim ve ne durum olursa olsun, parti kazanması için destekse destek veririz. Bana ihtiyaç olursa da hasarsız ve çalışan bir şekilde mutlaka burada bulunuruz’ dedi.
Ekrem Başkanımız da ona tam bunu destekleyen sözler söyledi. Ben aynı şeyi söyledim ve Türkiye’nin belki de siyasi tarihinin en gülümseten fotoğrafını çektirdik. Hep birlikte karşınıza anlaşarak, el ele, omuz omuza çıktık. Buradan ben Manisa’da sürekli Türkiye’nin dört bir yanından Manisalıların selamını alıyorum. Burada da bir çok arkadaş selam söyledi. Selamlarınızı buradan Ekrem İmamoğlu‘na ve Mansur Yavaş‘a yürekten alkışlarla iletiyorum. İstedikleri kadar saldırsınlar, ne yaparlarsa yapsınlar, eninde sonunda o sandık gelecek. O sandıkta bir kez daha tek adam rejimi değil, demokrasi tercih edilecek.
Güçlü bir Meclis tercih edilecek ve Cumhuriyet Halk Partili bir cumhurbaşkanı ile çok kısa sürede yeniden kurumlarıyla, kurallarıyla, hukukun üstünlüğü ile, bağımsız yargısı ile, güçlü parlamentosu ile yepyeni demokratik bir sistem kuracağız, Türkiye’yi tekrar rayına oturtacağız ve gösterilen istikamete zenginleşen ülkelerin peşine gidip onları aşacağız, Türkiye’deki herkesin, Salihli’deki herkesin yüzünü güldüreceğiz.”