Aydın Ünal, bugünkü köşe yazısının, “Anayasa’ya giriş” başlıklı bölümünde anayasanın ‘Başlangıç’ kısmını hedef aldı.
Ünal şu ifadeleri kullandı:
“Mevcut Anayasa’nın özünü, ruhunu, felsefesini, zihniyetini özetleyen ‘Başlangıç’ kısmında şu ifadeler yar alıyor: ‘Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda; …’
Mevcut Anayasa, daha ilk cümlelerinden itibaren toplumun belli kesimlerini, hatta çoğunluğunu kenara iteliyor, dışlıyor, ötekileştiriyor ve küçük bir azınlığı temsil eden darbeci birkaç zorbanın sapkın inançlarını tüm ülkeye dayatıyor. Mesela ne demek ‘ölümsüz önder’? Masal mı yazdınız, Anayasa mı?
Geniş bir mutabakatla, daha ilk cümlelerinden itibaren ayrıştıran değil, kucaklayan, birleştiren bir Anayasa yazmak hem büyük ihtiyaç hem de gereklilik. Anayasa’nın teknik maddeleri onarılır, düzeltilir; zaman içinde de yapıldı zaten. Esas önemli olan, Anayasa’nın özgürlükçü ve kucaklayıcı bir ruha sahip olması. Türkiye’yi rahatlatacak, özgürleştirecek ve ekonomisini daha da büyütecek bir Anayasa metni için geç bile kalındı.
…
Üzerinden 43 yıl geçti ve bizim hâlâ komik, aynı zamanda ‘apartheid’ rejimlerini anımsatan bir Anayasamız var. Bu millet bu metni hak etmiyor.”
Emperyalizmin en azgın döneminde, sadece ulus devletler ekonomisini koruyabilir. Dünyadaki tek ulusal devrim liderinin, ölümsüz olarak vurgulanışı da gereklidir.