Recep Tayyip Erdoğan’ın cezaevine girerken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunu devrettiği ve o dönem Erdoğan’ın sağ kolu olarak bilinen Ali Müfit Gürtuna, gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
BirGün’den İsmail Arı’ya konuşan Gürtuna, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının doğru olmadığını söyledi. Kanal İstanbul projesine de ilk günden beri karşı çıktığını ifade eden Gürtuna, “Kanal İstanbul facia getirir” dedi.
‘MİLYARLARCA LİRALIK BİR BEDELİ TOPLUM ÖDEDİ’
Gürtuna’ya yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:
– İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile İBB bürokratlarının tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Tutukluluk bir cezalandırma usulü, yöntemi olmamalı. Tutukluluk istisnai bir durumdur. Şafak vakti bir belediye başkanının evinin çok sayıda polisle basılmasını ve tutuklanmasını doğru bulmuyorum. Sonra kadınlara, çocuklara sirayet edecek boyutlara da yöneldi… Sonuç olarak milyarlarca liralık bir bedeli bu toplum ödemiş oldu. Gerek var mıydı buna? Bence yoktu.
Kamuoyunu ikna edecek bir delillendirme sistemi de ortaya konmamıştır. Gerekli araştırma ciddiyetle yapılıp dosyalar ikmal edilip ondan sonra harekete geçilmemiş, yolda da bulunur (deliller) şeklinde bir süreç işlemiştir… Deliller, gerekçeler inandırıcı nitelikte olmalıdır ki toplum da yapılanlara hak versin.
Sayın Erdoğan, zamanında böyle bir olaya maruz bırakıldığında ben onun yanındaydım, ona karşı oluşturulan adaletsizliğe de karşı durdum.”
‘FAYDASI OLACAK DENİLEN KONULARIN HİÇBİRİ DOĞRU DEĞİL’
– Kanal İstanbul yeniden gündemde. Kanal İstanbul sizce gerekli mi?
“Kanal İstanbul konusu ilk açıklandığı günden beri yakından takip ediyorum. Ciddi araştırmalar yaptım, bilimsel değerlendirmeleri inceledim. Buradaki yaklaşımım politik değil, zaten benim bir partim yok bağımsızım. Bilimsel veriler ve şehircilik ilkeleriyle inceledim.
Sayın İmamoğlu siyaset sahnesinde hiç yokken ben Kanal İstanbul’a karşı duruş sergiledim. 2011’de açıklanmıştı bu konu ve ben duyunca çok irkilmiştim, kaskatı kesilmiştim. Deniyor ki ‘İstanbul Boğazı’nda gemi trafiği artıyor ve bunu rahatlatmamız lazım’ ama bu tez doğru değil. İstanbul Boğazı’ndan geçen gemilerin sayısı artmakta değildir azalmaktadır.
Bunun yanında, ‘Boğaz’dan geçenlerden para alamıyoruz ama kanal yaparsak para alacağız’ diyorlar. Bu toplumun zekasıyla alay etme mertebesinde. Boğaz dururken buradan niye geçsinler. Faydası olacak denilen konuların hiçbiri doğru değildir.
Ayrıca İstanbul’un su kaynakları da ciddi zarar görecektir. Bu pek bilinmez ama İstanbul bitki çeşitliği bakımından çok zengindir. Bu zenginliğe de ciddi zarar verecektir. Tuna Nehri ciddi kirlilik getiriyor ve bu kirlilik Kanal İstanbul ile Marmara Denizi’ne gelebilir. Peki trafiği zaten sıkıntılı olan İstanbul’da ulaşım nasıl sağlanacak? Belki onlarca köprü yapmak gerekecek.
‘KANAL İSTANBUL FACİA GETİRİR’
Başkanlığımın ilk döneminde, 1999’un başında İstanbul’un 25 yılını planladık. O dönem İstanbul’un 10 milyon civarında olan nüfusunun 7-8 milyona indirilmesini ve kentin kalitesini arttırmayı planladık. İstanbul dünyaya örnek bir şehir haline gelecekti.
Ancak bu Kanal dolayısıyla iki, üç milyon belki de beş milyon insan bu bölgeye gelecek. İstanbul’un nüfusu birkaç yıl sonra 30 milyon olacak ama İstanbul’un bunu kaldıracak gücü yok ki. Peki biz bu 30 milyonu nereye sığdıracağız? Hangi ulaşım akslarını hazırlayacağız? Şehircilik açısından da ele aldığımızda bu Kanal bir faciayı meydana getiriyor.
Bunun akılla, mantıklı ve bilimle bir izahı olabilir. Mümkün değil…”
‘100 MİLYAR DOLARI DEPREM İÇİN HARCASAK İSTANBUL KURTULUR’
– Muhalefet Kanal İstanbul’u bir rant projesi olarak nitelendiriyor. Bu görüşe katılıyor musunuz?
“Ekonomik olarak ele aldığımızda da 100 milyar dolar diyorlar maliyet için. 100 milyar dolarlık bir harcamayı, hiçbir faydası olmadığına inandığımız bir projeye mi harcayalım yoksa İstanbul’un depreme dirençli hale gelmesi için mi harcayalım. Deprem için harcasak İstanbul kurtulur. Çünkü İstanbul’un çökmesi demek Türkiye’nin çökmesi demek. Millet, devlet bu projenin bedelini ödeyecek ama ortaya çıkan ranttan küçük bir grup istifade edecek.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz İstanbul Valisi Davut Gül ,
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu,
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Nuri Aslan,
AKP İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan
bazı milletvekilleri partililer ve sanat camiasından birçok kişi ve
başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ,
Türkiye Büyük Millet başkanı Numan Kurtuluş’un taziye dileklerini tüm Türk milleti gördü aleni hiç çekinceleri olmadan kardeşim,dostum çok seviyordumla başlayıp bir de Rahman’dan rahmet diliyolar hadii milleti kandırdınız kutsalımızı,deĝer yargılarımızı ayak altına aldınız pekii siz haşâ Yaradan’ı da mı kandırabileceĝinizi sanıyorsunuz?
aĝzınıza rahmet lafını almaktan çekinmiyorsunuz? siyaset her yerde kimbilir hangi dinde bu rahmet?! terörün siyasi koluna rahmet iner mi? hergün şehidimiz var bu çözüm sürecini telaffuz ettiĝiniz günden bu yanâ õldüren fidanlarımıza kalp krizi geçirdi,araba çarptı vs gibi bahaneler uyduruyorsunuz o bile yalan yetmiyo şehit oldu diyorsunuz madem siz terörle işbirliĝi içindesiniz bunu Türk kimliĝi ve devlet gücüne sıĝınarak yapıp üstüne neslimizi şehit oldu diye cephede siyasete kurban etmekten çekinmiyorsunuz tüm TC kimliĝi ve bu deĝerlerin katkılarını bırakıp daĝa mı çıkarsınız farklı bir coĝrafya mı seçersiniz bu vatandan elinizi çekip terk edin vatanı hakikaten bu tahribatı Haçlılar veremedi bu millete sizin ettiĝiniz zararı ….Türk askeri kimsenin mezesi edilemez yüzsüzce birde şehit oldu deyip milletin dini inançlarıyla dalga geçilemez. Milletin böyle satılık partilere ihtiyacı yok bir kez daha gerçeklerle yüzleşip safını alacaktır. Madem milli duygularınız yok o makamlardan çekilin.
Sen nerelerdeydin “muhterem” yıllardır engin tecrübelerinden bizleri mahrum bıraktın FASULYE DE KENDİNİ NİMETTTEN SAYAR bir halk deyimi var ister istemez hatırlattın sağolasın,.
Sırrı Sürreyya Önder 2011’de Dem ardın Hdp’de Tbmm’nde terörü destekleyen bir siyasi partinin milletvekili olarak 14 yıl boyunca mecliste yer aldı Türk milletinin vergileriyle ödenen maaşla Türk devletine ve milletine silah doĝrultan terörü destekleyen bir siyasi partinin üyesine devlet erkanının taziye dileklerinde bulunup Allah’tan rahmet dilesi nasıl bir fikirdir?
Bu durum, Türk toplumu nezdinde derin bir öfke ve hayal kırıklığı yarattacaĝı kuşkusuz.Milletin temsilcisi sıfatını taşıyan birinin, milletin düşmanlarına destek vermesi, kabul edilemez bir çelişki ve büyük bir problemdir.
Türk devletine ve milletine silah doğrultan teröristlerle mücadele eden şehitlerin ve gazilerin fedakarlıkları, bu tür bir durum karşısında değersizleştirilmiş olur. Onların canları pahasına savunduğu değerlere ihanet edilmiş gibi hissedilir.
Defalarca Öcalan’a duyduğu bağlılığı ve saygıyı ifade etmiş “-siz benimbabamsınız ” demiştir.
Devletin temsilcileri, toplumun ortak değerlerini ve hassasiyetlerini gözetmekle yükümlüdür. Terörü destekleyen birine başsağlığı dilemek, toplumun büyük bir kesiminin vicdanını yaralar ve etik değerlere aykırı bir davranış deĝil midir?
Bir insanın ölümü karşısında hissedilen insani duygu ile terörü destekleyen birinin ölümü karşısında hissedilen toplumsal ve siyasi tepkinin farklı olduĝunu hussediyorum ne sevinç ne hüzün empati kuracak saĝlıklı bir zemin yok lütfen vatan adına siyaset yapanlar terörü legalleştirmeyin bu millet bu ihaneti hak etmiyor…