1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Özgür Özel o ismi açıkladı: ‘İBB’ye kayyım yapmaya çalıştılar’

Özgür Özel o ismi açıkladı: ‘İBB’ye kayyım yapmaya çalıştılar’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu tutuklanmadan 8 gün önce gazeteci Sinan Burhan'a bir Cumhur İttifakı genel başkan yardımcısının "İmamoğlu bayramdan önce gözaltına alınacak ve tutuklanacak" diye mesaj attığını söylerken, o kişinin kim olduğunu bildiklerini açıkladı. Tutuklanan gençlere yönelik gözaltı ve tutuklama sürçlerindeki 'kötü muamele'ye de dikkat çeken Özel, "Şahitlikleri unutmadan kapalı zarfa yazın. O enseye basanın, gırtlağına hukuk basacak!" dedi. Özel, AKP'li Adil Karaismailoğlu'nun ise İBB'ye kayyım olarak atanmaya çalışıldığını öne sürdü.

featured

Özel, Saraçhane’de bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Özel’e; İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik eşlik etti.

“İstanbul’un üç kez üst üste seçilmiş büyükşehir belediye başkanı, dünyanın en bilindik metropolünün en bilinen belediye başkanı ve ilçe belediye başkanlarımız, bürokratlarımız, belediye meclis üyelerimiz içerideyken bu bayramı bayram gibi yaşayamayacağımızı ve kutlamayacağımızı ifade etmiştik” diyen Özel, “Burada geçirdiğimiz bir hafta boyunca çok sayıda siyasi partinin genel başkanı ile bayramlaştık” dedi.

‘BİR GENEL BAŞKAN YARDIMCISI, GAZETECİ SİNAN BURHAN’A MESAJ ATTI’

Anka’nın aktardığına göre Özel, açıklamalarında şunları kaydetti:

“Bu zulmü yapan ve zulme hazırlanan iktidar partisi ya da iktidar bloku; Cumhur İttifakı bileşenlerinin üyelerini, oy verenlerini, geçmişte onlara gönül verenleri en sıcak duygularla selamlıyoruz. Ama zulümle iktidarda kalmayı sürdüren o saray aklına, 19 Mart‘ta darbeye kalkışan cuntaya, 23’ünde 15 milyon kişi tarafından püskürtülen darbecilere, onların ittifak ortaklarına ne bayramda ne demokrasi sınırları içinde söylenecek bir söz bulamıyoruz. 11’inde MASAK raporu daha yazılmaya başlamışken MASAK raporu üç aylık rapormuş gibi televizyonlara servis edenlere ve üç aydır olan MASAK raporu diye yalancı bir raporu konuşanlara ve bu süreç içinde canlı yayında televizyon ekranlarında 11 Mart günü Sinan Burhan adlı bir gazeteciye, ‘Siyasi bir kaynağımdan mesaj var’ denen Cumhur İttifakı’nın bir genel başkan yardımcısının -ismi kendinde gizli, ismi tarafımızca malum, mesajı atan biliyor, okuyan biliyor- ‘İmamoğlu bayramdan önce tutuklanacak. Gözaltına alınacak. Kaynağım siyasidir. Gelen mesajı okuyorum’ deyip ‘Gecenin bomba haberi budur’ diyerek 19 Mart’ta yapılacak tutuklamayı, sekiz gün öncesinden bir kanalda ifade ediliyorken ve kaynak Cumhur İttifakı’nın bir genel başkan yardımcısıyken onların bu milletin bayramını zehir edenlere söyleyecek, bayrama yakışır uygun söz yoktur. Hak ettikleri sözler bayramlık ağzımızı açtığımızda söyleyeceğimiz sözlerdir. Hepsini bayramın sonrasına, hukuk zeminine, siyasette onları mahcup ve rezil edeceğimiz, milletin de bugün ayıpladığı gibi bundan sonra da artık dönüp yüzlerine bakmayacağı bir sürece bırakıyoruz.”

İlişkili Haber
thumbnail
İmamoğlu soruşturmasını önceden bilen Sinan Burhan’dan Özel’in açıklamalarına yanıt
Haberi görüntüle

VOLKAN KONAK İÇİN TAZİYE MESAJI

Konuşmasına, dün KKTC’de sahne aldığı sırada fenalaşarak hastaneye kaldırılan ve hayatını kaybeden sanatçı Volkan Konak’a başsağlığı dileyerek devam eden Özel, şunları söyledi:

“İçimiz yanıyor. Volkan Konak müzisyenliğin yanı sıra, ülkemiz için onurlu duruşundan asla taviz vermemiş bir aydındı. Bu süreç ilk başladığında, Ayşe Barım operasyonu, Gezi ile ilgili ifade almalar, ‘Doğru söylemiyorsun’ deyip sanatçıları yalancı şahitlikten 12 yıl öncesine göre cezalandırmaya çalışan o süreç, ‘Acaba sanatçılar üzerinde nasıl bir etki yapacak’ derken ilk ayağa kalkan, ilk başını kaldıran, ilk sahip çıkan kişiydi. ‘Sevgili Ekrem İmamoğlu dostum, futbol oynarken bile hep kaleci oldu. Neden mi? Takım arkadaşlarına arkasını dönmemek için. Hayat boyu centilmenliğinden ve asaletinden ödün vermedi. Ekrem Başkan’a siyasette faul yapanlar utansın. Benim için her zaman çok kıymetli bir dostum olarak kalacaktır ve her zaman yanında olacağım.’ Bayrağı ilk çekmiş, cesaret bayrağını ilk göstermiş sanatçıdır. Sonra, hukuk adalet ve demokrasi için ‘omuz omuza’ diyen sanatçılar imzalarını teker teker vermeye başladıklarında ve toplam şu ana kadar 2 bin 957 sanatçı bu metne imza attığında, bu metne imza koyması için kendisini arayan arkadaşına Volkan Konak yurt dışından, ‘Ben o metne imzamı değil, kalbim basarım’ demiştir. O Volkan Konak’ı kaybettik dün akşam, bu metne imzasını değil kalbini basan Volkan Konak’ı. ‘Acaba sanatçılardan çıt çıkacak mı’ derken bu tweet’i atan Volkan Konak’ı kaybettik. O yüzden acımız çok büyük. Dün vefatından önce sahnede söylüyor: ‘Volkan ağabey, sivri konuşma. Seni içeri atarlar.’ ‘Sen bilmez misin devrimciler korkmaz’ diye cevap veriyor. O korkmayan, son nefesine kadar yılmayan devrimciye, o yol arkadaşımıza, o Ekrem Başkan’ın en samimi destekçilerinden birine Allah’tan rahmet diliyoruz. Volkan Konak’ın yerini nasıl dolduracağız, bilmiyoruz. Ama onu unutmamak, adını yaşatmak ve onun özlediği Türkiye’ye; derelerle, her yaştan gençlerle dost olan, doğayla, çevreyle, hayvanlarla dost olan, insanı seven, insan için yönetilen bir Türkiye’ye kavuşmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

‘HER BİR KOĞUŞ HAKKINDA BİLGİ ALMAYA ÇALIŞTIK’

Özgür Özel, dün, Silivri Cezaevi’ne yaklaşık 8 saatlik bir ziyaret gerçekleştirdiklerini anımsatarak, şöyle konuştu:

“Bu ziyaret sırasında gözaltında tutulan genç arkadaşlarımızı; her cezaevinden iki kadın, iki erkek arkadaşımızı, yine cezaevlerinde bir CHP üyesi olan, bir CHP üyesi olmayan arkadaşımızı; mümkün olduğu kadar oradaki yapıyı temsil eden doğru bir örneklemi ziyaret ederek her bir koğuş hakkında bilgi almaya çalıştık. Berkay’ı ziyaret ettik. ‘Her şey çok güzel olacak’ı bir kez de Silivri cezaevinde karşılıklı birbirimize ifade ettik, moral bulduk. Toplu halde birlikte koğuşlarda kalan arkadaşların Maltepe’deki mitingi gözyaşları içinde, coşkuyla, defalarca ayağa kalkıp alkışlayarak ve o kendilerini burada Ekrem Başkan’a sahip çıkmak için, İstanbul’a sahip çıkmak için, demokrasi ve geleceklerine sahip çıkmak için ortaya koydukları cesaret ve iradenin 2 milyon 200 bin kişinin bulunduğu Maltepe meydanında sahiplenilmesine büyük bir memnuniyet duyduklarını ve bu meydanda hep onlarla konuştuğumuz gibi o meydanı gösterip ‘Miting değil bu, eylem’ diye hep birlikte bağırdıklarını, bunu büyük bir mutlulukla ifade ettiklerini arkadaşlarımız söylediler.

‘HİZBULLAHÇILARI DEĞİL TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ SERBEST BIRAKMASI GEREKİR’

Birlikte kalan, iddianameleri yazılan, cezaevinden mahkeme önüne çıkacak günü belli olan arkadaşlarımız var. Sağlık durumları, moralleri iyi. Biz itirazlarla serbest bırakmalarını, ilk duruşmaya kadar 18-20 gün daha içeride tutulmamaları gerektiğini düşünüyoruz. Ve bayramda Hizbullahçıları yetki kullanıp serbest bırakan Erdoğan’a; Türkiye’nin geçmişini karartan, geleceğini karartmak için de tertip içinde olan canilere değil, ‘Türkiye’nin geleceği aydınlansın’ diyen her biri pırıl pırıl, her biri yetişmiş, hiçbirinin elinde bırakın kan, kir olmayan gençleri Silivri’de tutmanın utancını bunun ne kadar özgüveni düşük, ne kadar kötülük içeren, ne kadar Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu birlik, beraberlik, huzur ortamından kopmuş bir ruh halinde olduğunu bir kez daha kendisine hatırlatıyoruz. Hizbullahçıları değil, Türkiye’nin geleceğini serbest bırakması gerektiğini ifade ediyoruz.

‘DOĞRUDAN PSİKOLOJİK İŞKENCEDİR’

Ancak bazı öğrencilerimiz, cezaevinde koğuşlarda yer olmadığı gerekçesiyle çeşitli koğuşlara ikişerli, hatta kimi tek başına konmuş durumda. Koğuşlarda diğer suçlardan tutuklular, hükümlüler var. Her ne kadar koğuştaki kimseyi ya da cezaevi yönetimini bir konuda suçlayacak, zor durumda bırakacak, olmayan bir şey olmuş gibi gösterecek bir sözü kurmaktan kaçınsak da düşünün ki 18 yaşında gencecik çocukların annesi-babasısınız, kendi çocuğunuz dışında koğuştaki 58 kişi, bir suç türünden dolayı orada. İki genç koymuşsunuz, geri kalan 47 kişi son derece hepimizin dudaklarını uçuklatacak bir suç türünden hükümlü olarak orada. Bu olacak bir iş değildir. Orada gençleri ve aileleri bu psikoloji içinde tutmak doğrudan psikolojik işkencedir. Bu konuda da gerekli bildirimlerimizi, uyarıları yaptık. Bugün bu konuda hızla sonuç alınmasının takipçisi olacağız.

‘KÖTÜ MUAMELENİN, İŞKENCENİN NE AFFI NE ZAMAN AŞIMI OLUR’

Bu öğrencilere ters kelepçe takılarak kötü muamele yapıldı. Bu öğrenciler saatlerce ailelerinin bilmediği yerlerde tutuldu. Tutuklamaya mı sevk edildi, serbest mi bırakıldı bilmeden; gittikleri cezaevi söylenmeden saatlerce bir salonda tutuldular. 60 kişiye dört tane şişe suyu verilip ‘Bu size yeter’ denildi. Kötü sözler, küfürler, kötü muameleler her biri öğrenci tarafından ayrı ayrı rapor ediliyor. Bu rapor edilen yerleri, saatleri biliyoruz, duyuyoruz, bir kenara not ediyoruz. Ters kelepçenin, yatırıp kafaya basmanın, surata tekme atmanın ne olduğunu, nerede yapıldığını ve kimler tarafından yapılmış olabileceğini takip ediyoruz. Bugüne kadar bu milletin evladı olan polisimizi doğrudan hedef gösterecek hiçbir şey yapmadık, sakındık, sakınmaya devam edeceğiz. Ama kötü muamelenin, işkencenin ne affı ne zaman aşımı olur. Bunun için bundan sonra gençlerle karşı karşıya gelecek her kamu görevlisinin, bundan önce karşı karşıya gelinmiş süreçle ilgili dahli ya da bilgisi olanın bu işi takip ettiğimizi bilmesini isterim.

‘YAZILI EMİR VARSA SORUMLUSU EMRİ VERENDİR, YOKSA UYGULAYANDIR’

Hele hele kötü muamele için kanunsuz emir almış, bu emri yazılı istememiş olanlar uyguladıkları taktirde emrin sorumluluğunu bizzat taşırlar. Bundan sonra Anayasa’ya göre kanunsuz emiri uygulamayıp yazılı isteme hakkını tüm emri alanları hatırlatıyorum. Yazılı emir varsa sorumlusu emri verendir, yoksa uygulayandır. Ve geçmişte bunlara şahit olanlar, bugün tarihli bu meseleleri bir kenara yazıp ‘Ben şunu gördüm. Emri bu verdi. Bu çocuğa, bu kötülüğü bu yaptı. Ters kelepçe talimatını bu verdi. Oradaydım ama küfrü şu etti’ diye gerçekleri bir kenara yazıp kapalı zarfın içine alsınlar. Bu kapalı zarfı da emanete aldırsınlar ya da emanet etsinler. Gün gelince sorulduğunda, ‘Ben değildim şuydu. Emri veren şuydu’ derseniz o zaman siz kurtulacaksınız, suçsuzluğunuz ispatlanacak, bu çetenin yaptıkları çorap söküğü gibi ortaya çıkacak. Bu konuda ilgili geçmişte önemli görevler yapmış mülkiye müfettişlerinin, geçmişte önemli soruşturmaları yürütmüş kişilerin yönlendirmeleriyle bu meselenin nasıl üstünde olduğumuzu herkes bilsin.

‘GEÇMİŞE SÜNGER, GELECEĞE TEMİZ SAYFA YOK’

‘Ters kelepçe takın, yatırın yere, orada kalsın’ deyip o enseye basan, surata basanın günü gelince gırtlağına hukuk basacak, hesap soracak. Bu kadar net söylüyoruz. Suç işlemeyen korkmasın. Bundan sonra suça teşvik edilen yazılı emir istesin. Gördüğünüz şahitlikleri unutmadan gün, saat, yer, isim yazarak yazın. Kapalı zarfa koyun. Bu soruşturma seneye değilse öbür sene var. Bundan sonra da gençlere nasıl davranılacaksa hukuk devleti içinde öyle davranacak. Bunun ucunu bırakan, hesabını sormayan asla ve asla biz olmayacağız. Kimse şöyle bir şey düşünmesin: ‘Seçimi kazanacağız. Temiz bir sayfa açtık. Bundan gerisini temizledik.’ Oy veren, üye olan, suçu olmayan korkmasın. Ama bugünlerde zulüm yapan, hakaret yapan, iftira atan, televizyonlarda yalan yorumlar yapan, suçsuz insanlara masumiyet karinesini düşünmeden iftira atan, olmayan delili varmış gibi anlatan, olmayan raporu varmış gibi anlatan yorumcular; öyle ‘geçmişe sünger, geleceğe temiz sayfa’ yok. Bu ülkenin tertemiz vatandaşlarına helalleşmek var, önümüze bakmak var.

‘BELGELERİNİZİ BUGÜNDEN SAKLAYIN’

Devleti suç örgütü gibi yönetenlere, aparatlarına ve bu kirliliğe sessiz kalanlara hukuk devleti içinde sonuna kadar hesap sorulacak. Ve bugün bu darbeyi yapanların bir avuç olduğunu, uzantılarının da kurumlarda üçer beşer olduğunu biliyoruz. O yüzden suça ortak olmayın. Sonunda hesap günü geldiğinde suç işleyenleri ihbar etmek üzere, belgelerinizi bugünden saklayın. O gün tutup ‘Biri demişti ama kim demişti’ demeyin. Bugünden yazın, en güvendiğiniz kişiye emanet edin, bugünün tarihini yazın, o yazının ne zaman yazıldığı karbon testinden gün gibi çıkıyor. Zarfı kapatın, en güvendiğinize teslim edin. Yarın size biri hesap sorarsa zarf getirirler, ‘O günkü ifadesi buydu’ derler. Biz de kabul ederiz.”

’15 BUÇUK MİLYON KİŞİ, 19 MART SİVİL DARBE GİRİŞİMİNİ SOKAKTA BASTIRDI’

Özgür Özel açıklamalarının devamında özetle şunları kaydetti:

“Bundan sonraki sandıksız, gerçek milli irade olmayan sürecin öncesindeki bir reklam filmini göstermeye ve bütün Türkiye’ye de İstanbul’u nasıl sindirdiğini, bastırdığını göstermeye niyetlendi. Onlar adımlarını sıklaştırdıkça biz de sıklaştırdık. Ve aynı gün, aynı noktada buluştuk. Hangimiz daha önce oraya vardı, milletimizin takdirine bırakıyoruz. Ancak 19 Mart darbe girişimini o gün sabah burada, bu sembol mekana gelerek yaptığımız çağrının sonucunda buraya her gün artarak gelen yüz binler, milyonlar bir haftalık Saraçhane dayanışma gece mitingleriyle, ardından 23 Mart günü sandık başına giderek hep beraber ve bütün dünyanın dikkatini buraya çekerek, şaşırtarak bütün dünya basınını peşine takacak şekilde 15 buçuk milyon kişi üyesi olmadıkları bir siyasi partinin ön seçim çağrısına ellerinde bastonlarıyla, çocuklarını taşıdıkları pusetleriyle, karınlarında üç aylık bebeleriyle koştular ve 19 Mart sivil darbe girişimini sokakta bastırdılar.

‘MİTİNGİ BOŞA DÜŞÜRMEK İÇİN İKİ GÜN OLACAK TATİLİ DOKUZ GÜNE ÇIKARDILAR’

Hem Saraçhane gecelerinden ortaya çıkan yüksek enerjiyle hem 23 Mart darbe bastıran 15 buçuk milyon her yaştan vatandaşımızın iradesine saygıdan bu kez çağrıyı 29 Mart günü Maltepe’de bir büyük buluşmayla adayımıza özgürlük ve erken seçim talep ettiğimiz bir mitinge, miting adı altında gençlerin dediği gibi İstanbul’a eyleme, gücünü göstermeye davet ettik. O meydan dolmasın diye beş günlük haftanın sadece iki günü resmi tatilken, ekonominin bir gün daha tatile tahammülü yokken, bu memleketin çalışmaya ihtiyacı varken, kimsenin beklentisi ne devletin de milletin hazırlığı yokken mitingi boşa düşürmek için iki gün olacak tatili dokuz güne çıkardılar. Geçen seneden feribot kuyruklarını, köprü tıkanıklarını, ‘İstanbul boşalıyor. Kimse kalmadı’yı servis edip televizyonlarda, ‘İstanbul boş. Mitingin iptali gündemde’ haberini yandaş kanallara bol bol yaptırdılar.

İBB’YE ADİL KARAİSMAİLOĞLU’NUN KAYYIM OLARAK ATANACAĞI İDDİASI

Üstünlüğün üç bileşeni vardır: Bunlardan bir tanesi ahlaki üstünlük. Onu hiç kaybetmedik, kaybetmeye niyetimiz yok. 55 sabıkası olan gizli tanık; tecavüzden, kadına karşı tacizden, dolandırıcılıktan, rüşvetten sabıkası olan gizli tanıklar ya da birtakım eski AKP müteahhitlerinin iftiralarıyla yürüyen bir süreçte ahlaki üstünlük bizde olmayacak da kimde olacak? Psikolojik üstünlük; bu kadar operasyonla gazeteciyi, akademisyeni, genci sindirmişken; Saraçhane‘ye kayyum yollamak istemişken, adında ‘adil’ olan, eskiden buranın genel sekreteri, Türkiye Cumhuriyeti bakanlık mevkini işgal etmiş, trolden bozma, siyasetçi olamamış birisini, avuçlarını ovuşturup ‘Aman İBB’ye başkan oluyorum…’ Başbakan koydu olmadı, Meclis Başkanı koydu olmadı, bakan koydu olmadı; İstanbullu ‘Çek elini’ dedi. Genel Sekreter Yardımcılığından götürdüğü bir Ulaştırma Bakanı eskisini, yakasına belediye başkanımızın Adıyaman’da yapışıp da sallaya sallaya Adıyaman’dan dışarı savurduğu bir kifayetsiz muhterisi buraya kayyum yapmaya çalıştılar.

‘DÜNYA SİYASİ TARİHİNİN EN BÜYÜK İMZA KAMPANYASINI BAŞLATMIŞ DURUMDAYIZ’

Dün sabah bayram namazını Ekrem Başkan’ın köyünde kıldık ve ilk imzayı da oraya gelen Rukiye Teyze’den aldık. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında CHP’liler ellerinde imza föyleriyle CHP’li üyelerin ulaştıkları hem dayanışma sandıklarına koşmuş 15 milyon hem Türkiye’nin bütün demokratları imza toplayarak, imza atarak bir büyük kampanya yapıyorlar. Dünya siyasi tarihinin en büyük imza kampanyasını başlatmış durumdayız. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında vatandaşlarımızla bayramlaşıyoruz ve imza kampanyamızı yoğunlaştırıyoruz. Bundan sonra CHP, Türkiye’deki seçmenlerin yarısından bir fazlasına ulaşana kadar ‘Adayımı yanımda, sandığımı önümde istiyorum’ diyen Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talep eden kampanyayı sürdüreceğiz. Nasıl kimsenin beklemediği 23 Mart günü, milyonlar kalkıp Ekrem Başkan’a tutuklandığı gün sahip çıkmışsa bugün de imzalarıyla iradelerini ortaya koyup bir sonraki cumhurbaşkanımızın serbest kalmasını ve erken seçim sandığının kurulmasını talep ediyorlar. Biz de bu konuda var gücümüzle onların iradelerini en iyi şekilde yansıtmaları için görülmemiş örgütlülük ve gayretle çalışıyoruz.

‘BİZİ DÜNYAYA ŞİKAYET EDİYOR’ ELEŞTİRİLERİNE YANIT

Bir otoriter popülist liderin demokratik yollardan çıkmadan, şiddete bulaşmadan ama onun gösterdiği şiddete teslim olmadan, bedel ödeyerek, gerekirse hapiste, gerekirse şiddete maruz kalarak ama haklılık zeminini kaybetmeden nasıl geriletildiğini, nasıl durdurulduğunu, nasıl yenildiğini ve demokrasinin nasıl kurulduğunu anlatan bir kitap vardır. O kitap şu an yazım aşamasındadır. O kitabı Türkiye’deki bütün demokratlar yazıyor. Bu kitabın bir yazarı değil, 10 milyonlarca yazarı vardır. Bu kitap yüz milyonlarca, milyarlarca basılacak. Bütün dünyada okunacaktır. Bu kitap yazılırken, kitabı yazılacak bu devinim varken dünya basınının koşup gelmesi, dünyanın ‘Türkiye’de ne oluyor’ demesi kadar normal bir şey yoktur. Buna klasik, koruyucu, kendiyle çelişen ezberlerle ‘Bizi dünyaya şikayet ediyorlar’… Demokratik meseleler bir ülkenin iç meselesi değildir. İnsan hakkı ihlalleri, seçim hakkı ihlalleri, demokrasiye ve insanlığa karşı işlenen suçlarda asla bir ülkenin değil, tüm uluslararası toplumun söz söylemeye hakkı vardır. Japonya’nın yolda trende basılan adalara kadar ulaşan 8 buçuk milyon tirajlı gazetesine de konuştum, Almanlara da İngilizlere de Fransızlara da. Nereyi bulursam konuşuyorum. Anlattığım Türkiye’nin iç meseleleri değildir. Anlattığım Türkiye’deki darbe girişimidir.

AVRUPA’YA SESLENDİ: BU İKTİDARIN SENEYE DEĞİŞECEĞİNİ BİLECEK

Siz Türkiye’de sandığı kaldırmaya kalkacaksınız, sonra Londra’ya koşup Mehmet Şimşek ağzıyla yalancı demokratlık numaraları yapacaksınız. Türkiye’ye, Tayyip Erdoğan rejimine katkı sağlamak isteyen, buranın bir otokrasi olduğunu bilerek katkı sağlasın. Tayyip Erdoğan rejimine siyasi kredi açmak isteyenler, geleceği onunla planlamak isteyenler, Türkiye’de seçmenlerin yüzde 65’inin bu iktidarı değiştirmeye kesin karar verdiğini, yüzde 10’unun bu karara yakın yerde durduğunu bilecekler. Avrupa’da kendi evinde demokrasicilik oynayıp Türkiye’de bir otokrasiye stabilite kazandırıp onu kullanarak ‘Türkiye’yi sığınmacı yuvası yaparız, parasını veririz Suriyelilere baktırırız. Türk ordusunu Avrupa’ya kalkan yaparız’ diyen arkadaş, bu iktidarın seneye değişeceğini bilecek.

‘O İNGİLİZ İŞÇİ PARTİSİ BİR OTOKRATA SESSİZ KALMIŞ OLMANIN KARŞILIĞINI GÖRECEK’

İngiliz İşçi Partisi açıklama yapmış, ‘Türkiye’de demokrasiden yanayız’ diye. ‘Uyan da balığa gidelim’. O İngiliz İşçi Partisi, kendisinin çıkıp, şimdi geriye dönmeye çalıştığı yerde, bir otokrata bir hafta kadar sessiz kalmış olmanın karşılığını Sosyalist Enternasyonal’ın Başkan Yardımcısı sıfatıyla Özgür Özel’den görecek. O zaman sen beni ikna etmeye çalışacaksın. Türkiye’deki demokrasi darbesine sessiz kalmanın bir hata olduğunu.

‘İSTEYEN İLİŞKİ KURSUN’

Türkiye Tayyip Erdoğan’dan büyüktür. Türkiye yurt dışındaki bütün demokratlarla birlikte olacak, Avrupa Birliği sürecini CHP iktidarında başaracak ve Türkiye her şey bittiğinde, düşmanlarının sesinden daha çok dostlarının sessizliğini hatırlayacak. Bugünlerde sessiz kalan bütün dostlara, şunu söylüyorum: Çok insancılız, çok mütevaziyiz, çok iyi ilişkiler içindeyiz ve bundan sonrası için de çok kararlıyız ama bu zor günlerde 18 yaşında çocuklarımız bir gün yatarı olmadığı halde Silivri’ye tıkılırken, seçilmiş İmamoğlu, peşinden koştuğunuz İmamoğlu, yarın da bir randevu için, bir telefon için sıraya gireceğiniz İmamoğlu’na bunlar yapılırken siz bugün hangi tutumdaydınız, dönüp onlara bakacağız. NATO’nun ikinci büyük ordusu, Türk ordusunun, genç nüfusuyla, potansiyeli yüksek ekonomisiyle, gelecekte herkesin koşa koşa yatırım yapacağı bir ülkeyle, lojistik ve jeopolitik üstünlüğüyle, dünyanın turizm açısından, kültür sanat ve tarih açısından en güçlü şehri, en güçlü şehirleriyle, yarın demokratların yönetiminde bütün dünyanın gözdesi olacak bu şehrin ve bu ülkenin gelecek cumhurbaşkanının, gelecekte onunla birlikte kazanmak isteyenlere şunu söylüyorum: Bugünkü iktidar otokrasiye mahkum olmuş bir cunta yönetimidir. Orada duruyor. İsteyen ilişki kursun, isteyen oyun planını ona göre kursun. Güçlü, müreffeh, büyüyen, yürüyen ve gelecek çağın damgasını vuracak Türkiye’nin, demokratik Türkiye’nin dostu olanlara bugün darbe girişimine maruz bırakılmış o günün cumhurbaşkanıyla bugün kurduğunuz ilişki üzerinden bütün meseleyi değerlendireceğiz.”

MAHİR POLAT’IN SAĞLIK DURUMU HAKKINDA AÇIKLAMA

Mahir Polat’ın sağlık durumuyla ilgili soruya yanıt veren Özel, “Mahir Polat’ın sağlık durumu iyiye gidiyor. Ancak Mahir Polat’ın sağlık durumu cezaevi koşullarını kaldırmıyor. Bunun için hızlı bir şekilde Mahir Polat’ın tutukluluk tedbirinin gözden geçirilmesi gerekiyor” dedi.

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. özgür özel seçimden sonra Sarayda rte ile görüşerek ve normalleşme ile çok büyük hata yaptın.
    Türk Milleti çok ağır bedeller ödüyor.
    hemen seçim şart

  2. 31 Mart 2025, 22:55

    5li çete ile iş çeviren ekrem kayyım değil miydi? kirli kurultay dolaplarıyla genel başkan olan sen de kayyım değil misin? ulan aranızda Türk milleti diyen 6 oku savunan kayyım olmayan bir tekiniz var mı?

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!